Teslim tarihi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1780 E. 2011/10436 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teslim tarihi↗ halefiyet↗ sorumluluk davası↗ ziya↗ sigorta sözleşmesi↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ taşıyan↗ hasar↗ eksik inceleme↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen hasarın halefiyet ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin rücu davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın teslim tarihinin belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15701 E. 2013/333 K.
Ortak:teslim tarihi · sorumluluk davası · ziya · sigorta sözleşmesi · hak düşürücü süre · taşıyan · eksik inceleme · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın «teslim tarihinin» belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, «hak düşürücü süre» mahiyetinde olup, anılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» hakkı düşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma «rizikolarına» karşı «teminat» altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına «teslim tarihi» tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir.
2- Dava, «nakliyat sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, davalı «taşıyıcı» tarafından TTK’nın 1067. maddesine dayalı olarak «hak düşürücü süre» savunmasında bulunulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · riziko · rücuen tazminat · taşıyıcı · temerrüt faizi · temerrüt · teminat
Benzer bu kararda2- Dava, «nakliyat sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, davalı «taşıyıcı» tarafından TTK’nın 1067. maddesine dayalı olarak «hak düşürücü süre» savunmasında bulunulmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 6.835,14 USD’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma «rizikolarına» karşı «teminat» altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına «teslim tarihi» tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/4215 E. 2017/2829 K.
Ortak:halefiyet · ziya · rücu · hak düşürücü süre · taşıyan · hasar · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Dava, taşıma «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasarın» «halefiyet» ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “«halefiyet»-«rücu» yoluyla açılanlar «dahil»” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zıya · tedbirin kaldırılması · taşıtan · münhasırlık · dosya masrafı · dahili dava
Benzer bu karardaDava, deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasar» nedeniyle gemi üzerine konulan «tedbiri kaldırabilmek» için davacı «taşıyan» tarafından yük ilgilisine yapılan ödeme, bekleme süresi içerisinde yapılan ekstra liman ücreti, yakıt «masrafı» ve sair masrafların yükün ambalajının uygun şekilde yapılmaması nedeniyle davalı gönderen-«taşıtandan» tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “«halefiyet»-«rücu» yoluyla açılanlar «dahil»” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/8772 E. 2011/7971 K.
Ortak:teslim tarihi · halefiyet · sorumluluk davası · ziya · rücu · hak düşürücü süre · taşıyan · hasar · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Dava, taşıma «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasarın» «halefiyet» ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAnılan Yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» taşıyanlar arasındaki «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi «ziya» veya «hasar» halinde yükün «teslimi» ile başlar.
Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde «teslim tarihinin» gerektiğinde konusunda uzman «bilirkişi incelemesi» ile tesbit edilip, bundan sonra «hak düşürücü sürenin» geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · bilirkişi incelemesi · zamanaşımı · ibraz
Benzer bu kararda2-Ayrıca, davacı vekili, geminin mali mesuliyet sigortacısı (P&I Clup) British Marine’ye 31.03.2008 tarihinde başvurulduğunu ve bir aylık süre uzatım talebinde bulunulduğunu, bu firma adına Richard Linacre tarafından 01.04.2008 tarihinde müvekkilinin talebi gibi bir aylık süre uzatımına «muvafakat» edildiğinin bildirdiğini iddia etmiş ve dosyaya bu belgenin tercümesini «ibraz» etmiştir.
Burada «zamanaşımı» süresi söz konusu olmadığından «rücu» davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur.
Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde «teslim tarihinin» gerektiğinde konusunda uzman «bilirkişi incelemesi» ile tesbit edilip, bundan sonra «hak düşürücü sürenin» geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/17150 E. 2014/10508 K.
Ortak:teslim tarihi · sorumluluk davası · ziya · rücu · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın «teslim tarihinin» belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşımanın davacı tarafından «ibraz» edilen belgelerden de anlaşıldığı üzere 20/01/2010 tarihli «konşimentoya» göre yapıldığı ve konşimentoda gemi adının HANJIN VİENNA gemisi olduğunun belirtildiği, yükün gümrük özet beyanlarından da anlaşıldığı gibi 11/02/2010 tarihinde tahliye edilmiş ve mal sahibi tarafından da «teslim» alınmış olduğu, TTK'nın 1067. maddesinde " Malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içerisinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından doğan her türlü dava hakkının sona erdiği" düzenlemesinin yer aldığı, eşyanın tesliminden itibaren Şubat 2012 tarihinde TTK 1067'de belirtilen 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, «teslim tarihinin» «ordinoda» belirtilen ve teslim almak için belirtilen «son» gün olan 11/03/2010 tarihinin kabul edilmesi halinde dahi 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17/08/2012 tarihinde dava açıldığı, TTK 1067. maddede düzenlenen hak düşürücü sürenin «taşıyıcılar» arasındaki «rücu davalarına» da uygulanacağı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin «taşıyan» olmadığını, ve kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, dava konusu taşıma akdinin 2010 yılında meydana geldiğini ve 19.02.2010 günü yükün «teslimi» ile sona erdiğini, taşıma akdinin 6762 sayılı TTK'nın hükümlerine tabi olması gerektiğini, 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icab eden tarihten itibaren 1 yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyanın aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü mesuliyet davasının düşeceğinin belirlendiğini,buna göre davanın süresi içerisinde açılmadığını savunarak davanın reddine karar veri …
İcra Müdürlüğü'nün 2012/11657 Esas sayılı dosyasından «infaz» edildiğini, TTK'nın 787/2 maddesine göre «taşıyıcı sorumlu» olmadığı taşıma fiilinden dolayı tazminat verir ya da bu yüzden aleyhine bir «sorumluluk davası» açılırsa taşıyıcı doğrudan doğruya kendisinden önce gelen taşıyıcıya yahut esasen sorumlu olmaları gereken aradaki taşıyıcılara «rücu davası» açabileceğinin belirlendiğini, müvekkilinin davalının sorumlu olduğu taşıma zararını ödemek durumunda kaldığını, belirterek 2.491 TL'nin 29.06.2012 tarihi itibariyle «avans faizi» ile davalıdan «rücuen tahsiline» karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ordino · taşıyıcı sıfatı · fiili taşıyıcı · rücu davası · üst taşıyıcı · i̇i̇k 308/b · taşıtan · konşimento
Benzer bu karardaMahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu taşımanın davacı tarafından «ibraz» edilen belgelerden de anlaşıldığı üzere 20/01/2010 tarihli «konşimentoya» göre yapıldığı ve konşimentoda gemi adının HANJIN VİENNA gemisi olduğunun belirtildiği, yükün gümrük özet beyanlarından da anlaşıldığı gibi 11/02/2010 tarihinde tahliye edilmiş ve mal sahibi tarafından da «teslim» alınmış olduğu, TTK'nın 1067. maddesinde " Malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren 1 yıl içerisinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından doğan her türlü dava hakkının sona erdiği" düzenlemesinin yer aldığı, eşyanın tesliminden itibaren Şubat 2012 tarihinde TTK 1067'de belirtilen 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, «teslim tarihinin» «ordinoda» belirtilen ve teslim almak için belirtilen «son» gün olan 11/03/2010 tarihinin kabul edilmesi halinde dahi 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 17/08/2012 tarihinde dava açıldığı, TTK 1067. maddede düzenlenen hak düşürücü sürenin «taşıyıcılar» arasındaki «rücu davalarına» da uygulanacağı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, «üst taşıyıcı» tarafından «fiili taşıyıcı sıfatı» ile davalıya karşı açılmıştır.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 07/05/2013 tarih ve 2012/«308»-2013/146 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; müvekkilinin «taşıyıcı sıfatı» ile İstanbul 1.
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2013 NUMARASI : 2012/«308»-2013/146 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 52.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın «teslim tarihinin» belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/1780 E. , 2011/10436 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 22/10/2009 tarih ve 2008/235-2009/348 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili tarafından emtia nakliyat sigorta poliçesiyle sigortalanan iplik emtiasının davalı tarafından denizyoluyla taşınması esnasında hasarlandığını ve bedelinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 10.742,00 TL’nin davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin taşıyıcı sıfatının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taşıma sigorta sözleşmesinden kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen hasarın halefiyet ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin rücu davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın teslim tarihinin belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/09/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031528400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz