Zıya
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/4215 E. 2017/2829 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': ['6102/1067']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zıya↗ tedbirin kaldırılması↗ taşıtan↗ halefiyet↗ ziya↗ münhasırlık↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ taşıyan↗ dosya masrafı↗ hasar↗ dahili dava↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “halefiyet-rücu yoluyla açılanlar dahil” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen hasar nedeniyle gemi üzerine konulan tedbiri kaldırabilmek için davacı taşıyan tarafından yük ilgilisine yapılan ödeme, bekleme süresi içerisinde yapılan ekstra liman ücreti, yakıt masrafı ve sair masrafların yükün ambalajının uygun şekilde yapılmaması nedeniyle davalı gönderen-taşıtandan tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı taşıyan, davalısı ise taşıtan konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zıya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir. Bu hüküm münhasıran taşıyan aleyhine açılan ve malın ziya ve hasarına dayanan tazminat davalarında uygulanır. Başka bir deyişle ziya ve hasar şeklinde tecelli etmeyen zararlarda anılan hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadı Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile somut uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmayan 6762 sayılı TTK'nun 1067. maddesi hükmü uyarınca hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/348 E. 2013/153 K.
Ortak:zıya · ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Başka bir deyişle «ziya» ve «hasar» şeklinde tecelli etmeyen zararlarda anılan hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadı Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile somut uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmayan 6762 sayılı TTK'nun 1067. maddesi hükmü uyarınca «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaDava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, tüm dosya kapsamına göre, taşımanın Temmuz 2008 yılında gerçekleştirildiği, davanın 25/03/2011 tarihinde açıldığı, buna göre TTK'nun 1067. maddesi kapsamında 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu, bu hususun mahkemece re'sen nazara alınacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Buna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakdüşürücü süre · geç teslim · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaBuna göre, somut uyuşmazlıkta, emtianın «geç teslimi» dolayısıyla maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olmakla, TTK'nun 1067. maddesi kapsamında «hakdüşürücü sürenin» dolduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile, hükmün davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinin» geç ifası sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de, TTK'nun 1067. maddesinde ''Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.'' düzenlemesi getirilmiş olup, madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere düzenlemenin yalnızca emtianın «ziya» ve hasarından kaynaklanan davalara ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9094 E. 2014/15985 K.
Ortak:ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Başka bir deyişle «ziya» ve «hasar» şeklinde tecelli etmeyen zararlarda anılan hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadı Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile somut uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmayan 6762 sayılı TTK'nun 1067. maddesi hükmü uyarınca «hak düşürücü süre» yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Teslim tarihinden itibaren bir yıl içerisinde icra dairesine müracaatta bulunulması halinde TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» içerisinde mahkemeye müracaat şartı gerçekleşmiş olur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen alacak · sigorta poliçesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava; «nakliyat sigorta poliçesiyle» sigortalanan emtealar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerden kaynaklı «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Mahkemece bahsi geçen icra dosyası da değerlendirilerek davanın «hak düşürücü sürede» açılıp açılmadığının tespiti ile sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaYukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1780 E. 2011/10436 K.
Ortak:halefiyet · ziya · rücu · hak düşürücü süre · taşıyan · hasar · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “«halefiyet»-«rücu» yoluyla açılanlar «dahil»” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı «taşıyan», davalısı ise «taşıtan» konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen «hak düşürücü süre» nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların «tesliminden» (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların «zıya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir.
Bu hüküm «münhasıran» «taşıyan» aleyhine açılan ve malın «ziya» ve «hasarına» dayanan tazminat davalarında uygulanır.
Benzer bu karardaAnılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Dava, taşıma «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasarın» «halefiyet» ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, emtianın içinde bulunduğu geminin 05.07.2007 tarihinde tahliye limanına ulaştığı ve dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tarihi · sorumluluk davası · sigorta sözleşmesi · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, açıklanan hususlar gözetilerek, davaya konu emtianın «teslim tarihinin» belirlenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Dava, taşıma «sigorta sözleşmesinden» kaynaklanan uluslararası deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen «hasarın» «halefiyet» ilkesine dayanılarak rücuan tahsili istemine ilişkindir.
Anılan yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/4215 E. , 2017/2829 K.
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada erilen 14.06.2012 tarih ve 2011/484-2012/150 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09.05.2017 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin göndereni olduğu, 26.02.2009 tarihli konşimento tahtında taşıması gerçekleştirilmiş olan 7692 adet paket içerisinde çimento yükünün yüklendiğini, geminin tahliye limanında yükü tahliyeye başladığında yükün ambalajı sağlam görünmesine rağmen, yolculuk şartlarına karşı koyabilecek şekilde olmadığı, taşımaya konu bu tür yük bakımından yetersiz olduğu, bu nedenle hasar oluştuğunun anlaşıldığını, yükte meydana gelen hasarın yetersiz ambalajdan kaynaklandığının sörvey raporları ile tespit edildiğini, gemisi üzerine ihtiyati tedbir konulduğu ve yükün yetersiz ambalajlanması nedeniyle yükte meydana gelen hasar sebebiyle müvekkilinin gemiyi kurtarmak için yük ilgililerine yapılan ödemeler, bekleme süresi içerisinde yapılan ekstra liman ücreti, yakıt masrafı ve sair masraflar olmak üzere yaklaşık 1.745.791,67 USD zarara uğradığını, tüm bunlardan davalının sorumlu olduğunu, davalı tarafça ödeme yapılmaması üzerine yevmiye sayılı ihtarnamesinin gönderildiğini, bugüne kadar ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 USD'nin 25.09.2009 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilince malın teslim edildiği günden bu yana geçen süre dikkate alındığında davacının talepleri yönünden hak düşürücü sürenin gerçekleştiğini, yüklemenin tam ve eksiksiz olarak yapıldığını, taşıma konusu malın standartlara uygun şekilde sağlam, taşımaya ve boşaltmaya elverişli olarak ambalajlandığını, malın teslim edildiği sırada hasarlı olduğu konusunda yasal süre içerisinde yapılmış bir ihbar bulunmadığını, temiz konişmento belgesi alınmakla müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, davacı tarafça keşide edilen ihtarnameye itiraz ettiklerini, ihtarname tebliğinin hak düşürücü süre ve zamanaşımı süresini kesecek bir işlem olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, deniz taşımacılığında yükte meydana gelen eksilmelere ilişkin tüm davaların “halefiyet-rücu yoluyla açılanlar dahil” TTK'nın 1067 maddesi uyarınca bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiği, davanın bir yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, deniz taşıması sırasında yükte meydana gelen hasar nedeniyle gemi üzerine konulan tedbiri kaldırabilmek için davacı taşıyan tarafından yük ilgilisine yapılan ödeme, bekleme süresi içerisinde yapılan ekstra liman ücreti, yakıt masrafı ve sair masrafların yükün ambalajının uygun şekilde yapılmaması nedeniyle davalı gönderen-taşıtandan tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere işbu davanın davacısı taşıyan, davalısı ise taşıtan konumunda olup mahkemece yazılı gerekçe ile davanın 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ise de anılan madde “Malların tesliminden (Madde 1066, fıkra 1, cümle 1) veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine malların zıya veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.” hükmünü düzenlemektedir. Bu hüküm münhasıran taşıyan aleyhine açılan ve malın ziya ve hasarına dayanan tazminat davalarında uygulanır. Başka bir deyişle ziya ve hasar şeklinde tecelli etmeyen zararlarda anılan hükmün uygulanma olanağı bulunmamaktadı Bu itibarla mahkemece işin esasına girilerek uyuşmazlığın çözümlenmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile somut uyuşmazlığa uygulanma olanağı bulunmayan 6762 sayılı TTK'nun 1067.
maddesi hükmü uyarınca hak düşürücü süre yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/359379400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz