İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/1353 E. 2013/17750 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ödeme taahhüdü↗ gider avansı↗ ödeme savunması↗ kesin mehil↗ yazılı delil başlangıcı↗ delil başlangıcı↗ delil niteliği↗ bilirkişi ücreti↗ ek mehil↗ kesin delil↗ itirazın iptali davası↗ ticari defter ve kayıtlar↗ yazılı delil↗ ara karar↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ iş bölümü↗ muvafakat↗ iptal davası↗ usulden reddi↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ tebligat↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede gider avansı olarak tebligat müzekkere gideri ve bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2. Maddesine göre kesin süre verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünü içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin kesin delil niteliği taşıdığını bu nedenle bilirkişi incelemesine gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna muvafakat etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp yazılı delil başlangıcı niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle ortaklık ilişkisi bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava İİK 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davası olup,6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden önce açılmıştır. Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL tebligat,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda kesin mehil verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava şartının yokluğuna dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin imzasını havi, bölümlerinin bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir ödeme savunmasının bulunmamasına rağmen şirket defterlerinin hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen ara kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13830 E. 2013/13430 K.
Ortak:gider avansı · ek mehil · ara karar · dava şartı yokluğu · kesin süre · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHer ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Maddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu karardaAncak, 13/10/2011 tarihli davacı vekilinin bulunmadığı duruşmada, davacı tarafa gider avansının yatırılması için «mehil» verilmiş, bu «ara» karar davacı vekiline 02/11/2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili süresi içinde 14/11/2011’de mahkemece belirlenen tutarı «gider avansı» olarak mahkeme veznesine «depo» etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece gider avansının «kesin süre» içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafça gider avansının karşılanmadığı gerekçesiyle, HMK.’nın 120. maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:depo kararı
Benzer bu karardaAncak, 13/10/2011 tarihli davacı vekilinin bulunmadığı duruşmada, davacı tarafa gider avansının yatırılması için «mehil» verilmiş, bu «ara» karar davacı vekiline 02/11/2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili süresi içinde 14/11/2011’de mahkemece belirlenen tutarı «gider avansı» olarak mahkeme veznesine «depo» etmiştir.
-
Hisse Devir Sözleşmesinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/14497 E. 2013/12017 K.
Ortak:gider avansı · ek mehil · dava şartı yokluğu · kesin süre · kesin hüküm · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaHer ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Maddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin «kesin sürede» gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydı» ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece süresi içinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahsilat makbuzu · pay defteri kaydı · depo kararı · pay defteri · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaDava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydı» ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Ancak, mahkemece 05.12.2011 tarihli celsede 110,00 TL gider avansını yatırması için HMK 120. maddesi gereği davacı vekiline «mehil» verilmiş olup, dosya içinde bulunan 05.12.2011 tarihli «tahsilat makbuzuna» göre davacı vekili tarafından bu miktar aynı gün mahkeme veznesine «depo» edilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5641 E. 2013/21599 K.
Ortak:gider avansı · bilirkişi ücreti · ek mehil · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaHer ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Maddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu karardaMahkemece, davacı tarafa 25.10.2011 tarihli celsede gider ve delil avansın yatırmak üzere süre verildiği, «kesin süre» içerisinde gider ve delil avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 25.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120 maddesi gereğince tebliğ gider avansı ve sabit avansın yatırılması hususunda «kesin süre» verildiği belirtilmiş ve dava söz konusu gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş ise de, 1086 sayılı HUMK döneminde açılan ve «tahkikat» aşamasında bulunan işbu davada, dava «şartı yokluğundan» söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta «gider avansı» değil HMK'nın 324. maddesi uyarınca «delil avansı» istenebileceğinin kabulü ile usulüne uygun «kesin süre» verilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · ihtarat · tahkikat · dosya masrafı
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlıkta "1.200 TL «bilirkişi ücreti», 25 TL dosyanın gidiş dönüş «masrafının» yatırılması için 2 hafta «kesin süre» verilmesi" şeklinde «ihtarat», usulüne uygun olmadığı gibi, davanın delil avansının da kesin süre içerisinde yatırılmadığından bahisle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden de bozulmasını gerektirmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 25.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120 maddesi gereğince tebliğ gider avansı ve sabit avansın yatırılması hususunda «kesin süre» verildiği belirtilmiş ve dava söz konusu gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş ise de, 1086 sayılı HUMK döneminde açılan ve «tahkikat» aşamasında bulunan işbu davada, dava «şartı yokluğundan» söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta «gider avansı» değil HMK'nın 324. maddesi uyarınca «delil avansı» istenebileceğinin kabulü ile usulüne uygun «kesin süre» verilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5625 E. 2013/21062 K.
Ortak:gider avansı · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, verilen «kesin süre» içeresinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 06.09.2012 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120 maddesi gereğince bilirkişi ücretinden oluşan 1.500 TL gider avansınının yatırılması hususunda «kesin süre» verildiği belirtilmiş ve dava söz konusu gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş ise de, 1086 sayılı HUMK döneminde açılan ve «tahkikat» aşamasında bulunan işbu davada, dava «şartı yokluğundan» söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta «gider avansı» değil HMK'nın 324. maddesi uyarınca «delil avansı» istenebileceğinin kabulü ile usulüne uygun «kesin süre» verilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil avansı · abonman sigorta poliçesi · rücuan tazminat · tahkikat · sigorta poliçesi
Benzer bu karardaDava, ticari risk «abonman sigorta poliçesinden» kaynaklanan «rücuan tazminatın» tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup 6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden önce açılmıştır.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 06.09.2012 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120 maddesi gereğince bilirkişi ücretinden oluşan 1.500 TL gider avansınının yatırılması hususunda «kesin süre» verildiği belirtilmiş ve dava söz konusu gider avansının verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiş ise de, 1086 sayılı HUMK döneminde açılan ve «tahkikat» aşamasında bulunan işbu davada, dava «şartı yokluğundan» söz edilemez.
Somut uyuşmazlıkta «gider avansı» değil HMK'nın 324. maddesi uyarınca «delil avansı» istenebileceğinin kabulü ile usulüne uygun «kesin süre» verilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10657 E. 2014/255 K.
Ortak:gider avansı · kesin süre · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu kararda2- Mahkemece, davacı taraf «başvuru harcı», «peşin harç» ve gider avansının yatırılması için verilen «kesin süre» verilmiş olup, bu süre içerisinde harç ve «gider avansı» yatırılmamıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının «adli yardım talebinin» HMK 334 vd.madde hükümlerine uygun düşmediğinden reddine karar verildiği, HMK 114/1-g, 115/2 ve 120. madde hükümleri gereğince davacı tarafa «başvurma harcı», «peşin harç» ve 120,00 TL gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı, bu nedenle dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın red …
Bu durumda mahkemece, «harç» yatırılmadığından «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi gerekirken, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 3. maddesine göre «gider avansı» kapsamında olmayan harçların da gider avansı olarak kabul edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin harç · dosyanın işlemden kaldırılması · adli yardım talebinin reddi · adli yardım talebi · başvurma harcı · işlemden kaldırma · adli yardım · harç
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, davacının «adli yardım talebinin» HMK 334 vd.madde hükümlerine uygun düşmediğinden reddine karar verildiği, HMK 114/1-g, 115/2 ve 120. madde hükümleri gereğince davacı tarafa «başvurma harcı», «peşin harç» ve 120,00 TL gider avansını yatırmak üzere 2 haftalık «kesin süre» verildiği, ancak davacı vekili tarafından verilen kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı, bu nedenle dava şartının oluşmadığı gerekçesiyle davanın red …
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin «adli yardım talebinin reddine» dair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Mahkemece, davacı taraf «başvuru harcı», «peşin harç» ve gider avansının yatırılması için verilen «kesin süre» verilmiş olup, bu süre içerisinde harç ve «gider avansı» yatırılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «harç» yatırılmadığından «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmesi gerekirken, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi'nin 3. maddesine göre «gider avansı» kapsamında olmayan harçların da gider avansı olarak kabul edilerek yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/6345 E. 2013/20380 K.
Ortak:gider avansı · kesin süre · usulden reddi · bilirkişi incelemesi · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMaddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu karardaMahkemece, «kesin süre» verilerek davacı tarafından yatırılması istenen tutar, 6100 sayılı HMK'nın 120/2 maddesinde öngörülen «gider avansı» olmayıp «bilirkişi incelemesi» yaptırılması için gerekli delil avansıdır.
Mahkemece, davacı vekiline bilirkişi gider avansını yatırması için sonuçları da hatırlatılmak suretiyle iki hafta süre verildiği, buna rağmen eksikliğin giderilmediği gerekçesine dayanılmak suretiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/g,115/2 ve 120/2 maddeleri gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/17139 E. 2013/15408 K.
Ortak:gider avansı · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı vekiline 06/03/2012 tarihli celsede HMK'nın Gider Avansı Tarifesi Yönetmeliği'nin 6. maddesi uyarınca gider avansını yatırması için «kesin süre» verildiği halde süresi içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, hesap sahibinin bilgisi dışında hesabındaki paranın «internet bankacılığı» yoluyla «üçüncü kişinin» hesabına aktarılıp tahsil edilmesinden doğan zararın tahsiline ilişkin olup; yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece «kesin süre» verildiği halde süresi içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · vekalet ücreti takdiri · üçüncü kişi · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaDavalı banka yargılamada vekille «temsil» edilmiş, ön şartın yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasına rağmen, davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/2. maddesi uyarınca «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, davalı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de, anılan bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektir …
Dava, hesap sahibinin bilgisi dışında hesabındaki paranın «internet bankacılığı» yoluyla «üçüncü kişinin» hesabına aktarılıp tahsil edilmesinden doğan zararın tahsiline ilişkin olup; yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece «kesin süre» verildiği halde süresi içinde gider avansının yatırılmadığı gerekçesiyle, davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/1353 E. , 2013/17750 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret (Kadıköy 1. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 07/03/2012 tarih ve 2010/130-2012/184 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili,müvekkilinin davalı şirketlerin hissedarı olduğunu, geçmiş yıllarda her iki şirketin yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlüğü ve denetçiliği görevlerinde bulunduğunu, davalı şirketlerin adresleri, hissedarları ve hisse yapılarının aynı olduğunu, bir tanesinin dersane işletmeciliği, diğerinin ise dershanelere yayın hazırlama ve dağıtım konusu ile iştigal ettiğini, müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketlerden 2005-2006 yıllarına ait 17,180.00 TL alacağı bulunduğunu, bu durumun dava dilekçesine ekli 27/09/2007 tarihli belge ile sabit olduğunu, bu belgenin o tarihteki şirket yönetim kurulu üyeleri ve hissedarı tarafından düzenlendiğini, bu belgede belirtilen alacak nedeniyle Kadıköy 8.
İcra Müdürlüğü'nün 2009/26068 Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını itiraz üzerine takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptalini, takibin devamını ve %40 İcra İnkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili; davacının şirket ortaklığının devam etmesi nedeniyle müvekkili şirketlerin yönetimine, kar zarar hesaplarına her zaman ulaşabilme, şirket genel kurullarına katılma ve oy kullanma imkanı olduğunu, ne var ki davacının hiçbir zaman genel kurula katılmadığını, kar zarar ve şirket bilançoları ile ilgili hiçbir itirazının olmadığını, genel kurullarda şirketlerin ve yönetimlerin ibra edildiğini, ne davacı ne de diğer ortaklar tarafından hiçbir itirazda bulunulmadığını, şirketlerin faaliyetinin devam ettiğini, şirketlerin zarar ettiği dönemde yönetim kurullarının aldığı kararlar gereği ortaklara hiçbir şekilde ödeme yapılamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede gider avansı olarak tebligat müzekkere gideri ve bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2. Maddesine göre kesin süre verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünü içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin kesin delil niteliği taşıdığını bu nedenle bilirkişi incelemesine gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna muvafakat etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de;
davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp yazılı delil başlangıcı niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle ortaklık ilişkisi bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava İİK 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davası olup,6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden önce açılmıştır. Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde gider avansı dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL tebligat,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda kesin mehil verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın bilirkişi ücretinin yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava şartının yokluğuna dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin yönetim kurulu üyelerinin imzasını havi, bölümlerinin bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece;
HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir ödeme savunmasının bulunmamasına rağmen şirket defterlerinin hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen ara kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek başına davanın reddine gerekçe olamayacağı dikkate alınmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1030199500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz