6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/4024 E. 2013/4159 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekil hamil illiyet bağı zayi denetime elverişlilik hamil keşideci bono kâr kaybı vade

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bononun davalı bankaca kaybedildiği, kaybetme fiili ile bononun tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu, keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tahsil için bankaya verilen bononun kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının, vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir. Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.

Somut olayda, bonoların kaybı sonrası banka tarafından zayi iptal kararı alındığı, keşideci hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın bono iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21.05.2009 tarihinde yapıldığını, davacının alacağını tahsil edememesine kendi kusurunun neden olduğunu, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur. Mahkeme gerekçesinde her ne kadar bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani keşidecinin davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun vadesi sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilememesinde etkisi olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3111 E. 2012/9619 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kapak hesabı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9988 E. 2016/3243 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Vekil hamil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3699 E. 2012/10226 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2012/4024 E.  ,  2013/4159 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ...

2. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/01/2012 tarih ve 2010/1137-2012/42 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin tahsil için davalı bankaya verdiği bononun kaybedildiğini, keşideci hakkında yaptıkları takibin sonuçsuz kaldığını, bankanın zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 bono vade tarihinden itibaren faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili bankanın bono bedelinden dolayı sorumlu olması için keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kalması ve senet kaybı ile alacağın tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davaya konu bononun davalı bankaca kaybedildiği, kaybetme fiili ile bononun tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu, keşideci hakkında yapılan takibin sonuçsuz kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 4.000 USD miktarın 30.06.2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, tahsil için bankaya verilen bononun kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İşbu dava, bonoların vekil hamili konumundaki davalının senetleri tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedellerinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır. Davalının, vekil hamil olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir. Bonoların kaybı sonrasında dava dışı borçlunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının varlığı ispat edilmelidir.

Başka bir ifadeyle, bonolar kaybedilmemiş ve vadeleri sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçlunun borcunu ödeyemeyeceği sabitse, davalının salt bonoların kaybedilmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.

Somut olayda, bonoların kaybı sonrası banka tarafından zayi iptal kararı alındığı, keşideci hakkında yapılan icra takibinin semeresiz kaldığı anlaşılmakta olup, davacı taraf bankanın bono iptaline ilişkin olarak dava açtığını, ilamın kendilerine 1-2 yıl sonra verildiğini, keşidecinin süreç içerisinde mali durumunun zayıfladığını, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğunu ileri sürmüş, davalı taraf ise 07.02.2006 tarihinde bonoya ilişkin zayi kararının alındığını, davacı tarafa ilamın verildiğini, buna rağmen takibin 21.05.2009 tarihinde yapıldığını, davacının alacağını tahsil edememesine kendi kusurunun neden olduğunu, bononun kaybı ile tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunmadığını savunmuştur.

Mahkeme gerekçesinde her ne kadar bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunduğu belirtilmiş ise de, buna ilişkin olarak ne gibi somut deliller bulunduğu, yani keşidecinin davacının alacağına kavuşmasını engelleyici ne gibi davranış ve tasarrufları olduğu, bononun vadesi sırasında borçlunun ödeme gücünün bulunup bulunmadığı, davalı tarafın savunmasında belirttiği üzere davacının icra takibini geç yapmasının alacağın tahsil edilememesinde etkisi olup olmadığı üzerinde durulmamıştır.

Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar nazara alınarak, somut olayda bononun kaybı ile bedelinin tahsil edilememesi arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı denetime elverişli olacak şekilde tespit edilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

2- Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. Ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/448336600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.