Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/13493 E. 2014/15253 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ ttk 309/4↗ sorumluluktan kurtulma↗ nispi vekalet ücreti↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ hisse senedi↗ denetime elverişlilik↗ temlik↗ ıslah↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ zamanaşımı↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak şirketin zarara uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E. Çimento AŞ'nin hisselerinin yönetim kurulu kararıyla satılmasına ilişkin olarak davalıların Uzan grubuna iş akti ile bağlı oldukları, emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığından sorumlu olmayacakları, T. Oto. A.Ş. hisse satışında ise hisse senedi bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalılara bu konuya ilişkin olarak kusur atfedilemeyeceği, Berke şirketinden olan taleple ilgili alacağa bilançoda yer verildiği, davalılardan talepte bulunmanın hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davayı temlik alan T.. T.. vekili ve davalı R.. B.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, davacının eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, davacı tarafın E.Çimento hisselerinin düşük fiyatla grup üst yöneticilerine 880.000 TL zararla satıldığı iddiasına ilişkin olarak, mahkemece davalıların U. Grubuna iş akdi ile bağlı oldukları, emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu
oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 559. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları anılan yasa maddelerine göre belirlenmelidir. TTK’nın sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan
sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek sorumluluktan kurtulmaları mümkün değildir. O halde mahkemece davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Öte yandan, mahkemece davacı tarafın B.A.Ş'ye ödeme yapıldığı, bunun tahsil edilemediği, davalıların bu zarardan sorumlu olduğuna ilişkin iddiası hakkında, mahkemece anılan alacağa ilişkin olarak davacı şirket bilançosunda kayıt bulunduğu, bu alacaktan vazgeçilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı şirketin kasasına girmiş paranın, ortada hiç bir neden yokken şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli faaliyetlerde bulunmak yerine, başka bir şirkete aktarılması davacı şirket açısından zarardır. Üstelik zarar usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Nitekim, bilirkişi raporunda da söz konusu meblağın şirket bünyesinde kullanılması halinde muhtemel getirisinin zarar olarak değerlendirileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmesi için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.
Ayrıca, davacı tarafın şirket bünyesinde bulunan T. Oto A.Ş'ye ait hisselerin çalışanlara düşük fiyata satıldığı iddiasına ilişkin olarak, mahkemece hisse senedi bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalıların kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, anılan hisselere ilişkin olarak borsa kayıtları getirtilmediği gibi, alış ve satış tarihi itibariyle hisselerin gerçek değerlerinin ne olduğu, hisselerin düşük fiyata satılıp satılmadığı araştırılıp, incelenmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Diğer yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden T.. T..’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4- Yine, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar, şu kadarki bu fiil cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun zaman aşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasına o zaman aşımı tatbik olunur hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacı taraf davalıların 2002 ve 2003 yıllarındaki eylemlerinden dolayı 26.12.2006 tarihinde dava açmış, işbu davayı 17.01.2008 tarihinde ıslah etmiş, mümeyyiz davalı R.. B.. vekili ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunmuş, mahkemece 26.06.2008 tarihli duruşmada, davalıların eylem ve işlemlerinden şirket genel kurulunun 08.10.2005 tarihinde bilgi sahibi olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık süre ve özellikle ceza zaman aşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle, zaman aşımı definin reddine karar verilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalıların eyleminin hangi cezaya karşılık geldiği, ceza kanunundaki zaman aşımı süresinin ne olduğu denetime elverişli olacak şekilde açıklanmadan yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6920 E. 2014/18402 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3297 E. 2011/1674 K.
Ortak:kusur karinesi · sorumluluktan kurtulma · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eksik inceleme
Benzer bu karardaBu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14550 E. 2018/7108 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Bankası T.A.Ş. ile yönetim ve denetimi devir alınan ... grubuna «dahil» 231 firmanın «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirlerinin Bankalar Kanunu'nun 15. maddesinin 7. fıkrasının b) bendine istinaden hükümsüz sayılmalarına karar verildiği, «geçersiz» sayılan bu işlemlerden dolayı davalılardan davaya konu «şirketin zarara» uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın HMK’nun 150. madde gereğince «açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · ticari teamül · rayiç bedel · teamül · haksız eylem · tazminat davası · açılmamış sayılma · olumsuz oy
Benzer bu karardaİnşaat ve Nakliyat Ticaret A.Ş.yi «ticari teamüllere» uygun olarak ve basiretli bir «tacir» gibi yönetmesi gereken davalıların dava dışı ...
… alınması suretiyle doğduğu iddia olunan zarar kalemi ile ilgili olarak davaya konu hisse alımı yapılan şirketlerin bir kısmının ... tarafından el konulduktan sonra «iktisadi bütünlük» çerçevesinde ahara satıldığı ve ... tarafından yapılan satıştan kâr elde edildiği, anılan şirketler ile ilgili bir zarar doğmadığı, diğer bir kısım şirketin hisse devir tarihleri itibari ile veya bu tarihe yakın «kaydi» bilançolarına göre öz varlık tespiti cihetine gidilip «rayiç bedel» esasına göre mal varlıkları tespit edilmediğinden kaydi bilançolarına göre şirketlerin borca batık olduklarının söylenemeyeceği, hem davacı şirkete, hem de dava dı …
Çimento AŞ’ye ... tarafından el konulduktan sonra «iktisadi bütünlük» çerçevesinde ahara satılmış olduğu ve ... tarafından yapılan satıştan kâr elde edildiği, anılan şirketler ile ilgili bir zarar doğmadığı, dava konusu ... ve Mücevharat Tic.A.Ş., ...
Elektrik Yatırım A.Ş. ile ilgili davaya konu hisse alımlarının davacı şirketin 30/06/2003 ve 31/12/2004 tarihli «kaydi» bilançolarının aktifinde mevcut olduğu bildirilmiş ise de davacı tarafın dosyaya sunduğu 09/09/2005 denetim kurulu raporunda iştirak hissesi satın alınan şirketlere ait hisse devir tarihleri itibari ile veya bu tarihe yakın kaydi bilançolarına göre öz varlık tespiti cihetine gidildiği, hisseleri devralınan şirketlerin devir tarihi veya devir tarihine en yakın tarih itibari ile «rayiç bedel» esasına göre mal varlıkları tespit edilmemiş olmakla kaydi bilançolarına göre şirketlerin borca batık olduklarının söylenemeyeceği, ...’nun 324. ve İİK’nun 179. hü …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2460 E. 2014/9168 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye koyma borcu · el koyma · sorumluluk davası · kâr kaybı · temerrüt
Benzer bu kararda… ia edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle zararın varlığının tespiti, zararın davalıların eylemlerinden kaynaklanmış olmasının gerektiği, denetim ve «yönetim kurulu» üyelerinin sermaye borcunu yerine getirmeyen hisse sahiplerine karşı gerekli tedbirleri almadıklarını ispatlayan delil yada belge bulunmadığı, davalılar ..görev yaptıklan dönemde denetim raporunu 01.01.2004 ila 31.04.2004 arasında genel kurul denetimine sunmalan gerektiği, ancak denetime sunmaları gerektiği dönemde şirkete TMSF tarafından el konulması nedeniyle raporu sunmalarının imkan dahilinde olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu olmadıkları,hisse senetlerinin alım tarihlerindeki gerçek piyasa değerleri ile nominal değerleri arasında satın alan bakımından bir fark bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu hisse senetlerinin değerlerinin sonradan «kaybının» söz konusu olmasının her zaman imkan dahilinde bulunduğu, bu değer kaybından dolayı yönetici ve denetçilerinin sorumlu tutulamayacağı, bu hisse senetlerinin gerçekten piyasa değerinin üzerinde bir değerden satın alınması olayının bilerek yapılması ve bundan bir zarar doğduğunun kanıtlanması gerektiği, asıl borçlunun «sermaye koyma borcu» altında bulunan hissedarlar olduğu, öncelikle hissedarlara başvurulması gerektiği, bu zararın asıl borçludan tahsil edilememiş olması gerektiği, ortada henüz zarara dönüşen «temerrüt» alacağı bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz etme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
… lanan fonların şirketin işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılması gerekirken mali durumları bozuk olan ve hiç temettü dağıtmayacak olan şirket hisselerini alarak «şirketi zarara» uğratıklarından, şirkete sermaye «koyma» borcunu yerine getirmedikleri ve bakiye apel bocunun takibini yapmadıklarından dolayı davalıların anılan zarar kalemlerinden sorumlu oldukları iddia edilmiş, olup, …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · hisse senedi · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
A.Ş. hisse satışında ise «hisse senedi» bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalılara bu konuya ilişkin olarak «kusur» atfedilemeyeceği, Berke şirketinden olan taleple ilgili alacağa bilançoda yer verildiği, davalılardan talepte bulunmanın hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · ispat yükü · kâr payı · ek tasfiye · eksik inceleme · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin «defterlerinde» duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin «tasfiye» sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye «payının» tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, ne …
… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
… hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı «defterlerinde» alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14372 E. 2015/38 K.
Ortak:vekalet ücreti · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda3- Diğer yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi hükmü uyarınca temyiz eden T..
T..’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde «nispi vekalet ücretine» hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu kararda2- Ancak, temyiz eden .......'nin eldeki davayı kanuni halef sıfatıyla takip ettiği için 5411 sayılı Kanun'un 133/«son» maddesi hükmü uyarınca maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle temyiz eden yararına bozulmasına karar vermek gerekmiş ise de; kanuna aykırı olan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden …
Fon Kurulu'nun 18.05.2005 tarih, 188 sayılı kararı ile Uzan Grubuna «dahil» denetimi devralınan 231 firmanın «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirleri hükümsüz sayıldığından iştirak hisse satışlarının «geçersiz» hale geldiği,.....
Çimento hisseleri el konulan şirketler harici..........'ya satılmış ise de, ...... fon kurulunun 18.05.2005 tarih 188 sayılı kararı ile el konulan şirketlerin «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirleri hükümsüz sayıldığı, ayrıca her 3 şirketin de hisse satışı yapıldığı tarihlerde öz sermayelerinin negatif olduğu, kar edilen yıllarda bu karın şirket ana faaliyet alanından kaynaklanmadığı faaliyet dışı işlerden gelir elde edildiği, dolasıyla hisse satışlarının yapıldığı tarih itibariyle iştirak hisselerinin «rayiç değerlerinin» hesaplanamadığı, bilirkişilerce hisse bedellerinin daha yüksek olması gerektiği sonucuna varılmış ise de yorum yoluyla hisselerin değerlerinin daha yüksek olduğunu …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:rayiç değer · ispat yükü · geçersizlik · dahili dava
Benzer bu karardaFon Kurulu'nun 18.05.2005 tarih, 188 sayılı kararı ile Uzan Grubuna «dahil» denetimi devralınan 231 firmanın «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirleri hükümsüz sayıldığından iştirak hisse satışlarının «geçersiz» hale geldiği,.....
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 6762 sayılı TTK'nın 309, 336 ve 337. maddeleri uyarınca açılan sorumluluk davasında zararın varlığının «ispat yükünün» davacıya ait olduğu,......
Çimento hisseleri el konulan şirketler harici..........'ya satılmış ise de, ...... fon kurulunun 18.05.2005 tarih 188 sayılı kararı ile el konulan şirketlerin «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirleri hükümsüz sayıldığı, ayrıca her 3 şirketin de hisse satışı yapıldığı tarihlerde öz sermayelerinin negatif olduğu, kar edilen yıllarda bu karın şirket ana faaliyet alanından kaynaklanmadığı faaliyet dışı işlerden gelir elde edildiği, dolasıyla hisse satışlarının yapıldığı tarih itibariyle iştirak hisselerinin «rayiç değerlerinin» hesaplanamadığı, bilirkişilerce hisse bedellerinin daha yüksek olması gerektiği sonucuna varılmış ise de yorum yoluyla hisselerin değerlerinin daha yüksek olduğunu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.
Ortak:kusur karinesi · nispi vekalet ücreti · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · şirketin tasfiyesi · maktu vekalet ücreti · ispat yükü · fatura · eksik inceleme
Benzer bu karardaOysa davacı şirketin ana sözleşmesinde hukuki danışmanlık vermek gibi bir amaç olmadığı halde, şirket parasının, kendi ticari amaçları doğrultusunda, kendi ihtiyaçları ve ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka şirketlerin avukatlık ücreti borçlarının ödenmesi için kullanılmasının, şirket açısından bir zarar oluşturacağı kuşkusuzdur.
… gerçekleştiğine dair somut kayıt veya belgenin bulunmadığı kaldı ki böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için Berke A.Ş.'den sağlanan fonlarla hisseleri satın alınan «şirketlerin tasfiyesi» sonucunda kalan mal varlıklarından davacı şirket hisselerine isabet eden sermaye paylarının tahsil edilmesinin olanaksız hale geldiğinin belgelenmesi, yine hukuki …
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise davacı şirketçe Uzan Grubu şirketleri için vekalet görevi yapan iki avukata toplam (1.316.162,80) TL ödenerek, bu paranın anılan şirketlere «fatura» edilmesidir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10259 E. 2012/14531 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı «temlik» alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:virman · sermaye artırımı · hakkaniyet · ispat yükü · eksik inceleme · dahili dava
Benzer bu karardaYolagelmez’in ise denetçi olarak görev yaptığı, 2001 yılında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabına yapılan «virman» dışında, iddia olunan zararların kanıtlanamadığı, şirket aktiflerinin aktarılmasının ne şekilde zarara yol açtığı belli olmadığı gibi kimin görev döneminde ve ne zaman yapıldığı saptanamayan bu zarardan, bağımsız karar alma ve uygulama güç ve yeteneğine sahip olmayan, bu anlamda organ olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan «yönetim kurulu» üyesi davalıları TTK’nun 336.maddesi uyarınca sorumlu tutmanın «hakkaniyete» aykırı olduğu, denetçi olan davalıların kusurlu bir hareketinin tespit edilemediği, davalılar ... ve ...
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyesi olan davalıların Uzan Grubuna «dahil» şirketlerde çalışan personel olup, 01.01.2001 tarihinden, 13.02.2004 tarihine kadar görev yaptıkları, davalılardan ..., ... ve ...'ın «yönetim kurulu» üyesi, ..., ..., ... ve ...
… ykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli «sermaye artırımına» iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı «şirketin zarara» uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı «temlik» alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesini» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/13493 E. , 2014/15253 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL (KAPATILAN) 28. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 22/11/2011
NUMARASI 2011/37-2011/66
Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 28. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 22/11/2011 tarih ve 2011/37-2011/66 sayılı kararın Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi temlik alan T.. T.. vekili ve davalı R.. B.. tarafından istenilmişse de T.. T.. vekilinin 09/05/2014 tarihli duruşmadan vazgeçme dilekçesi de dikkate alınarak, dosyanın evrak üzerinde incelenmesine karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkil şirketin yönetim ve denetim kurulu üyesi olduklarını, 26.05.2006 tarihinde 2002, 2003, 2004 faaliyet yıllarına ilişkin olarak genel kurul yapıldığını, denetim raporu doğrultusunda davalıların ibra edilmediğini, haklarında sorumluluk davası açılmak üzere yetki verildiğini, bu kapsamda davacı şirketin 2001 ve 2002 yıllarında dava dışı İ. Bankası AŞ'den öz kaynakları mevcut olmadığı halde hisse satın aldığını, hisse bedelini grup firması olan B.Beton A.Ş. finansmanları ile İ.[…]S. bankasından çekilen kredilerle karşıladığını, yine şirkete ait E.Çimento A.Ş. hisselerinin düşük fiyatla grup üst yöneticileri olan S.B. A. C. E.'ya ve değersiz grup firması D. İnş.
AŞ'ye 880.000 TL zararla satıldığını, ayrıca 2000 yılında T.Oto. AŞ'nin hisselerinin satın alındığını, 2003 yılına kadar bu yatırımdan gelir elde edilmediğini, 18.07.2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile hisselerin altı grup çalışanına 75.543,34 TL zararla devredildiğini, öte yandan E. Çimento AŞ. ve Türk Oto. A.Ş. hisse satışından elde edilen 741.344,34 TL'nin Berke şirketine nakit olarak ödendiğini, bu miktarın tahsilinin mümkün olmadığını, davalıların basiretli tacir gibi hareket etmediklerini, şirket kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda kullanmadıklarını, bilerek ve isteyerek şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürerek, 10.000 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini yükseltmiştir.
Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını, olayda kusurları olmadığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak şirketin zarara uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E. Çimento AŞ'nin hisselerinin yönetim kurulu kararıyla satılmasına ilişkin olarak davalıların Uzan grubuna iş akti ile bağlı oldukları, emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığından sorumlu olmayacakları, T. Oto. A.Ş. hisse satışında ise hisse senedi bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalılara bu konuya ilişkin olarak kusur atfedilemeyeceği, Berke şirketinden olan taleple ilgili alacağa bilançoda yer verildiği, davalılardan talepte bulunmanın hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davayı temlik alan T.. T.. vekili ve davalı R.. B.. vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) ve (3) nolu bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Ancak; dava, davacının eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların sorumluluğuna ilişkin olup, davacı tarafın E.Çimento hisselerinin düşük fiyatla grup üst yöneticilerine 880.000 TL zararla satıldığı iddiasına ilişkin olarak, mahkemece davalıların U. Grubuna iş akdi ile bağlı oldukları, emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.
Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu
oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 559. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları anılan yasa maddelerine göre belirlenmelidir.
TTK’nın sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan
sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek sorumluluktan kurtulmaları mümkün değildir. O halde mahkemece davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Öte yandan, mahkemece davacı tarafın B.A.Ş'ye ödeme yapıldığı, bunun tahsil edilemediği, davalıların bu zarardan sorumlu olduğuna ilişkin iddiası hakkında, mahkemece anılan alacağa ilişkin olarak davacı şirket bilançosunda kayıt bulunduğu, bu alacaktan vazgeçilmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı şirketin kasasına girmiş paranın, ortada hiç bir neden yokken şirketin amacının gerçekleştirilmesi için gerekli faaliyetlerde bulunmak yerine, başka bir şirkete aktarılması davacı şirket açısından zarardır. Üstelik zarar usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Nitekim, bilirkişi raporunda da söz konusu meblağın şirket bünyesinde kullanılması halinde muhtemel getirisinin zarar olarak değerlendirileceği belirtilmiştir.
Dolayısıyla zararın gerçekleşmesi için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.
Ayrıca, davacı tarafın şirket bünyesinde bulunan T. Oto A.Ş'ye ait hisselerin çalışanlara düşük fiyata satıldığı iddiasına ilişkin olarak, mahkemece hisse senedi bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalıların kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, anılan hisselere ilişkin olarak borsa kayıtları getirtilmediği gibi, alış ve satış tarihi itibariyle hisselerin gerçek değerlerinin ne olduğu, hisselerin düşük fiyata satılıp satılmadığı araştırılıp, incelenmeden hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3- Diğer yandan, 5411 sayılı Kanun'un 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden T.. T..’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4- Yine, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesi, davacının zararı ve mesul olan kimseyi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde zararı doğuran fiilin vukuu tarihinden itibaren 5 yıl geçmekle zaman aşımına uğrar, şu kadarki bu fiil cezayı müstelzim olup ceza kanununa göre müddeti daha uzun zaman aşımına tabi bulunuyorsa tazminat davasına o zaman aşımı tatbik olunur hükmünü haizdir.
Somut olayda, davacı taraf davalıların 2002 ve 2003 yıllarındaki eylemlerinden dolayı 26.12.2006 tarihinde dava açmış, işbu davayı 17.01.2008 tarihinde ıslah etmiş, mümeyyiz davalı R.. B.. vekili ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunmuş, mahkemece 26.06.2008 tarihli duruşmada, davalıların eylem ve işlemlerinden şirket genel kurulunun 08.10.2005 tarihinde bilgi sahibi olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık süre ve özellikle ceza zaman aşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle, zaman aşımı definin reddine karar verilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalıların eyleminin hangi cezaya karşılık geldiği, ceza kanunundaki zaman aşımı süresinin ne olduğu denetime elverişli olacak şekilde açıklanmadan yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda(1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı R.. B.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı R.. B..'a iadesine, 09.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101966600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz