Yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9143 E. 2010/8077 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ ön inceleme aşaması↗ sorumluluk davası↗ istifa↗ ortaklar kurulu kararı↗ limited şirket↗ görevsizlik kararı↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre verilen görevsizlik kararının Dairemizce bozulması üzerine, davalının davacı şirketlerde 26.09.1999 ve 01.01.2002 başlangıç tarihli "belirli süreli hizmet akti" ile genel müdür olarak görev yaptığı, 23.12.2002 tarihinde ise istifa ettiği, davalının davacılardan fazla alacağının bulunmadığı, aksine 2.807,95 YTL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-TTK’nun 342 ncu maddesi uyarınca, müdürler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı yönetim kurulu üyelerini sorumluluğuna dair hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Bu sorumluluk hakkında aynı Yasanın 341.maddesi hükümleri uygulanır. Değinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından yöneticisinin sorumluluğunun dava edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür. Davalının davacı A.Ş’in genel müdürü olduğu açık olduğu gibi, aynı zamanda davalı limited şirketin de müdürüdür. TTK’nun 556.maddesi limited ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin (TTK 336-342) uygulanacağını belirttiğine göre, limited şirket ortaklar kurulunca da bu konuda karar alınması gerekmektedir. Bu hususlar davanın görülebilmesi için gerekli işlemlerden olup, mahkemece bu hususların kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı limited şirket yönünden ise ortaklar kurulu kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, açıklanan yasal prosedür aranmaksızın esasa girilmek suretiyle hüküm kurulması yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaDeğinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/6496 E. 2010/2359 K.
Ortak:sorumluluk davası · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaDeğinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · davanın konusu · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · ibraz
Benzer bu kararda1- Dava, davacı «anonim şirketin» ortağı ve C grubu imza yetkilisi Genel Müdür davalıdan «şirket zararının» tazmini istemine ilişkin olup, davalı hakkında TTK’nun 336 ncı, 341 nci ve 342 nci madde hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı vekiline kimin vekalet verdiği vekaletnamenin ikinci sayfası dosyada bulunmadığından anlaşılamamakta olup, dosya içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39 ncu ve 40 ncı madde hükümleri uyarınca,davacı tarafa süre verilerek,davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına ya da açılan davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul kararı «ibrazına» ve davanın geldiği aşamada görevde olan denetçilerin davayı açan vekile vekaletname vermesine olanak tanınmak,verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez …
Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 09.07.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, asıl «davanın konusu» maddi zarar talebinin kanıtlanamadığı, dolayısıyla buna dayalı manevi zarar talebinin de yerinde olmadığı, karşı davanın iş mahkemesinin görevine girdiği gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
4 benzer karar daha
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11470 E. 2010/2269 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1-TTK’nun 342 ncu maddesi uyarınca, müdürler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı «yönetim kurulu üyelerini sorumluluğuna» dair hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur.
Değinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · havale · e-defter
Benzer bu kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1-Davalı vekilinin 22.09.2008 «havale» tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz «defterine» kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu durum karşısında, davacı tarafa denetim kurulunun açılan bu davaya «muvafakatlerinin» temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7117 E. 2011/249 K.
Ortak:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1-TTK’nun 342 ncu maddesi uyarınca, müdürler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı «yönetim kurulu üyelerini sorumluluğuna» dair hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur.
Değinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu karardaDava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
341. maddesi gereği kooperatif «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması için kooperatif genel kurulunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması veya açılan davaya «muvafakat» verilmesi gerektiği, yeni denetim kurulunun davaya muvafakatlerinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesine rağmen yeni atanan denetim kurulunun muvafakatinin alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kooperatifin eski «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · görevli mahkeme
Benzer bu kararda341. maddesi gereği kooperatif «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması için kooperatif genel kurulunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması veya açılan davaya «muvafakat» verilmesi gerektiği, yeni denetim kurulunun davaya muvafakatlerinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesine rağmen yeni atanan denetim kurulunun muvafakatinin alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, davanın kooperatif denetim kurulu adına dava tarihinde «görevli» denetçiler tarafından verilen vekaletname ile açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7729 E. 2012/14312 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda1-TTK’nun 342 ncu maddesi uyarınca, müdürler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı «yönetim kurulu üyelerini sorumluluğuna» dair hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur.
Değinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan dava açılmasına dair karar alınmadan dava açılması durumunda, mahkemece davacı tarafa genel kuruldan karar almak üzere önel verilip, eğer bu süre sonunda davacı taraf karar «ibraz» etmezse davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Bedellerin temerrüt faizi ile birlikte
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3998 E. 2013/5355 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaDeğinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından «yöneticisinin sorumluluğunun dava» edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı «limited şirket» yönünden ise «ortaklar kurulu» kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucun …
Benzer bu karardaYöneticiler hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasıyla «sorumluluk davası» açılabilmesi için öncelikle ...'nun 341. maddesi uyarınca genel kurul tarafından karar alınması gerekmektedir.
Yöneticilerin «ibrası» veya haklarında «sorumluluk davası» açılmasına karar vermeye yetkili tek organ şirket genel kurulu olup, bu yetkilerin başka bir kişi veya organa devri veya genel kurul dışında başka bir kişi veya organ tarafından kullanılması mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · davanın konusu · ibra · şirket zararı · protokol · feragat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ....11.2002 tarihinde yaptıkları «protokol» ile davacının davalıyı her türlü alacak hakkından dolayı «ibra» ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacı şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan davalının yöneticilik görevini yaptığı sırada «zimmetine» para geçirdiği iddiasına dayalı «şirket zararının» tazmini istemine ilişkindir.
Bu nedenle, mahkemenin anılan gerekçesi yerinde olmadığı gibi davacı şirket hükme dayanak yapılan «feragat» ve «ibranın» bu dava ile ilgili olmadığını, bu davaya konu zararın sonradan tespit edildiğini ileri sürmüştür.
Davanın açıklanan niteliğine ve istenen alacağa göre, davalı eski yönetici aleyhine açılan işbu «davanın konusu» olan alacaklar ancak ...'nun 336 ve devamı maddeleri ile 342. maddesinde düzenlenen yöneticilerin ve müdürün sorumluluğuna esas olabilecek hususlardır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9143 E. , 2010/8077 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2008 tarih ve 2006/405 - 2008/105 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.07.2010 gününde davacılar avukatı Erdoğan Bulur ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkili şirketlerin "PİYALE" adı ile bilinen ve 23.12.2002 tarihinde "mal varlığı devir sözleşmesi" ile Piyale markası ve aktifleri ...Sabancı Gıda San. Ve Tic. T.A.Ş.'ne devredilen grup şirketler olduğunu, davalının 19.07.1999 tarihinde davacı Tüm Gıda Dağıtım ve Tic. Ltd. Şti.'nde genel müdür olarak göreve başladığını, bilahare ana şirket olan ...Makarnacılık ve Tic. T.A.Ş.'nin genel müdürünün görevden ayrılmasıüzerine davalının 01.01.2002 başlangıç tarihli belirli süreli hizmet akti ile ...A.Ş.'nin genel müdürlüğüne getirildiğini, böylece diğer grup şirketlere de aynı genel müdür tayin edilmeyerek aylık ücreti de net 9.500 USD'ye yükseltilmek suretiyle kendisine tüm grup şirketlerin yönetiminin verildiğini, ancak davalının görevinde başarılı olamayınca grup şirketlerin aktiflerinin satılması kararı alınıp 23.12.2002 tarihinde ...Sabancı Gıda San.
TAŞ'ne satıldığını, aynı tarihte davalının istifaen şirketlerden ayrıldığını, davalının istifaen ayrıldığı halde genel müdürlük yetkisini kötüye kullanarak ve o aşamada müdahale edecek kimsenin olmamasından da yararlanarak haksız olarak almış olduğu (140.470.215.200) TL'nı tahakkuka ve bordoya bağlattığından, şirketlerin (95.176.180.499) TL fazla vergi ödemesine de neden olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla (235.646.395.700) TL'nın 23.12.2002 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya bakmaya iş mahkemesinin görevli olduğunu, davacı şirketlerin 2002 yılı hesap dönemini 11.09.2003 tarihli genel kurulda ibra ettiklerini, müvekkiline yapılan tüm ödemelerin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre verilen görevsizlik kararının Dairemizce bozulması üzerine, davalının davacı şirketlerde 26.09.1999 ve 01.01.2002 başlangıç tarihli "belirli süreli hizmet akti" ile genel müdür olarak görev yaptığı, 23.12.2002 tarihinde ise istifa ettiği, davalının davacılardan fazla alacağının bulunmadığı, aksine 2.807,95 YTL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-TTK’nun 342 ncu maddesi uyarınca, müdürler, kanun veya esas mukavele ile kendilerine yüklenen vazifelerini hiç veya gereği gibi yapmamalarından doğan zararlardan dolayı yönetim kurulu üyelerini sorumluluğuna dair hükümler gereğince şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olur. Bu sorumluluk hakkında aynı Yasanın 341.maddesi hükümleri uygulanır. Değinilen maddenin atıfta bulunduğu 341. maddede ise, şirket tarafından yöneticisinin sorumluluğunun dava edebilmesi için, genel kurulun bu konuda karar alması ve davayı denetçilerin açması gerektiği öngörülmüştür. Davalının davacı A.Ş’in genel müdürü olduğu açık olduğu gibi, aynı zamanda davalı limited şirketin de müdürüdür.
TTK’nun 556.maddesi limited ortaklık müdürlerinin cezai ve hukuki sorumluluğu hakkında anonim ortaklığın bu konudaki hükümlerinin (TTK 336-342) uygulanacağını belirttiğine göre, limited şirket ortaklar kurulunca da bu konuda karar alınması gerekmektedir. Bu hususlar davanın görülebilmesi için gerekli işlemlerden olup, mahkemece bu hususların kendiliğinden gözetilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, davacı A.Ş yönünden sorumluluk davası açılmasına ilişkin alınmış genel kurul kararı gereğinin denetçiler tarafından yerine getirilmesi, davacı limited şirket yönünden ise ortaklar kurulu kararı alınmasına dair yukarıda açıklanan usulî eksiklikleri gidermek üzere davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca uygun bir önel verilerek sonucuna göre işlem yapılması gerekirken, açıklanan yasal prosedür aranmaksızın esasa girilmek suretiyle hüküm kurulması yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ……:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 08.07.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1027119900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz