Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/49 E. 2024/420 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu hasım↗ işçilik alacakları↗ usul ekonomisi↗ i̇i̇k 308/b↗ yargılama giderlerinden sorumluluk↗ yeniden tescil↗ makul süre↗ ihya davası↗ ek mehil↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ yasal hasım↗ pasif husumet ehliyeti↗ şirketin tasfiyesi↗ ticaret sicili tescili↗ vekalet ücreti takdiri↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ husumet ehliyeti↗ ara karar↗ sicilden terkin↗ rücuen tazminat↗ tazminat davası↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ pasif husumet↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/34 E., 2022/681 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, mahkemenin 13.01.2022 tarihli duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında müvekkiline SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, iş bu davada ihyasını istedikleri SSB Enerji Peyzaj İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Ankara'da bulunduğunu, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile tasfiye kapanışının yapıldığını ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin tasfiye memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyası değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden ihya davalarının bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olması nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı ... sicil müdürlüğü ve tasfiye memurunun pasif husumet ehliyetinin olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 sicil numarasında kayıtlı iken sicilden kaydı silinen SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ticaret siciline tesciline, ticaret sicil gazetesinde ilanına, tasfiye memuru olarak önceki tasfiye memuru ...'nın atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada yalnızca ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olup, yasal hasım olmayan tasfiye memuru davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihya talep etmesine hukuki yarar bulunmakta ise de karar tarihi olan 12.10.2022 tarihi itibariyle ihyası istenen SSB En. Peyz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. 2022/20 K. sayılı kararı ile herhangi bir dava dosyasının infazı ile sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, şirkete karşı açılan tazminat davasının ise tasfiye aşamasında derdest olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için sicilden kaydı silinen şirketin yeniden tescilinin talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalı tasfiye memuru ...'nın şirkete karşı açılan dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, böylelikle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı ...'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline mahkemece süre verilmesi nedeniyle dava açıldığını, kendilerince davanın açılmaması gibi bir durumunun olamayacağını, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. 2022/20 K. sayılı kararında genel bir ihya yapıldığına ilişkin somut ifade bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141 ... maddesi,
2.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere mehil verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E., 2022/20 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd.Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden önce açtığı iş bu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, Hakimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/55 E. 2024/1316 K.
Ortak:zorunlu hasım · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2022/34 E. sayılı dosyalarında devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Müdürlüklerinin tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiği savunmuştur.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · re'sen gözetilme · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · usulden reddi · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuen tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, şu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal olduğu, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği ve davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, hukuki yararın ise dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, hal böyle olunca davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin verdiği yetkiye dayalı olarak davanın açıldığını, bir başka deyişle 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «ihya» davasında davalarının kabul edildiğini ve «yargılama giderleri» yönünden de lehlerine karar verildiğini, eldeki davada da yargılama giderlerinden «son» «tasfiye memurunun sorumlu» olması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Davalı Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, «ihyası» istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde «terkin» olduğunu, şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün, işbu davanın açılmasına sebebiyet verme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/406 E. 2024/847 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · yargılama giderlerinden sorumluluk · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Şti. adlı şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmeden önceki merkez adresinin Ankara'da bulunduğunu, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile «tasfiye» kapanışının yapıldığını ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini belirterek SSB Enerji Peyzaj İnş.
İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; birleşen davada «tasfiye memuru» aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediğini, kararın birleşen dava yönünden hatalı olduğunu, eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmenin mümkün olamayacağını, şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, şirket hakkında açılan davalar bulunduğunun davalı tasfiye memuru tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurunun «yasal hasım» olmadığını, birleşen davada tasfiye memurunun «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğini, davalı ...'nın duruşmaya katılmayarak, davaya cevap vermeyen davalının dava dilekçesindeki iddialarına da itiraz etmediğini ileri sürerek İl …
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · rücuen tazmin · kamu düzenine aykırılık · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · usulden reddi · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl ve birleşen davaların «hukuki yarar» dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı vekilinin başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmak üzere davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
CEVAP 1.Asıl davada davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; şirketin «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun şekilde yapıldığını, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını, dava açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini, «yargılama giderinden sorumlu» olunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusu «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiğinde, Dairelerine intikal ... «istinaf incelemesine» tabi tutulan bir Mahkeme kararı içerisinde bulunan ve huzurdaki dosyaya da eklenen Ankara 7.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6895 E. 2024/1154 K.
Ortak:zorunlu hasım · işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · yeniden tescil · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin «tasfiye» sonucunda sicilden «kaydının» «terkin» edildiği, davacı tarafından «rücuen tazminat davası» açıldığı, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden kaydı silinen şirketin «yeniden tescilini» talep edebileceği, yeniden sicile kaydı yapılan şirketin ek tasfiyesi için «tasfiye memuru atanması» gerektiği, davacının bu davayı açmakta «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı tasfiye memurunun «pasif husumet ehliyetinin» olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının terkin edilmesinin yerinde olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu şirketin ihyasına, davalı ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına, kararın tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık · dava şartı yokluğu · usulden reddi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 04.11.2019 tarih, 2018/5801 E. ve 2019/6748 K. sayılı karar), İlk Derece Mahkemesince davacının davada dava tarihi itibarıyla «hukuki yararının» bulunmadığı gözetilerek davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabetli görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti.'nin «ihyası» istemiyle açılan davanın 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesindeki ek «tasfiye» hükmü gereğince kabulü ile anılan şirketin ek tasfiye amacıyla ihyasına ve «son» «tasfiye memuru» ...'nın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verildiği, ihya istemine dayanak Adana 1.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6274 E. 2024/559 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · yargılama giderlerinden sorumluluk · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Şti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · usulden reddi · dahili dava
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğinden davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesince taraflarına «ihya davası» açmak üzere süre verildiğini, açılan dava neticesinde davanın kabul edilmesine rağmen lehlerine «vekalet ücretine» hükmedilmediğini, «istinaf incelemesi» neticesinde «hukuki yarar» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine», tüm «yargılama giderleri» ve harçların taraflarına yükletilmesine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye M …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada SSB Enerji Peyzaj İnş.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6891 E. 2024/513 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memurunun sorumluluğu · kamu düzenine aykırılık · ortaklar kurulu kararı · dava şartı yokluğu · kesin süre · istinaf incelemesi · usulden reddi · yetki
Benzer bu kararda2019/6748 K. sayılı kararının da aynı mahiyette olduğu gerekçesiyle başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın, dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti. aleyhine dava açtığını, yargılama sırasında anılan şirketin «ortaklar kurulu» kararıyla ticaret «sicilden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkeme tarafından müvekkiline «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj...Ltd.
CEVAP 1.Davalı Kurum «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» talep edilen şirketin «ortaklar kurulu» kararıyla ticaret «sicilden terkin» edildiğini, tasfiyenin gereği yapılmasından «tasfiye memurunun sorumlu» olduğunu savunarak «yasal hasım» konumunda olan müvekkili Kurum aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6899 E. 2024/1052 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · şirketin tasfiyesi · ticaret sicili tescili · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP 1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve «ilan» edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde «ihyası» değil; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden «ihya davalarının» bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» durumunda olması nedeniyle aleyhlerine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/787 E. sayılı dosyası ile açılmış olan davanın yargılama sürecinde Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün yazıları ile anılan şirketin «tasfiye» sonucu «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını ve mahkemece «ihya davası» açılması için müvekkiline süre verildiğini, davalı ...'nın da şirketin «son» «tasfiye memuru» olduğunu ileri sürerek Tasfiye Halinde SSB Enerji Peysaj İnş.
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:re'sen gözetilme · ek tasfiye işlemleri · rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · hakkaniyet · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği ve bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirketin faal yani ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiği, bu nedenle davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerekeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi karraının yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, Yerel Mahkeme tarafından SSB Enerji'ye karşı «ihya davası» açılması için taraflarına «kesin süre» verilmesi sonucu ihya davası açıldığını, tüm «yargılama giderlerinin» davacıya yükletilmesinin «hakkaniyete» aykırılık teşkil ettiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Şti.'nin eksik «tasfiye işlemleri» nedeniyle Adana 1.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6896 E. 2024/1208 K.
Ortak:işçilik alacakları · usul ekonomisi · i̇i̇k 308/b · makul süre · ihya davası · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · dava şartı · görev/görevsizlik · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaDosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Şti. adlı şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmeden önceki merkez adresinin Ankara'da bulunduğunu, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile «tasfiye» kapanışının yapıldığını ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davada «hukuki menfaatlerinin» bulunduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasalara uygun olduğunu, ancak, «yasal hasım» olması sebep gösterilerek davalılar aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesinin usul ve yasalara aykırılık teşkil ettiğini, eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmek mümkün olamayacağından şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, huzurdaki davada kurumlarının hukuki menfaati olduğunu Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulması …
2.Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurumdan tahsil ettikleri, davacı Kurumun, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kuruma şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere önel verildiği ve davacı Kurumun bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla «ihyası» talep edilen şirketin herhangi bir «derdest» davayla sınırlı olmayacak şekilde tamamıyla ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurumun ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı «rücuen tazminat» davalarında taraf teşkilinin sağlanması için artık «ihya davası» açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla «görevli» olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan «usul ekonomisi» ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuan tazminat · kamu düzenine aykırılık · dava şartı yokluğu · istinaf incelemesi · rücu · usulden reddi · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmemiş, bu karar istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun «kamu düzenine aykırılık» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmünün kamu düzenine aykırılık gözetilerek kaldırılmasına, davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusu «kamu düzenine aykırılık» yönünden incelendiğinde, Dairelerince «istinaf incelemesi» yapılan emsal 2022/1418 E., 2022/1474 K. sayılı dosya içerisinde bulunup işbu dosyaya da eklenen Ankara 7.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ASKİ Genel Müdürlüğü tarafından dava dışı işçi Hilmi Urlu'ya ödenen «işçilik alacaklarının» işçiyi bünyesinde çalıştıran alt işverenlerden «rücu» edilmesi amacıyla söz konusu şirketlere Adana 2.
Sicil Müdürlüğü «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin «tasfiye» memurluğuna ...'nın seçildiğini, 20.12.2018 tarihli «şirketin tasfiyesinin» sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicili gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin «terkin» tarihinde; şirketin «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini savunarak Müdürlüğün «yasal hasım» olduğundan aleyhe «vekalet ücreti», «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1955 E. 2023/2792 K.
Ortak:i̇i̇k 308/b · yargılama giderlerinden sorumluluk · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · yasal hasım · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada yalnızca «ticaret sicil müdürlüğünün» «yasal hasım» olup, yasal hasım olmayan «tasfiye memuru» davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece …
Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla «ihyası» talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin «işçilik alacaklarını» üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla «rücuen tazminat davası» açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret «sicilden terkin» edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere «mehil» verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve «tasfiye memuru» ...'ya karşı «şirketin ihyası» için birden fazla «ihya davası» açtığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğinin anlaşıldığını, «ihya davası» açmak üzere taraflarına süre verildiğini iddia ederek SSB Enerji Peyzaj İnş.
… ilekçesinde özetle; eksik işlemler ile tasfiyenin sonuçlandırılması halinde usulüne uygun yapılmış bir tasfiyeden söz etmenin mümkün olamayacağını, şirketin yeniden «ihyası» gerektiğini, şirket hakkında açılan davalar bulunduğunun davalı «tasfiye memuru» tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tasfiye memurunun «yasal hasım» olmadığını, kararda gerekçesi belirtilmediği halde tasfiye memuru aleyhine birleşen dava yönünden «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerine» hükmedilmediğini, birleşen davada tasfiye memurunun «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiğini, asıl ve birleşen davaların ayrı ayrı karara bağlanarak yargılama giderleriyle vekalet ücretinin ayrı ayrı tayin edilmesi gerektiğini savunar …
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderinden sorumluluk · rücuen tazmin · re'sen gözetilme · rücuan tazminat · dava şartı yokluğu · usulden reddi · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesinde görülen «rücuan tazminat» davasının «infazı» ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verilmediği, bu kararın istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği, bu durumda dava tarihi itibarıyla «ihyası» talep olunan şirket «ticaret sicilinden terkin» edilmiş durumda ise de karar tarihinden önce ihya istemine konu şirket faal, eş deyişle ticaret sicilinden terkin edilmemiş duruma geldiğine göre davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararı» bulunmadığı, hukuki yararın dava şartı olup, yargılamanın başından sonuna kadar varlığını koruması gerektiği gibi, yargılamanın her aşamasında re'«sen gözetilmesi» gerektiği, mahkemece davacının asıl ve birleşen davada karar tarihi itibarıyla hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek asıl ve birleşen davanın hukuki yarar dava «şartı yokluğu» nedeniyle ayrı ayrı «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, asıl ve birleşen davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davaların «usulden reddine» karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili asıl davanın dava dilekçesinde; müvekkili tarafından alt işverenler bünyesinde çalıştığı dönemlere karşılık işçiye yapılan ödemelerin «rücuen tazmini» için açılan davada Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnş.
2.Davacı vekili birleşen davanın dava dilekçesinde; asıl dava dilekçesindeki iddialarını şirketin «son» «tasfiye» memuruna da yönelterek SSB Enerji Peyzaj İnş.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/49 E. , 2024/420 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/1351 Esas, 2023/1366 Karar
DAVALILAR 1....
2....
DAVA TARİHİ
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığı
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/34 E., 2022/681 K.
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne karşı Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile rücuen tazminat davası açıldığını, mahkemenin 13.01.2022 tarihli duruşma tutanağının 1 nolu ara kararında müvekkiline SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası amacı ile dava açıp buna dair belgeleri sunmak üzere bir aylık süre verildiğini, iş bu davada ihyasını istedikleri SSB Enerji Peyzaj İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adlı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmeden önceki merkez adresinin Ankara'da bulunduğunu, şirketin ticaret sicilinden 20.12.2018 tarihli karar ile tasfiye kapanışının yapıldığını ileri sürerek SSB Enerji Peyzaj İnsaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum cevap dilekçesinde; anılan şirketin 26.04.2018 tarihli genel kurulunda tasfiyeye girme kararı aldığını ve şirketin tasfiye memurluğuna davalı ...'nın seçildiğini, bu kararın 04.05.2018 tarih ve 9571 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edildiğini, ilanlardan sonra 20.12.2018 tarihli şirketin tasfiyesinin sonlandığına dair aldığı genel kurul kararının tescilinin 26.12.2018'de yapıldığını ve şirketin terkininin 31.12.2018 tarih ve 9735 sayılı Türkiye Ticaret sicili gazetesinde ilan edildiğini, söz konusu şirketin yukarıda bahsedildiği üzere hukuka uygun bir şekilde kapatıldığını, şirketin terkin tarihinde derdest davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlükleri tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini, kanundaki öngörülen usullere uygun şekilde ticaret sicilinden silinen şirketin, sonrasında borçları veya sonuçlandırılması gereken hukuki ilişkilerinin gerektirmesi halinde ihyası değil;
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınce ek tasfiyeye llişkin hükümlerin esas alınması gerektiğini, davacının devam eden ihya davalarının bulunduğunu, Kurumun tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... zorunlu hasım durumunda olması nedeniyle aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş bu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı ... sicil müdürlüğü ve tasfiye memurunun pasif husumet ehliyetinin olduğu, davacının rücuen tazminat davası sonucunda verilen kararda belirtilen alacak tasfiye edilmeden şirketin sicilden kaydının silinmesinin yerinde olmadığı, ek tasfiye için şirketin yeniden sicile kaydolması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 371040 sicil numarasında kayıtlı iken sicilden kaydı silinen SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/645 E. sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, ticaret siciline tesciline, ticaret sicil gazetesinde ilanına, tasfiye memuru olarak önceki tasfiye memuru ...'nın atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, eldeki davada yalnızca ticaret sicil müdürlüğünün yasal hasım olup, yasal hasım olmayan tasfiye memuru davalı ... aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken müvekkili üzerinde bırakılmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihya talep etmesine hukuki yarar bulunmakta ise de karar tarihi olan 12.10.2022 tarihi itibariyle ihyası istenen SSB En. Peyz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. 2022/20 K. sayılı kararı ile herhangi bir dava dosyasının infazı ile sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği, şirkete karşı açılan tazminat davasının ise tasfiye aşamasında derdest olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için sicilden kaydı silinen şirketin yeniden tescilinin talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalı tasfiye memuru ...'nın şirkete karşı açılan dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, böylelikle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalı ...'nın sorumlu olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzeni de gözetilerek kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkiline mahkemece süre verilmesi nedeniyle dava açıldığını, kendilerince davanın açılmaması gibi bir durumunun olamayacağını, lehlerine vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/308 E. 2022/20 K. sayılı kararında genel bir ihya yapıldığına ilişkin somut ifade bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının vekalet ücreti ve yargılama giderleri bakımından düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince Tasfiye Halinde SSB Enerji Peyzaj İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
Uyuşmazlık, davacının ihya istemekte hukuki yararı bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141 ... maddesi,
2.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri ile aynı Kanun'un 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi ve 30 uncu maddesi,
3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 ... maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamından ve aynı taraflar arasında görülüp Dairemize intikal eden dava dosyalarından, davacı Kurumla ihyası talep edilen şirket arasında alt işveren üst işveren ilişkisi bulunduğu, ihyası talep edilen şirkette çalışan işçilerin işçilik alacaklarını üst işveren sıfatıyla davacı Kurum'dan tahsil ettikleri, davacı Kurum'un, ihyası talep edilen şirkete karşı işçilik alacaklılarını ödediği her bir işçi için ayrı ayrı olmak üzere birden fazla rücuen tazminat davası açtığı, yargılama sürecinde, davalı şirketin ticaret sicilden terkin edildiğinin anlaşılması üzerine davaların görüldüğü Mahkemelerce, davacı Kurum'a şirketin ihyasını sağlamak için dava açmak üzere mehil verildiği ve davacı Kurum'un bunun üzerine Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve tasfiye memuru ...'ya karşı şirketin ihyası için birden fazla ihya davası açtığı anlaşılmaktadır.
Zikredilen ihya davalarından birisi olup tarafları da huzurdaki davanın taraflarıyla aynı olan ve Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.01.2022 tarih, 2021/308 E., 2022/20 K. sayılı kararıyla hükme bağlanıp sonuçlandırılan davada, SSB Enerji Peyzaj...Ltd.Şti.'nin, herhangi bir derdest davayla sınırlı olmaksızın ihyasına karar verildiği ve kararın taraflarca istinaf edilmeksizin 09.03.2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakta olup zikredilen kararın kesinleşmesiyle birlikte şirketin ticaret sicil kaydı tekrardan faal hale gelmiştir. Bu nedenle davacı Kurum'un, bu kararın kesinleşmesinden önce açtığı iş bu dava ile halihazırda faal olan şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmaktadır.
Bunun yanında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasanın 141 ... maddesinin dördüncü fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiş, keza 6100 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde de, Hakimin yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu düzenleme altına alınmıştır. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda zikredilen kararıyla ihyası talep edilen şirketin herhangi bir derdest davayla sınırlı olmayacak şekilde ihyasına karar verildiği gözetildiğinde davacı Kurum'un ihyası talep edilen şirkete karşı açtığı ve açacağı rücuen tazminat davalarında taraf teşkilinin sağlanması için tekraren ihya davası açmasına gerek bulunmadığı gibi sözü edilen davalara bakmakla görevli olan Mahkemelerin bu hususu gözetmesi de zikredilen Anayasa ve Yasa hükmüyle düzenleme altına alınan usul ekonomisi ilkesinin ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması görevinin bir gereğidir.
Bu itibarla, davacı vekilinin belirtilen yönlere ilişen temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016927000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz