Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6891 E. 2024/513 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memurunun sorumluluğu↗ işçilik alacakları↗ usul ekonomisi↗ i̇i̇k 308/b↗ makul süre↗ ihya davası↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ kamu düzenine aykırılık↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ortaklar kurulu kararı↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ rücuen tazminat↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ derdestlik↗ ihya↗ kesin süre↗ istinaf incelemesi↗ tasfiye memuru↗ kamu düzeni↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/287 E., 2022/477 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum'un SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti. aleyhine dava açtığını, yargılama sırasında anılan şirketin ortaklar kurulu kararıyla ticaret sicilden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkiline ihya davası açılması için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin ortaklar kurulu kararıyla ticaret sicilden terkin edildiğini, tasfiyenin gereği yapılmasından tasfiye memurunun sorumlu olduğunu savunarak yasal hasım konumunda olan müvekkili Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
2. Davalı şahıs, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihyası talep eden şirket hakkında açtığı derdest dava sebebiyle ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu ve ihya koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin derdest davayla sınırlı olmak üzere ihyasına, davalı şahsın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına ve davanın mahiyeti gereği davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verildiği halde müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, yargılama gideri ve vekâlet ücretine talep bulunmasa bile re'sen hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu kamu düzenine aykırılık yönünden incelendiğinde, Dairelerine intikal ... istinaf incelemesine tabi tutulan bir Mahkeme kararı içerisinde bulunan ve huzurdaki dosyaya da eklenen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022/20 K. sayılı kararında, davacı Kurum tarafından, hakkında görülmekte olan başka bir dava sebebiyle SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin ihyasının talep edildiği, anılan Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına ve son tasfiye memuru ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, ihya kararının, ihya istemine dayanak yapılan dava dosyası ile sınırlı olmak üzere verilmediği, kararın 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda, ihyası talep olunan şirket, dava tarihi itibarıyla faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2019 tarih ve 2018/5801 E. 2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya talebine dayanak yaptıkları derdest davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkile Kurum'a ihya davası açılmak üzere kesin süre verildiğini, verilen ara karara ve kesin süreye riayet etmemek gibi bir seçeneklerinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesi.
2.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022720 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden sonra açtığı işbu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, hâkimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/406 E. 2024/847 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · kamu düzenine aykırılık · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini belirterek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · rücuen tazmin · yargılama giderlerinden sorumluluk · yargılama giderleri
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada «tasfiye memuru» aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediğini, kararın birleşen dava yönünden hatalı olduğunu, eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmenin mümkün olamayacağını, şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, şirket hakkında açılan davalar bulunduğunun davalı tasfiye memuru tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurunun «yasal hasım» olmadığını, birleşen davada tasfiye memurunun «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğini, davalı ...'nın duruşmaya katılmayarak, davaya cevap vermeyen davalının dava dilekçesindeki iddialarına da itiraz etmediğini ileri sürerek İl …
DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnş.
CEVAP 1.Asıl davada davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığını, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, «yargılama giderinden sorumlu» olunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «şirket ihyası» talebinde «hukuki yararlarının» bulunduğunu, «tasfiye» memurunun «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu olduğunu belirterek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen tespit edilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6274 E. 2024/559 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · kamu düzenine aykırılık · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğinden davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · yargılama giderlerinden sorumluluk · ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · yargılama giderleri · infaz · kaldırma ve yeniden hüküm · dahili dava
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğinden davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığını, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, davalının dava açılmasına sebebiyet vermediğini, «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretinin» talep edilmemiş olması sebebiyle lehlerine «yargılama gideri» ve vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderinin aleyhine hüküm verilen tarafa re'sen yükletileceğini, vekalet ücretinin de yargılama giderine «dahil» olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6895 E. 2024/1154 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · kamu düzenine aykırılık · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin «tasfiye» sonucu «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, Mahkeme tarafından davacıya «şirketin ihyası davası» açmak üzere süre verildiğini ileri sürerek Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · yeniden tescil · hukuki menfaat · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · yargılama giderleri · infaz · pasif husumet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin «tasfiye» sonucunda sicilden «kaydının» «terkin» edildiği, davacı tarafından «rücuen tazminat davası» açıldığı, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden kaydı silinen şirketin «yeniden tescilini» talep edebileceği, yeniden sicile kaydı yapılan şirketin ek tasfiyesi için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının bu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı tasfiye memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının terkin edilmesinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, davalı ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı ... cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından davalının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilmesi ve anılan maddenin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, dava konusu şirketin ihyasını talepli davacı tarafından açılmış başka davaların da olduğunu, davalının tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini gerektiğini beyan etmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davalılar aleyhine «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretine hükmedilmediğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davalılar aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmesini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen davanın «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, kararın kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı (Emsal Yargıtay 11.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6896 E. 2024/1208 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · kamu düzenine aykırılık · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmemiş, bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurumdan tahsil ettikleri, davacı Kurumun, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kuruma şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurumun bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurumun ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · hukuki menfaat · pasif husumet ehliyeti · şirketin tasfiyesi · husumet ehliyeti · infaz · rücu · pasif husumet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı «tasfiye» memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının «rücuen tazminat davası» sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden «kaydının» silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği kanaatine varılmakla davanın kabulü ile söz konusu şirketin ihyasına, ek tasfiyeyi yapmak için davalı ...'nın yeniden «tasfiye memuru atanmasına», davalılar işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerinden «yargılama giderlerinin» davacı üzerinde bırakılmasına ve davacı lehine «vekalet ücreti» taktir edilmemesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmemiş, bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı işçi Hilmi Urlu'ya ödenen «işçilik alacaklarının» işçiyi bünyesinde çalıştıran alt işverenlerden «rücu» edilmesi amacıyla söz konusu şirketlere Adana 2.
Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna ...'nın seçildiğini, 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini savunarak Müdürlüğün «yasal hasım» olduğundan aleyhe «vekalet ücreti», «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/49 E. 2024/420 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · yargılama giderlerinden sorumluluk · yeniden tescil · ek mehil · hukuki menfaat · pasif husumet ehliyeti · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili
Benzer bu karardaCEVAP 1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı ... sicil müdürlüğü ve «tasfiye» memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının «rücuen tazminat davası» sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden «kaydının» silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 …
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «ticaret siciline tesciline», ticaret sicil gazetesinde «ilanına», «tasfiye memuru» olarak önceki tasfiye memuru ...'nın atanmasına karar verilmiştir.
2022/20 K. sayılı kararı ile herhangi bir dava dosyasının «infazı» ile sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, şirkete karşı açılan tazminat davasının ise «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalı «tasfiye memuru» ...'nın şirkete karşı açılan dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, böylelikle «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden davalı ...'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzeni» de gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6899 E. 2024/1052 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · kamu düzenine aykırılık · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/787 E. sayılı dosyası ile açılmış olan davanın yargılama sürecinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazıları ile anılan şirketin «tasfiye» sonucu «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını ve mahkemece «ihya davası» açılması için müvekkiline süre verildiğini, davalı ...'nın da şirketin «son» «tasfiye memuru» olduğunu ileri sürerek Tasfiye Halinde SSB Enerji Peysaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal yani ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · şirketin tasfiyesi · hakkaniyet · yargılama giderleri · infaz · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal yani ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti.'nin 04.05.2018 tarihinde ticaret sicilinde yapılan «ilan» ile tasfiyesinin sona erdiğini, «tasfiye» memurluğuna ...'nın seçildiğini ve ilan olunduğunu, «terkin» işleminin usulüne uygun olarak yapıldığını, şirketin borç, alacak ve davalarının müdürlüklerince bilinmesinin mümkün olmadığından Müdürlüğün işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, davanın kabulüne karar verilmesi halinde «yargılama giderleri» ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Şti.'nin eksik «tasfiye işlemleri» nedeniyle Adana 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/55 E. 2024/1316 K.
Ortak:tasfiye memurunun sorumluluğu · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı Kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin «ortaklar kurulu» kararıyla ticaret «sicilden terkin» edildiğini, tasfiyenin gereği yapılmasından «tasfiye memurunun sorumlu» olduğunu savunarak «yasal hasım» konumunda olan müvekkili Kurum aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E. sayılı, Ankara 6.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · re'sen gözetilme · hukuki menfaat · pasif husumet ehliyeti · şirketin tasfiyesi · husumet ehliyeti · yargılama giderleri · infaz
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı «tasfiye» memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının «rücuen tazminat davası» sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden «kaydının» silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 …
Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuen tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/814 E. sayılı dosyası ile «rücuen tazminat davası» açıldığını, Mahkemenin 13.05.2022 tarihli duruşma tutanağının 2 nolu «ara» kararında taraflarına Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin «ihyası» amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile «tasfiye» kapanışının yapıldığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'na (6102 sayılı Kanun) eklenen Geçici 7 nci madde gereğince sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebileceklerini ileri …
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, «ihyası» istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde «terkin» olduğunu, şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün, işbu davanın açılmasına sebebiyet verme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1616 E. 2023/2103 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ara karar · derdestlik · ihya · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «ihya» talebine dayanak yaptıkları «derdest» davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkile Kurum'a «ihya davası» açılmak üzere «kesin süre» verildiğini, verilen «ara» karara ve kesin süreye riayet etmemek gibi bir seçeneklerinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, «ihyası» istenen şirket hakkında davacının açtığı ve devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, bu nedenle taraflarının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak ihya davaları devam ettiğinden mahkemece gerekli görülmesi halinde «davaların birleştirilmesini», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasını», taraflarına «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tasfiye» halinde «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, mahkemenin 2021/«308» E. sayılı dosyasında, ... tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... aleyhine 25.05.2021 tarihinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası istemiyle açılılan davada 12.01.2022 tarihinde davanın kabulü ile SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiye amacıyla ihyasına, «son» «tasfiye memuru» ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği ve kararın 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda davacının işbu davayı açmasında herhangi bir «hukuki yararı» bulunmadığı, kesinleşen ihya kararı incelendiğinde şirketin herhangi bir dava dosyası ile sınırlı olmaksızın ek tasfiye amacıyla ihyasına karar verildiği gerekçesi …
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/«308» E., 2022/20 K. sayılı kararı ile dava dilekçesindeki talebe aykırı olarak sınırsız bir şekilde ek tasfiyesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, işbu kararın istinaf edilmemesi sebebiyle kesinleşmesi üzerine, aynı mahkemenin başka bir dosyada işbu kararı dayanak göstererek «taleple bağlılık» ilkesine aykırı bir şekilde hüküm tesis etmesinin kararı hukuka aykırı hale getirdiğini, nitekim bu karara ait dava dilekçesinde Adana 1.Ticaret Mahkemesinin 2020/448 E. sayılı dava dosyasında müvekkiline dava açılması yönünde süre verildiği için «ihya davası» açıldığının belirtilmesine rağmen hatalı olarak işbu dosyada verilen şirketin sınırsız bir şekilde ek tasfiyesi kararı verilmesinin işbu kararın dayanağı olamayaca …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davaların birleştirilmesi · taleple bağlılık · rücuan tazminat · tüzel kişilik · limited şirket
Benzer bu kararda… kurum tarafından yapılan ödemelerin tazmini amacıyla söz konusu şirketlere karşı açılan ve Adana 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/762 E. sayılı dosyasında görülen «rücuan tazminat» davasında anılan mahkemece tesis edilen «ara» kararla Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat San. ve Tic.
Şti. unvanlı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, «ihyası» istenen şirket hakkında davacının açtığı ve devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, bu nedenle taraflarının davanın açılmasına sebebiyet vermediğini savunarak ihya davaları devam ettiğinden mahkemece gerekli görülmesi halinde «davaların birleştirilmesini», ek tasfiyeye karar verilmesi halinde «tasfiye memuru atanmasını», taraflarına «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «tasfiye» halinde «limited şirketin ihyası» istemiyle açılan davada, mahkemenin 2021/«308» E. sayılı dosyasında, ... tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü ve ... aleyhine 25.05.2021 tarihinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası istemiyle açılılan davada 12.01.2022 tarihinde davanın kabulü ile SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ek tasfiye amacıyla ihyasına, «son» «tasfiye memuru» ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği ve kararın 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda davacının işbu davayı açmasında herhangi bir «hukuki yararı» bulunmadığı, kesinleşen ihya kararı incelendiğinde şirketin herhangi bir dava dosyası ile sınırlı olmaksızın ek tasfiye amacıyla ihyasına karar verildiği gerekçesi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6891 E. , 2024/513 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1452 Esas, 2023/1388 Karar
DAVALILAR 1....
2.Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/287 E., 2022/477 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum'un SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti. aleyhine dava açtığını, yargılama sırasında anılan şirketin ortaklar kurulu kararıyla ticaret sicilden terkin edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkiline ihya davası açılması için yetki ve süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum temsilcisi cevap dilekçesinde; ihyası talep edilen şirketin ortaklar kurulu kararıyla ticaret sicilden terkin edildiğini, tasfiyenin gereği yapılmasından tasfiye memurunun sorumlu olduğunu savunarak yasal hasım konumunda olan müvekkili Kurum aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
2. Davalı şahıs, cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, ihyası talep eden şirket hakkında açtığı derdest dava sebebiyle ihya istemekte hukuki yararı bulunduğu ve ihya koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin derdest davayla sınırlı olmak üzere ihyasına, davalı şahsın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde tescil ve ilanına ve davanın mahiyeti gereği davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın kabulüne karar verildiği halde müvekkili lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, yargılama gideri ve vekâlet ücretine talep bulunmasa bile re'sen hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu kamu düzenine aykırılık yönünden incelendiğinde, Dairelerine intikal ... istinaf incelemesine tabi tutulan bir Mahkeme kararı içerisinde bulunan ve huzurdaki dosyaya da eklenen Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022/20 K. sayılı kararında, davacı Kurum tarafından, hakkında görülmekte olan başka bir dava sebebiyle SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin ihyasının talep edildiği, anılan Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına ve son tasfiye memuru ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, ihya kararının, ihya istemine dayanak yapılan dava dosyası ile sınırlı olmak üzere verilmediği, kararın 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda, ihyası talep olunan şirket, dava tarihi itibarıyla faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 04.11.2019 tarih ve 2018/5801 E. 2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun kamu düzenine aykırılık gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ihya talebine dayanak yaptıkları derdest davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkile Kurum'a ihya davası açılmak üzere kesin süre verildiğini, verilen ara karara ve kesin süreye riayet etmemek gibi bir seçeneklerinin bulunmadığını, Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesine isabet bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesi.
2.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi.
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E. ve 2022720 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd. Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi kararında da isabetli bir şekilde belirtildiği üzere davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden sonra açtığı işbu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmamaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, hâkimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016958600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz