6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ttk 547

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11163 E. 2010/5877 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ttk 547 nispi vekalet ücreti rekabet yasağı kıyasen uygulama maktu vekalet ücreti oy yasağı ticaret unvanı maddi ve manevi tazminat terkin kusur eksik inceleme haksız rekabet vekalet ücreti

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 42BK 348 · TTK — TTK 54TTK 57TTK 58TTK 335TTK 541TTK 547

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, dosya kapsamına göre davanın TTK'nun 58 nci vd. maddelerine dayalı olarak açıldığı ve ticaret unvanına ilişkin haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davalı şirketin unvanının sicilden terkinine kadar kullanımının unvana tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, tazminata neden olmayacağı, davalı ... bakımından aynı nedenlerle ve BK'nun 348 nci maddesine dayalı dava hakkının saklı tutulması nedeniyle TTK'nun 58 ve vd. maddelerindeki haksız rekabetin men'i davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı şirketin unvanının terkini talep edilmediğinden ek raporda bahsedilen TTK'nun 54/1 nci fıkrasının "silinmesini ve zarar görmüşse kusur halinde bunun da tazminini isteyebilir" cümlesi koşullarının da gerçekleşmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Mahkemenin nitelendirmesinin aksine dava dilekçesinde dayanılan maddi vakıalar, salt davacı şirketin tecavüz iddiası ile sınırlı olmayıp bunun yanında davalı şirket bakımından TTK'nun 57 nci vd. maddelerine dayalı haksız rekabet, davalı ... bakımından ise TTK'nun 541 nci ve 547 nci maddelerine dayalı rekabet yasağı ile ilgilidir. Davacı vekili, 29.05.2006, 09.09.2006, 30.10.2006 tarihli dilekçelerinde TTK'nun 57/1, 57/5, 57/6, 57/7 ve 8 bentlerinde yer alan eylemlere dayanmış ve 58/a,b,c,d,e bentlerine göre dava dilekçesinde belirtilen taleplerde bulunmuş, BK'nun 348 ncı maddesindeki rekabet etme yasağı ile TTK'da düzenlenen haksız rekabetin koşullarının farklı olduğunu ileri sürmüştür. Bu dilekçeye karşı davalılar vekilinin 26.06.2006 ve 18.10.2006 tarihli dilekçelerinde iddianın genişletildiği itirazında bulunulmamış, esasa ilişkin savunma yapılmıştır. Hükme esas bilirkişi kurulunun asıl raporunda davalı şirketin haksız rekabete sebebiyet verdiği, davalı ...'ın TTK'nun 547 nci maddesinde öngörülen rekabet yasağına aykırı hareket ettiği, maddi zararın BK'nun 42 nci maddesi uyarınca takdir edilebileceği, manevi tazminat miktarını hakimin takdiren belirleyebileceği görüşüne yer verilmiştir. Davacı vekili 04.06.2007 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna katılmış, davalılar vekili, TTK'nun 547 nci maddesinin ortak sıfatını taşımayan müdürler için geçerli olmadığını rapora itirazında savunmuştur. Bundan sonra davalılar vekili 06.07.2006 tarihli delil listesi sunmuştur. Davacı vekili, 09.11.2007 tarihli dilekçesinde ortak olmayan müdürlerin de TTK'nun 541 nci yollaması ile 547 nci madde hükmüne tabi olduklarını, esasen TTK'nun 335 nci maddenin kıyasen de uygulanabileceğini ileri sürmüştür. Bilirkişi ek raporunda, TTK'nun 541 nci maddesi uyarınca 547 nci maddesine davalı ...'ın tabi olduğu davacı şirketin bürosunu ve işçilerini kaybetmesi nedeniyle doğan zararının BK'nun 42 nci maddesi uyarınca takdiren hüküm altına alınabileceği görüşü bildirilmiştir. Dairemizin 07.12.2009 tarih ve 2008/7867 E, 2009/12490 K sayılı ilamı bu yöndedir. Davalılar vekili, ek rapora da itiraz etmiştir. TTK'nun 541 nci ve 547 nci ve 335 nci maddeleri, BK'nun 348 nci madde hükmüne göre özel hüküm niteliğinde olup, koşulları çok farklıdır.

Bu durumda, mahkemece, davacının davalı şirket bakımından 57 nci maddesine, ... bakımından 541 nci ve 547 nci maddesine ve/veya 335 nci maddesine dayalı istemleri üzerinde durulması, tarafların iddia, savunma ve delillerinin bu yönden ele alınıp tartışılması, bilirkişi asıl ve ek raporunun ve taraf vekillerinin raporlara karşı itiraz ve açıklamalarının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın sadece unvana tecavüzün tespiti, önlenmesi, buna dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili olarak ele alınması, ... bakımından da davaya aynı niteleme ile bakılması, aynı gerekçe ile ve ayrıca BK'nun 348 nci maddesine dayalı dava hakkının saklı tutulduğuna ilişkin gerekçe ile reddedilmesi eksik incelemeye ve yanlış nitelendirmeye dayalı olup, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre, manevi tazminat isteminin tamamen reddi halinde davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi tarifenin 10 ncu maddesi gereği olup, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirketin ihyası | Kararın kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5266 E. 2023/5873 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Ttk 547

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/14639 E. 2017/130 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/11163 E.  ,  2010/5877 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/05/2008 tarih ve 2006/123-2008/241 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 25.05.2010 gününde davacı avukatı ... geldi, davalı avukatı tebliğe rağmen duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu, şirketin sorumlu müdürü olan davalı ...'ın 09.02.2006 tarihinde aynı alanda faaliyet yapmak üzere diğer davalı şirketi kurduğunu ve davacının ofisini işgal ettiğini, daha sonra 22.06.2006 tarihinde sorumlu müdürlükten istifa ettiğini, davacıya ait faaliyet alanında kullanılan gereçleri de işgal ettiğini, davacıya ait telefon ve faks numaralarını yeni şirket için kullandığını, davacının hesapları uhdesine geçirip, paraları kendi adına aktardığını, istifadan sonra da davacı şirketi kötülediğini, isnatlarda bulunduğunu, bu davalı hakkında suç duyurusunda bulunduklarını, bu davalının haksız rekabet yaptığını, bu hususların TTK'nun 58 nci maddesine aykırı olduğunu, davacıya zarar verdiğini ileri sürerek, davalıların eylemlerinin haksız olduğunun tespitini, men'i ile maddi durumun ortadan kaldırılmasını, aynı kanunun 58/d bendine göre şimdilik 5.000,00 YTL maddi ve 58/e bendine göre 30.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, mahkemenin izni ile unvanı değiştirdiklerini, unvan benzerliğine dayalı davanın konusuz kaldığını, istifanın 27.01.2006 tarihinde sözlü olarak yapıldığını, yeni şirketin faaliyet konularının farklı olduğunu, internet sitesinin davalı ...'a ait olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, dosya kapsamına göre davanın TTK'nun 58 nci vd. maddelerine dayalı olarak açıldığı ve ticaret unvanına ilişkin haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, davalı şirketin unvanının sicilden terkinine kadar kullanımının unvana tecavüz ve haksız rekabet oluşturmayacağı, tazminata neden olmayacağı, davalı ... bakımından aynı nedenlerle ve BK'nun 348 nci maddesine dayalı dava hakkının saklı tutulması nedeniyle TTK'nun 58 ve vd. maddelerindeki haksız rekabetin men'i davasının dinlenemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalı şirketin unvanının terkini talep edilmediğinden ek raporda bahsedilen TTK'nun 54/1 nci fıkrasının "silinmesini ve zarar görmüşse kusur halinde bunun da tazminini isteyebilir" cümlesi koşullarının da gerçekleşmemiş bulunmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Mahkemenin nitelendirmesinin aksine dava dilekçesinde dayanılan maddi vakıalar, salt davacı şirketin tecavüz iddiası ile sınırlı olmayıp bunun yanında davalı şirket bakımından TTK'nun 57 nci vd. maddelerine dayalı haksız rekabet, davalı ... bakımından ise TTK'nun 541 nci ve 547 nci maddelerine dayalı rekabet yasağı ile ilgilidir. Davacı vekili, 29.05.2006, 09.09.2006, 30.10.2006 tarihli dilekçelerinde TTK'nun 57/1, 57/5, 57/6, 57/7 ve 8 bentlerinde yer alan eylemlere dayanmış ve 58/a,b,c,d,e bentlerine göre dava dilekçesinde belirtilen taleplerde bulunmuş, BK'nun 348 ncı maddesindeki rekabet etme yasağı ile TTK'da düzenlenen haksız rekabetin koşullarının farklı olduğunu ileri sürmüştür. Bu dilekçeye karşı davalılar vekilinin 26.06.2006 ve 18.10.2006 tarihli dilekçelerinde iddianın genişletildiği itirazında bulunulmamış, esasa ilişkin savunma yapılmıştır.

Hükme esas bilirkişi kurulunun asıl raporunda davalı şirketin haksız rekabete sebebiyet verdiği, davalı ...'ın TTK'nun 547 nci maddesinde öngörülen rekabet yasağına aykırı hareket ettiği, maddi zararın BK'nun 42 nci maddesi uyarınca takdir edilebileceği, manevi tazminat miktarını hakimin takdiren belirleyebileceği görüşüne yer verilmiştir. Davacı vekili 04.06.2007 tarihli dilekçesi ile bilirkişi raporuna katılmış, davalılar vekili, TTK'nun 547 nci maddesinin ortak sıfatını taşımayan müdürler için geçerli olmadığını rapora itirazında savunmuştur. Bundan sonra davalılar vekili 06.07.2006 tarihli delil listesi sunmuştur. Davacı vekili, 09.11.2007 tarihli dilekçesinde ortak olmayan müdürlerin de TTK'nun 541 nci yollaması ile 547 nci madde hükmüne tabi olduklarını, esasen TTK'nun 335 nci maddenin kıyasen de uygulanabileceğini ileri sürmüştür.

Bilirkişi ek raporunda, TTK'nun 541 nci maddesi uyarınca 547 nci maddesine davalı ...'ın tabi olduğu davacı şirketin bürosunu ve işçilerini kaybetmesi nedeniyle doğan zararının BK'nun 42 nci maddesi uyarınca takdiren hüküm altına alınabileceği görüşü bildirilmiştir. Dairemizin 07.12.2009 tarih ve 2008/7867 E, 2009/12490 K sayılı ilamı bu yöndedir. Davalılar vekili, ek rapora da itiraz etmiştir. TTK'nun 541 nci ve 547 nci ve 335 nci maddeleri, BK'nun 348 nci madde hükmüne göre özel hüküm niteliğinde olup, koşulları çok farklıdır.

Bu durumda, mahkemece, davacının davalı şirket bakımından 57 nci maddesine, ... bakımından 541 nci ve 547 nci maddesine ve/veya 335 nci maddesine dayalı istemleri üzerinde durulması, tarafların iddia, savunma ve delillerinin bu yönden ele alınıp tartışılması, bilirkişi asıl ve ek raporunun ve taraf vekillerinin raporlara karşı itiraz ve açıklamalarının değerlendirilmesi, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, davanın sadece unvana tecavüzün tespiti, önlenmesi, buna dayalı maddi ve manevi tazminatın tahsili olarak ele alınması, ... bakımından da davaya aynı niteleme ile bakılması, aynı gerekçe ile ve ayrıca BK'nun 348 nci maddesine dayalı dava hakkının saklı tutulduğuna ilişkin gerekçe ile reddedilmesi eksik incelemeye ve yanlış nitelendirmeye dayalı olup, hükmün davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre, manevi tazminat isteminin tamamen reddi halinde davacı aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi tarifenin 10 ncu maddesi gereği olup, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu ve (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750,00 TL duruşma vekillik ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018834800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.