Hisse Devir Sözleşmesinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/14497 E. 2013/12017 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gider avansı↗ hmk 115/3↗ tahsilat makbuzu↗ pay defteri kaydı↗ ek mehil↗ depo kararı↗ dava şartı yokluğu↗ pay defteri↗ kesin süre↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin kesin sürede gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket pay defterine kaydı ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece süresi içinde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece 05.12.2011 tarihli celsede 110,00 TL gider avansını yatırması için HMK 120. maddesi gereği davacı vekiline mehil verilmiş olup, dosya içinde bulunan 05.12.2011 tarihli tahsilat makbuzuna göre davacı vekili tarafından bu miktar aynı gün mahkeme veznesine depo edilmiştir. Bu durumda, mahkemece süresi içinde gider avansının yatırılmadığından bahisle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13830 E. 2013/13430 K.
Ortak:gider avansı · ek mehil · depo kararı · dava şartı yokluğu · kesin süre · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin «kesin sürede» gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece 05.12.2011 tarihli celsede 110,00 TL gider avansını yatırması için HMK 120. maddesi gereği davacı vekiline «mehil» verilmiş olup, dosya içinde bulunan 05.12.2011 tarihli «tahsilat makbuzuna» göre davacı vekili tarafından bu miktar aynı gün mahkeme veznesine «depo» edilmiştir.
Mahkemece süresi içinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAncak, 13/10/2011 tarihli davacı vekilinin bulunmadığı duruşmada, davacı tarafa gider avansının yatırılması için «mehil» verilmiş, bu «ara» karar davacı vekiline 02/11/2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili süresi içinde 14/11/2011’de mahkemece belirlenen tutarı «gider avansı» olarak mahkeme veznesine «depo» etmiştir.
Dava, alacak istemine ilişkin olup, mahkemece gider avansının «kesin süre» içinde yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafça gider avansının karşılanmadığı gerekçesiyle, HMK.’nın 120. maddesi uyarınca dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar
Benzer bu karardaAncak, 13/10/2011 tarihli davacı vekilinin bulunmadığı duruşmada, davacı tarafa gider avansının yatırılması için «mehil» verilmiş, bu «ara» karar davacı vekiline 02/11/2011 tarihinde tebliğ edilmiş ve davacı vekili süresi içinde 14/11/2011’de mahkemece belirlenen tutarı «gider avansı» olarak mahkeme veznesine «depo» etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11016 E. 2014/1540 K.
Ortak:gider avansı · kesin süre · kesin hüküm
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin «kesin sürede» gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece süresi içinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 10/05/2011 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacı vekiline 12/06/2012 tarihinde yargılamanın devamı için «gider avansı» yatırmak üzere «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin bu süreye uymadığı gerekçesiyle, HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paralarının müvekkilinin izni ve bilgisi dışında «internet bankacılığı» yoluyla başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, yapılan işlem sebebiyle davalı bankanın kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı tarafa verilen «kesin süre» içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Buna karşın dosya içeriği incelendiğinde davacı vekiline 12.06.2012 tarihli celsede «gider avansı» yatırması için bir haftalık «kesin süre» verildiği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:internet bankacılığı · usulden reddi
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemizin 10/05/2011 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sonunda, davacı vekiline 12/06/2012 tarihinde yargılamanın devamı için «gider avansı» yatırmak üzere «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin bu süreye uymadığı gerekçesiyle, HMK’nın 115/2 maddesi gereğince davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Davacı vekili müvekkilinin davalı banka nezdinde bulunan hesabındaki paralarının müvekkilinin izni ve bilgisi dışında «internet bankacılığı» yoluyla başka hesaplara aktarılarak çekildiğini, yapılan işlem sebebiyle davalı bankanın kusurlu ve sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacı tarafa verilen «kesin süre» içerisinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1353 E. 2013/17750 K.
Ortak:gider avansı · ek mehil · dava şartı yokluğu · kesin süre · kesin hüküm · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 13.12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin «kesin sürede» gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava «şartı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
Dava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydı» ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece süresi içinde «gider avansı» yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHer ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Maddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ödeme taahhüdü · ödeme savunması · kesin mehil · yazılı delil başlangıcı · delil başlangıcı · delil niteliği · bilirkişi ücreti · kesin delil
Benzer bu karardaMaddesine göre «kesin süre» verildiği, davacı vekilinin 27/09/2007 tarihli kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünü» içeren ve davalı şirket yetkilileri tarafından imzalanan belgeye dayandığını, bu belgenin «kesin delil niteliği» taşıdığını bu nedenle «bilirkişi incelemesine» gerek olmadığını, dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmesini talep ettiği, davacı vekili delilleri arasında bilirkişi incelemesi talebi olmadığını, buna «muvafakat» etmediğini, sunduğu yazılı belgeye göre alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiş ise de; davaya konu 27/09/2007 tarihli adi yazılı belgenin senet hükmünde olmayıp «yazılı delil başlangıcı» niteliğinde sayılabileceği, davacının davalı şirketlerle «ortaklık ilişkisi» bulunduğu, bu nedenle taraf iddialarının değerlendirlimesi için mali müşavir ve şirket işlemleri konusunda uzman iki bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiği gerekçesiyle HMK’nın 114 ve 120. maddeleri gereği davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Her ne kadar 6100 sayılı HMK'nın 114-g maddesinde «gider avansı» dava şartı olarak düzenlenmiş ve mahkemece 27.10.2011 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 120/2 maddesi gereğince 60,00 TL «tebligat»,50,00 TL gider avansı ve 1.000,00 TL bilirkişi ücretinden oluşan toplam 1.100,00 TL gider avansının yatırılması hususunda «kesin mehil» verildiği belirtilmiş ise de, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm bölümünde davanın «bilirkişi ücretinin» yatırılmamış olması nedeniyle reddine karar verildiğinin belirtilmesi karşısında dava «şartının yokluğuna» dayalı bir red kararının varlığından söz edilemez.Davacı taraf davalı şirketlerin «yönetim kurulu» üyelerinin imzasını havi, «bölümlerinin» bir kısmı maktu ibarelerden oluşan 27.09.2007 tarihli belgeye istinaden dava açmış bulunduğundan ve belge içeriğinde davacının şirket ortağı ve alacağının da 2005-2006 dönemine ait olduğundan söz edilmesi karşısında, mahkemece; HUMK 75 ve 6100 sayılı HMK 31. maddesi uyarınca davacıdan alacağın neden kaynaklandığı hususu öncelikle sorularak beyanı alınmak ve davacının beyanına nazaran söz konusu belgenin davalı şirketler yönünden bağlayıcı olup olmayacağı, daha doğru bir deyişle belirtilecek alacak bakımından imzası bulunan yönetim kurulu üyelerinin şirketi borç altına sokup sokamayacakları belirlenmek ve neticesine göre bir karar verilmek gerekirken, davalı şirketin bir «ödeme savunmasının» bulunmamasına rağmen şirket «defterlerinin» hangi nedenle incelenmesi gerektiği kesin mehil verilen «ara» kararla açıklanmadan ve kesin mehile uyulmamasının sonuçları belirtilmeden ve delil avansının yatırılmamasının sadece o delilden vazgeçme sonucunu doğuracağı, tek …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin 2005 yılından itibaren 2010 yılına kadar olan tüm «ticari defter» ve kayıtlarının incelenmesi ve buna göre tarafların iddialarının değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılarak 27/10/2011 tarihli celsede «gider avansı» olarak «tebligat» müzekkere gideri ve «bilirkişi ücretinin» davacı tarafından yatırılması için HMK'nun 120/2.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/14497 E. , 2013/12017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
41. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 13.02.2012 tarih ve ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, ... Kum San. Tic. Ltd. Şti'nin hisselerinin şimdilik 10.000 TL'ye tekabül eden kısmının müvekkili adına tesciline, şirket pay defterine kaydına, müvekkilinin uğradığı zarar ve mahrum kaldığı kar toplamının belirlenerek şirket kuruluş tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faiziyle birlikte şimdilik 10.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ... Kum San. Tic. Ltd. Şti., ... ve ... vekili; var olduğu iddia edilen hisse devir kararı üzerinden 27 yıl geçtiğini, müvekkillerine yönelik tüm taleplerin zamanaşımına uğradığını, aradan çok uzun zaman geçtiğinden müvekkillerinin böyle bir kararı hatırlamadıklarını, davaya dayanak kararın aslının dosyaya ibrazı durumunda imzaya ilişkin beyanda bulunacaklarını, müvekkillerinin imzayı kabul etmediklerini, ...'nın kardeşleri adına hisse sahibi olmadığı gibi sahibi olduğu payın kardeşlerine ve bu arada davacıya devrine yönelik sözlü yada yazılı bir anlaşma bulunmadığını, davaya dayanak karar incelendiğinde anlaşılacağı üzere zaten ortada bir hisse devri olmadığını, davaya dayanak yapılan kararın noterliğin onayına sunulmadığını, ticaret sicil gazetesinde yayınlanmadığını, şirket pay defterine yada ilgili defterlere işlenmediğini, bu tarihe kadar da davacı tarafça buna yönelik sözlü yada yazılı bir
talepte olmadığını, davacının hisseleri için bir ödeme yapmadığını, davacının kardeşi olan davalı ...'nın ödeme yaparak hisse almadığını, toplantı tarihinde davalılardan ...'nın hisse sahibi olmadığını, buna yönelik talebin sebebinin anlaşılamadığını, talep edilen 10,000 TL'lik hisse ile uğranılan zarar ve mahrum olunan karın neye göre hesap edildiğinin anlaşılamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre;
13. 12.2012 tarihli celsede; davacı vekilinin kesin sürede gider avansını yatırdığına ilişkin makbuzu sunmadığı ve bu hususun HUMK 144,1/g maddesi uyarınca dava şartı olduğu gerekçesiyle HMK 115/2. maddesi uyarınca davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalılar adına kayıtlı bir kısım hisselerin davacı adına şirket pay defterine kaydı ve 10.000 TL tazminatın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece süresi içinde gider avansı yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, mahkemece 05.12.2011 tarihli celsede 110,00 TL gider avansını yatırması için HMK 120. maddesi gereği davacı vekiline mehil verilmiş olup, dosya içinde bulunan 05.12.2011 tarihli tahsilat makbuzuna göre davacı vekili tarafından bu miktar aynı gün mahkeme veznesine depo edilmiştir. Bu durumda, mahkemece süresi içinde gider avansının yatırılmadığından bahisle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmamış mahkemece verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/451516300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz