Kapak hesabı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/9988 E. 2016/3243 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kapak hesabı↗ vekil hamil↗ tahsil cirosu↗ aciz vesikası↗ ticari avans faizi↗ kıymetli evrak↗ illiyet bağı↗ lehtar↗ zayi↗ tazminat davası↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ sulh hukuk mahkemesi↗ vade↗ kâr kaybı↗ sulh↗ avans faizi↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2015/9988 E. , 2016/3243 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/18-2014/603 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 16/12/2006 vadeli 1.400,00 TL bedelli,.... tarafından keşide edilen senedin müvekkili tarafından 15/11/2006 tarihinde tahsil cirosu ile davalı .....Şubesi'ne teslim edildiğini, senedin banka şubesi tarafından zayi edildiğini, senedin müvekkili tarafından defalarca istendiğini, ancak bankanın müvekkili şirkete doğru dürüst bilgi dahi vermediğini, davalının senedi zayi etmesi nedeniyle müvekkilinin senet bedelini senet borçlusu hakkında.... İcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından aciz vesikası alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili; müvekkilinin senet borçlusu olmadığını, senedi tahsil için teslim aldığını, zayi olması üzerine de gerekli tedbir kararları ve daha sonra senedin iptaline karar verilmesini sağlayarak zarar doğumuna engel olacak tüm tedbirleri aldığını, davacının müvekkili bankanın sorumluluğuna gidebilmesi için herşeyden önce müvekkili bankanın senedin zayi olmasında kastının veya ağır ihmalinin sonuç oluşacak zararının meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki davacının varsa bir zararı bile bunun müvekkili bankaya tahsil için verilen senedin zayi olmasından değil borçlu hakkında başvurulması gereken yollara kendi ihmal ve kusurundan dolayı geç başvurmasından kaynaklandığını, senedin tahsil edilememesi ile müvekkilinin fiili arasında illiyet bağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde zayi olması nedeniyle vekil hamil sıfatıyla... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı ve alacaklısı ...., borçlusu .... olan, 16/12/2006 vade tarihli ve 1.400,00 TL bedelli senedin iptaline karar verildiği, bu kararın 03/06/2008 tarihinde kesinleştiği, her
ne kadar iptal kararı, iptal olunan senet yerine geçen bir senet niteliği taşımaz ve bu itibarla kıymetli evrak olarak kabul edilemez ise de, eski TTK'nın 564/1. maddesi uyarınca iptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da ileri sürebileceği, bu itibarla senet alacaklısı olan davacının öncelikle bu karara istinaden borçluya takip yapması, bir sonuç alınmazsa bu taktirde bankanın kusurlu hareketinden dolayı zarara uğradığından bahisle banka aleyhine dava açması gerektiği, davacı tarafından senet borçlusu aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalmış olup, ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/321 Esas sayılı dosyasında kapak hesabına göre 14/12/2012 tarihi itibariyle 3.347,87 TL alacak için aciz vesikası düzenlenerek davacı alacaklıya verildiği anlaşılmakla, şartları oluşan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen bononun kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı borçlunun keşideci, davacının lehtar olduğu bononun tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz vadesi gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir. Ayrıca, davacının asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden aciz vesikası sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. İşbu dava, bononun vekil hamili konumundaki davalının senedi tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedelinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bononun kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.
Ortak:vekil hamil · aciz vesikası · illiyet bağı · lehtar · tazminat davası · hamil · keşideci · bono
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, «bononun» «vekil hamili» konumundaki davalının senedi tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedelinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:protesto · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4024 E. 2013/4159 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · zayi · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · vade
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde «zayi» olması nedeniyle «vekil hamil» sıfatıyla...
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir.
Benzer bu karardaSomut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Mahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunup bulunmadığı «denetime elverişli» olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · zayi · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · teslim
İncelediğiniz karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Davalı vekili; müvekkilinin senet borçlusu olmadığını, senedi tahsil için «teslim» aldığını, «zayi» olması üzerine de gerekli tedbir kararları ve daha sonra senedin iptaline karar verilmesini sağlayarak zarar doğumuna engel olacak tüm tedbirleri aldığını, davacının müvekkili bankanın sorumluluğuna gidebilmesi için herşeyden önce müvekkili bankanın senedin zayi olmasında kastının veya ağır ihmalinin sonuç oluşacak zararının meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki davacının varsa bir zararı bile bunun müvekkili bankaya tahsil için verilen senedin zayi olmasından değil borçlu hakkında başvurulması gereken yollara kendi ihmal ve kusurundan dolayı geç başvurmasından kaynaklandığını, senedin tahsil edilememesi ile müvekkilinin fiili arasında «illiyet bağı» olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde «zayi» olması nedeniyle «vekil hamil» sıfatıyla...
Benzer bu karardaİşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonoların tahsil için davalı bankaya «teslim» edildiği, banka tarafından Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderilen bonoların «zayi» olduğu, senet borçlusuna karşı yapılan takipte tahsil imkanının kalmadığı, bankanın senetlerin kaybedilmesinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulün …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi
Benzer bu karardaDava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3656 E. 2010/3393 K.
Ortak:aciz vesikası
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından «aciz vesikası» alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
İcra Müdürlüğü'nün 2012/321 Esas sayılı dosyasında «kapak hesabına» göre 14/12/2012 tarihi itibariyle 3.347,87 TL alacak için «aciz vesikası» düzenlenerek davacı alacaklıya verildiği anlaşılmakla, şartları oluşan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca, davacının asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden «aciz vesikası» sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Benzer bu karardaMahkemece, «aciz vesikasının» dava tarihinden sonra alınması nedeniyle, dava tarihinde davacının off-shore şirketinden tahsili için gereken işlemleri tamamlamadığından erken açıldığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairemizce davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/9988 E. , 2016/3243 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/12/2014 tarih ve 2014/18-2014/603 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; 16/12/2006 vadeli 1.400,00 TL bedelli,.... tarafından keşide edilen senedin müvekkili tarafından 15/11/2006 tarihinde tahsil cirosu ile davalı .....Şubesi'ne teslim edildiğini, senedin banka şubesi tarafından zayi edildiğini, senedin müvekkili tarafından defalarca istendiğini, ancak bankanın müvekkili şirkete doğru dürüst bilgi dahi vermediğini, davalının senedi zayi etmesi nedeniyle müvekkilinin senet bedelini senet borçlusu hakkında.... İcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından aciz vesikası alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Davalı vekili; müvekkilinin senet borçlusu olmadığını, senedi tahsil için teslim aldığını, zayi olması üzerine de gerekli tedbir kararları ve daha sonra senedin iptaline karar verilmesini sağlayarak zarar doğumuna engel olacak tüm tedbirleri aldığını, davacının müvekkili bankanın sorumluluğuna gidebilmesi için herşeyden önce müvekkili bankanın senedin zayi olmasında kastının veya ağır ihmalinin sonuç oluşacak zararının meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki davacının varsa bir zararı bile bunun müvekkili bankaya tahsil için verilen senedin zayi olmasından değil borçlu hakkında başvurulması gereken yollara kendi ihmal ve kusurundan dolayı geç başvurmasından kaynaklandığını, senedin tahsil edilememesi ile müvekkilinin fiili arasında illiyet bağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde zayi olması nedeniyle vekil hamil sıfatıyla... Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı ve alacaklısı ...., borçlusu .... olan, 16/12/2006 vade tarihli ve 1.400,00 TL bedelli senedin iptaline karar verildiği, bu kararın 03/06/2008 tarihinde kesinleştiği, her
ne kadar iptal kararı, iptal olunan senet yerine geçen bir senet niteliği taşımaz ve bu itibarla kıymetli evrak olarak kabul edilemez ise de, eski TTK'nın 564/1. maddesi uyarınca iptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da ileri sürebileceği, bu itibarla senet alacaklısı olan davacının öncelikle bu karara istinaden borçluya takip yapması, bir sonuç alınmazsa bu taktirde bankanın kusurlu hareketinden dolayı zarara uğradığından bahisle banka aleyhine dava açması gerektiği, davacı tarafından senet borçlusu aleyhine yapılan icra takibi semeresiz kalmış olup, ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/321 Esas sayılı dosyasında kapak hesabına göre 14/12/2012 tarihi itibariyle 3.347,87 TL alacak için aciz vesikası düzenlenerek davacı alacaklıya verildiği anlaşılmakla, şartları oluşan davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil cirosuyla davalı bankaya verilen bononun kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği ve bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava dışı borçlunun keşideci, davacının lehtar olduğu bononun tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz vadesi gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir. Ayrıca, davacının asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden aciz vesikası sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir. İşbu dava, bononun vekil hamili konumundaki davalının senedi tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedelinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Bononun kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir. Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir tazminat davası olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 23/03/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmesine göre, sayın çoğunluğun kararın bozulmasına dair görüşüne katılamıyorum. 23/03/2016
... Üye
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/219125100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz