6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11470 E. 2010/2269 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu sorumluluk davası şirket zararı muvafakat anonim şirket havale yönetim kurulu kararı e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 39 · TTK — TTK 341

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Davalı vekilinin 22.09.2008 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacı anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan düzenleme uyarınca, böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.

Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava yönetim kurulu tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır. Bu durum karşısında, davacı tarafa denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.

    Ortak: · Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ibraz süresi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7729 E. 2012/14312 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Sorumluluk davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sorumluluk davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2852 E. 2010/3102 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7117 E. 2011/249 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel Kurul Kararının İptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/11470 E.  ,  2010/2269 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Malatya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2006/481 - 2008/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının 2005 yılında genel müdürlük görevini üstlendiğini, müvekkiline ait müşteri çeklerini şahsi harcamalarında kullandığını ve ayrıca oğlunun aldığı krediyi şirket hesapları aracılığı ile ödeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, 123.454.00 YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava açılmasına ilişkin kararın alındığı genel kurul kararının iptalinin dava edildiğini, iddiaların yersiz olduğunu, harcamaların tamamen bu dönemde finans müdürü olan ve şirketin ortağı bulunan ...’in oğlu Murat Demir tarafından yapıldığını, belgelerinin bulunduğunu, bir kısım çekin ortaklığın kurulması sırasında evini satan müvekkiline şirket ortaklarının sözlü muvafakatiyle yine şirket finans müdürü tarafından bulunan ve evi satan yükleniciye verildiğini, bir kısmının yine ortakların evlerine yapılan harcamalarda kullanıldığını, anılan evin bir kısım ortakların istemi üzerine ortakların yeğenlerine bırakıldığını, 01.01.2006 tarihinde tüm belgelerin teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1-Davalı vekilinin 22.09.2008 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, davacı anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan düzenleme uyarınca, böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.

Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava yönetim kurulu tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır. Bu durum karşısında, davacı tarafa denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, alınmadığı anlaşılan 17,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009635900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.