Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/11977 E. 2012/16284 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
can sigortası↗ hmk 166↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ sigorta tazminatı↗ tahsilde tekerrür↗ infaz↗ mahsup↗ kâr kaybı↗ içtihadı birleştirme kararı↗ havale↗ temerrüt↗ teminat↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı Metro Tur. A.Ş’nin unvanının Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. olarak değiştirildiği, meydana gelen kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, yolcu olan davacının %33 oranında malul hale geldiği, zorunlu koltuk sigortacısının müstakilen teminatla sorumlu bulunduğu, bu tazminatın diğer davalıların sorumlu olduğu miktardan mahsup edilemeyeceği, maddi zararının belirlendiği, aynı zamanda manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle 1.168,00 TL tedavi, 2.444,83 TL geçici iş öremezlik ve 589.252,00 TL iş gücü kaybı toplam 592.864,33 TL’nın davalı ... şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlulukları ve sorumlulukta öncelik sırası ile temerrüt tarihleri dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen dava davalılarından Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 294 ve devamı (mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nun 166 ncı (mülga HUMK’nun 45 nci) maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar. Dolayısıyla ayrı ayrı hükme bağlanmaları zorunludur.
Somut olayda mahkemece kısa kararda birleşen davayla ilgili olarak bir hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararda kısa kararla çelişecek şekilde birleşen davada hüküm kurulmasına yer olmadığı yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulmaması da yanlış olmuştur.
Öte yandan, hüküm infaz edilebilir nitelikte de değildir. Gerekçede açıklandığı üzere, davacının talep edebileceği tazminatlardan mahsubu mümkün olmayan meblağ sigortası mahiyetinde can sigortası tazminatları da mevcuttur. Bu tür sigorta tazminatları bakımından
sorumluluklar hüküm de hiç gösterilmediği gibi, diğer poliçeler bakımından davalı ... şirketlerininin sorumlu olduğu miktarlar açıklanmadan, temerrüt tarihleri belirlenmeden ve varsa sorumlulukta öncelik sırası değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve infazı kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı Birinci Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarına gelince; Davalı vekilinin 21.09.2012 havale tarihli katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10718 E. 2010/1705 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6110 E. 2013/21797 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · iltibas
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin davacının tescilli markaları ile «iltibas» yaratacak şekilde üretimde bulunduğu, eyleminin «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği gerekçesiyle, 3.000 TL maddi ve 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/922 E. 2012/7668 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7046 E. 2012/5187 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sebepsiz zenginleşme
Benzer bu kararda1-Dava, «sebepsiz zenginleşmeye» dayalı alacak istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6725 E. 2013/6058 K.
Ortak:infaz
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hükümsüzlüğün tespiti · iltibas
Benzer bu kararda… n malların mal satım hizmeti kapsamında satılabileceği ve bu hali ile davalının markasının kapsadığı tüm mallar açısından 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi anlamında «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, ayrıca davacıya ait “KOTON + Şekil” ibareli markanın tanınmış marka statüsünde olup kararnamenin 8/4 maddesinde yazılı koşulların gerçekleştiği, ... ... kararının iptali ve davalıya ait markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile ... ...’nun 2011-M-9 sayılı kararının iptaline ve davalıya ait markanın «hükümsüzlüğünün tespiti» isteminin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1520 E. 2013/1818 K.
Ortak:infaz · e-defter
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «bedelsizlik» iddiasının, «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması ve vakıanın ticari defterlerle ispatının mümkün bulunmaması nedeniyle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · ticari defter · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının «bedelsizlik» iddiasının, «ticari defterlerinin» usulüne uygun tutulmaması ve vakıanın ticari defterlerle ispatının mümkün bulunmaması nedeniyle kanıtlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine, asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatının» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda mahkemece kısa kararda “davanın reddine" karar verilmiş, ancak gerekçeli kararda asıl alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatına» da hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/981 E. 2013/8045 K.
Ortak:infaz · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve «infazı» kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · yasal faiz · kusur
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ... ...'nun maddi zararının davadan önce kazaya karışan araçların trafik sigortacılarınca karşılandığı, bu nedenle «maddi tazminat» talebinin yerinde bulunmadığı, murislerinin ölümü nedeniyle davacıların manevi zarara uğradıkları gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı ... için ....000 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı ....000 TL olmak üzere toplam ....000 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin manevi ve maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili ile davalı ... ve davalı ... vekili temyiz etmiştir. ...-Dava, yolcu «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece kısa kararda hüküm altına alınan alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş olmasına karşın gerekçeli kararda, kısa karara aykırı olarak davalılar ... ile ...'un, dava konusu olayda «kusurlarının» bulunmadığı ve hükmolunan tazminatın kusurlu bulunan davalılardan tahsilinin gerektiği açıklanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/11977 E. , 2012/16284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
BİRLEŞEN DAVA
ANKARA 5. ASLİYE TİC. MAHKEMESİ 2002/407 E.
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/04/2010 tarih ve 2001/459-2010/293 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 16/10/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. Pınar Sezgin ile asıl ve birleşen dava davalılarından Birinci Seyahat Taş. Tic. A.Ş. vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davasında müvekkilinin davalıların işleten, malik, sürücü, trafik ve zorunlu koltuk sigortacısı bulunduğu otobüste yolculuk yaptığı sırada meydana gelen kaza sonucu yaralandığını, maddi ve manevi zararının doğduğunu ileri ve ıslah isteminde bulunarak, 1.168 YTL tedavi, 8.158 YTL geçici iş göremezlik ve ile 589.252 YTL sürekli iş göremezlik toplam 598.578 YTL maddi ve 100.000.000.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren reeskont faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Metro Sey. Ltd. Şti. ile ... vekili, aracın malikinin müvekkili ... olduğunu, diğer müvekkilince işletildiğini, bu müvekkiline Metro Tur. A.Ş. şeklinde husumet yönetilemeyeceğini, sürücü davalının kusurunun bulunmadığını, tazminat istemlerinin fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
Diğer davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre, davalı Metro Tur. A.Ş’nin unvanının Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. olarak değiştirildiği, meydana gelen kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, yolcu olan davacının %33 oranında malul hale geldiği, zorunlu koltuk sigortacısının müstakilen teminatla sorumlu bulunduğu, bu tazminatın diğer davalıların sorumlu olduğu miktardan mahsup edilemeyeceği, maddi zararının belirlendiği, aynı zamanda manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle 1.168,00 TL tedavi, 2.444,83 TL geçici iş öremezlik ve 589.252,00 TL iş gücü kaybı toplam 592.864,33 TL’nın davalı ... şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlulukları ve sorumlulukta öncelik sırası ile temerrüt tarihleri dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dışındaki davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen dava davalılarından Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. vekili ile katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen dava, tedavi gideri, geçici iş göremezlik ve sürekli iş göremezlik tazminatı ile manevi tazminat istemine ilişkindir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. 6100 sayılı HMK’nun 294 ve devamı (mülga HUMK’nun 382 ve devamı) maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca düzenlenmiştir. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması, tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi esastır. Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, infaz edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına güven sarsılmış olacaktır. Hatta, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı kararında da kısa karar ile gerekçeli kararın çelişik bulunmasının bozma nedeni sayılacağı içtihat edilmiştir.
Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Başka bir anlatımla, gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK’nun 166 ncı (mülga HUMK’nun 45 nci) maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar. Dolayısıyla ayrı ayrı hükme bağlanmaları zorunludur.
Somut olayda mahkemece kısa kararda birleşen davayla ilgili olarak bir hüküm kurulmadığı halde, gerekçeli kararda kısa kararla çelişecek şekilde birleşen davada hüküm kurulmasına yer olmadığı yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulmaması da yanlış olmuştur.
Öte yandan, hüküm infaz edilebilir nitelikte de değildir. Gerekçede açıklandığı üzere, davacının talep edebileceği tazminatlardan mahsubu mümkün olmayan meblağ sigortası mahiyetinde can sigortası tazminatları da mevcuttur. Bu tür sigorta tazminatları bakımından
sorumluluklar hüküm de hiç gösterilmediği gibi, diğer poliçeler bakımından davalı ... şirketlerininin sorumlu olduğu miktarlar açıklanmadan, temerrüt tarihleri belirlenmeden ve varsa sorumlulukta öncelik sırası değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Bu durum karşısında, gerekçeli kararın kısa karara uygun yazılmaması, asıl ve birleşen davada ayrı ayrı karar verilmemesi ve infazı kabil hüküm tesis edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davalı Birinci Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
3-Davacı vekilinin katılma yoluyla temyiz itirazlarına gelince; Davalı vekilinin 21.09.2012 havale tarihli katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4 ncü maddesi uyarınca süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava davalılarından Birinci Seyahat Taşımacılık Tic. A.Ş. itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığana, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı Birinci Seyahat Taş. Tic. A.Ş.'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 27.824,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden Birinci Seyahat Taş. Tic. A.Ş.'den alınmasına, 16/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064486800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz