Sermaye koyma borcu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2460 E. 2014/9168 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sermaye koyma borcu↗ kusur karinesi↗ el koyma↗ sorumluluk davası↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ şirket zararı↗ tmsf↗ kâr kaybı↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri iddia edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle zararın varlığının tespiti, zararın davalıların eylemlerinden kaynaklanmış olmasının gerektiği, denetim ve yönetim kurulu üyelerinin sermaye borcunu yerine getirmeyen hisse sahiplerine karşı gerekli tedbirleri almadıklarını ispatlayan delil yada belge bulunmadığı, davalılar ..görev yaptıklan dönemde denetim raporunu 01.01.2004 ila 31.04.2004 arasında genel kurul denetimine sunmalan gerektiği, ancak denetime sunmaları gerektiği dönemde şirkete TMSF tarafından el konulması nedeniyle raporu sunmalarının imkan dahilinde olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu olmadıkları,hisse senetlerinin alım tarihlerindeki gerçek piyasa değerleri ile nominal değerleri arasında satın alan bakımından bir fark bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu hisse senetlerinin değerlerinin sonradan kaybının söz konusu olmasının her zaman imkan dahilinde bulunduğu, bu değer kaybından dolayı yönetici ve denetçilerinin sorumlu tutulamayacağı, bu hisse senetlerinin gerçekten piyasa değerinin üzerinde bir değerden satın alınması olayının bilerek yapılması ve bundan bir zarar doğduğunun kanıtlanması gerektiği, asıl borçlunun sermaye koyma borcu altında bulunan hissedarlar olduğu, öncelikle hissedarlara başvurulması gerektiği, bu zararın asıl borçludan tahsil edilememiş olması gerektiği, ortada henüz zarara dönüşen temerrüt alacağı bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz etme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davası olup, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 559. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında görülmesine rağmen fiilen mevcut olmayan nakit paranın sayım ve tesellüm noksanları hesabına atılmasından ve bu paranın takibinin yapılmamasından, dava dışı şirket tarafından sağlanan fonların şirketin işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılması gerekirken mali durumları bozuk olan ve hiç temettü dağıtmayacak olan şirket hisselerini alarak şirketi zarara uğratıklarından, şirkete sermaye koyma borcunu yerine getirmedikleri ve bakiye apel bocunun takibini yapmadıklarından dolayı davalıların anılan zarar kalemlerinden sorumlu oldukları iddia edilmiş, olup,mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları yukarıda belirtilen yasa maddelerine göre belirlenmesi zorunlu olup,davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde mahkemece ilke olarak iddia edilen tüm zarar kalemlerinden sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, iddia edilen zarar kalemlerini anılan hükümler doğrultusunda yeterince değerlendirmeyen bilirkişi kurulu raporuna ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak isabetli görülmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6920 E. 2014/18402 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaKararı «temlik» alan TMSF vekili temyiz etmiştir. (1) Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
TTK’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu «görevlere» göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre «temlik» alan TMSF vekilinin «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3297 E. 2011/1674 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · eksik inceleme · görevli mahkeme
Benzer bu karardaTTK’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu «görevlere» göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır.
Somut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek «sorumluluktan kurtulmaları» mümkün değildir.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13493 E. 2014/15253 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · nispi vekalet ücreti · hisse senedi · denetime elverişlilik · temlik · ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaB.. vekili «ıslaha» karşı «zamanaşımı» definde bulunmuş, mahkemece 26.06.2008 tarihli duruşmada, davalıların eylem ve işlemlerinden şirket genel kurulunun 08.10.2005 tarihinde bilgi sahibi olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık süre ve özellikle ceza zaman aşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle, zaman aşımı definin reddine karar verilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalıların eyleminin hangi cezaya karşılık geldiği, ceza kanunundaki zaman aşımı süresinin ne olduğu «denetime elverişli» olacak şekilde açıklanmadan yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
A.Ş. hisse satışında ise «hisse senedi» bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalılara bu konuya ilişkin olarak «kusur» atfedilemeyeceği, Berke şirketinden olan taleple ilgili alacağa bilançoda yer verildiği, davalılardan talepte bulunmanın hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davayı «temlik» alan T..
Somut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek «sorumluluktan kurtulmaları» mümkün değildir.
4 benzer karar daha
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14550 E. 2018/7108 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur · temerrüt
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… ia edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle zararın varlığının tespiti, zararın davalıların eylemlerinden kaynaklanmış olmasının gerektiği, denetim ve «yönetim kurulu» üyelerinin sermaye borcunu yerine getirmeyen hisse sahiplerine karşı gerekli tedbirleri almadıklarını ispatlayan delil yada belge bulunmadığı, davalılar ..görev yaptıklan dönemde denetim raporunu 01.01.2004 ila 31.04.2004 arasında genel kurul denetimine sunmalan gerektiği, ancak denetime sunmaları gerektiği dönemde şirkete TMSF tarafından el konulması nedeniyle raporu sunmalarının imkan dahilinde olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu olmadıkları,hisse senetlerinin alım tarihlerindeki gerçek piyasa değerleri ile nominal değerleri arasında satın alan bakımından bir fark bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu hisse senetlerinin değerlerinin sonradan «kaybının» söz konusu olmasının her zaman imkan dahilinde bulunduğu, bu değer kaybından dolayı yönetici ve denetçilerinin sorumlu tutulamayacağı, bu hisse senetlerinin gerçekten piyasa değerinin üzerinde bir değerden satın alınması olayının bilerek yapılması ve bundan bir zarar doğduğunun kanıtlanması gerektiği, asıl borçlunun «sermaye koyma borcu» altında bulunan hissedarlar olduğu, öncelikle hissedarlara başvurulması gerektiği, bu zararın asıl borçludan tahsil edilememiş olması gerektiği, ortada henüz zarara dönüşen «temerrüt» alacağı bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz etme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · ticari teamül · rayiç bedel · teamül · haksız eylem · tazminat davası · açılmamış sayılma · olumsuz oy
Benzer bu karardaİnşaat ve Nakliyat Ticaret A.Ş.yi «ticari teamüllere» uygun olarak ve basiretli bir «tacir» gibi yönetmesi gereken davalıların dava dışı ...
… alınması suretiyle doğduğu iddia olunan zarar kalemi ile ilgili olarak davaya konu hisse alımı yapılan şirketlerin bir kısmının ... tarafından el konulduktan sonra «iktisadi bütünlük» çerçevesinde ahara satıldığı ve ... tarafından yapılan satıştan kâr elde edildiği, anılan şirketler ile ilgili bir zarar doğmadığı, diğer bir kısım şirketin hisse devir tarihleri itibari ile veya bu tarihe yakın «kaydi» bilançolarına göre öz varlık tespiti cihetine gidilip «rayiç bedel» esasına göre mal varlıkları tespit edilmediğinden kaydi bilançolarına göre şirketlerin borca batık olduklarının söylenemeyeceği, hem davacı şirkete, hem de dava dı …
Çimento AŞ’ye ... tarafından el konulduktan sonra «iktisadi bütünlük» çerçevesinde ahara satılmış olduğu ve ... tarafından yapılan satıştan kâr elde edildiği, anılan şirketler ile ilgili bir zarar doğmadığı, dava konusu ... ve Mücevharat Tic.A.Ş., ...
Elektrik Yatırım A.Ş. ile ilgili davaya konu hisse alımlarının davacı şirketin 30/06/2003 ve 31/12/2004 tarihli «kaydi» bilançolarının aktifinde mevcut olduğu bildirilmiş ise de davacı tarafın dosyaya sunduğu 09/09/2005 denetim kurulu raporunda iştirak hissesi satın alınan şirketlere ait hisse devir tarihleri itibari ile veya bu tarihe yakın kaydi bilançolarına göre öz varlık tespiti cihetine gidildiği, hisseleri devralınan şirketlerin devir tarihi veya devir tarihine en yakın tarih itibari ile «rayiç bedel» esasına göre mal varlıkları tespit edilmemiş olmakla kaydi bilançolarına göre şirketlerin borca batık olduklarının söylenemeyeceği, ...’nun 324. ve İİK’nun 179. hü …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ihya
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/482 E. 2017/4067 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · tereke · munzam zarar · münhasırlık · mirasçılık · denetime elverişlilik · tasfiye memuru · ispat yükü
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin «kasa açığına» ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı ...
Terekesi «tasfiye memuru» vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · ispat yükü · kâr payı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2460 E. , 2014/9168 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/04/2011
NUMARASI 2006/923-2011/198
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/04/2011 tarih ve 2006/923-2011/198 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 13/05/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı temlik alan TMSF vekili Av.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların davacı şirketin mal varlığının kasten azalmasına neden olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000,00TL'nin, ıslah dilekçesi ile de 158.646,03 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan vekili ile davalı S.. B.., S.. C.., U.. U.. davanın reddini savunmuşlardır.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin şirkete verdikleri iddia edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle zararın varlığının tespiti, zararın davalıların eylemlerinden kaynaklanmış olmasının gerektiği, denetim ve yönetim kurulu üyelerinin sermaye borcunu yerine getirmeyen hisse sahiplerine karşı gerekli tedbirleri almadıklarını ispatlayan delil yada belge bulunmadığı, davalılar ..görev yaptıklan dönemde denetim raporunu 01.01.2004 ila 31.04.2004 arasında genel kurul denetimine sunmalan gerektiği, ancak denetime sunmaları gerektiği dönemde şirkete TMSF tarafından el konulması nedeniyle raporu sunmalarının imkan dahilinde olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu olmadıkları,hisse senetlerinin alım tarihlerindeki gerçek piyasa değerleri ile nominal değerleri arasında satın alan bakımından bir fark bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu hisse senetlerinin değerlerinin sonradan kaybının söz konusu olmasının her zaman imkan dahilinde bulunduğu, bu değer kaybından dolayı yönetici ve denetçilerinin sorumlu tutulamayacağı, bu hisse senetlerinin gerçekten piyasa değerinin üzerinde bir değerden satın alınması olayının bilerek yapılması ve bundan bir zarar doğduğunun kanıtlanması gerektiği, asıl borçlunun sermaye koyma borcu altında bulunan hissedarlar olduğu, öncelikle hissedarlara başvurulması gerektiği, bu zararın asıl borçludan tahsil edilememiş olması gerektiği, ortada henüz zarara dönüşen temerrüt alacağı bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz etme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davası olup, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 559.
maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında görülmesine rağmen fiilen mevcut olmayan nakit paranın sayım ve tesellüm noksanları hesabına atılmasından ve bu paranın takibinin yapılmamasından, dava dışı şirket tarafından sağlanan fonların şirketin işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılması gerekirken mali durumları bozuk olan ve hiç temettü dağıtmayacak olan şirket hisselerini alarak şirketi zarara uğratıklarından, şirkete sermaye koyma borcunu yerine getirmedikleri ve bakiye apel bocunun takibini yapmadıklarından dolayı davalıların anılan zarar kalemlerinden sorumlu oldukları iddia edilmiş, olup,mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları yukarıda belirtilen yasa maddelerine göre belirlenmesi zorunlu olup,davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde mahkemece ilke olarak iddia edilen tüm zarar kalemlerinden sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, iddia edilen zarar kalemlerini anılan hükümler doğrultusunda yeterince değerlendirmeyen bilirkişi kurulu raporuna ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak isabetli görülmeyen gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle vekalet ücretine ilişen temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak TMSF'ye verilmesine, 13/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101699700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz