Tahkikat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/6428 E. 2010/12449 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tahkikat↗ yetki↗ yetkisizlik kararı↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilli faydalı modellere dayandığı, bu faydalı modellere tecavüz edildiğini iddia ettiği, dosyaların birleştiği, 551 sayılı KHK'nin 137/2. maddesi uyarınca bu tür davalarda davacı ikametgahı veya tecavüzün bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu, davacının tecavüzün nerede gerçekleştiğini dava dilekçesinde açıklamadığı, ikametgahının Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetki sınırları içinde kaldığı, mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yetkili ve görevli Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen davalar, faydalı modellere yapılan tecavüzün tespiti ve maddi durumun ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 45 nci maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini muhafaza ederler. Bu durum karşısında, asıl dava ve birleşen dava mevcut olmasına rağmen tek dava varmış gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, HUMK'nun 388/2. maddesine göre bir kararda bulunması gereken zorunlu unsurlardan biri de tarafların kimlikleridir. O halde, gerekçeli kararda birleşen davanın davalısının kimliğine yer verilmemesi de yanlış olmuş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet | Tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2906 E. 2013/20316 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dosya masrafı · haksız rekabet
Benzer bu karardadava, «haksız rekabete» dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanıp kabul ve reddedilen kısımlar ayrı ayrı gösterilerek vekalet ücretleri ve «masrafların» da buna göre belirlenmelidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10051 E. 2011/15327 K.
Ortak:tahkikat
İncelediğiniz karardaBu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır.
Benzer bu karardaBu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · mirasçılık · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak ve davalı ...'in 08.04.2009 tarihinde vefat etmesi nedeniyle «mirasçıları» davaya «dahil» edilerek önceki verilen kararda manevi tazminattan BK' nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılması bu oranın Yargıtay 11.
Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretlerinin» ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, asıl davada taleple bağlı kalınarak 300 TL. maddi, 750 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise kabulü ile 180.000 TL. «maddi tazminatın» 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.02.2009 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Hukuk Dairesi tarafından uygun bulunması karşısında, davacının «maddi tazminat» talebinden de BK. nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 135.225 TL. maddi tazminat ile 750 TL. manevi tazminatın 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/8099 E. 2007/10479 K.
Ortak:tahkikat · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… melerinin yetkili olduğu, davacının tecavüzün nerede gerçekleştiğini dava dilekçesinde açıklamadığı, ikametgahının Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin «yetki» sınırları içinde kaldığı, mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde yetkili ve «görevli» Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır.
Benzer bu kararda… ar ve tüm dosya kapsamına göre, 5846 sayılı Yasa'nın 5 ve 13. maddeleri uyarınca televizyon programının eser mahiyetinde bulunduğu, bu yasadan doğan uyuşmazlıklarda «ihtisas» mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar …
Bu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtisas mahkemesi · yargılama giderleri · yargılama gideri · görevsizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu kararda… ar ve tüm dosya kapsamına göre, 5846 sayılı Yasa'nın 5 ve 13. maddeleri uyarınca televizyon programının eser mahiyetinde bulunduğu, bu yasadan doğan uyuşmazlıklarda «ihtisas» mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar …
Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretlerinin» ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
O halde, asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı vekalet ve «yargılama giderine» hükmediimemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/6428 E. , 2010/12449 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/01/2009 tarih ve 2008/50-2009/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, asıl ve birleşen davalarında davalıların, adına tescilli faydalı modellere tecavüz ettiklerini ileri sürerek, bu durumun tespitine ve maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, asıl davada yetkili mahkemenin davacının ikametgahının bulunduğu yer Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, birleşen davada ise, davalının ikametgahı yer Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davaların esastan reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilli faydalı modellere dayandığı, bu faydalı modellere tecavüz edildiğini iddia ettiği, dosyaların birleştiği, 551 sayılı KHK'nin 137/2. maddesi uyarınca bu tür davalarda davacı ikametgahı veya tecavüzün bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu, davacının tecavüzün nerede gerçekleştiğini dava dilekçesinde açıklamadığı, ikametgahının Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin yetki sınırları içinde kaldığı, mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle mahkemenin yetkisizliğine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde yetkili ve görevli Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Asıl ve birleşen davalar, faydalı modellere yapılan tecavüzün tespiti ve maddi durumun ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.
HUMK'nun 45 nci maddesine göre ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların tahkikat safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır. Davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini muhafaza ederler. Bu durum karşısında, asıl dava ve birleşen dava mevcut olmasına rağmen tek dava varmış gibi hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, HUMK'nun 388/2. maddesine göre bir kararda bulunması gereken zorunlu unsurlardan biri de tarafların kimlikleridir. O halde, gerekçeli kararda birleşen davanın davalısının kimliğine yer verilmemesi de yanlış olmuş, kararın bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1046451400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz