Rücu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15701 E. 2013/333 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': ['6102/1067']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teslim tarihi↗ nakliyat sigortası↗ sorumluluk davası↗ ziya↗ sigorta sözleşmesi↗ riziko↗ rücuen tazminat↗ hak düşürücü süre↗ taşıyıcı↗ temerrüt faizi↗ taşıyan↗ eksik inceleme↗ temerrüt↗ teminat↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 6.835,14 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, nakliyat sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalı taşıyıcı tarafından TTK’nın 1067. maddesine dayalı olarak hak düşürücü süre savunmasında bulunulmuştur.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetinde olup, anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası hakkı düşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma rizikolarına karşı teminat altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına teslim tarihi tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin hak düşürücü sürede davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir. Oysa, mahkemece davaya konu emtianın denizyolu, demiryolu ve karayolu ile yapılan taşıma sonucu alıcısına teslim edildiği tarihin tam olarak belirlenerek, davalı tarafın savunması üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1780 E. 2011/10436 K.
Ortak:teslim tarihi · sorumluluk davası · ziya · sigorta sözleşmesi · hak düşürücü süre · taşıyan · eksik inceleme · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaDairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, «hak düşürücü süre» mahiyetinde olup, anılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» hakkı düşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma «rizikolarına» karşı «teminat» altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına «teslim tarihi» tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir.
2- Dava, «nakliyat sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkin olup, davalı «taşıyıcı» tarafından TTK’nın 1067. maddesine dayalı olarak «hak düşürücü süre» savunmasında bulunulmuştur.
Benzer bu karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın «teslim tarihinin» belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:halefiyet · rücu · hasar
Benzer bu karardaDava, taşıma «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasarın» «halefiyet» ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Anılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, «hak düşürücü süre» mahiyetinde olup, anılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» hakkı düşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma «rizikolarına» karşı «teminat» altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına «teslim tarihi» tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin «hak düşürücü sürede» davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir.
Oysa, mahkemece davaya konu emtianın denizyolu, demiryolu ve karayolu ile yapılan taşıma sonucu alıcısına «teslim» edildiği tarihin tam olarak belirlenerek, davalı tarafın savunması üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15701 E. , 2013/333 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/09/2011 tarih ve 2009/34-2011/405 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline nakliyat sigorta sözleşmesi ile sigortalı emtianın davalı tarafından ...’den ...’ye taşınması sırasında alıcısına hasarlı olarak teslim edildiğini, hasar bedelinin müvekkili tarafından sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, 7519,00 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile 6.835,14 USD’nin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, nakliyat sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, davalı taşıyıcı tarafından TTK’nın 1067. maddesine dayalı olarak hak düşürücü süre savunmasında bulunulmuştur.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK’nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetinde olup, anılan yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası hakkı düşeceği öngörülmüştür.
Somut olayda, davacı tarafından taşıma rizikolarına karşı teminat altına alınan emtia davalı tarafından karma olarak denizyolu, demiryolu ve karayolu ile taşıması üstlenilmiş olup, mahkemece davaya konu emtianın nihai alıcısına teslim tarihi tam olarak belirlenmeden davalı vekilinin hak düşürücü sürede davanın açılmadığına ilişkin savunması reddedilmiştir. Oysa, mahkemece davaya konu emtianın denizyolu, demiryolu ve karayolu ile yapılan taşıma sonucu alıcısına teslim edildiği tarihin tam olarak belirlenerek, davalı tarafın savunması üzerinde durularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/246068400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz