Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/6920 E. 2014/18402 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ tmsf↗ temlik↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, TTK'nun yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı temlik alan TMSF vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nun 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 559. maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları anılan yasa maddelerine göre belirlenmelidir. TTK’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde mahkemece davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre temlik alan TMSF vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3297 E. 2011/1674 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma
Benzer bu karardaSomut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek «sorumluluktan kurtulmaları» mümkün değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2460 E. 2014/9168 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.Yine TTK.’nın 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin ku …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sermaye koyma borcu · el koyma · sorumluluk davası · şirket zararı · kâr kaybı · temerrüt
Benzer bu kararda… ia edilen zarardan sorumlu tutulabilmeleri için öncelikle zararın varlığının tespiti, zararın davalıların eylemlerinden kaynaklanmış olmasının gerektiği, denetim ve «yönetim kurulu» üyelerinin sermaye borcunu yerine getirmeyen hisse sahiplerine karşı gerekli tedbirleri almadıklarını ispatlayan delil yada belge bulunmadığı, davalılar ..görev yaptıklan dönemde denetim raporunu 01.01.2004 ila 31.04.2004 arasında genel kurul denetimine sunmalan gerektiği, ancak denetime sunmaları gerektiği dönemde şirkete TMSF tarafından el konulması nedeniyle raporu sunmalarının imkan dahilinde olmadığı, bu nedenle zarardan sorumlu olmadıkları,hisse senetlerinin alım tarihlerindeki gerçek piyasa değerleri ile nominal değerleri arasında satın alan bakımından bir fark bulunduğunun kanıtlanamadığı, bu hisse senetlerinin değerlerinin sonradan «kaybının» söz konusu olmasının her zaman imkan dahilinde bulunduğu, bu değer kaybından dolayı yönetici ve denetçilerinin sorumlu tutulamayacağı, bu hisse senetlerinin gerçekten piyasa değerinin üzerinde bir değerden satın alınması olayının bilerek yapılması ve bundan bir zarar doğduğunun kanıtlanması gerektiği, asıl borçlunun «sermaye koyma borcu» altında bulunan hissedarlar olduğu, öncelikle hissedarlara başvurulması gerektiği, bu zararın asıl borçludan tahsil edilememiş olması gerektiği, ortada henüz zarara dönüşen «temerrüt» alacağı bulunmadığı, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz etme imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… lanan fonların şirketin işletme sermayesi ihtiyacı için kullanılması gerekirken mali durumları bozuk olan ve hiç temettü dağıtmayacak olan şirket hisselerini alarak «şirketi zarara» uğratıklarından, şirkete sermaye «koyma» borcunu yerine getirmedikleri ve bakiye apel bocunun takibini yapmadıklarından dolayı davalıların anılan zarar kalemlerinden sorumlu oldukları iddia edilmiş, olup, …
1-Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan «sorumluluk davası» olup, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13493 E. 2014/15253 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur · vekalet ücreti · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
… emir ve talimatla hareket ettikleri, bağımsız karar alma ve müzakere etme olanakları bulunmadığı gerekçesiyle, talebin reddine karar verilmiş ise de, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, 6762 Sayılı TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluktan kurtulma · nispi vekalet ücreti · şirket zararı · hisse senedi · denetime elverişlilik · ıslah · zamanaşımı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaB.. vekili «ıslaha» karşı «zamanaşımı» definde bulunmuş, mahkemece 26.06.2008 tarihli duruşmada, davalıların eylem ve işlemlerinden şirket genel kurulunun 08.10.2005 tarihinde bilgi sahibi olduğu, 6762 sayılı TTK'nın 309. maddesinde öngörülen 2 yıllık süre ve özellikle ceza zaman aşımı süresi dolmadığı gerekçesiyle, zaman aşımı definin reddine karar verilmiş ise de, iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalıların eyleminin hangi cezaya karşılık geldiği, ceza kanunundaki zaman aşımı süresinin ne olduğu «denetime elverişli» olacak şekilde açıklanmadan yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, TTK'da «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayalı sorumluluk öngörüldüğü, İmar Bankası'ndan hisse alınarak «şirketin zarara» uğratıldığına ilişkin iddialarının yerinde görülmediği, bu durumun ispatlanamadığı, E.
A.Ş. hisse satışında ise «hisse senedi» bedelinin daha yüksek değerde olduğuna ilişkin delil sunulmadığı, davalılara bu konuya ilişkin olarak «kusur» atfedilemeyeceği, Berke şirketinden olan taleple ilgili alacağa bilançoda yer verildiği, davalılardan talepte bulunmanın hukuki dayanağı olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlık yönünden de davalıların, başkalarının talimatları ile hareket etmek zorunda kaldıklarını söyleyerek «sorumluluktan kurtulmaları» mümkün değildir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/12271 E. 2012/3162 K.
Ortak:kusur karinesi · kusur sorumluluğu · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · takipsizlik kararı · işlemden kaldırma · ispat külfeti · şirket müdürü · şirket zararı · anonim şirket · haksız fiil
Benzer bu kararda2-Mahkemece, davalılar ... ve ... hakkında açılan davada adı geçenlerin 6762 sayılı TTK’nun 319/2 ve 342. maddeleri uyarınca «şirket müdürü» sıfatını haiz olmadıkları gerekçesiyle ret kararı verilmişse de, şirketler hukuku disiplini açısından çalışanların eylem ve işlemleri ile «şirketin zarara» uğramasına neden olmaları halinde söz konusu eylem ve işlemleri yapanların «yönetim kurulu» üyesi, denetçi ya da şirket müdürü niteliğini haiz bulunmamaları oluşan zarar nedeniyle sorumlu olmadıkları anlamına gelmeyeceğinden adı geçen davalılar hakkındaki davanın hukuki tavsifinin hakim tarafından yapılarak eldeki davanın «haksız fiil» hükümlerine göre incelenip sonuçlandırılması gerekirken yazılı gerekçe ile ret kararı verilmesi de doğru değildir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «yönetim kurulu» üyelerinin, yönetim kurulunda hissedar olan tüzel kişileri «temsil» ettikleri ve hangi eylemleri nedeniyle zarar oluştuğu hususunun tespit edilemediği, denetçilerin TTK'nun 353/3. maddesi uyarınca üç ayda bir şirket veznesini denetlemekle yükümlü oldukları ancak bu süre dolmadan azledildikleri, mali koordinatör ve muhasebe müdürü olan davalıların ise TTK’nun 319/2 ve 342. maddeleri anlamında «anonim şirket müdürü» sıfatı taşımadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3-Öte yandan davalı ... hakkında açılan davanın «takipsiz» bırakılması nedeniyle «işlemden kaldırılmasına» karar verildikten sonra adı geçen davalı hakkında davanın esastan reddine karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Bu hali ile «ispat külfeti» açısından değerlendirildiğinde ters çevrilmiş bir «kusur sorumluluğundan» söz etmek mümkündür.
-
Yöneticinin Sorumluluğu Nedeniyle Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14550 E. 2018/7108 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iktisadi bütünlük kararı · ticari teamül · rayiç bedel · teamül · haksız eylem · şirket zararı · tazminat davası · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaBankası T.A.Ş. ile yönetim ve denetimi devir alınan ... grubuna «dahil» 231 firmanın «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirlerinin Bankalar Kanunu'nun 15. maddesinin 7. fıkrasının b) bendine istinaden hükümsüz sayılmalarına karar verildiği, «geçersiz» sayılan bu işlemlerden dolayı davalılardan davaya konu «şirketin zarara» uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edilmesinin yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın HMK’nun 150. madde gereğince «açılmamış sayılmasına», diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
İnşaat ve Nakliyat Ticaret A.Ş.yi «ticari teamüllere» uygun olarak ve basiretli bir «tacir» gibi yönetmesi gereken davalıların dava dışı ...
… alınması suretiyle doğduğu iddia olunan zarar kalemi ile ilgili olarak davaya konu hisse alımı yapılan şirketlerin bir kısmının ... tarafından el konulduktan sonra «iktisadi bütünlük» çerçevesinde ahara satıldığı ve ... tarafından yapılan satıştan kâr elde edildiği, anılan şirketler ile ilgili bir zarar doğmadığı, diğer bir kısım şirketin hisse devir tarihleri itibari ile veya bu tarihe yakın «kaydi» bilançolarına göre öz varlık tespiti cihetine gidilip «rayiç bedel» esasına göre mal varlıkları tespit edilmediğinden kaydi bilançolarına göre şirketlerin borca batık olduklarının söylenemeyeceği, hem davacı şirkete, hem de dava dı …
Bankası T.A.Ş. ile yönetim ve denetimi devir alınan ... grubuna «dahil» 231 firmanın «son» genel kurullarından sonra yapılan pay devirlerinin Bankalar Kanunu'nun 15. maddesinin 7. fıkrasının b) bendine istinaden hükümsüz sayılmalarına karar verildiği, «geçersiz» sayılan bu işlemlerden dolayı davalılardan davaya konu «şirketin zarara» uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı ... dışındaki diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar verilmiş ise de davanın «anonim şirket» yönetici ve denetçilerinin sorumluluğu esasına dayalı «tazminat davası» olduğu nazara alındığında zararın «haksız fiil» ya da zarar verici eylem/işlem tarihine göre değerlendirilmesi gerekmektedir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme · vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim ...’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kasa açığı · ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · şirket zararı · ispat yükü · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
… , karar tarihinde yürürlükte bulunan ...’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı «şirketin zarara» uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.
Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · temlik · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, TTK'nun «yönetim kurulu» üyeleri için «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · şirket zararı
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/6920 E. , 2014/18402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 31/03/2011
NUMARASI 2006/872-2011/174
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 31/03/2011 tarih ve 2006/872-2011/174 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi temlik alan TMSF vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2002-2003-2004 yıllarına ait denetçi raporlarına göre, şirketin yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri olan davalıların usulsüz işlemleri sebebi ile şirketin zarara uğratıldığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar vekilleri ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, TTK'nun yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk anlayışını benimsediği, davacı tarafça davalının kusurlu olduğunun kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı temlik alan TMSF vekili temyiz etmiştir.
(1) Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri olan davalılar aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.
Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucu meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nun 346. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kural olarak müdürlerin sebebiyet verdikleri zararlardan sorumlu olmadıkları, ancak ehil olmayan müdürler tayin etmek veya onların şirket için zararlı olan iş ve işlemlerine karşı müsamaha göstermek veya idare meclisinin salahiyetli olmadığı hususlara müdürleri mezun kılmak suretiyle sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı şirkete karşı 336. madde hükmünce sorumlu olacakları belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 559.
maddesinde düzenlenmiştir. Dolayısıyla yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlulukları anılan yasa maddelerine göre belirlenmelidir. TTK’nun sistematiğinde yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu tutulabilmeleri için bu görevlere göstermelik olarak atanıp atanmadıklarının veya bağımsız karar alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının tespitinin gerektiğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. O halde mahkemece davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat etmedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları ve yine denetim kurulu üyesi bulunan davalıların sorumluluklarının, bu sıfatlarının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre temlik alan TMSF vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temlik alan TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temlik alan TMSF vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 26/11/2014 tarihinde oybiriliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102377000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz