Haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5438 E. 2024/1664 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basın özgürlüğü↗ gereksiz yere incitici açıklama↗ haksız çıkan taraf↗ katılma yoluyla istinaf↗ kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ kötüleme↗ hükmün kesinleşmesi↗ ticari itibar↗ pasif husumet ehliyeti↗ kişilik hakları↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ illiyet bağı↗ ziya↗ husumet ehliyeti↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ ticari faiz↗ ek prim↗ dürüstlük kuralı↗ pasif husumet↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ sulh↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ ilan↗ kusur↗ haksız rekabet↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/151 E., 2019/213 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.’nin sahibi olduğu Sabah Gazetesinin 10.12.2014 günlü nüshasında davacı şirkete ait Sözcü Gazetesinin logosu kullanılarak ve hedef gösterilerek “Hem Yalancı Hem Tetikçi” şeklinde sürmanşet atıldığı ve devamında da “Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi" alt başlığına yer verildiği, haberin devamında ise “Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı”, “Yalanın Sözcüsü” başlıkları, Sözcü Gazetesi’nin 09.12.2014 tarihli ilk sayfa görüntüsü ve imtiyaz sahibi ...’ın fotoğrafının kullanıldığını, "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu. Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi’nin Akıl Almaz İftira ve Yalanları... Önceki Gün Manşetinde Algı Operasyonu Yaparak... İftirasını Atan Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu... Sahtekarlık Yaptı. Okurlarını Aldattı.” şeklinde ibarelerin yinelendiğini, davacıya karşı haber adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile husumetinin bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların kötüleme ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan basın özgürlüğünün mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete son verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin sulh ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve basın özgürlüğü dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan şikayet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ-Kur prim borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca kötüleme ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı olmadığı, yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerek haber içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunmadığı, her iki gazetenin yaptığı haberler nazara alındığında, eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yapmış olduğu haberde, müvekkil şirketin yayın sahibi olduğu Sözcü Gazetesi için, “Hem Yalancı Hem Tetikçi/Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi/Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı/Yalanın Sözcüsü/Paralel ittifakın sol kanadı Sözcü, baltayı taşa vurdu. Paralel yapının sol ayağı Sözcü Gazetesi’nin akıl almaz iftira ve yalanları... Önceki gün manşetinde algı operasyonu yaparak… iftirasını atan Sözcü, baltayı taşa vurdu… sahtekarlık yaptı. Okurlarını aldattı.” gibi ifadeler yer aldığını, ifadelerin asılsız olduğunu, müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirme çabasının açık olduğunu, müvekkilinin sahtekarlık, yalan ve iftira ile anılarak topluma karşı algı operasyonu yapılmaya çalışıldığını, Sözcü okurlarına, kendilerinin okudukları gazete aracılığı ile aldatıldıkları hissi vererek okuma oranlarının azaltılmasının hedeflendiğini, davalının hedefine ulaştığını, uyuşmazlık konusu haberin yayınlandığı hafta (öncesi ve sonrası haftalara göre) Sözcü Gazetesi tirajının düştüğünü, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yapılan yayınlarla Sözcü Gazetesi’nin kurumsal kimliğini hedef alındığını, Sözcü Gazetesi’ni paralel yapının bir parçası olmakla suçlandığını, ancak haberin içeriğinde bununla ilgili bir belgeye yer verilmediğini, etik dışı bir habercilik yapıldığını, yayınlarında da ağırlıklı olarak paralel yapıyı eleştiren ve buna karşı çıkan bir tavır sergilemekte olan Sözcü Gazetesi'ne getirilen “Paralel İttifakın Sol Kanadı” tanımlamasının haberin içeriğine değil, kurumsal kimliğine getirilmiş bir suçlama olduğunu, küçük düşüren ağır eleştiriler olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının hitap ettiği okuyucu kitlesi ve davalının yapmış olduğu haberin üslubu dikkate alındığında, Sabah Gazetesi tarafından yayınlanan haberin ifade ve basın özgürlüğünü aşan ve Sözcü Gazetesinin kurumsal kimliğini hedef alan nitelikte olduğu hususlarının belirlendiğini, yayın sonrası müvekkilinin tirajında azalma olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, verilen kararla müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının göz ardı edilerek karar verildiğini, haksız rekabetin bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ardından tiraj kaybı nedeniyle oluşan zararın tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisinin sorumlu olduğunu, ...'ın Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olması nedeniyle zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın, dava konusu haberin yayınlandığı Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olduğu ve dava dilekçesinde bu sıfatla davalı gösterildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı ilamında belirlendiği üzere; davalının genel yayın yönetmeni olduğu, davalı şirkette pay sahibi olmadığı, bu nedenle 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesindeki sorumluluk halleri dikkate alındığında maddi ve manevi zararlardan sorumlu olmadığı gibi, haksız rekabet oluşturan eylemlerin şirketçe yapılması nedeniyle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği davalının dava konusu haberinde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacı gazetesinde yapılan haberin gerçek dışı olduğunu dair vurgu haksız rekabet oluşturmayacağı, ancak, bu haber verilirken kullanılan ve eleştirilen haberin boyutlarını aşarak davacının ticari ve kurumsal kimliğini terör örgütü FETÖ-PYD ile ilişkili gösteren ve sürekli yalan haber yapan bir gazete gibi gösteren "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi ", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü" ibarelerinin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlandığı üzere, başkalarını ve onların iş ürünlerini, ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelik taşıdığı kanaatine varıldığı, nitekim davacı şirketin açtığı benzer nitelikteki iddialara dayalı bir davaya ilişkin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı kararıyla, haksız rekabetin yasal şartlarının oluştuğuna karar verildiği, bu nedenle davalı şirkete ait gazetede kullanılan "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü " ibarelerinin haksız rekabet oluşturması nedeniyle, davalı şirket aleyhindeki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilân edilmesine de karar verilebileceği, somut olayda, davacı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmakla, eylemin basın yoluyla yapılmış olması dikkate alınarak, kararın ilân edilmesinin, davacının ticari ve kişiliğine ilişkin haklarının korunması açısından gerekli olduğu kanaatine varıldığı, davacının, davalı şirkete yönelik maddi tazminat isteminin değerlendirilmesinde; ulusal düzeyde yayın yapan ve yüksek tiraja sahip davacıya ait Sözcü Gazetesi'nin çeşitli haftalardaki satışlarında küçük dalgalanmalar bulunduğu, yayının yapıldığı hafta davacının tirajında yaşanan ve bilirkişi tarafından ortalama 629 adet olarak tespit edilen azalmanın, davalının haberi nedeniyle meydana geldiğinin kanıtlanmadığı, yani davalı gazetede çıkan dava konusu haber ile bu miktardaki tiraj düşüklüğü arasında illiyet bağı bulunduğu hususunun kanıtlanmadığı, davacının, davalı şirket aleyhindeki manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, haksız rekabet hallerinde 6102 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca manevi tazminata karar verilebileceğinin düzenlendiği, anılan Kanun'un 58 inci maddesinde, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi bulunduğu, somut olayda, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin, haksız rekabetin tespitine ilişkin kararının ilanına da karar verildiğinden ve davacının ticari itibarının tamiri açısından ilanın yeterli görüldüğünden, davacının ayrıca manevi tazminat talep etmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, karar özetinin ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; haksız rekabete yönelik tespite rağmen müvekkilinin mağduriyetini giderecek oranda maddi ve manevi tazminata karar verilmediğini, müvekkilinin haklı bulunmasına rağmen, kabul edilmeyen tazminat talepleri yanında karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretleri nazara alındığında, müvekkilin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğinin, kararda müdahalenin men'ine karar verilmiş ancak bu kararın nasıl uygulanacağı dahi açıklanmadığını, 8 yıl öncesine ait haberler hakkında verilen kararın ilânının müvekkilin uğradığı zararı gidereceği kanaatine varıldığını, zarar, kusur, illiyet bağı, fiil unsurlar ile maddi ve manevi tazminat koşullarının sağlanmış olması, bilirkişi raporu ile de bu hususların tevsik edilmiş olmasına rağmen tazminat isteminin reddine karar verildiğini, maddi zararın tazminin mümkün olmadığı durumlarda hakimin takdir yetkisine göre makul tazminat miktarına karar vermesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu haberlerin haksız rekabet teşkil edip etmediğine ilişkin çelişkili görüşü, kararın hatalı tesisine sebebiyet verdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere gazete haberlerinin gerçeği yansıtmasının yanında, veriliş şeklinin de ölçülü olması gerektiğini, müvekkil şirketin yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacının yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yer alan haberin gerçek dışı olduğuna dair vurgu yapılması haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu Sözcü Gazetesinin sahibi ...'ın da aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suç isnadı ile İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama neticesinde haber içeriğinin ne kadar gerçek ve kamuoyunu aydınlatma amacına hizmet eder nitelikte olduğunu ispatlar nitelikte bir karar tesis edildiğini, adli bir makamının yaptığı inceleme ve değerlendirme neticesinde Sözcü Gazetesinin kamuyu aydınlatma görevinden ziyade FETÖ ile ilgili algı yürütme faaliyetleri içerisinde bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, müvekkilinin yayın organı olan Sabah Gazetesinde verilen haberin ölçülü olmadığı, dolayısı ile davacının ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğu gerekçesi ile haberin hukuka aykırı olduğuna dair verilen kararın hatalı olduğunu, kararının, Ağır Ceza Mahkemesince verilen hüküm de göz önünde bulundurularak bozulması gerektiğini, dava konusu yazının yayınlanmasından çok sonra verilecek mahkeme hükmünün uygulanması halinde artık güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından yayınlamanın herhangi bir yarar sağlamayacağını, gerekçeli kararın 9 no.lu maddesinin (b) bendinde vekâlet ücretine her ne kadar 5.000,00 TL olarak hükmedilmiş ise de, karar tarihinde geçerli olan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İstinaf edilmeyip kesinleşen kısımlar temyiz edilemez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3073 E. 2024/5656 K.
Ortak:haksız rekabet · dava şartı
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti, önlenmesi, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile «husumetinin» bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların «kötüleme» ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan «basın özgürlüğünün» mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete «son» verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini t …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın «görevsiz» mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin «sulh» ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve «basın özgürlüğü» dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan «şikayet» hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla «haksız rekabet» unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında «illiyet bağı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… ket adına imtiyaz sahibi ... olduğunu, davalıya ait Takvim Gazetesi'nin müvekkillerin sahibi olduğu Sözcü Gazetesi'ni küçük düşürmeye, marka değerine zarar vermeye, «ticari itibarını» sarsmaya yönelik olarak 29.12.2013, 27.01.2014, 03.02.2014, 02.02.2014, 01.02.2014 tarihli sayılarında davaya konu haberler yayınlandığını, haberlerle müvekkili gazeteye, okuyucu ve kamuoyu gözünde itibar kaybettirmeye çalışıldığını, müvekkillerine ait gazetenin logosunu da kullanmak suretiyle yapılan haberlerin «haksız rekabet» oluşturacak şekilde Sözcü Gazetesi okuyucu kitlesini yanıltmak maksadıyla yapıldığını, dava konusu haberde müvekkili şirkete ait gazetenin Fetullah Gülen yanlısı olarak lanse edilmeye çalışıldığını, davalılarla aralarında devam eden davaların da haberlerin gerçeğe aykırılığını kanıtlamaya yeterli olduğunu, bahsi geçen haberlerin haksız rekabet teşkil ettiğini ve müvekkili şirketin «kişilik haklarına» ağır şekilde zarar verildiğini belirterek dava konusu haksız rekabet ve manevi haklara tecavüz teşkil eden yayınlar nedeniyle haksız rekabetin tespiti ve men' ine, her bir haber için ayrı ayrı 40.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, kararın en yüksek tirajlı iki gazetede ve Takvim Gazetesi'nde ve takvim.com.tr isimli sitede «masrafı» davalılardan alınarak «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… kuka aykırı olarak nitelendirilebilecek bir söylem bulunmadığı gibi davalı gazetenin haber içeriğinin hukuka aykırı olduğunu iddia eden davacı tarafından bu noktada «ispat külfetinin» yerine getirilemediği, gazetede yayınlanan haber içeriğinde muhabir ile ... ... arasında geçtiği belirtilen konuşmaların verildiği, Sözcü gazetesine yönelik bir ifade kullanılmadığı, bu hali ile «haksız rekabet» teşkil ettiğinden söz edilemeyeceği; 03.02.2014 tarihli sayıda "cemaatin sözcüsü kim" başlığı ile verilen haberde anılan haber içeriğinin de Sözcü gazetesi muhabiri ile ... ... arasında geçtiği belirtilen konuşmanın ses kayıtlarına dayalı olduğu, ses kayıtlarının içeriğinin davacı tarafından gereken avansın yatırılmaması nedeniyle denetlenemediği, haber içeriğinde Sözcü gazetesinin ve muhabirinin yapmadığı bir haberden bahsedildiği, gerek haber içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunmadığı, eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; 27.01.2014 tarihli sayıda "hocanın sözcüsü" başlığı altındaki haber içeriğinde Sözcü gazetesinin Fetullah Gülen'e ait sarayları haber yapmamasının eleştirildiği, ancak bu eleştiri yapılırken, gazetenin Fetullah Gülen'in sözcüsü olduğu, skandalı unutturma görevini üstlendiği, cemaat medyasını solladığı, Fetullah Gülen'in sözcüsü kesildiği, darbe girişimi karşısında üç maymunu oynadığı, cemaatin yasa dışı faaliyetlerine arkasını döndüğü, beslendiği kaynakların merak konusu olduğu ifadelerine yer verildiği, yapılmayan bir haber nedeni ile kullanılan bu ifadelerin haber verilişinin gerektirmediği tahkir edici bir dil olarak kabul edilmesi gerektiği, kullanılan dil ve ifade yapılan niteleme ve yorumun haber verilişinin gerektirdiği ve zorunlu kıldığı biçim ve ölçüde olmadığı, bu itibarla eleştiri kapsamında değerlendirilemeyeceği; yine 02.02.2014 tarihli sayıda "kim bu sözcü muhabiri" başlığı altındaki haber içeriğinde Sözcü gazetesi muhabirinin görüşmelerinin haber yapılmamasının eleştirildiği, ancak haber yapmama sonucunda davacı gazetenin cemaat ile yakınlığı, cemaat medyasından daha fazla Fetullah Gülen'i savunduğu, cemaatin yayın organı olduğuna dair fikrin güçlendiği yönünde eleştiri kapsamında değerlendirilemeyecek amacını aşan gereksiz yere incitici değer yargılarına yer verildiği, yapılmayan bir haber nedeni ile kullanılan bu ifadelerin haber verilişinin gerektirmediği biçim ve ölçüde olduğu, davalı şirkete ait gazetede yapılan 27.01.2014 ve 02.02.2014 tarihli yayının, davacı şirketin yayınladığı Sözcü Gazetesi'ne yönelik olarak haksız rekabet oluşturacak yayın niteliğinde bulunduğu; buna mukabil 29.12.2013, 01.02.2014 ve 03.02.2014 tarihli yayınların gerek içerik olarak gerek ispat külfeti bağlamında, haksız rekabet teşkil ettiğinin ortaya konmadığı gerekçesiyle davacının 29.12.2013, 01.02.2014 ve 03.02.2014 tarihli yayınlar nedeniyle açtığı davanın reddine, davacının 27.01.2014 tarihli "Hocanın sözcüsü" başlıklı ve 02.02.2014 tarihli " Kim bu sözcü muhabiri" başlıklı yayınlar nedeniyle açtığı davanın kısmen kabulü ile her bir haber için ayrı ayrı takdiren 30.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalı Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş'den tahsili ile davacı ...ye verilmesine, fazla istemin reddine, kararın tirajı en yüksek iki gazetede «masrafı» davalıdan alınarak «ilanına», davacı ... tarafından açılan davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Haksız rekabetin tespiti | Haksız rekabetin tespiti | Men'i | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5315 E. 2024/7474 K.
Ortak:basın özgürlüğü · gereksiz yere incitici açıklama · kötüleme · ticari itibar · kişilik hakları · illiyet bağı · ticari faiz · pasif husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile «husumetinin» bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların «kötüleme» ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan «basın özgürlüğünün» mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete «son» verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini t …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın «görevsiz» mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin «sulh» ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve «basın özgürlüğü» dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan «şikayet» hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla «haksız rekabet» unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında «illiyet bağı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu» haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ-Kur «prim» borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca «kötüleme» ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» kötülemek «dürüstlük kuralına» aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı o …
Benzer bu kararda… üçük düşürme aracı olarak kullanılamayacağını, bunların gazete okuyucularına duyurularak gazetenin itibarının sarsılamayacağını, bunların ayrıca dile getirilmesinin «ticari itibarı» sarsma gayesi ile yapıldığını, TTK 55/1/a-1 maddesinde «haksız rekabet» hâlleri arasında "Başkalarını veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» «kötülemek»" hali sayıldığını, huzurdaki dava konusu haberlerde de, beyanların kötüleme ve küçük düşürme gayesi ile yazıldığını, üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını ve . …
… nın okuyucunun dikkatini habere çekmek amacı ile çarpıcı başlık ve ifadeler kullanmasının bir gazetecilik tekniği olması ve yazı içerikleri incelendiğinde davacının «ticari itibarına» ve «kişilik haklarına saldırı» niteliğinde olmadığı, takiben «basın özgürlüğü» kapsamında olduğu, kullanılan sözlerin ve yazı içeriğinin kişilik haklarına saldırı niteliğinde ve «haksız rekabet» kapsamında kabul edilemez olduğu anlaşılmakla istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Gazetesi hakkında yanlış, yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülendiğini», eylemin «haksız rekabet» hali teşkil ettiğini, davalıların hukuka ve kanunlara aykırı bu eyleminin, «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğunu ve gazetecilik faaliyeti göstermekte olan iki şirket arasında haksız rekabete yol açtığını, her ne kadar gerek Anayasa'da gerekse de 5187 sayılı Basın Kanunu'nda basının özgür olduğu vurgulanmış olsa da, bu özgürlüğün mutlak bir özgürlüğü ifade etmeyeceğini, «kişilik haklarının saldırıya» uğrayanın bu saldırıyı önleme ve saldırı nedeniyle uğradığı zararları dava edebileceğinin kabul edildiğinin ileri sürülmüş TTK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · nemalandırma · objektif iyi niyet kuralı · ticari itibarın zedelenmesi · kişilik haklarına saldırı · haksız eylem · pasif husumet yokluğu · yargılama giderleri
Benzer bu karardaGazetesi hakkında yanlış, yanıltıcı ve incitici beyanlarla «kötülendiğini», eylemin «haksız rekabet» hali teşkil ettiğini, davalıların hukuka ve kanunlara aykırı bu eyleminin, «objektif iyi niyet kurallarına» aykırı olduğunu ve gazetecilik faaliyeti göstermekte olan iki şirket arasında haksız rekabete yol açtığını, her ne kadar gerek Anayasa'da gerekse de 5187 sayılı Basın Kanunu'nda basının özgür olduğu vurgulanmış olsa da, bu özgürlüğün mutlak bir özgürlüğü ifade etmeyeceğini, «kişilik haklarının saldırıya» uğrayanın bu saldırıyı önleme ve saldırı nedeniyle uğradığı zararları dava edebileceğinin kabul edildiğinin ileri sürülmüş TTK.
… hangi bir ifade, isnat ya da anlatım tarzı bulunmadığını, somut bir fiil veya olgu isnat edilmesinin söz konusu olmadığını, davacı tarafından dava konusu haberlerin «ticari itibarı zedeleyen» «haksız rekabet» teşkil eden içerdiği iddia edilse de haberlerde bahsi geçen konuyu yansıtan konu ile uyumlu bulunan haber başlıklarının sırf dikkat çekici ve ilgi uyandırıcı şekilde hazırlanmış olmasının yayını hukuka aykırı kılmayacağı haberlerin kamuoyuna en etkileyici ve okuyucuyu habere yönlendirici şekilde verilmesinin zorunluluk olduğunu, dava konusu yayının gerçeklik güncellik kamu yararı ve toplumsal ilgi, konu ile ifade arasında düşünsel bağlılık kurallarına bağlı kalınarak hazırlandığı, bu nedenle davada haksız rekabetin maddi ve manevi tazminat şartlarının oluşmadığı, davacının öncelikle uğramış olduğu zarar ile davalı şirket tarafından yapılan haberler arasındaki «illiyet bağının» ispatının gerektiği, haberlerin davacı hakkında ortaya çıkan iddiaların ardından yapıldığının göz önünde bulunmasının gerektiğini savunarak Ergun Diler'in pasif dava «ehliyeti» yokluğundan davanın reddini, davanın esastan reddine, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini istemiştir.
Gazetesi tarafından hükümeti yıpratmak adına algı operasyonu yapıldığının doğru olmadığını, hele ki bunun cemaat lehine yapılıyor oluşunun kesinlikle doğru olmadığını, davalıların bu iddiaları ile ... okurları üzerinde algı operasyonu yapılarak okunma oranını etkileme, «ticari itibarı» sarsma ve «haksız rekabetle» «nemalanma» çabası içinde olduklarını, gazetenin yayın politikasının cemaat lehine geliştiğinin iddia edildiğini, ...
Gazetesi'nin ulaştığı okuyucu kitlesini gazeteden uzaklaştırmayı hedeflediğini, davalıların bu «haksız eylemi» ile aynı zamanda bir «tacir» olan davacının ve sahibi olduğu ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15029 E. 2015/801 K.
Ortak:kişilik hakları · uyuşmazlık konusu · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile «husumetinin» bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların «kötüleme» ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan «basın özgürlüğünün» mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete «son» verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini t …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu» haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ-Kur «prim» borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca «kötüleme» ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» kötülemek «dürüstlük kuralına» aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı o …
… kurlarına, kendilerinin okudukları gazete aracılığı ile aldatıldıkları hissi vererek okuma oranlarının azaltılmasının hedeflendiğini, davalının hedefine ulaştığını, «uyuşmazlık konusu» haberin yayınlandığı hafta (öncesi ve sonrası haftalara göre) Sözcü Gazetesi tirajının düştüğünü, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yapılan yayınlarla Sözcü Gazetesi’nin kurumsal kimliğini hedef alındığını, Sözcü Gazetesi’ni paralel yapının bir parçası olmakla suçlandığını, ancak haberin içeriğinde bununla ilgili bir belgeye yer verilmediğini, etik dışı bir habercilik yapıldığını, yayınlarında da ağırlıklı olarak paralel yapıyı eleştiren ve buna karşı çıkan bir tavır sergilemekte olan Sözcü Gazetesi'ne getirilen “Paralel İttifakın Sol Kanadı” tanımlamasının haberin içeriğine değil, kurumsal kimliğine getirilmiş bir suçlama olduğunu, küçük düşüren ağır eleştiriler olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının hitap ettiği okuyucu kitlesi ve davalının yapmış olduğu haberin üslubu dikkate alındığında, Sabah Gazetesi tarafından yayınlanan haberin ifade ve «basın özgürlüğünü» aşan ve Sözcü Gazetesinin kurumsal kimliğini hedef alan nitelikte olduğu hususlarının belirlendiğini, yayın sonrası müvekkilinin tirajında azalma olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, verilen kararla müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının göz ardı edilerek karar verildiğini, «haksız rekabetin» bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ardından tiraj «kaybı» nedeniyle oluşan zararın tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı taraflar «husumet itirazında» bulunmuş iseler de; devir ve devir alan sıfatı ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 15. maddesi gereği tüm tarafların sorumlu olduğu, davacıya ait resimlerin 01.07.2010, 08.07.2010 ve 26.07.2010 tarihlerinde davacı ile ilgisi olmayan haberlerde, davacı ile ilgisi olmayacak şekilde kullanıldığı, umuma yayma için izin alınmadığı, bu şekilde ...'in 86. maddesine aykırı hareket edildiği ve anılan maddedeki «yetki» sınırlarının aşıldığı, bu nedenle davacının «kişilik haklarına» zarar verildiği gerekçesiyle, ... m.86, Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri uyarınca, fotoğrafların nitelikleri ve «hakkaniyet» gereği davanın kısmen kabulü ile, 12.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, diğer taleplerden vazgeçildiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davalı ...'nin «uyuşmazlık konusu» fotoğrafların yayınlandığı tarihte internet haber sitesinin işleticisi olmasına ve eylemin 5846 sayılı ...in 86. maddesine aykırılık oluşturmasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Ancak, «uyuşmazlık konusu» kullanım ''...." adlı internet haber sitesinde gerçekleşmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet itirazı · hakkaniyet · yetki · yönetim kurulu kararı · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davalı taraflar «husumet itirazında» bulunmuş iseler de; devir ve devir alan sıfatı ile 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 15. maddesi gereği tüm tarafların sorumlu olduğu, davacıya ait resimlerin 01.07.2010, 08.07.2010 ve 26.07.2010 tarihlerinde davacı ile ilgisi olmayan haberlerde, davacı ile ilgisi olmayacak şekilde kullanıldığı, umuma yayma için izin alınmadığı, bu şekilde ...'in 86. maddesine aykırı hareket edildiği ve anılan maddedeki «yetki» sınırlarının aşıldığı, bu nedenle davacının «kişilik haklarına» zarar verildiği gerekçesiyle, ... m.86, Borçlar Kanunu ve Medeni Kanun hükümleri uyarınca, fotoğrafların nitelikleri ve «hakkaniyet» gereği davanın kısmen kabulü ile, 12.500,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, diğer taleplerden vazgeçildiğinden karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
2- Dava, davacının nikah töreninde çekilen fotoğrafının, izni olmaksızın davalıların sahibi ve «yönetim kurulu» başkanı oldukları şirketlere ait ".... adlı internet sitesinde üç ayrı tarihte yayınlandığı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10751 E. 2013/12926 K.
Ortak:basın özgürlüğü · kötüleme · kişilik hakları · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile «husumetinin» bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların «kötüleme» ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan «basın özgürlüğünün» mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete «son» verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini t …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın «görevsiz» mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin «sulh» ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve «basın özgürlüğü» dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan «şikayet» hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla «haksız rekabet» unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında «illiyet bağı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «uyuşmazlık konusu» haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ-Kur «prim» borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca «kötüleme» ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca «haksız rekabet» teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya «gereksiz yere incitici açıklamalarla» kötülemek «dürüstlük kuralına» aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı o …
Benzer bu kararda… ardaki hukuka aykırılık eylemlerinden farklı bir yöntemin izlenmesinin ve ayrı ölçütlerin aranmasının gerektiği, bunun nedeninin Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan «basın özgürlüğü» güvencesi ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın Yasası'nın 1. maddesindeki düzenleme olduğu, ne var ki basının bu ayrıcalık «taşıyan» konumunun ve özgürlüğünün, tüm özgürlüklerdeki gibi sınırsız olmadığı, yayınlarda «kişilik haklarına» saygı gösterilmesinin ve gerek Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler Bölümü'nde yer alan ve gerekse MK'nın 24 ve 25. maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınan «kişilik haklarına saldırıda» bulunulmamasının gerektiği, dava konusu haberin ATV televizyonunda karikatürist Salih Memecan tarafından çizilen karikatür ile ilgili olup, veriliş şeklinin halkı bilgilendirmeye yönelik ve haber değeri taşıyan bir yayın olması nedeni ile «haksız rekabet» olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu haberin başlığının haberi ilginç hale getirmek ve halkın ilgisini çekmek için kullanılan bir yöntem olup, haber içeriğind …
2- Ancak dava, «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminatın tahsili ve hüküm özetinin «ilanı» istemlerine ilişkindir.
… de dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalılar tarafından yapılan yayımın, davacı ... yönünden bir «haksız rekabet» oluşturduğunun ispatlanamamış olmasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi ile da …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarına saldırı · taşıyan
Benzer bu kararda… ardaki hukuka aykırılık eylemlerinden farklı bir yöntemin izlenmesinin ve ayrı ölçütlerin aranmasının gerektiği, bunun nedeninin Anayasa'nın 28. maddesinde yer alan «basın özgürlüğü» güvencesi ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın Yasası'nın 1. maddesindeki düzenleme olduğu, ne var ki basının bu ayrıcalık «taşıyan» konumunun ve özgürlüğünün, tüm özgürlüklerdeki gibi sınırsız olmadığı, yayınlarda «kişilik haklarına» saygı gösterilmesinin ve gerek Anayasa'nın Temel Hak ve Özgürlükler Bölümü'nde yer alan ve gerekse MK'nın 24 ve 25. maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınan «kişilik haklarına saldırıda» bulunulmamasının gerektiği, dava konusu haberin ATV televizyonunda karikatürist Salih Memecan tarafından çizilen karikatür ile ilgili olup, veriliş şeklinin halkı bilgilendirmeye yönelik ve haber değeri taşıyan bir yayın olması nedeni ile «haksız rekabet» olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu haberin başlığının haberi ilginç hale getirmek ve halkın ilgisini çekmek için kullanılan bir yöntem olup, haber içeriğind …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17232 E. 2014/6509 K.
Ortak:basın özgürlüğü · kişilik hakları · avukatlık asgari ücret tarifesi · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile «husumetinin» bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların «kötüleme» ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan «basın özgürlüğünün» mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete «son» verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren «ticari faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini t …
CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın «görevsiz» mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin «sulh» ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve «basın özgürlüğü» dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan «şikayet» hakkında «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla «haksız rekabet» unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında «illiyet bağı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… kurlarına, kendilerinin okudukları gazete aracılığı ile aldatıldıkları hissi vererek okuma oranlarının azaltılmasının hedeflendiğini, davalının hedefine ulaştığını, «uyuşmazlık konusu» haberin yayınlandığı hafta (öncesi ve sonrası haftalara göre) Sözcü Gazetesi tirajının düştüğünü, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yapılan yayınlarla Sözcü Gazetesi’nin kurumsal kimliğini hedef alındığını, Sözcü Gazetesi’ni paralel yapının bir parçası olmakla suçlandığını, ancak haberin içeriğinde bununla ilgili bir belgeye yer verilmediğini, etik dışı bir habercilik yapıldığını, yayınlarında da ağırlıklı olarak paralel yapıyı eleştiren ve buna karşı çıkan bir tavır sergilemekte olan Sözcü Gazetesi'ne getirilen “Paralel İttifakın Sol Kanadı” tanımlamasının haberin içeriğine değil, kurumsal kimliğine getirilmiş bir suçlama olduğunu, küçük düşüren ağır eleştiriler olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının hitap ettiği okuyucu kitlesi ve davalının yapmış olduğu haberin üslubu dikkate alındığında, Sabah Gazetesi tarafından yayınlanan haberin ifade ve «basın özgürlüğünü» aşan ve Sözcü Gazetesinin kurumsal kimliğini hedef alan nitelikte olduğu hususlarının belirlendiğini, yayın sonrası müvekkilinin tirajında azalma olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, verilen kararla müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının göz ardı edilerek karar verildiğini, «haksız rekabetin» bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ardından tiraj «kaybı» nedeniyle oluşan zararın tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Benzer bu karardaGazetesinin yayın politikasının eleştirilmesi ve iktidar yanlısı gazete olarak imada bulunulması eleştiri sınırları dahilinde kabul edilerek yapılan yayında «basın özgürlüğü» sınırlarının aşılarak «kişilik haklarına saldırı» boyutuna ulaşmadığı, toplumun haber alma özgürlüğü kapsamında kaldığı, «haksız rekabetin» unsurlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maktu ücret · kişilik haklarına saldırı
Benzer bu karardaGazetesinin yayın politikasının eleştirilmesi ve iktidar yanlısı gazete olarak imada bulunulması eleştiri sınırları dahilinde kabul edilerek yapılan yayında «basın özgürlüğü» sınırlarının aşılarak «kişilik haklarına saldırı» boyutuna ulaşmadığı, toplumun haber alma özgürlüğü kapsamında kaldığı, «haksız rekabetin» unsurlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Mahkemece davanın reddine karar verildiği halde karar tarihinde geçerli Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10/3.maddesi uyarınca davalılar yararına «maktu ücreti» vekalete karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde nisbi ücreti vekalete karar verilmesi doğru görülmemiş kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiş is …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5438 E. , 2024/1664 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2132 Esas, 2022/947 Karar
DAVALILAR 1....
2.Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş. vekilleri Avukat ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın kısmen kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/151 E., 2019/213 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan Turkuvaz Gazete Dergi Basım A.Ş.’nin sahibi olduğu Sabah Gazetesinin 10.12.2014 günlü nüshasında davacı şirkete ait Sözcü Gazetesinin logosu kullanılarak ve hedef gösterilerek “Hem Yalancı Hem Tetikçi” şeklinde sürmanşet atıldığı ve devamında da “Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi" alt başlığına yer verildiği, haberin devamında ise “Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı”, “Yalanın Sözcüsü” başlıkları, Sözcü Gazetesi’nin 09.12.2014 tarihli ilk sayfa görüntüsü ve imtiyaz sahibi ...’ın fotoğrafının kullanıldığını, "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu. Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi’nin Akıl Almaz İftira ve Yalanları...
Önceki Gün Manşetinde Algı Operasyonu Yaparak... İftirasını Atan Sözcü, Baltayı Taşa Vurdu... Sahtekarlık Yaptı. Okurlarını Aldattı.” şeklinde ibarelerin yinelendiğini, davacıya karşı haber adı altında markayı karalama amacı güdülerek okunma oranının düşmesinin amaçlandığını, davalının iddiasının aksine, davacının Fethullah Gülen ve Zaman Gazetesi ile husumetinin bulunduğunu, dava konusu haberdeki beyanların kötüleme ve küçük düşürme amacıyla yazıldığını ve üslubun eleştiri kavramı ile uyuşmadığını, Anayasa'da ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nda (5187 sayılı Kanun) yer alan basın özgürlüğünün mutlak bir özgürlüğü ifade etmediğini, davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine ve haksız rekabete son verilmesine, dava konusu yazının yayından kaldırılmasına, 5.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın yayın tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, kararın Sabah Gazetesi ile tirajı en yüksek üç gazeteden birinde yayınlanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, yazının yayından kaldırılması görevinin sulh ceza hakimliğine ait olduğunu, dava konusu yayının, Sözcü Gazetesinde yayımlanan “Torbadan Tayyip’in Çocukları Çıktı” başlıklı habere ilişkin değerlendirme yapan ve basın özgürlüğü dahilinde eleştiri hakkının kullanılması niteliğinde olduğunu, Sözcü Gazetesinin yapmış olduğu haberin gerçeği yansıtmadığını ve dava konusu haberin bunu eleştirme amacıyla yazılan hukuka uygun bir haber olduğunu, davacı tarafından yapılan yayının basın özgürlüğü sınırları içinde eleştirilerek değerlendirmelerde bulunulduğunu, yapılan yayınla Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında asılsız iddialarda bulunan davacının haberinin doğru olmadığının ortaya konduğunu, davacının eleştirileri şahsileştirerek ve tamamen kendi yorumları ön plana çıkararak haberi okuyucularına sunduğunu, müvekkilinin de ...'ın avukatının yaptığı açıklamanın ardından haber kaynaklarından elde ettiği bilgileri haberleştirerek Sözcü Gazetesinde çıkan haberi eleştirdiğini ve haberin doğru olmadığını ortaya koyduğunu, dava konusu habere karşı yapılan şikayet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacının paralel yapı/cemaatin sözcülüğünü yapmadığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zira www.akqorus.com ve www.turkiyehabermerkezi.com adlı internet sitelerinde çıkan haberlerin de bunu kanıtlar nitelikte olduğunu, basın özgürlüğünün belli ölçülerde abartma ve kışkırtmaya başvurmayı da içerdiğini ve kamu görevine talip olanların diğerlerine oranla daha sert eleştirilere muhatap olmasının doğal karşılandığını, dava konusu yayında gereksiz yere incitici beyanların bulunmadığını, dolayısıyla haksız rekabet unsurlarının oluşmadığını ve güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından mahkeme ilamının gazetede yayımlanmasına karar verilemeyeceğini, davada maddi ve manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, istenen tazminat miktarının yüksek olduğunu, dava konusu ile var olduğu öne sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlık konusu haber, davacıya ait Sözcü Gazetesinin "Torbadan Tayyip'in çocukları çıktı" başlığı altında Cumhurbaşkanı'nın çocuklarının Bağ-Kur prim borcu bulunduğu ve Torba Yasadan yararlanacaklarına dair haberinin, davalıya ait gazete tarafından yalanmasına ilişkin "hem yalancı hem tetikçi" başlığı ile verilen haberden kaynaklandığı, davacı, anılan haberin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin 1 inci alt bendi uyarınca kötüleme ve küçük düşürme gayesi yazıldığı, gazetenin yanlış yanıltıcı incitici beyanlarla kötülendiği, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini beyanla tazminat isteminde bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 57 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca başkalarının faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek dürüstlük kuralına aykırı davranış olarak ve haksız rekabet hallerinden sayıldığı, somut durumda haberde kullanılan ifadelerin bu kapsamda kalmadığı, amacını aşan bir değer yargısı olmadığı, yazının yazılış biçimi ve şekli, yazıda kullanılan ifadelerde hukuka aykırılık bulunmadığı, gerek haber içeriği gerek kullanılan ifade itibari ile ölçüsüzlük bulunmadığı, her iki gazetenin yaptığı haberler nazara alındığında, eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının yapmış olduğu haberde, müvekkil şirketin yayın sahibi olduğu Sözcü Gazetesi için, “Hem Yalancı Hem Tetikçi/Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi/Paralel İttifakın Sol Kanadı Fena Çuvalladı/Yalanın Sözcüsü/Paralel ittifakın sol kanadı Sözcü, baltayı taşa vurdu. Paralel yapının sol ayağı Sözcü Gazetesi’nin akıl almaz iftira ve yalanları... Önceki gün manşetinde algı operasyonu yaparak… iftirasını atan Sözcü, baltayı taşa vurdu… sahtekarlık yaptı. Okurlarını aldattı.” gibi ifadeler yer aldığını, ifadelerin asılsız olduğunu, müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirme çabasının açık olduğunu, müvekkilinin sahtekarlık, yalan ve iftira ile anılarak topluma karşı algı operasyonu yapılmaya çalışıldığını, Sözcü okurlarına, kendilerinin okudukları gazete aracılığı ile aldatıldıkları hissi vererek okuma oranlarının azaltılmasının hedeflendiğini, davalının hedefine ulaştığını, uyuşmazlık konusu haberin yayınlandığı hafta (öncesi ve sonrası haftalara göre) Sözcü Gazetesi tirajının düştüğünü, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, yapılan yayınlarla Sözcü Gazetesi’nin kurumsal kimliğini hedef alındığını, Sözcü Gazetesi’ni paralel yapının bir parçası olmakla suçlandığını, ancak haberin içeriğinde bununla ilgili bir belgeye yer verilmediğini, etik dışı bir habercilik yapıldığını, yayınlarında da ağırlıklı olarak paralel yapıyı eleştiren ve buna karşı çıkan bir tavır sergilemekte olan Sözcü Gazetesi'ne getirilen “Paralel İttifakın Sol Kanadı” tanımlamasının haberin içeriğine değil, kurumsal kimliğine getirilmiş bir suçlama olduğunu, küçük düşüren ağır eleştiriler olduğunu, uyuşmazlığın taraflarının hitap ettiği okuyucu kitlesi ve davalının yapmış olduğu haberin üslubu dikkate alındığında, Sabah Gazetesi tarafından yayınlanan haberin ifade ve basın özgürlüğünü aşan ve Sözcü Gazetesinin kurumsal kimliğini hedef alan nitelikte olduğu hususlarının belirlendiğini, yayın sonrası müvekkilinin tirajında azalma olduğunun belirlenmesine rağmen davanın reddine karar verildiğini, verilen kararla müvekkilinin FETÖ ile ilişkilendirildiğini, Mahkemece alınan bilirkişi raporlarının göz ardı edilerek karar verildiğini, haksız rekabetin bilirkişi raporuyla belirlendiğini, ardından tiraj kaybı nedeniyle oluşan zararın tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
2.Davalılar vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesine göre basılmış eserler yoluyla işlenen fiillerden doğan maddi ve manevi zararlardan dolayı süreli yayınlarda eser sahibi ile yayın sahibi ve varsa temsilcisinin sorumlu olduğunu, ...'ın Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olması nedeniyle zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın bu davalı yönünden husumetten reddi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ın, dava konusu haberin yayınlandığı Sabah Gazetesinin genel yayın yönetmeni olduğu ve dava dilekçesinde bu sıfatla davalı gösterildiği Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı ilamında belirlendiği üzere; davalının genel yayın yönetmeni olduğu, davalı şirkette pay sahibi olmadığı, bu nedenle 5187 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesindeki sorumluluk halleri dikkate alındığında maddi ve manevi zararlardan sorumlu olmadığı gibi, haksız rekabet oluşturan eylemlerin şirketçe yapılması nedeniyle bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği davalının dava konusu haberinde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacı gazetesinde yapılan haberin gerçek dışı olduğunu dair vurgu haksız rekabet oluşturmayacağı, ancak, bu haber verilirken kullanılan ve eleştirilen haberin boyutlarını aşarak davacının ticari ve kurumsal kimliğini terör örgütü FETÖ-PYD ile ilişkili gösteren ve sürekli yalan haber yapan bir gazete gibi gösteren "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi ", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü" ibarelerinin, 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde tanımlandığı üzere, başkalarını ve onların iş ürünlerini, ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelik taşıdığı kanaatine varıldığı, nitekim davacı şirketin açtığı benzer nitelikteki iddialara dayalı bir davaya ilişkin Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 05.06.2017 tarih, 2016/5587 E. ve 2017/3365 K. sayılı kararıyla, haksız rekabetin yasal şartlarının oluştuğuna karar verildiği, bu nedenle davalı şirkete ait gazetede kullanılan "Hem Yalancı Hem Tetikçi", "Paralel Yapının Sol Ayağı Sözcü Gazetesi Ahlaksız İftiralarına Bir Yenisini Daha Ekledi", "Paralel İttifakın Sol Kanadı", "Yalanın Sözcüsü", "Paralel İttifakın Sol Kanadı Sözcü " ibarelerinin haksız rekabet oluşturması nedeniyle, davalı şirket aleyhindeki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebinin kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince, davayı kazanan tarafın istemiyle, gideri haksız çıkan taraftan alınmak üzere, hükmün kesinleşmesinden sonra ilân edilmesine de karar verilebileceği, somut olayda, davacı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğu anlaşılmakla, eylemin basın yoluyla yapılmış olması dikkate alınarak, kararın ilân edilmesinin, davacının ticari ve kişiliğine ilişkin haklarının korunması açısından gerekli olduğu kanaatine varıldığı, davacının, davalı şirkete yönelik maddi tazminat isteminin değerlendirilmesinde;
ulusal düzeyde yayın yapan ve yüksek tiraja sahip davacıya ait Sözcü Gazetesi'nin çeşitli haftalardaki satışlarında küçük dalgalanmalar bulunduğu, yayının yapıldığı hafta davacının tirajında yaşanan ve bilirkişi tarafından ortalama 629 adet olarak tespit edilen azalmanın, davalının haberi nedeniyle meydana geldiğinin kanıtlanmadığı, yani davalı gazetede çıkan dava konusu haber ile bu miktardaki tiraj düşüklüğü arasında illiyet bağı bulunduğu hususunun kanıtlanmadığı, davacının, davalı şirket aleyhindeki manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; 6102 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde, haksız rekabet hallerinde 6102 sayılı Kanun'un 58 inci maddesi uyarınca manevi tazminata karar verilebileceğinin düzenlendiği, anılan Kanun'un 58 inci maddesinde, "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir." düzenlemesi bulunduğu, somut olayda, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin, haksız rekabetin tespitine ilişkin kararının ilanına da karar verildiğinden ve davacının ticari itibarının tamiri açısından ilanın yeterli görüldüğünden, davacının ayrıca manevi tazminat talep etmesinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... yönünden davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, haksız rekabetin tespitine, önlenmesine, karar özetinin ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; haksız rekabete yönelik tespite rağmen müvekkilinin mağduriyetini giderecek oranda maddi ve manevi tazminata karar verilmediğini, müvekkilinin haklı bulunmasına rağmen, kabul edilmeyen tazminat talepleri yanında karşı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretleri nazara alındığında, müvekkilin hak arama hürriyetinin ihlal edildiğinin, kararda müdahalenin men'ine karar verilmiş ancak bu kararın nasıl uygulanacağı dahi açıklanmadığını, 8 yıl öncesine ait haberler hakkında verilen kararın ilânının müvekkilin uğradığı zararı gidereceği kanaatine varıldığını, zarar, kusur, illiyet bağı, fiil unsurlar ile maddi ve manevi tazminat koşullarının sağlanmış olması, bilirkişi raporu ile de bu hususların tevsik edilmiş olmasına rağmen tazminat isteminin reddine karar verildiğini, maddi zararın tazminin mümkün olmadığı durumlarda hakimin takdir yetkisine göre makul tazminat miktarına karar vermesi gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin dava konusu haberlerin haksız rekabet teşkil edip etmediğine ilişkin çelişkili görüşü, kararın hatalı tesisine sebebiyet verdiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da belirtildiği üzere gazete haberlerinin gerçeği yansıtmasının yanında, veriliş şeklinin de ölçülü olması gerektiğini, müvekkil şirketin yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yayınlanan haberde, Cumhurbaşkanı ve ailesi hakkında davacının yayın hakkı sahibi olduğu gazetede yer alan haberin gerçek dışı olduğuna dair vurgu yapılması haksız rekabet teşkil etmeyeceğini, davacı şirketin yayın hakkı sahibi olduğu Sözcü Gazetesinin sahibi ...'ın da aralarında bulunduğu 9 sanık hakkında silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suç isnadı ile İstanbul 37.
Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde yapılan yargılama neticesinde haber içeriğinin ne kadar gerçek ve kamuoyunu aydınlatma amacına hizmet eder nitelikte olduğunu ispatlar nitelikte bir karar tesis edildiğini, adli bir makamının yaptığı inceleme ve değerlendirme neticesinde Sözcü Gazetesinin kamuyu aydınlatma görevinden ziyade FETÖ ile ilgili algı yürütme faaliyetleri içerisinde bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, müvekkilinin yayın organı olan Sabah Gazetesinde verilen haberin ölçülü olmadığı, dolayısı ile davacının ticari ürünlerini yanıltıcı ve gereksiz yere incitici nitelikte olduğu gerekçesi ile haberin hukuka aykırı olduğuna dair verilen kararın hatalı olduğunu, kararının, Ağır Ceza Mahkemesince verilen hüküm de göz önünde bulundurularak bozulması gerektiğini, dava konusu yazının yayınlanmasından çok sonra verilecek mahkeme hükmünün uygulanması halinde artık güncelliğini kaybetmiş bir olay açısından yayınlamanın herhangi bir yarar sağlamayacağını, gerekçeli kararın 9 no.lu maddesinin (b) bendinde vekâlet ücretine her ne kadar 5.000,00 TL olarak hükmedilmiş ise de, karar tarihinde geçerli olan avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca eksik vekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 54 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030898400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz