Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4024 E. 2013/4159 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekil hamil↗ illiyet bağı↗ zayi↗ denetime elverişlilik↗ hamil↗ keşideci↗ bono↗ kâr kaybı↗ vade↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bononun davalı bankaca kaybedildiği, kaybetme fiili ile bononun tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu, keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tahsil için bankaya verilen bononun kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının, vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.
Somut olayda, bonoların kaybı sonrası banka tarafından zayi iptal kararı alındığı, keşideci hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın bono iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21.05.2009 tarihinde yapıldığını, davacının alacağını tahsil edememesine kendi kusurunun neden olduğunu, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde her ne kadar bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani keşidecinin davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun vadesi sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilememesinde etkisi olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · zayi · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Benzer bu karardaİşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır Davalının vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta ise de yukarıda yapılan açıklamalardan anlaşılacağı üzere bonoları düzenlemesi sırasında keşidecinin mal varlığı olup ta davalının bonoları zayii sırasında bunları elinden çıkardığı, bu nedenle davacının zarara uğradığı iddia ve ispat edilmiş değildir.
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yolların tüketilmesi · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bonoların tahsil için davalı bankaya «teslim» edildiği, banka tarafından Ziraat Bankası Kazan Şubesi'ne gönderilen bonoların «zayi» olduğu, senet borçlusuna karşı yapılan takipte tahsil imkanının kalmadığı, bankanın senetlerin kaybedilmesinden dolayı sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulün …
Dava, tahsil için bankaya verilen «bononun» kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece davacının bankaya tahsil için verdiği bonoların kaybedildiği, «keşideciden» alacağın tahsil edilemediği, «hukuki yolların tüketildiği» gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · hamil · keşideci · bono · kâr kaybı · vade · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
İşbu dava, bonoların «vekil hamili» konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:protesto · aciz vesikası · lehtar · tazminat davası · kusur · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Ayrıca, davacının erken açtığı bu dava sonrası asıl borçluya karşı başlattığı takibin semeresiz kaldığı, haczi kabil mallarının bulunmadığının tespit edildiği, borçluya dair borç ödemeden «aciz vesikası» sunulduğu yönleri de dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir «tazminat davası» olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9988 E. 2016/3243 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · zayi · hamil · keşideci · bono · vade · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaSomut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Mahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde «zayi» olması nedeniyle «vekil hamil» sıfatıyla...
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapak hesabı · tahsil cirosu · aciz vesikası · ticari avans faizi · kıymetli evrak · lehtar · tazminat davası · avans faizi
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından «aciz vesikası» alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
İcra Müdürlüğü'nün 2012/321 Esas sayılı dosyasında «kapak hesabına» göre 14/12/2012 tarihi itibariyle 3.347,87 TL alacak için «aciz vesikası» düzenlenerek davacı alacaklıya verildiği anlaşılmakla, şartları oluşan davanın kabulüne karar verilmiştir.
… in gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; 16/12/2006 vadeli 1.400,00 TL bedelli,.... tarafından keşide edilen senedin müvekkili tarafından 15/11/2006 tarihinde «tahsil cirosu» ile davalı .....Şubesi'ne «teslim» edildiğini, senedin banka şubesi tarafından «zayi» edildiğini, senedin müvekkili tarafından defalarca istendiğini, ancak bankanın müvekkili şirkete doğru dürüst bilgi dahi vermediğini, davalının senedi zayi etmesi …
Sulh Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı ve alacaklısı ...., borçlusu .... olan, 16/12/2006 «vade» tarihli ve 1.400,00 TL bedelli senedin iptaline karar verildiği, bu kararın 03/06/2008 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar iptal kararı, iptal olunan senet yerine geçen bir senet niteliği taşımaz ve bu itibarla «kıymetli evrak» olarak kabul edilemez ise de, eski TTK'nın 564/1. maddesi uyarınca iptal kararı üzerine hak sahibinin hakkını senetsiz olarak da ileri sürebileceği, bu itibarla se …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3699 E. 2012/10226 K.
Ortak:vekil hamil · illiyet bağı · hamil · keşideci · bono · vade · kâr kaybı
İncelediğiniz karardaMahkeme gerekçesinde her ne kadar «bononun» «kaybı» ile bedelinin tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani «keşidecinin» davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun «vadesi» sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilemem …
Davalının, «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Somut olayda, bonoların «kaybı» sonrası banka tarafından «zayi» iptal kararı alındığı, «keşideci» hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın «bono» iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında «illiyet bağı» bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21. …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında TTK'nın 600. maddesi kapsamında «tahsil cirosu» suretiyle «vekalet ilişkisinin» doğduğu, bu ilişki kapsamında bankanın ağırlaştırılmış «kusur sorumluluğunun» söz konusu olduğu, davada alacağın tahsil edilmediğinin ispat edildiği, «keşideci» ve diğer kambiyo borçlularının «vadede» dahi senedi ödeme kabiliyetlerinin bulunmadığının ispat olunamadığı, icra takip dosyalarından anlaşıldığı üzere «vade tarihi» itibariyle «bono» borçlusunun bir kısım malları elden çıkardığı ve kesinleşen takiple «haciz» tarihleri arasında bunun için yeterli sürenin doğduğu, sırf bononun kaybedilmesiyle dahi keşideci dışındaki kambiyo borçlularına başvuru imkanını yitiren davacının zararının doğacağı, bankanın eylemiyle sonuç ve zarar arasındaki «illiyet bağının» mevcut delillerle ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.508 TL «asıl alacak» ve 2.771 TL «işlemiş faiz» alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Başka bir ifadeyle, «bono» kaybedilmemiş ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulmasının gerektiğinin kabulü doğru değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsil cirosu · vekalet ilişkisi · müddeabih · vade tarihi · kusur sorumluluğu · ciro · tazminat davası · işlemiş faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında TTK'nın 600. maddesi kapsamında «tahsil cirosu» suretiyle «vekalet ilişkisinin» doğduğu, bu ilişki kapsamında bankanın ağırlaştırılmış «kusur sorumluluğunun» söz konusu olduğu, davada alacağın tahsil edilmediğinin ispat edildiği, «keşideci» ve diğer kambiyo borçlularının «vadede» dahi senedi ödeme kabiliyetlerinin bulunmadığının ispat olunamadığı, icra takip dosyalarından anlaşıldığı üzere «vade tarihi» itibariyle «bono» borçlusunun bir kısım malları elden çıkardığı ve kesinleşen takiple «haciz» tarihleri arasında bunun için yeterli sürenin doğduğu, sırf bononun kaybedilmesiyle dahi keşideci dışındaki kambiyo borçlularına başvuru imkanını yitiren davacının zararının doğacağı, bankanın eylemiyle sonuç ve zarar arasındaki «illiyet bağının» mevcut delillerle ispat edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, 7.508 TL «asıl alacak» ve 2.771 TL «işlemiş faiz» alacağından asıl alacağa dava tarihinden itibaren «yasal faiz» uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir «tazminat davası» olduğu dikkate alınarak, davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, borçlularca mal kaçırıldığı ispatlanmadan davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Ayrıca, davacı senedi «ciro» yoluyla devraldığı kendi akidine karşı herhangi bir takip yapmamış, «temlik» ilişkisine dayanarak bu kişiye karşı dava açmamıştır.
3-Kabule göre de; dava 5.515 USD karşılığı 8.864,81 TL'nin tahsili talebiyle açılmış olup, bilirkişi raporunda davacının zararının 7.508 TL «asıl alacak», 2.771 TL «işlemiş faiz» olmak üzere toplam 10.279 TL olduğunun belirtilmesi üzerine dava değeri 10.279 TL'ye tamamlanacak şekilde «ıslah» edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/4024 E. , 2013/4159 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/01/2012 tarih ve 2010/1137-2012/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin tahsil için davalı bankaya verdiği bononun kaybedildiğini, keşideci hakkında yaptıkları takibin sonuçsuz kaldığını, bankanın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 bono vade tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın bono bedelinden dolayı sorumlu olması için keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması ve senet kaybı ile alacağın tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bononun davalı bankaca kaybedildiği, kaybetme fiili ile bononun tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu, keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, tahsil için bankaya verilen bononun kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının, vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir.
Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.
Somut olayda, bonoların kaybı sonrası banka tarafından zayi iptal kararı alındığı, keşideci hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın bono iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21.05.2009 tarihinde yapıldığını, davacının alacağını tahsil edememesine kendi kusurunun neden olduğunu, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur.
Mahkeme gerekçesinde her ne kadar bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani keşidecinin davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun vadesi sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilememesinde etkisi olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448336600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz