Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/55 E. 2024/1316 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu hasım↗ tasfiye memurunun sorumluluğu↗ işçilik alacakları↗ usul ekonomisi↗ i̇i̇k 308/b↗ re'sen gözetilme↗ makul süre↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ pasif husumet ehliyeti↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ husumet ehliyeti↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ rücuen tazminat↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ istinaf incelemesi↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/332 E., 2022/513K.
Taraflar arasındaki ihya davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Genel Müdürlüğü tarafından ... ... adlı dava dışı işçiye alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık alacaklarına ilişkin kurum tarafından yapılan ödemelerin tazmini amacıyla söz konusu şirketlere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/814 E. sayılı dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, Mahkemenin 13.05.2022 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu ara kararında taraflarına Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ihyası amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile tasfiye kapanışının yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen Geçici 7 nci madde gereğince sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini ileri sürerek dava dışı SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, ihyası istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin tasfiye memurluğuna ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde terkin olduğunu, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kanunda öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyasının değil; 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesinin isteneceğini, yine ...'nün davacısı olduğu Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/555 E. sayılı, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. sayılı, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/670 E. sayılı, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/742 E. sayılı, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/43 E. sayılı ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/34 E. sayılı dosyalarında devam eden ihya davalarının bulunduğunu, Müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olması nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği savunmuştur.
2. Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı tasfiye memurunun pasif husumet ehliyetinin olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu sicilden kaydı silinen SSB Enerji Peyzaj İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/814 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru ...'nın atanmasına, tasfiye ücretinin ihyasına karar verilen şirketten alınmasına, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasal hasım olup, yasal hasım olmayan tasfiye memuru davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairelerince istinaf incelemesi yapılan emsal 2022/1418 E. 2022/1474 K. sayılı dosya içerisinde bulunup iş bu dosyaya da eklenen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.01.2022 tarih ve 2021/308 E., 2022/20 K. sayılı kararında davacı ... tarafından Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2020/448 E. sayılı rücuen tazminat davasında ihya davası açmak üzere süre verildiği, davalılar ... ve ... aleyhine SSB En. Peyz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyası istemiyle açılan davanın 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesindeki ek tasfiye hükmü gereğince kabulü ile anılan şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına ve son tasfiye memuru ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, ihya istemine dayanak Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasının infazı ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla ihyası talep olunan şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hukuki yararlarının bulunduğunu zira Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği yetkiye dayalı olarak davanın açıldığını, bir başka deyişle 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre ihya davasında davalarının kabul edildiğini ve yargılama giderleri yönünden de lehlerine karar verildiğini, eldeki davada da yargılama giderlerinden son tasfiye memurunun sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesi,
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022720 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden sonra açtığı işbu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, hâkimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/49 E. 2024/420 K.
Ortak:zorunlu hasım · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2022/34 E. sayılı dosyalarında devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiği savunmuştur.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · yeniden tescil · ek mehil · ticaret sicili tescili · vekalet ücreti takdiri · kamu düzeni · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda2022/20 K. sayılı kararı ile herhangi bir dava dosyasının «infazı» ile sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, şirkete karşı açılan tazminat davasının ise «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalı «tasfiye memuru» ...'nın şirkete karşı açılan dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, böylelikle «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden davalı ...'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzeni» de gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline mahkemece süre verilmesi nedeniyle dava açıldığını, kendilerince davanın açılmaması gibi bir durumunun olamayacağını, lehlerine «vekalet ücreti takdir» edilmemesi ve «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmalarının hatalı olduğunu, Ankara 7.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «ticaret siciline tesciline», ticaret sicil gazetesinde «ilanına», «tasfiye memuru» olarak önceki tasfiye memuru ...'nın atanmasına karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6274 E. 2024/559 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · sicilden terkin · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E. sayılı, Ankara 6.
Benzer bu kararda2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · dahili dava
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğinden davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada SSB Enerji Peyzaj İnş.
Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığını, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini, «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/754 E. sayılı dava dosyası ve «tasfiye işlemleri» ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye işlemlerini yapmak üzere 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, şirketin «son» «tasfiye memuru» ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6895 E. 2024/1154 K.
Ortak:zorunlu hasım · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2022/34 E. sayılı dosyalarında devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiği savunmuştur.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaŞti.'nin «tasfiye» sonucu «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkeme tarafından davacıya «şirketin ihyası davası» açmak üzere süre verildiğini ileri sürerek Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yeniden tescil · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 04.11.2019 tarih, 2018/5801 E. ve 2019/6748 K. sayılı karar), İlk Derece Mahkemesince davacının davada dava tarihi itibarıyla «hukuki yararının» bulunmadığı gözetilerek davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetli görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin «tasfiye» sonucunda sicilden «kaydının» «terkin» edildiği, davacı tarafından «rücuen tazminat davası» açıldığı, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden kaydı silinen şirketin «yeniden tescilini» talep edebileceği, yeniden sicile kaydı yapılan şirketin ek tasfiyesi için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının bu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı tasfiye memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının terkin edilmesinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, davalı ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/406 E. 2024/847 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E. sayılı, Ankara 6.
Benzer bu karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini belirterek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · rücuen tazmin · yargılama giderlerinden sorumluluk · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni
Benzer bu karardaKararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı vekilinin başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiğinde, Dairelerine intikal ... «istinaf incelemesine» tabi tutulan bir Mahkeme kararı içerisinde bulunan ve huzurdaki dosyaya da eklenen Ankara 7.
2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl ve birleşen davaların «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnş.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6891 E. 2024/513 K.
Ortak:tasfiye memurunun sorumluluğu · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E. sayılı, Ankara 6.
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı Kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin «ortaklar kurulu» kararıyla ticaret «sicilden terkin» edildiğini, tasfiyenin gereği yapılmasından «tasfiye memurunun sorumlu» olduğunu savunarak «yasal hasım» konumunda olan müvekkili Kurum aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık · ortaklar kurulu kararı · kesin süre · kamu düzeni · yetki · kesin hüküm
Benzer bu karardaKararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti. aleyhine dava açtığını, yargılama sırasında anılan şirketin «ortaklar kurulu» kararıyla ticaret «sicilden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkiline «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj...Ltd.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiğinde, Dairelerine intikal ... «istinaf incelemesine» tabi tutulan bir Mahkeme kararı içerisinde bulunan ve huzurdaki dosyaya da eklenen Ankara 7.
2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6896 E. 2024/1208 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/814 E. sayılı dosyası ile «rücuen tazminat davası» açıldığını, Mahkemenin 13.05.2022 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu «ara» kararında taraflarına Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin «ihyası» amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile «tasfiye» kapanışının yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen Geçici 7 nci madde gereğince sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini ileri …
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davada «hukuki menfaatlerinin» bulunduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasalara uygun olduğunu, ancak, «yasal hasım» olması sebep gösterilerek davalılar aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmek mümkün olamayacağından şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, huzurdaki davada kurumlarının hukuki menfaati olduğunu Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulması …
2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurumdan tahsil ettikleri, davacı Kurumun, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kuruma şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurumun bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurumun ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · rücu · kamu düzeni
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmemiş, bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiğinde, Dairelerince «istinaf incelemesi» yapılan emsal 2022/1418 E., 2022/1474 K. sayılı dosya içerisinde bulunup işbu dosyaya da eklenen Ankara 7.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı işçi Hilmi Urlu'ya ödenen «işçilik alacaklarının» işçiyi bünyesinde çalıştıran alt işverenlerden «rücu» edilmesi amacıyla söz konusu şirketlere Adana 2.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2020/448 E. sayılı «rücuan tazminat» davasında «ihya davası» açmak üzere süre verildiği belirtilerek davalılar ... ve ... aleyhine SSB En.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6899 E. 2024/1052 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · re'sen gözetilme · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · şirketin tasfiyesi · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuen tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/787 E. sayılı dosyası ile açılmış olan davanın yargılama sürecinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazıları ile anılan şirketin «tasfiye» sonucu «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını ve mahkemece «ihya davası» açılması için müvekkiline süre verildiğini, davalı ...'nın da şirketin «son» «tasfiye memuru» olduğunu ileri sürerek Tasfiye Halinde SSB Enerji Peysaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal yani ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · hakkaniyet · kesin süre · kamu düzeni · harç · dosya masrafı
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal yani ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yargılama ve «vekalet ücretinin» talep edilmemiş olması sebebiyle lehlerine «yargılama gideri» ve vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen tarafa re'sen yükletileceğini, vekalet ücretinin de yargılama giderine «dahil» olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yargılama «harç» ve «masrafları» ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiği; «ihyası» istenen Tasfiye Halinde SSB Enerji Peysaj İnş.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi karraının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından SSB Enerji'ye karşı «ihya davası» açılması için taraflarına «kesin süre» verilmesi sonucu ihya davası açıldığını, tüm «yargılama giderlerinin» davacıya yükletilmesinin «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1955 E. 2023/2792 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · re'sen gözetilme · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuen tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E. sayılı, Ankara 6.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi, yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, mahkemece davacının asıl ve birleşen davada karar tarihi itibarıyla hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek asıl ve birleşen davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle ayrı ayrı «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini iddia ederek SSB Enerji Peyzaj İnş.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» olduktan sonra aleyhine davanın açıldığı, davanın görülebilirlik şartı olarak anılan «şirketin ihyası» zorunlu olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi gereğince devam eden davalar ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına ve «tasfiye memuru» olarak şirketin «son» tasfiye memurunun atanmasına karar vermek gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün "371040" sicil numarasında …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · rücuen tazmin · yargılama giderlerinden sorumluluk · rücuan tazminat · ticaret sicili tescili
Benzer bu karardaDAVA 1.Davacı vekili asıl davanın dava dilekçesinde; müvekkili tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnş.
CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığını, şirketin genel kurul toplantısında aldığı karara istinaden yapılan çağrıların sonucunda «sicilden terkin» edildiğini, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, «yargılama giderinden sorumlu» olunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/812 E. sayılı dava dosyası ve «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye işlemlerini yapmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, şirket «tasfiye memuru» ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına ve ek tasfiye işlemlerinin anılan tasfiye memuru tarafından yerine getirilmesine, «ihya» kararının kesinleşmesi sonrasında «ticaret sicilde tescil» ve ticaret sicil gazetesinde «ilanına», davalılardan Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasadan kaynaklanan nedenlerle davalı olarak yer aldığı, diğer davalı yönünden ise tasfiyeli kapanış işlemi yapıldıktan sonra ihya isteğinin dayanağı olan dava açılmış olmakla davalıların «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» nedeniyle sorumlu tutulmamalarına karar verilmiştir.
… ilekçesinde özetle; eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmenin mümkün olamayacağını, şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, şirket hakkında açılan davalar bulunduğunun davalı «tasfiye memuru» tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurunun «yasal hasım» olmadığını, kararda gerekçesi belirtilmediği halde tasfiye memuru aleyhine birleşen dava yönünden «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediğini, birleşen davada tasfiye memurunun «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğini, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanarak yargılama giderleriyle vekalet ücretinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerektiğini savunar …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/55 E. , 2024/1316 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1346 Esas, 2023/1350 Karar
vekili Avukat ...
DAVALILAR 1....
2. ...
DAVA TARİHİ
HÜKÜM/KARAR Davanın Usulden Reddi
(Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/332 E., 2022/513K.
Taraflar arasındaki ihya davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Genel Müdürlüğü tarafından ... ... adlı dava dışı işçiye alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık alacaklarına ilişkin kurum tarafından yapılan ödemelerin tazmini amacıyla söz konusu şirketlere Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/814 E. sayılı dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, Mahkemenin 13.05.2022 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu ara kararında taraflarına Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin ihyası amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile tasfiye kapanışının yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen Geçici 7 nci madde gereğince sicilden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini ileri sürerek dava dışı SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Sicil Müdürlüğü temsilcisi cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, ihyası istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin tasfiye memurluğuna ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde terkin olduğunu, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün, işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kanunda öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyasının değil;
6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesinin isteneceğini, yine ...'nün davacısı olduğu Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2020/555 E. sayılı, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. sayılı, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/670 E. sayılı, Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/742 E. sayılı, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/43 E. sayılı ve Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/34 E. sayılı dosyalarında devam eden ihya davalarının bulunduğunu, Müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olması nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği savunmuştur.
2. Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı tasfiye memurunun pasif husumet ehliyetinin olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 sicil numarasında kayıtlı iken tasfiye sonucu sicilden kaydı silinen SSB Enerji Peyzaj İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/814 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak eski tasfiye memuru ...'nın atanmasına, tasfiye ücretinin ihyasına karar verilen şirketten alınmasına, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada yalnızca Ticaret Sicil Müdürlüğünün yasal hasım olup, yasal hasım olmayan tasfiye memuru davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Dairelerince istinaf incelemesi yapılan emsal 2022/1418 E. 2022/1474 K. sayılı dosya içerisinde bulunup iş bu dosyaya da eklenen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.01.2022 tarih ve 2021/308 E., 2022/20 K. sayılı kararında davacı ... tarafından Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülen 2020/448 E. sayılı rücuen tazminat davasında ihya davası açmak üzere süre verildiği, davalılar ... ve ... aleyhine SSB En. Peyz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin ihyası istemiyle açılan davanın 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesindeki ek tasfiye hükmü gereğince kabulü ile anılan şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına ve son tasfiye memuru ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, ihya istemine dayanak Adana 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen rücuen tazminat davasının infazı ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla ihyası talep olunan şirket ticaret sicilinden terkin edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; hukuki yararlarının bulunduğunu zira Adana 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği yetkiye dayalı olarak davanın açıldığını, bir başka deyişle 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre ihya davasında davalarının kabul edildiğini ve yargılama giderleri yönünden de lehlerine karar verildiğini, eldeki davada da yargılama giderlerinden son tasfiye memurunun sorumlu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesi,
2.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022720 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden sonra açtığı işbu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, hâkimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018533300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz