Kooperatifler kanunu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5532 E. 2010/12040 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kooperatifler kanunu↗ yönetici sorumluluğu↗ sorumluluk davası↗ dava şartı yokluğu↗ yetki↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir yetkinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçmiş yöneticiler tarafından kooperatife verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Yöneticiler hakkında açılan işbu dava sorumluluk davası niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir. Somut olayda, 30.06.2007 tarihli genel kurulda yöneticiler hakkında sorumluluk kararı alınmış ise de dava yöneticiler tarafından verilen vekalete dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda mahkemece HUMK’nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek kooperatif denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağının tanınması ile davaya bu eksiklik giderildikten sonra devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5033 E. 2010/11652 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaYöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Benzer bu karardaBu durumda davalı ... açısından işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararı · hasar · teslim
Benzer bu karardaDavacı kooperatif, davalılardan ...’in kaza tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, kooperatifle ilgisi bulunmayan bir işin takibi nedeniyle aracın «hasara» uğradığını ve kazada sonra da aracın «teslim» edilmediğini ileri sürerek, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu tutulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2534 E. 2017/1568 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:özel denetçi · olağanüstü genel kurul
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 25.03.2013 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere yönelik iptal talebi ile «özel denetçi» atanması yönündeki talebin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaYöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · tüzel kişilik · anonim şirket · ibraz · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya «muvafakat» verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5532 E. , 2010/12040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Didim (Yenihisar) Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16.12.2008 tarih ve 2008/140-2008/504 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Mutlu ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkili kooperatifin eski yöneticileri olduklarını, 30.06.2007 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında davalıların kooperatife vermiş oldukları zararın davalılardan tahsili amacıyla dava açılması için yönetim kuruluna yetki verilmiş bulunduğunu ileri sürerek, davalıların müvekkili kooperatife vermiş oldukları 3.320,00 YTL zararın faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, 30.06.2007 tarihli genel kurulda alınan kararın ve bu davada yönetim kurulunun davacı sıfatıyla yer almasının TTK’nun 341 nci maddesine aykırı olduğunu savunarak, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan dolayı reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir yetkinin mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, geçmiş yöneticiler tarafından kooperatife verilen zararın tazmini istemine ilişkindir. Yöneticiler hakkında açılan işbu dava sorumluluk davası niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir. Somut olayda, 30.06.2007 tarihli genel kurulda yöneticiler hakkında sorumluluk kararı alınmış ise de dava yöneticiler tarafından verilen vekalete dayalı olarak açılmıştır. Bu durumda mahkemece HUMK’nun 39 ve 40 ncı maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek kooperatif denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağının tanınması ile davaya bu eksiklik giderildikten sonra devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin davanın yazılı gerekçe ile reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043672700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz