Kooperatifler kanunu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/5033 E. 2010/11652 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kooperatifler kanunu↗ sorumluluk davası↗ yönetim kurulu kararı↗ hasar↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle satışa esas kasko bedelinin 4.589,00 YTL olduğu, bu miktardan kazanın oluşumunda kusurlu bulunan davalılar ..., ..., ... ve ...’ın sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...’dan tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı kooperatife ait aracın kaza sonucu hasarlanması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı kooperatif, davalılardan ...’in kaza tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğunu, kooperatifle ilgisi bulunmayan bir işin takibi nedeniyle aracın hasara uğradığını ve kazada sonra da aracın teslim edilmediğini ileri sürerek, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu tutulmasını istemiştir. Bu durumda davalı ... açısından işbu dava sorumluluk davası niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir. Somut olayda, dava genel kuruldan bu yönde bir karar alınmaksızın doğrudan kooperatif yöneticileri tarafından verilen vekalete dayalı olarak açılmıştır. O halde mahkemece, HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek genel kurulda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve kooperatif denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağının tanınması ile davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin uyuşmazlığın esasına girilerek davalı yönetici ... hakkında hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle hükmü temyiz eden anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5532 E. 2010/12040 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda davalı ... açısından işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Benzer bu karardaYöneticiler hakkında açılan işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, bu davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98 nci maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341 nci maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır .Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu · yetki
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 30.06.2007 tarihli genel kurul toplantısında davadaki iddia ve isteme ilişkin denetçiler tarafından dava açılması yolunda alınmış bir karar ve denetçilere verilmiş bir «yetkinin» mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Anonim şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5386 E. 2014/14890 K.
Ortak:sorumluluk davası · dava şartı
İncelediğiniz karardaBu durumda davalı ... açısından işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muvafakat · tüzel kişilik · anonim şirket · ibraz · temsil · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… n 6102 sayılı TTK hükümleri arasında mülga TKK'nın 341. maddesi gibi açık bir düzenleme olmamakla birlikte 6102 sayılı TTK 479/3-a maddesindeki düzenleme karşısında «anonim şirket» yöneticileri hakkında «sorumluluk davası» açılabilmesi için, şirket genel kurulunda karar alınması gerekli olup, bu davanın denetçiler veya onların verdiği vekaletnameler uyarınca atanan vekiller tarafından takip edilmesi şartı da kaldırılmış, artık sorumluluk davasında şirket «tüzel kişiliğinin» «temsili» konusundaki sınırlama kaldırılmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davanın yöneticiler aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, böyle bir davanın açılıp görülebilmesi için ön şart olan TTK'nın 341.maddesi uyarınca genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın denetçiler tarafından asaleten ya da vekil aracılığıyla açılması gerektiği, denetçilerden alacağı vekaletnameleri «ibraz» etmesi ve bu koşulun dava şartı olmayıp sonradan tamamlanabileceği, davacının davasının dava tarihi itibarıyla şirketin denetçilerinin davaya iştiraki ya da onlard …
Davaya iştiraki sağlanması istenen denetçiler, dava açıldığı tarihteki veya sorumlu davalıların görev yaptıkları dönem itibariyle «görevli» olan denetçiler değil, hali hazırdaki denetçilerdir.
Bu durumda karşısında, davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasında davacı şirketin genel kurulunda açılan davaya «muvafakat» verildiği sabit olduğuna göre, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3541 E. 2010/3730 K.
Ortak:sorumluluk davası · yönetim kurulu kararı · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı kooperatif, davalılardan ...’in kaza tarihinde «yönetim kurulu» üyesi olduğunu, kooperatifle ilgisi bulunmayan bir işin takibi nedeniyle aracın «hasara» uğradığını ve kazada sonra da aracın «teslim» edilmediğini ileri sürerek, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu tutulmasını istemiştir.
Bu durumda davalı ... açısından işbu dava «sorumluluk davası» niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Benzer bu karardaİşbu dava, esas itibariyle davacı kooperatifin eski «yönetim kurulu» başkanı aleyhine açılan «sorumluluk davası» niteliğindedir.
Davacı kooperatif vekili, bedeli ödenen ve «lehtarı» tarafından iade edilen senetlerin müvekkilinin eski «yönetim kurulu» başkanı olan davalı tarafından haksız yere başkasına «ciro» edildiğini, «mükerrer ödeme» yapmak zorunda kalındığını iddia ederek ödenen senet bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer ödeme · ciro silsilesi · lehdar · mükerrerlik · lehtar · ciro
Benzer bu karardaDavacı kooperatif vekili, bedeli ödenen ve «lehtarı» tarafından iade edilen senetlerin müvekkilinin eski «yönetim kurulu» başkanı olan davalı tarafından haksız yere başkasına «ciro» edildiğini, «mükerrer ödeme» yapmak zorunda kalındığını iddia ederek ödenen senet bedellerinin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
… tlerin borçlusu davacı kooperatif tarafından ödemeler yapıldığı, bu senetlerin davacı tarafından iş yaptığı ...lehine düzenlendiği, bu kişinin de takip alacaklısına «ciro» ettiği, davalının bir rolünün olmadığı, anılan senetlerin «lehdarı» tarafından davalıya iade edildiği belirtilmiş ise de bu tutanakta iade alanın imzasının bulunmadığı, kayıtlarda inceleme yapılmasına gerek olmadığı, «ciro silsilesine» uygun tahsile konulduğu, davalıya iadenin kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12299 E. 2011/276 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · ıslah
Benzer bu kararda… icaret Kanununun 341. maddesi hükmü gereğince davalı şirketin yeni denetçilerinin davaya devam etmesi ve genel kurul kararı alınarak dava açılmasına ilişkin verilen «ara» kararın davacı tarafça yerine getirilmediği, bu prosedürü yerine getirmeyen eski denetçiler olan davacıların davayı «ıslah» da edemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacılar vekilinin temyizi üzerine bozma ilamında yazılı gerekçelerle davacılar yararına bozulm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12531 E. 2018/6449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne, 24.06.2013 tarihli genel kurulda alınan 3 nolu kararın iptaline, birleşen davadaki denetçi tayinine ilişkin talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına», asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin reddine dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/5033 E. , 2010/11652 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Yunak Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.09.2007 tarih ve 2004/145 - 2007/219 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kooperatife ait kamyonetin 05.04.1999 tarihinde davalı ... tarafından kullanıldığı sırada kazaya uğradığını, kazada Ayhan’ın kusurlu bulunduğunu, diğer davalıların kaza tarihinde kooperatif yönetim kurulunda olduklarını, kazadan sonra kooperatife ait aracın kooperatife teslim edilmediğini, yönetim kurulu üyelerinin kooperatife ait olmayan bir iş takibi nedeniyle aracın hasara uğramasına neden olduklarını, davalılar eski yönetim kurulu üyeleri ve sürücünün aracın uğradığı zarardan sorumlu bulunduklarını ileri sürerek, kamyonetin değeri olan 15.000,00 YTL’nın davalılardan ticari faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, istenen miktarın Da fazla olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu aracın kaza tarihi itibariyle satışa esas kasko bedelinin 4.589,00 YTL olduğu, bu miktardan kazanın oluşumunda kusurlu bulunan davalılar ..., ..., ... ve ...’ın sorumlu oldukları gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile anılan miktarın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılar ..., ..., ... ve ...’dan tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı kooperatife ait aracın kaza sonucu hasarlanması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı kooperatif, davalılardan ...’in kaza tarihinde yönetim kurulu üyesi olduğunu, kooperatifle ilgisi bulunmayan bir işin takibi nedeniyle aracın hasara uğradığını ve kazada sonra da aracın teslim edilmediğini ileri sürerek, bu davalının da oluşan zarardan sorumlu tutulmasını istemiştir. Bu durumda davalı ... açısından işbu dava sorumluluk davası niteliğinde olup, hükmü temyiz eden bu davalı hakkındaki davanın görülebilmesi 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 98. maddesinin yollamasıyla TTK’nun 341. maddesi uyarınca genel kurulun bu yönde karar alması ve davanın denetçiler tarafından açılması koşuluna bağlıdır.Ancak, açıklanan koşullar dava şartı olmayıp, sonradan da tamamlanması mümkün bulunan usuli bir eksikliktir.
Somut olayda, dava genel kuruldan bu yönde bir karar alınmaksızın doğrudan kooperatif yöneticileri tarafından verilen vekalete dayalı olarak açılmıştır. O halde mahkemece, HUMK’nun 39 ve 40. maddeleri uyarınca davacı tarafa uygun süre verilerek genel kurulda açıklanan şekilde bir karar alınmasının sağlanması ve kooperatif denetçilerinin davaya iştiraki veya onlardan vekaletname alınması olanağının tanınması ile davaya devam edilmesi gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin uyuşmazlığın esasına girilerek davalı yönetici ... hakkında hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle hükmü temyiz eden anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034709100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz