6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Uyuşmazlığın giderilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4721 E. 2011/3499 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
seçim hakkı uyuşmazlığın giderilmesi kararı hukuki ve fiili irtibat usul ekonomisi şirket merkezi mahkemesi hisse senedi hisse devri kamu düzeni ortaklık ilişkisi bilirkişi incelemesi yetki yönetim kurulu kararı yetkisizlik kararı kesin hüküm husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TMK · HUMK — HUMK 17HUMK 45 · SPK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafından davalı şirketlere ortak olunduğu, diğer davalının bu şirketlerin yönetim kurulu başkanı bulunduğu, hisse senedi alımında bu davalının aracılık ettiğinin kanıtlanmadığı, davalı şirketlere karşı açılan davada HUMK’nun 17. maddesi uyarınca merkezlerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu, davalı ...’in merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde dava tarihinde sonra Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kurulduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ...

A.Ş’nin ikametgahının Bakırköy İlçesi sınırında kaldığı ve davadan sonra mahkeme kurulduğundan bu davalı hakkındaki dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devrine, diğer davalı yönünden mahkemenin yetkisizliğine ve bu davalı yönünden kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin davalı ...hakkındaki dava dosyasının devrine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın onanması gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı vekili, davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere usulsüz şekilde müvekkilinin ortak kaydedildiğini, bu amaçla kendisinden para tahsil edildiğini, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza Davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.

Davalı şirketlerin kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda da davacının davalı şirketlere ayrı ayrı ortak olduğu tespit edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi, davacının, davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.

Mahkemece doğru olarak belirlendiği üzere, HUMK'nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin olup, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır. Ayrıca, anılan Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı yer mahkemesinde açılabilecektir. Somut olayda dava tarihi itibariyle hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı ...’in merkezinin İstanbul Ticaret Mahkemesi, diğer davalı şirketin merkezinin ise, Konya Ticaret Mahkemesi yargı çevresinde kaldığı hususu dosya kapsamıyla sabittir.

Öte yandan, davacı vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen davalı gerçek kişinin davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMK’nun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi bakımından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir. O halde, davacı tarafın iddiaları ile davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğunun dikkate alınmadan yazılı şekilde davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu durum karşısında, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, davalı şirketlerin defter ve belgelerinde davacının ortak olarak kayıtlı olduğu, seçim hakkını kullanarak HUMK'nun 17/2 ve 9/3. maddeleri uyarınca davasını hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı ...’in merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde açtığı, diğer davalılar bakımından davanın, kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amaçlı olarak açıldığının savunulup, kanıtlanmadığı, yargılama sırasında da davalı ... merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde Bakırköy Ticaret Mahkemesinin kurulduğu dikkate alınıp, tüm davalılar bakımından dava dosyasının devrine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekillerine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4978 E. 2011/4000 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4822 E. 2011/3658 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6747 E. 2012/6885 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14240 E. 2011/15611 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3382 E. 2014/10013 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11524 E. 2012/2661 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4721 E.  ,  2011/3499 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.12.2008 tarih ve 2006/601 - 2008/611 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29.03.2011 gününde davacı avukatı .... .. gelip, davalı avukatı tebligata rağmen gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı vekili dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile para tahsil edildiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı verilen makbuzların daha sonra geri alınarak yerine “Ortaklık Durum Belgesi” ibareli belge verildiğini, bir süre sonra da müvekkiline bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, davalı ... ve dava dışı diğer yöneticilerin cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak suçundan yargılandıklarını, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, şimdilik 198.755 DM.

karşılığı 163.800 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davacı tarafından davalı şirketlere ortak olunduğu, diğer davalının bu şirketlerin yönetim kurulu başkanı bulunduğu, hisse senedi alımında bu davalının aracılık ettiğinin kanıtlanmadığı, davalı şirketlere karşı açılan davada HUMK’nun 17. maddesi uyarınca merkezlerinin bulunduğu yer mahkemelerinin yetkili olduğu, davalı ...’in merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde dava tarihinde sonra Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kurulduğu gerekçesiyle davalı ... hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı ...

A.Ş’nin ikametgahının Bakırköy İlçesi sınırında kaldığı ve davadan sonra mahkeme kurulduğundan bu davalı hakkındaki dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi’ne devrine, diğer davalı yönünden mahkemenin yetkisizliğine ve bu davalı yönünden kararın kesinleşmesi ve talep halinde dosyanın Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin davalı ...hakkındaki dava dosyasının devrine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın onanması gerekmiştir.

2-Davalı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince; Dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.

Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Davacı vekili, davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere usulsüz şekilde müvekkilinin ortak kaydedildiğini, bu amaçla kendisinden para tahsil edildiğini, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza Davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.

Davalı şirketlerin kayıtları üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda da davacının davalı şirketlere ayrı ayrı ortak olduğu tespit edilmiştir.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi, davacının, davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.

Mahkemece doğru olarak belirlendiği üzere, HUMK'nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin olup, kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır. Ayrıca, anılan Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca davalı birden fazla ise, dava bunlardan birinin ikametgahı yer mahkemesinde açılabilecektir. Somut olayda dava tarihi itibariyle hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı ...’in merkezinin İstanbul Ticaret Mahkemesi, diğer davalı şirketin merkezinin ise, Konya Ticaret Mahkemesi yargı çevresinde kaldığı hususu dosya kapsamıyla sabittir.

Öte yandan, davacı vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilen davalı gerçek kişinin davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMK’nun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi bakımından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir. O halde, davacı tarafın iddiaları ile davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğunun dikkate alınmadan yazılı şekilde davalı ...

hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Bu durum karşısında, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, davalı şirketlerin defter ve belgelerinde davacının ortak olarak kayıtlı olduğu, seçim hakkını kullanarak HUMK'nun 17/2 ve 9/3. maddeleri uyarınca davasını hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı ...’in merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde açtığı, diğer davalılar bakımından davanın, kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amaçlı olarak açıldığının savunulup, kanıtlanmadığı, yargılama sırasında da davalı ... merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde Bakırköy Ticaret Mahkemesinin kurulduğu dikkate alınıp, tüm davalılar bakımından dava dosyasının devrine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekillerine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı ...Ş. hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararına davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1018187900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.