6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kusur karinesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10259 E. 2012/14531 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi virman kusur sorumluluğu ticari işletme sermaye artırımı müteselsil sorumluluk şirket zararı hakkaniyet ispat yükü tmsf temlik yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme dahili dava vekalet ücreti görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK — TTK 336TTK 338TTK 359

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyesi olan davalıların Uzan Grubuna dahil şirketlerde çalışan personel olup, 01.01.2001 tarihinden, 13.02.2004 tarihine kadar görev yaptıkları, davalılardan ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyesi, ..., ..., ... ve ... Yolagelmez’in ise denetçi olarak görev yaptığı, 2001 yılında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabına yapılan virman dışında, iddia olunan zararların kanıtlanamadığı, şirket aktiflerinin aktarılmasının ne şekilde zarara yol açtığı belli olmadığı gibi kimin görev döneminde ve ne zaman yapıldığı saptanamayan bu zarardan, bağımsız karar alma ve uygulama güç ve yeteneğine sahip olmayan, bu anlamda organ olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan yönetim kurulu üyesi davalıları TTK’nun 336.maddesi uyarınca sorumlu tutmanın hakkaniyete aykırı olduğu, denetçi olan davalıların kusurlu bir hareketinin tespit edilemediği, davalılar ... ve ... Yolagelmez henüz rapor hazırlayamadan şirkete el konulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekili ile davalılar ... ve ... Yolagelmez ve ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli sermaye artırımına iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı şirketin zarara uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davada, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise, 2001 yılı sonunda Yatırım Avansları ve Prodüksiyon Avansları hesaplarında görülen toplam 9.776.773.26 TL’nın kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına aktarıldığı ve o yıl için şirketin fazla vergi ödemesi söz konusu olduğu, burada şirketin aktifinde bulunması gereken paraların iş avansları alt hesaplarına aktarılarak şirketin aktifinde bulunması gereken kaynaklar azaltıldığından ortada bir zarar olduğu kök ve ek bilirkişi raporunda tesbit edilmiş, ancak davalı yöneticilerin fiiliyatta şirketin iradesinin oluşumunda belirleyici konuma sahip olmadıkları (saman adam) şirketin hakim hissedarı veya hissedarlarının taleplerini yerine getirmek üzere seçilen, şirkette hizmet akti ile çalışan kişiler oldukları gerekçesiyle bu kalem talep yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK.’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca, görevleri sırasında başkalarından veya hakim hissedarlardan emir ve talimat almış olmalarının sorumluluklarının varlığına veya yokluğuna bir etkisi bulunmamaktadır.

O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, dolayısıyla davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları, yine tarafların görevde bulunduğu süreler ile denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği hususları gözetilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, davalılar ..., ... Yolagelmez ve ... vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Davanın geri alınması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1918 E. 2022/5236 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Feragate yetki

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18298 E. 2014/10035 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusur karinesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4384 E. 2013/20147 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/10259 E.  ,  2012/14531 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17/12/2009 tarih ve 2006/860-2009/777 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve davalılar ... ve ... Yolagelmez ve ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25/09/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı ...Ş. vekili, Batı Güvenlik Servis A.Ş.'nin 01.03.2006 tarihinde yapılan ve 2002, 2003, 2004 yılları dönemini kapsayan Olağan Genel Kurulunda alınan 5 nolu karar ile şirketi zarara uğratan davalılar hakkında mali sorumluluk davası açılmasına karar verildiğini, muhasebe kayıtlarında olan ancak fiilen mevcut olmayan 17.624,54 TL kasa noksanından dolayı ve önceki yıllarda T.İmar Bankası TAŞ. iştiraki olan şirketin 30.07.2002 tarihinde 201.240.000 adet 100.620.000 TL bedelli sermaye artırımına katıldığını, sermaye artırımının finansmanının 75.465 TL'lık kısmının grup firması İmar Off Shore Ltd'den kredi alınarak ve 25.155 TL'lık kısmının ise grup firması Yapı Ticaret A.Ş.'den borç alınarak gerçekleştirildiğini, Batı Güvenlik A.Ş.'nin 1999'dan itibaren kasadan 195 İş Avansları Hesabına nakit para aktarılarak bir takım ödemelerde bulunduğunu, 31.12.2001 tarihinde birikmiş bütün avans bakiyeleri olan 9.766.773,26 TL tutarın Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hesabına virman yapılarak kapatıldığını, ancak 2001 yılı Kurumlar Vergisi Beyannamesinde bu rakamın indirim konusu yapılmadığını, bu durumun 1999-2003 yılları arasında devam ettiğini ve bu tarihler arasında 7.153.116,66 TL Prodüksiyon Avansları ve 6.420.676,48 TL Yatırım Avansları olmak üzere toplam 13.573.793,14 TL tutarın Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Hesabına virman yapılarak kapatıldığını, yönetim kurulu üyelerinin firmanın kaynaklarını ticari amaçları doğrultusunda kullanması gerekirken basiretsiz davranarak grup içi şirketlere ve hayali masraf kalemlerine aktardıklarını, bu şekilde şirketi zarara uğrattıklarını, denetim kurulu üyelerinin de kendilerine yüklenen uyarı ve kontrol görevini yapmadıklarını, ileri sürerek şirketin uğradığı zarardan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL'nın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiz oranı ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında tahsili talep ve dava etmiş, ıslah dilekçesi ile toplam 11.206.517.80 TL'nın faizi ile tahsili talep edilmiştir.

Davalılar vekilleri ayrı ayrı verdikleri cevaplarında davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyesi olan davalıların Uzan Grubuna dahil şirketlerde çalışan personel olup, 01.01.2001 tarihinden, 13.02.2004 tarihine kadar görev yaptıkları, davalılardan ..., ... ve ...'ın yönetim kurulu üyesi, ..., ..., ... ve ... Yolagelmez’in ise denetçi olarak görev yaptığı, 2001 yılında Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler hesabına yapılan virman dışında, iddia olunan zararların kanıtlanamadığı, şirket aktiflerinin aktarılmasının ne şekilde zarara yol açtığı belli olmadığı gibi kimin görev döneminde ve ne zaman yapıldığı saptanamayan bu zarardan, bağımsız karar alma ve uygulama güç ve yeteneğine sahip olmayan, bu anlamda organ olarak nitelendirilmesi mümkün olmayan yönetim kurulu üyesi davalıları TTK’nun 336.maddesi uyarınca sorumlu tutmanın hakkaniyete aykırı olduğu, denetçi olan davalıların kusurlu bir hareketinin tespit edilemediği, davalılar ...

ve ... Yolagelmez henüz rapor hazırlayamadan şirkete el konulduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekili ile davalılar ... ve ... Yolagelmez ve ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemece muhasebe kayıtlarına göre kasada fiilen mevcut olmayan meblağ ile başka bir grup şirketi olan İmar Bankası A.Ş.’nin bedelli sermaye artırımına iştirak etmek için ödenen meblağ dolayısıyla davacı şirketin zarara uğratıldığına dair talebin reddedilmesinde bir isabetsizliğin bulunmamasına göre, davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2- Davada, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise, 2001 yılı sonunda Yatırım Avansları ve Prodüksiyon Avansları hesaplarında görülen toplam 9.776.773.26 TL’nın kanunen kabul edilmeyen giderler hesabına aktarıldığı ve o yıl için şirketin fazla vergi ödemesi söz konusu olduğu, burada şirketin aktifinde bulunması gereken paraların iş avansları alt hesaplarına aktarılarak şirketin aktifinde bulunması gereken kaynaklar azaltıldığından ortada bir zarar olduğu kök ve ek bilirkişi raporunda tesbit edilmiş, ancak davalı yöneticilerin fiiliyatta şirketin iradesinin oluşumunda belirleyici konuma sahip olmadıkları (saman adam) şirketin hakim hissedarı veya hissedarlarının taleplerini yerine getirmek üzere seçilen, şirkette hizmet akti ile çalışan kişiler oldukları gerekçesiyle bu kalem talep yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, dava konusu işlemlerin yapıldığı sırada yürürlükte bulunan mülga 6762 sayılı TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, 6762 sayılı Türk Ticaret Kununu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesini kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).

Nitekim mülga 6762 sayılı TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK.’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca, görevleri sırasında başkalarından veya hakim hissedarlardan emir ve talimat almış olmalarının sorumluluklarının varlığına veya yokluğuna bir etkisi bulunmamaktadır.

O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, dolayısıyla davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları, yine tarafların görevde bulunduğu süreler ile denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği hususları gözetilerek, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3- Bozma neden ve şekline göre, davalılar ..., ... Yolagelmez ve ... vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı temlik alan TMSF (Batı Güvenlik A.Ş.) yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ..., ... Yolagelmez ve ... vekilinin mahkemece hükmedilen vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 27/09/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062626200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.