Vekil hamil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/13799 E. 2014/2919 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
vekil hamil↗ tahsil cirosu↗ vekalet ilişkisi↗ aciz vesikası↗ vade tarihi↗ illiyet bağı↗ derdestlik↗ hamil↗ iptal davası↗ bono↗ kâr kaybı↗ vade↗ kefil↗ ihtarname↗ dosya masrafı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
11. Hukuk Dairesi 2013/13799 E. , 2014/2919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/04/2013
NUMARASI : 2013/244-2013/93
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/04/2013 tarih ve 2013/244-2013/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 30.4.2008 tarihinde davalı bankanın senet tahsil kısmına 4 adet senet teslim edildiğini, bu senetlerden 25.6.2008 vade tarihli, 17.000 TL bedelli ve borçlusu B. Metal Döküm San. A.Ş. olan senedin tahsil etmek üzere gönderildiği sırada şubeler arasında kaybolduğunun belirtildiğini, yapılan başvurularda müvekkiline senedin bulunamadığının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı bankaya ihtarname çekilerek senedin bulunup teslim edilmesinin veya bedelinin ödenmesinin istenildiğini, davalı banka tarafından 25.9.2008 tarihli cevabi yazı ile senedin kaybolduğunun ve senet iptali davası açtıklarının bildirildiğini, senet borçlusuna yapılan icra takibinde alacağın tahsil edilemediğini ve aciz belgesi alındığını ileri sürerek senet tutarı ve icra masrafları ile birlikte toplam 26.648,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle aynı senetle ilgili olarak davacı tarafından aleyhlerine Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/312 E. sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu bundan ötürü davanın reddi gerektiğini, esasen de dava konusu senedin müvekkili bankanın Tuzla Organize Sanayi Şubesi’ne davacı tarafından tahsile verildiğini, ancak tahsil işlemleri sırasında kaybolduğunu, müvekkili banka tarafından kaybolan senedin iptali için dava açıldığını, dava konusu senette borçlu ve ayrıca kefil yer aldığını, icra takibinin sadece borçlu hakkında yapıldığını, davacının kaybolan senedi müvekkili bankadan talep edemeyeceğini, davacının senet kaybolmasa idi senet bedelini tahsil edebileceğini ispat etmesi gerektiğini, bu hususta senet borçlusu hakkında aciz vesikası almasının da yeterli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca davalıya tahsil cirosu ile verilen senedin kaybolması karşısında davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin TTK'nın 600. maddesi kapsamında vekalet ilişkisi olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2011/3699 E. 2012/10226 K. sayılı ilam ve gerekçesi ışığında; vekil hamil olarak davalı bankanın zarardan sorumlu tutulabilmesi için bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği, bononun kaybı sonrasında dava dışı bono borçlusunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının, yani bononun kaybedilmemesi ve vadesi sonunda hemen takibe konulması halinde dava dışı bono borçlusundan alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeni ile sorumlu tutulmasının doğru olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil için davalı bankaya ibraz edilen senedin banka tarafından kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği, bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde emsal olarak belirttiği, Dairemizin 11/06/2012 tarihli 2011/3699 Esas 2012/10226 Karar sayılı ilamında benimsenen ilke uyarınca; bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez. Ancak somut olayda; senet borçlusunun alacaklının elinde bulunan diğer 3 senedi ödediği söylendiğine göre, senet borçlusunun vade tarihi itibariyle dava konusu senedi ödeme durumu olup olmadığının şirket kayıtları ve davacı alacaklı tarafından gösterilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak bu hususta davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7913 E. 2011/8314 K.
Ortak:vekil hamil · aciz vesikası · illiyet bağı · hamil · bono · kâr kaybı · vade · teslim
İncelediğiniz kararda2012/10226 K. sayılı ilam ve gerekçesi ışığında; «vekil hamil» olarak davalı bankanın zarardan sorumlu tutulabilmesi için «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği, bononun «kaybı» sonrasında dava dışı bono borçlusunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının, yani bononun kaybedilmemesi ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulması halinde dava dışı bono borçlusundan alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeni …
… celendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 30.4.2008 tarihinde davalı bankanın senet tahsil kısmına 4 adet senet «teslim» edildiğini, bu senetlerden 25.6.2008 «vade» tarihli, 17.000 TL bedelli ve borçlusu B.
Mahkemenin gerekçesinde emsal olarak belirttiği, Dairemizin 11/06/2012 tarihli 2011/3699 Esas 2012/10226 Karar sayılı ilamında benimsenen ilke uyarınca; «bono» kaybedilmemiş ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, bonoların kaybedilmesi ile davacının «bono» bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:protesto · lehtar · tazminat davası · keşideci · kusur
Benzer bu karardaDava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu iki ayrı «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği, birinin «protesto» edildikten, diğerinin ise henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği, davacının, doğrudan davalı aleyhine açtığı davanın, önce bonoların asıl borçlusuna başvurulması gerektiği, zamansız açıldığı gerekçesiyle reddine karar verildiği hususları çekişmesizdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığa konu bonoların tahsil amacıyla davalıya «teslim» edildiği, yedindeyken bu senetlerin kaybolduğu, davacının «bonolar» nedeniyle borçlusu hakkında icra takibi yaptığı, herhangi bir mal bulunmadığından borçlu hakkında aciz belgesi alındığı, bonoların kaybolmasında davacıya atfedilecek bir «kusur» bulunmadığı, zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 20.000.00 YTL’nin 10.10.2005, 7.000.00 YTL’nin ise 30.10.2005 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsi …
Bu durum karşısında, açılan bu davanın bir «tazminat davası» olduğu dikkate alınıp, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde davacıya ispat imkanı tanınıp, tüm kanıtlar değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9988 E. 2016/3243 K.
Ortak:vekil hamil · tahsil cirosu · aciz vesikası · illiyet bağı · hamil · bono · vade · kâr kaybı
İncelediğiniz kararda2012/10226 K. sayılı ilam ve gerekçesi ışığında; «vekil hamil» olarak davalı bankanın zarardan sorumlu tutulabilmesi için «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği, bononun «kaybı» sonrasında dava dışı bono borçlusunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının, yani bononun kaybedilmemesi ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulması halinde dava dışı bono borçlusundan alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeni …
Mahkemenin gerekçesinde emsal olarak belirttiği, Dairemizin 11/06/2012 tarihli 2011/3699 Esas 2012/10226 Karar sayılı ilamında benimsenen ilke uyarınca; «bono» kaybedilmemiş ve «vadesi» sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez.
… celendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 30.4.2008 tarihinde davalı bankanın senet tahsil kısmına 4 adet senet «teslim» edildiğini, bu senetlerden 25.6.2008 «vade» tarihli, 17.000 TL bedelli ve borçlusu B.
Benzer bu karardaDavalının «vekil hamil» olarak zarardan sorumlu tutulabilmesi için, «bononun» kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil etmemesi arasında doğrudan «illiyet bağının» ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanması gerekmektedir.
İşbu dava, «bononun» «vekil hamili» konumundaki davalının senedi tahsil aşamasında kaybettiği, bu nedenle bedelinin tahsil edilemediği ve zararın doğduğu iddiasına dayanmaktadır.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, Davalı bankanın dava konusu senedi kendisi elinde «zayi» olması nedeniyle «vekil hamil» sıfatıyla...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kapak hesabı · ticari avans faizi · kıymetli evrak · lehtar · zayi · tazminat davası · keşideci · avans faizi
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğü'nün 2011/10191 Esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını ve yapılan takibin semeresiz kaldığından «aciz vesikası» alındığını ve davalı bankanın kendi kusuruyla senedi kaybedip müvekkili zarara uğratmış olması nedeniyle uğradığı zararın tespiti ve tahsili için açılan belirsiz alacak davasının kabulüyle şimdilik 3.347,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir .
Dava dışı borçlunun «keşideci», davacının «lehtar» olduğu «bononun» tahsil amaçlı olarak davalıya verildiği ve henüz «vadesi» gelmeden davalı nezdinde kaybedildiği hususları çekişmesizdir.
… in gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili; 16/12/2006 vadeli 1.400,00 TL bedelli,.... tarafından keşide edilen senedin müvekkili tarafından 15/11/2006 tarihinde «tahsil cirosu» ile davalı .....Şubesi'ne «teslim» edildiğini, senedin banka şubesi tarafından «zayi» edildiğini, senedin müvekkili tarafından defalarca istendiğini, ancak bankanın müvekkili şirkete doğru dürüst bilgi dahi vermediğini, davalının senedi zayi etmesi …
Davalı vekili; müvekkilinin senet borçlusu olmadığını, senedi tahsil için «teslim» aldığını, «zayi» olması üzerine de gerekli tedbir kararları ve daha sonra senedin iptaline karar verilmesini sağlayarak zarar doğumuna engel olacak tüm tedbirleri aldığını, davacının müvekkili bankanın sorumluluğuna gidebilmesi için herşeyden önce müvekkili bankanın senedin zayi olmasında kastının veya ağır ihmalinin sonuç oluşacak zararının meydana gelmesi gerektiğini, oysa ki davacının varsa bir zararı bile bunun müvekkili bankaya tahsil için verilen senedin zayi olmasından değil borçlu hakkında başvurulması gereken yollara kendi ihmal ve kusurundan dolayı geç başvurmasından kaynaklandığını, senedin tahsil edilememesi ile müvekkilinin fiili arasında «illiyet bağı» olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/13799 E. , 2014/2919 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/04/2013
NUMARASI 2013/244-2013/93
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/04/2013 tarih ve 2013/244-2013/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından 30.4.2008 tarihinde davalı bankanın senet tahsil kısmına 4 adet senet teslim edildiğini, bu senetlerden 25.6.2008 vade tarihli, 17.000 TL bedelli ve borçlusu B. Metal Döküm San. A.Ş. olan senedin tahsil etmek üzere gönderildiği sırada şubeler arasında kaybolduğunun belirtildiğini, yapılan başvurularda müvekkiline senedin bulunamadığının bildirildiğini, bunun üzerine müvekkili tarafından davalı bankaya ihtarname çekilerek senedin bulunup teslim edilmesinin veya bedelinin ödenmesinin istenildiğini, davalı banka tarafından 25.9.2008 tarihli cevabi yazı ile senedin kaybolduğunun ve senet iptali davası açtıklarının bildirildiğini, senet borçlusuna yapılan icra takibinde alacağın tahsil edilemediğini ve aciz belgesi alındığını ileri sürerek senet tutarı ve icra masrafları ile birlikte toplam 26.648,27 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, öncelikle aynı senetle ilgili olarak davacı tarafından aleyhlerine Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2009/312 E. sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu bundan ötürü davanın reddi gerektiğini, esasen de dava konusu senedin müvekkili bankanın Tuzla Organize Sanayi Şubesi’ne davacı tarafından tahsile verildiğini, ancak tahsil işlemleri sırasında kaybolduğunu, müvekkili banka tarafından kaybolan senedin iptali için dava açıldığını, dava konusu senette borçlu ve ayrıca kefil yer aldığını, icra takibinin sadece borçlu hakkında yapıldığını, davacının kaybolan senedi müvekkili bankadan talep edemeyeceğini, davacının senet kaybolmasa idi senet bedelini tahsil edebileceğini ispat etmesi gerektiğini, bu hususta senet borçlusu hakkında aciz vesikası almasının da yeterli olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı yanca davalıya tahsil cirosu ile verilen senedin kaybolması karşısında davacı ile davalı arasındaki hukuki ilişkinin TTK'nın 600. maddesi kapsamında vekalet ilişkisi olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2011/3699 E. 2012/10226 K. sayılı ilam ve gerekçesi ışığında; vekil hamil olarak davalı bankanın zarardan sorumlu tutulabilmesi için bononun kaybedilmesi ile davacının bono bedelini tahsil edememesi arasında doğrudan illiyet bağının ve bu şekilde vekalet akdinin ihlal edildiğinin kanıtlanmasının gerektiği, bononun kaybı sonrasında dava dışı bono borçlusunun bu kayıptan yararlanarak davacı alacaklının alacağına kavuşmasını engelleyici davranış ve tasarruflarının, yani bononun kaybedilmemesi ve vadesi sonunda hemen takibe konulması halinde dava dışı bono borçlusundan alacağın tahsil edilebileceği kanıtlanamadığından, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeni ile sorumlu tutulmasının doğru olmayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, tahsil için davalı bankaya ibraz edilen senedin banka tarafından kaybedildiği, alacağın tahsil edilemediği, bu nedenle zararın doğduğu iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup; mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde emsal olarak belirttiği, Dairemizin 11/06/2012 tarihli 2011/3699 Esas 2012/10226 Karar sayılı ilamında benimsenen ilke uyarınca; bono kaybedilmemiş ve vadesi sonunda hemen takibe konulmuş olsa bile dava dışı borçluların borçlarını ödeyemeyeceği sabitse, davalı bankanın salt bonoyu kaybetmesi nedeniyle sorumlu tutulması kabul edilemez. Ancak somut olayda; senet borçlusunun alacaklının elinde bulunan diğer 3 senedi ödediği söylendiğine göre, senet borçlusunun vade tarihi itibariyle dava konusu senedi ödeme durumu olup olmadığının şirket kayıtları ve davacı alacaklı tarafından gösterilecek diğer bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yapılarak bu hususta davacıya ispat imkanı tanınıp tüm kanıtlar değerlendirilerek sonucuna göre karar vermek gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101764200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz