Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5650 E. 2010/6933 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'üç aylık', 'kanun': ['6102/381']}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirketin feshi↗ limited şirket müdürü↗ yönetim kayyımı↗ doğrudan zarar↗ kayyım atanması↗ şirket müdürlüğü↗ şirketin feshi↗ kayyım↗ aktif dava ehliyeti↗ sermaye artırımı↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ reeskont faizi↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin fesih edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, sermaye artırım kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının yönetim kayyımı ataması talebinin kabulüne şirket müdürü ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının şirketin zarara uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf ehliyeti bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim kayyımı atanması talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma şirket müdürlüğü ve şirketi yönetmek üzere yetki verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının hak düşürücü sürede açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada limited şirketinin feshi davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ile davalılardan ... Bentonit San.ve Tic.Ltd.Şti. ile ... vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Asıl davayla birleşen 2005/30 E sayılı dava, davalı limited şirket müdürü hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Davacı davalı müdürün şirkete verdiği zararın şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir. TTK’nun 556. maddesinde “Şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin idare veya murakabesine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının mesuliyeti, cezai mesuliyetler ve şirketin vekaletlerce murakabesi hakkında anonim şirketin bu hususlara mütaallik hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almaktadır.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK'nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerekmektedir. Somut olayda da dolayısıyla uğranılan zararın tazmini istenilmiş olup, hükmolunacak tazminatın şirkete ödenmesi talep edilmekle davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun düşünülmemesi hatalı olduğu gibi,birleşen 2005/291 E sayılı dosyada şirketin haklı nedenlere binaen fesih ve tasfiyesi istenilmiş olup, mahkemece davacı iddiaları karar yerinde tartışılmadan soyut biçimde haklı nedenlerin varlığının kanıtlanamadığından bahisle anılan davanın reddine karar verilmiş olması da yanlış olmuştur.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:limited şirket müdürü · doğrudan zarar · şirket müdürü · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda2- Asıl davayla birleşen 2005/30 E sayılı dava, davalı «limited şirket müdürü» hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar
Benzer bu karardaSomut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirketin feshi · şirket zararı · fesih · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK'nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava «şirketin feshi» istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının «haksız rekabetiyle» ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK'nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK'nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, davacının tazminat talebi de davalı şirket yöneticilerinin kasıtlı eylemleri sonucu «şirketin zarara» uğramasına dayalı olup bu talep de niteliği itibariyle 6762 sayılı TTK'nun 309. ve 336 maddeleri uyarınca açılması mümkün bulunan sorumluluk davasına tekabül etmektedir.
Bilindiği üzere 6762 sayılı TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9198 E. 2016/4339 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket müdürü · şirket zararı · tasfiye memuru · fesih · anonim şirket · limited şirket · ek tasfiye
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
TTK’nun 556. maddesinde “Şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin idare veya murakabesine memur edilen kimselerin ve «tasfiye memurlarının» mesuliyeti, cezai mesuliyetler ve şirketin vekaletlerce murakabesi hakkında «anonim şirketin» bu hususlara mütaallik hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almaktadır.
2- Asıl davayla birleşen 2005/30 E sayılı dava, davalı «limited şirket müdürü» hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında «güven ilişkisi» kalmadığı, şirketi birlikte idare etme amaçları bulunmadığı, her iki tarafın «fesih» yönünde iradelerinin oluştuğu, davalı/karşı davacının şirketten hesabına para aktararak uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olduğu, davacı/karşı davalının hesaplarına para aktardığına dair tespit yapılamadığı, davalı/karşı davacının şirket kayıtlarına göre 2012 yılı sonunda borçlarını tamamen ödediği gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davalı/karşı davacının dava tarihi itibariyle 99.204,23 TL borcu belirlendiğinden ve borç yargılama sırasında ödendiğinden konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı dava yönünden, davacı/karşı davalı hakkındaki talep kanıtlanamadığından reddine, fesih ve tasfiyeye yönelik olarak asıl davada karar verildiğinden yeniden k …
Olay tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmüne göre, «limited şirket» idarecilerinin mesuliyeti «anonim şirketlerin» bu hususlara ilişkin hükümlerine tabidir, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı za …
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güven ilişkisi · yönetici sorumluluğu · tasfiye memuru atanması · karar verilmesine yer olmadığına · ibraz · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında «güven ilişkisi» kalmadığı, şirketi birlikte idare etme amaçları bulunmadığı, her iki tarafın «fesih» yönünde iradelerinin oluştuğu, davalı/karşı davacının şirketten hesabına para aktararak uyuşmazlığın ortaya çıkmasına neden olduğu, davacı/karşı davalının hesaplarına para aktardığına dair tespit yapılamadığı, davalı/karşı davacının şirket kayıtlarına göre 2012 yılı sonunda borçlarını tamamen ödediği gerekçesiyle, asıl dava yönünden, davalı/karşı davacının dava tarihi itibariyle 99.204,23 TL borcu belirlendiğinden ve borç yargılama sırasında ödendiğinden konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», davalı şirketin fesih ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına», karşı dava yönünden, davacı/karşı davalı hakkındaki talep kanıtlanamadığından reddine, fesih ve tasfiyeye yönelik olarak asıl davada karar verildiğinden yeniden k …
Davalının aynı zamanda «şirket müdürü» olması, «defter» ve kayıtların tutulmasından sorumlu bulunması nedeniyle, şirket kayıtlarına göre yargılama sırasında anılan bedelin ödendiğinden bahisle, tazminat talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
2- Asıl davada davacı vekili, davalının «şirket müdürü» olduğunu, şirket hesabından şahsi hesabına haksız şekilde para aktardığını, «şirketin zarara» uğratıldığını ileri sürerek, 150.000 TL'nin şirkete iadesini talep etmiş, davalı taraf ise paraların şirket zararına kullanılmadığını, ödeme dekontları ile iade edildiğini savunmuş, mahkemece davalı şirket kayıtlarına göre davalının yargılama sırasında ödemede bulunduğu gerekçesiyle, konusuz kalan talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Dava, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimine göre, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı · Tazminat
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin «fesih» edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, «sermaye artırım» kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının «yönetim kayyımı» ataması talebinin kabulüne «şirket müdürü» ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının «şirketin zarara» uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf «ehliyeti» bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim «kayyımı atanması» talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma «şirket müdürlüğü» ve şirketi yönetmek üzere «yetki» verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının «hak düşürücü sürede» açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada «limited şirketinin feshi» davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren «reeskont faizi» ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
2- Asıl davayla birleşen 2005/30 E sayılı dava, davalı «limited şirket müdürü» hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaŞti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · bono
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/5650 E. , 2010/6933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Çankırı Asliye 2.Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Çankırı Asliye 2.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.10.2007 tarih ve 2005/28-2007/625 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraflar vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 02.03.2010 gününde davacı avukatı ... gelip, davalılar avukatları tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde müvekkili ...’nın ... bentonit limited şirketinin ortağı olduğunu, şirketin ham bentonit madeni işleyip pazarladığını, şirket müdürü olan ...’ın müdürlük görevini iyi yapmayarak şirketi zarara uğrattığını, usulsüz işlemler yaptığını, şirketin son iki yılda 9.191.503.900 YTL zarar ettiğini, gerçekte zararı olmasa da defter ve belgelerde kötü niyetli işlem yaptığını, bentonit maden ocağında bulunan ham bentonit maddesinin fabrika sahasına nakledildiğini, nakil araçlarının miktar ve tonaj belgeleri olmadığından giriş toplamının tespit edilemediğini, müşteri hesapları ayrı ayrı cari hesap olarak kaydı yapılmadığından gerçek olup olmadığı konusunda sağlıklı tespit yapılamadığını, harcanan enerji dikkate alındığında fabrikanın zarar etmesinin mümkün olmadığını, zarar etmiş gibi muhasebe tutulduğunu, büyük bir ihtimalle kayıt dışı işlem yapıldığını, üçüncü şahıs Mustafa Karaca’ya ait maden sahasından izinsiz olarak maden çıkartılıp kullanıldığını, şirketin üç ortaklı olup sermaye artışının usülsuz ve geçersiz olduğunu, tüm bu nedenlerle müdürlük görevini kötüye kullanan doğruluk ve dürüstlük ilkelerine göre çalışmayarak şirketi zarara sokan müdürün görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim kayyimi atanmasını, birleşen 2005/29 E sayılı davasında müvekkilinin davalı şirkette % 20 oranında payla ortak iken yapılan sermaye artışı sonrası sermaye artışına iştirak etmediği gerekçesiyle hisse oranının %2'ye düşürüldüğünü, alınan sermaye artırımı kararları ile yapılan her türlü işlemin usul ve yasaya aykırı olup geçersiz bulunduğunu ileri sürerek sermaye artış kararlarının kanuna ve iyiniyet kurallarına aykırı olmaları nedeniyle iptali ile müvekkili hisse oranının % 20 olduğunun tespitine, ticaret siciline tesciline, birleşen 2005/30 E sayılı davada davalı şirket müdürünün şirkete ve ortaklara verdiği zarar karşılığında fazlaya ilişkin hakları saklı kalarak 6.000,00 YTL'nin davalıdan tahsili ile şirkete verilmesine, birleşen 2005/291 E sayılı dava dosyasında haklı sebeplere istinaden şirketin fesih ve tasfiyesine, birleşen 2005/309 E sayılı davasında ise şirketin 2003 ve 2004 yıllarında yapmış olduğu gerçek üretim ve satış miktarının ve bu suretle gerçek karın tespit edilerek gizlenen şirket karından şimdilik 6.000,00YTL'nin faiziyle birlikte davalı şirketten tamamının diğer davalılardan ise hisseleri nispetinde tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporlarına göre, davacının şirketin fesih edilmesi için haklı nedenlerin varlığını ispat edemediği, sermaye artırım kararının iptali isteminin TTK'nun 381.maddesi uyarınca üç aylık hak düşürücü süresinde açılmadığı, şirketin bilirkişi raporunda belirtildiği gibi zararı olduğu tespit edilmiş bu nedenle davacının yönetim kayyımı ataması talebinin kabulüne şirket müdürü ...’ın görevden alınmasına yeni şirket müdürü seçilinceye kadar müdürlük görevinin kayyım tarafından yürütülmesine karar vermek gerekmiş, davacının açtığı 2005/30 esas sayılı dosyada davacının şirketin zarara uğraması nedeniyle tazminat talep ettiği görülmüş ise de; davacının taraf ehliyeti bulunmadığından açılan davanın reddine karar vermek gerektiği, 2005/309 esas sayılı dosya ile ilgili olmak üzere bilirkişi raporundaki şirket zararı dikkate alınarak 5823.61 YTL’nin dava tarihinden itibaren davalılardan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçeleriyle, açılan 2005/28 esas sayılı davada yönetim kayyımı atanması talebinin KABULÜ ile, şirket müdürü ...'ın görevden alınarak şirketi yönetmek üzere yönetim Kayyımı atanmasına, kayyuma şirket bütçesinden ödenmek üzere asgari ücret ödenmesine, kayyuma şirket müdürlüğü ve şirketi yönetmek üzere yetki verilmesine, 2005/29 esas sayılı davada şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin işlemlerin iptali davasının hak düşürücü sürede açılmadığından , 2005/291 esas sayılı davada limited şirketinin feshi davasının kanıtlanamadığından, 2005/30 sayılı davada zararın şirket müdüründen tahsili ile şirkete ödenmesine ilişkin birleştirilen davada davacının taraf ehliyeti bulunmadığından anılan davaların reddine, 2005/309 esas sayılı birleşen davada talebin kısmen kabulü ile, 5.823,61 YTL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren reeskont faizi ile müştereken müteselsilen tahsiline fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili ile davalılardan ... Bentonit San.ve Tic.Ltd.Şti. ile ... vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, mümeyyiz davalılar vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Asıl davayla birleşen 2005/30 E sayılı dava, davalı limited şirket müdürü hakkında açılan sorumluluk davasına ilişkindir. Davacı davalı müdürün şirkete verdiği zararın şirkete ödenmesini talep ve dava etmiştir. TTK’nun 556. maddesinde “Şirketin kuruluşuna iştirak edenlerle şirketin idare veya murakabesine memur edilen kimselerin ve tasfiye memurlarının mesuliyeti, cezai mesuliyetler ve şirketin vekaletlerce murakabesi hakkında anonim şirketin bu hususlara mütaallik hükümleri tatbik olunur.” hükmü yer almaktadır.
Anonim şirketlere ilişkin TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK'nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi gerekmektedir. Somut olayda da dolayısıyla uğranılan zararın tazmini istenilmiş olup, hükmolunacak tazminatın şirkete ödenmesi talep edilmekle davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğunun düşünülmemesi hatalı olduğu gibi,birleşen 2005/291 E sayılı dosyada şirketin haklı nedenlere binaen fesih ve tasfiyesi istenilmiş olup, mahkemece davacı iddiaları karar yerinde tartışılmadan soyut biçimde haklı nedenlerin varlığının kanıtlanamadığından bahisle anılan davanın reddine karar verilmiş olması da yanlış olmuştur.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılardan ... Bentonit Ltd.Şti. ve ... vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 350,88 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 15.06.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1024351600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz