Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11470 E. 2010/2269 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket yönetim kurulu↗ sorumluluk davası↗ şirket zararı↗ muvafakat↗ anonim şirket↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin 22.09.2008 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan düzenleme uyarınca, böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava yönetim kurulu tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır. Bu durum karşısında, davacı tarafa denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9455 E. 2012/13170 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · Şirket yöneticisinin sorumluluğu | Tazminat
İncelediğiniz kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Benzer bu kararda2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, davacı «anonim şirketin yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine dair kurulan hüküm, Dairemizce işbu davanın TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen «sorumluluk davası» niteliğinde bulunduğu, anılan madde uyarınca davanın, «anonim şirket» genel kurulunca alınan karara dayalı olarak denetçiler tarafından açılabileceği, somut olayda şirket genel kurulunda dava açılmasına yönelik karar alındığı halde d …
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati tedbir · görevli mahkeme
Benzer bu kararda1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haksız «ihtiyati tedbir» nedeniyle davalı tarafça usulüne uygun olarak ayrı bir tazminat davasının açılmamış olmasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Anonim şirket tarafından «yönetim kurulu» üyesine karşı açılan sorumluluk davasının, denetim kurulu veya bu kurulca verilen vekaletname uyarınca vekil tarafından açılmamış olması nedeniyle bu eksikliğin giderilmesi gereken hallerde, «muvafakat» tarihi itibariyle yetkili ve «görevli» bulunan denetim kurulunun davaya muvafakatinin temini gereklidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15552 E. 2013/339 K.
Ortak:sorumluluk davası · şirket zararı
İncelediğiniz kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski yöneticileri oldukları ileri sürülen davalılar hakkında «şirketi zarara» uğrattıkları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ara karar · kesin süre · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaSomut olayda, mahkemece, davacı taraftan «sorumluluk davası» açılmasına ilişkin, varsa genel kurul kararının «ibrazı» için süre verilmiş ve verilen bu süre içinde genel kurul kararının ibraz edilmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, yukarıda yazılı açıklamada olduğu üzere mahkemece tesis edilen «ara» karar yeterli nitelikte değildir.
Bu durumda; mahkemece, HUMK.nun 39-40. madde hükümleri uyarınca, davacı tarafa süre ve gerektiğinde «kesin süre» verilerek, genel kurulca açıklanan şekilde bir karar alınmasına ve şirketin denetçilerinin davayı takip etmesine veya vekaletname vermelerine olanak tanınmak, bu koşullar yerine getirilmeden esasa girilmemek, verilen süre içerisinde bu koşullar yerine getirilmez ise dava reddedilmek gerekirken, davadan önce «sorumluluk davası» açılmasına yönelik alınmış bir genel kurul kararının bulunmadığı gerekçesiyle, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «şirket müdürü» olan davalılar hakkında TTK’nın 341. maddesi gereği genel kuruldan «sorumluluk davası» açılması yönünde karar alınması gerektiği, davacı tarafa bu eksikliğin giderilmesi için verilen süreye rağmen dava şartının tamamlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7729 E. 2012/14312 K.
Ortak:anonim şirket yönetim kurulu · sorumluluk davası · anonim şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Benzer bu karardaDava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · ibraz · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'nun 341. maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılacak sorumluluk davaları için genel kuruldan izin alınması gerektiği, davacının verilen süreye rağmen böyle bir karar «ibraz» etmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece TTK’nun 341. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kuruldan izin alınması gerektiği, bu konuda verilen süre sonrası davacı vekilinin böyle bir belge sunamayacaklarını beyan ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan dava açılmasına dair karar alınmadan dava açılması durumunda, mahkemece davacı tarafa genel kuruldan karar almak üzere önel verilip, eğer bu süre sonunda davacı taraf karar «ibraz» etmezse davanın reddine karar verilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece davacı tarafa TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kuruldan «yönetim kurulu» üyesi hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için genel kurul kararı getirmesi için önel ve gerektiğinde «kesin» önel verilip, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2218 E. 2010/8465 K.
Ortak:sorumluluk davası
İncelediğiniz karardaİşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece, davanın genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olduğu, şirket yöneticileri, denetçileri ve müdürleri aleyhine açılmış «sorumluluk davası» olmadığı nazara alınmak suretiyle işin esasına girilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın yanlış nitelendirilmesi sonucunda yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/2852 E. 2010/3102 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usulü eksikliğin gideril …
Dava, davacı kooperatifin «yönetim kurulu» üyesi olan davalıların görev yaptıkları dönemde zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemenin de doğru olarak belirlediği üzere işbu dava, TTK'nun 341. maddesinde yasal dayanağını bulan ve kooperatif yöneticileri hakkında açılan «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki · ibraz
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davacı genel kurulunda davalılar hakkında dava açılması yönünde karar alındığı, «ibraz» edilen genel kurul kararında yönetim kuruluna «yetki» verilmesinin sonuca etkisinin bulunmadığı dikkate alınıp, açılan bu davaya denetim kurulu tarafından «muvafakat» verilmesi ve yukarıda açıklandığı şekilde davaya devam edilmesi için davacı tarafa imkan tanınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulm …
Her ne kadar bu kararda yönetim kuruluna «yetki» verildiği belirtilmiş ise de bunun davanın açılması bakımından bir sonucu yoktur.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/7117 E. 2011/249 K.
Ortak:sorumluluk davası · muvafakat · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2-Dava, davacı «anonim şirket yönetim kurulu» üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava «yönetim kurulu» tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır.
Benzer bu kararda341. maddesi gereği kooperatif «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine «sorumluluk davası» açılması için kooperatif genel kurulunda karar alınması ve davanın denetçiler tarafından açılması veya açılan davaya «muvafakat» verilmesi gerektiği, yeni denetim kurulunun davaya muvafakatlerinin sağlanması için davacı tarafa süre verilmesine rağmen yeni atanan denetim kurulunun muvafakatinin alınamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
Kooperatifin eski «yönetim kurulu» üyeleri aleyhine açılan sorumluluk davasının görülebilmesi, 1163 sayılı Kooperatifler Yasası'nın 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK.nun 341 nci maddesi gereğince, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması prosedürüne bağlıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · görevli mahkeme
Benzer bu karardaSomut olayda, davanın kooperatif denetim kurulu adına dava tarihinde «görevli» denetçiler tarafından verilen vekaletname ile açıldığı anlaşılmıştır.
Dava açılmasından sonra, önceki «yönetim kurulu üyelerine sorumluluk davası» açılması için genel kurulda karar alındığının anlaşılmasına göre, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin davaya «muvafakatleri» aranmaksızın, dava şartlarının gerçekleştiği kabul edilerek davanın esasına girilmesi gerekirken, yeni seçilen denetim kurulu üyelerinin açılan davaya muvafakatler …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11470 E. , 2010/2269 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Malatya 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.07.2008 tarih ve 2006/481 - 2008/286 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ortağı olan davalının 2005 yılında genel müdürlük görevini üstlendiğini, müvekkiline ait müşteri çeklerini şahsi harcamalarında kullandığını ve ayrıca oğlunun aldığı krediyi şirket hesapları aracılığı ile ödeyerek şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek, 123.454.00 YTL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava açılmasına ilişkin kararın alındığı genel kurul kararının iptalinin dava edildiğini, iddiaların yersiz olduğunu, harcamaların tamamen bu dönemde finans müdürü olan ve şirketin ortağı bulunan ...’in oğlu Murat Demir tarafından yapıldığını, belgelerinin bulunduğunu, bir kısım çekin ortaklığın kurulması sırasında evini satan müvekkiline şirket ortaklarının sözlü muvafakatiyle yine şirket finans müdürü tarafından bulunan ve evi satan yükleniciye verildiğini, bir kısmının yine ortakların evlerine yapılan harcamalarda kullanıldığını, anılan evin bir kısım ortakların istemi üzerine ortakların yeğenlerine bırakıldığını, 01.01.2006 tarihinde tüm belgelerin teslim edildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının, davacı şirketin ortağı ve genel müdürü olduğu, genel müdür olduğu dönemde dava konusu çeklerle ilgili yapılan ödemelerin şirket finansman müdürü ve şirket ortaklarından ...’in oğlu olan kişinin bilgisi ve onayı dahilinde gerçekleştiği, kredi borçlarının ödenmesiyle ilgili bir kanıt sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Davalı vekilinin 22.09.2008 havale tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin temyiz defterine kaydedilmediği ve temyiz harcının da yatırılmadığı, bu durumda süresinde usulünce yapılmış temyiz istemi bulunmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davacı anonim şirket yönetim kurulu üyesi olan davalının görev yaptığı dönemde şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. İşbu dava, TTK'nun 341. maddesinde düzenlenen yönetici hakkındaki sorumluluk davası niteliğindedir. Anılan düzenleme uyarınca, böyle bir davanın görülebilmesi için, genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerekmektedir. Fakat, anılan yönteme uyulmaması davanın hemen reddi sonucunu doğurmamalıdır. Bu halde, davacı tarafa HUMK'nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca eksikliğin giderilmesi için önel verilmesi, usulü eksiklik giderildikten sonra davaya bakılması gerekir.
Somut olayda, davalı yönetici hakkında dava açılması yönünde davacı şirket genel kurulunda karar alınmasına rağmen dava yönetim kurulu tarafından verilen vekaletnameye istinaden açılmış ve karara bağlanmıştır. Bu durum karşısında, davacı tarafa denetim kurulunun açılan bu davaya muvafakatlerinin temini, davanın denetim kurulu tarafından veya onlar tarafından verilmiş vekaletname uyarınca vekil vasıtasıyla devamının sağlanması için süre verilmesi ve açıklanan usulü eksiklik tamamlandıktan sonra işin esasına girilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, alınmadığı anlaşılan 17,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 01.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1009635900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz