Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/8772 E. 2011/7971 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'bir yıllık', 'kanun': ['6102/1067', '6102/1361']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
deniz ticaret hukuku↗ teslim tarihi↗ deniz ticareti↗ navlun sözleşmesi↗ rücuan tazminat↗ halefiyet↗ sorumluluk davası↗ navlun↗ ziya↗ rücu↗ muvafakat↗ hak düşürücü süre↗ bilirkişi incelemesi↗ taşıyan↗ hasar↗ eksik inceleme↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ teslim↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK'nun 1361. maddesi gereğince halefiyet ilkesine dayanılarak açılan Rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan Yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine
malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin taşıyanlar arasındaki rücu davalarında da gözetilmesi gerekir. Burada zamanaşımı süresi söz konusu olmadığından rücu davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur. Doktrinde de aynı görüş hakimdir. (Bkz. Çağa - Kender, Deniz Ticaret Hukuku, Navlun Sözleşmesi, 6. Bası, İst.2001 C.2, S.204). TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi ziya veya hasar halinde yükün teslimi ile başlar. Son gün resmi bir tatil günü ise bu tatili izleyen işgünü çalışma saatine kadar süre uzar.
Dava konusu olayda, mahkemece, taşımanın 01.04.2007 tarihinde tamamlandığı davanın ise 02.05.2008 tarihinde açıldığı belirtilerek davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sürenin hesabında önemli olan yukarıda açıklandığı üzere taşımanın tamamlanması değil, yükün teslim tarihidir. Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde teslim tarihinin gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi incelemesi ile tesbit edilip, bundan sonra hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Ayrıca, davacı vekili, geminin mali mesuliyet sigortacısı (P&I Clup) British Marine’ye 31.03.2008 tarihinde başvurulduğunu ve bir aylık süre uzatım talebinde bulunulduğunu, bu firma adına Richard Linacre tarafından 01.04.2008 tarihinde müvekkilinin talebi gibi bir aylık süre uzatımına muvafakat edildiğinin bildirdiğini iddia etmiş ve dosyaya bu belgenin tercümesini ibraz etmiştir. TTK’nun 1067. maddesindeki süre taşıyan lehine konulmuş bir hükümdür. Bu süre kısa tutulmuş ve bu surette taşıyanın daha fazla süre borç altında bırakılması yasa koyucu tarafından uygun görülmemiştir. Buna karşılık bu sürenin uzatılması olanaklıdır. Ancak, TTK’nun 1067. maddesindeki bu süre, aynı yasanın 1116. madde ile buyurucu hüküm haline konulmadığı hallerde hem uzatılabilir ve hem de kısaltılabilir. Bu itibarla mahkemece açıklanan hususlarda da konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen sürenin yasaya uygun şekilde uzatılıp uzatılmadığının tesbiti ile sonucuna göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8215 E. 2013/13034 K.
Ortak:zamanaşımı · teslim · i̇i̇k 72/son · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAnılan Yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» taşıyanlar arasındaki «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Burada «zamanaşımı» süresi söz konusu olmadığından «rücu» davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur.
TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi «ziya» veya «hasar» halinde yükün «teslimi» ile başlar.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu taşımanın 24.06.2009 tarihinde başladığı, emtianın alıcıya 16.07.2009 tarihinde «teslim» edildiği, davalı ...Ş. aleyhine takip başlatılmadığından dava tarihi itibariyle TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen 1 yıllık sürenin dolduğu, davalı .... aleyhine süresi içinde takip başlatıldığı, davalının itiraz «dilekçesinin tebliğ» edildiği 09.03.2010 tarihinde başlayan 1 yıllık süre içerisinde davanın açılmamış olması nedeniyle bu davalı yönünden de «zamanaşımının» gerçekleştiği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizin 25.01.2013 tarihli kararı ile sonucu itibariyle doğru olduğundan HUMK'nın 438/«son» maddesi uyarınca onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9388 E. 2012/11357 K.
Ortak:hak düşürücü süre · taşıyan · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan Yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» taşıyanlar arasındaki «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık «hak düşürücü sürede» açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, «hak düşürücü süre» mahiyetindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, bilirkişi raporunda takibin «hak düşürücü süre» geçmeden önce başladığı, icra takibinin dava açılmış sayılması için yeterli olduğu ve takip tarihinin dava tarihi sayılacağından dolayı davanın süresinde açıldığı …
Dava, Nakliyat Emtia Sigorta Poliçesine dayalı ödenen tazminatın, davalı «taşıyandan» tahsili için yapılan icra takibine olan itirazın iptali davasıdır.
Mahkemece Dairemizin kararları emsal gösterilmek suretiyle TTK 1067. maddesinde mahkemeye müracaat ibaresinin dava açmak olarak yorumlandığı, davacının TTK 1067. maddesine göre süresinde dava açmayıp, takip yapmasının yeterli olmadığı gerekçesiyle, 1 yıllık «hak düşürücü süre» içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9094 E. 2014/15985 K.
Ortak:ziya · hak düşürücü süre · taşıyan · eksik inceleme · teslim · dava şartı · hak düşürücü süre
İncelediğiniz karardaAnılan Yasa maddesinde, malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, «taşıyan» aleyhine malların «ziya» ve hasarından dolayı her türlü «sorumluluk davası» açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, «hak düşürücü sürenin» taşıyanlar arasındaki «rücu» davalarında da gözetilmesi gerekir.
Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde «teslim tarihinin» gerektiğinde konusunda uzman «bilirkişi incelemesi» ile tesbit edilip, bundan sonra «hak düşürücü sürenin» geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik inceleme» ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi «ziya» veya «hasar» halinde yükün «teslimi» ile başlar.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa uygulanması gereken 6762 sayılı TTK'nın 1067. maddesine göre malların «tesliminden» veya teslim edilmiş olmaları icabeden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracat edilmediği takdirde «taşıyan» aleyhine malların «ziya» veya hasarından dolayı her türlü mesuliyet davası hakkı düşer.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davaya konu emtiaların 24.05.2011 tarihinde davacının sigortalısı tarafından «teslim» alındığı, davacı tarafından yükün tesliminden itibaren bir yıllık «hak düşürücü süre» sonrasında 08.03.2013 tarihinde davanın açıldığı, somut olayda 6102 sayılı TTK'nın 1188. maddesinin uygulanılması halinde dahi davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir.
Mahkemece bahsi geçen icra dosyası da değerlendirilerek davanın «hak düşürücü sürede» açılıp açılmadığının tespiti ile sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekirken «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nakliyat sigortası · rücuen alacak · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava; «nakliyat sigorta poliçesiyle» sigortalanan emtealar nedeniyle sigortalıya yapılan ödemelerden kaynaklı «rücuen alacak» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/8772 E. , 2011/7971 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Denizcilik İhtisas Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesi’nce verilen 03.02.2009 tarih ve 2008/147 - 2009/34 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 28.06.2011 gününde davacı avukatı ..... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline sigortalı dava dışı Arcelor Commercial SA.’nın Romanya’da mukim Automobile Dacia SA.’ya otomobil üretiminde kullanmak üzere toplam ağırlığı 541,290 metrik ton olan 50 koli çelik levha ve 17 parça çelik bobin sattığını, bu malların satıcı adına Türkiye’de yerleşik dava dışı Borçelik A.Ş. tarafından Dacia’ya gönderilmek üzere 30.3.2007 tarihinde Gemlik Limanında İDİL-1 gemisine yüklendiğini, geminin 02.04.2007 tarihinde boşaltma limanı Köstence’ye vardığını, yükün taşıma sırasında hasarlandığını, hasarın 03.04.2007 tarihinde davalıya bildirildiğini, toplam 39.317,03 Euro’nun müvekkilinin sigortalısına ödendiğini ileri sürerek, anılan miktarın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, geminin 2.4.2007 tarihinde varma limanına vardığını, hasarın 03.04.2007 tarihinde müvekkiline ihbar edildiğinin iddia edilmesine rağmen böyle bir ihbarın yapılmadığını, davanın ise 02.05.2008 açıldığını, bu şekilde davanın hak düşürücü sürede açılmadığını savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, TTK'nun 1361. maddesi gereğince halefiyet ilkesine dayanılarak açılan Rücuan tazminat istemine ilişkindir. Dairemizin kökleşen uygulaması uyarınca, TTK'nun 1067. maddesinde öngörülen bir yıllık dava açma süresi, hak düşürücü süre mahiyetindedir. Anılan Yasa maddesinde, malların tesliminden veya teslim edilmiş olmaları icap eden tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye müracaat edilmediği takdirde, taşıyan aleyhine
malların ziya ve hasarından dolayı her türlü sorumluluk davası açma hakkının düşeceği öngörülmüş olup, niteliği gereği, hak düşürücü sürenin taşıyanlar arasındaki rücu davalarında da gözetilmesi gerekir. Burada zamanaşımı süresi söz konusu olmadığından rücu davalarında zamanaşımının ödeme tarihinden itibaren başlaması kuralının uygulanma yeri yoktur. Doktrinde de aynı görüş hakimdir. (Bkz. Çağa - Kender, Deniz Ticaret Hukuku, Navlun Sözleşmesi, 6. Bası, İst.2001 C.2, S.204). TTK’nun 1067.maddesinde düzenlenen süre, kısmi ziya veya hasar halinde yükün teslimi ile başlar. Son gün resmi bir tatil günü ise bu tatili izleyen işgünü çalışma saatine kadar süre uzar.
Dava konusu olayda, mahkemece, taşımanın 01.04.2007 tarihinde tamamlandığı davanın ise 02.05.2008 tarihinde açıldığı belirtilerek davanın TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen bir yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, sürenin hesabında önemli olan yukarıda açıklandığı üzere taşımanın tamamlanması değil, yükün teslim tarihidir. Bu itibarla mahkemece davaya konu yükün TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen şekilde teslim tarihinin gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi incelemesi ile tesbit edilip, bundan sonra hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Ayrıca, davacı vekili, geminin mali mesuliyet sigortacısı (P&I Clup) British Marine’ye 31.03.2008 tarihinde başvurulduğunu ve bir aylık süre uzatım talebinde bulunulduğunu, bu firma adına Richard Linacre tarafından 01.04.2008 tarihinde müvekkilinin talebi gibi bir aylık süre uzatımına muvafakat edildiğinin bildirdiğini iddia etmiş ve dosyaya bu belgenin tercümesini ibraz etmiştir. TTK’nun 1067. maddesindeki süre taşıyan lehine konulmuş bir hükümdür. Bu süre kısa tutulmuş ve bu surette taşıyanın daha fazla süre borç altında bırakılması yasa koyucu tarafından uygun görülmemiştir. Buna karşılık bu sürenin uzatılması olanaklıdır. Ancak, TTK’nun 1067. maddesindeki bu süre, aynı yasanın 1116.
madde ile buyurucu hüküm haline konulmadığı hallerde hem uzatılabilir ve hem de kısaltılabilir. Bu itibarla mahkemece açıklanan hususlarda da konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak TTK’nun 1067. maddesinde düzenlenen sürenin yasaya uygun şekilde uzatılıp uzatılmadığının tesbiti ile sonucuna göre hak düşürücü sürenin geçip geçmediğinin belirlenerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1029207600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz