6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Uyuşmazlığın giderilmesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/4978 E. 2011/4000 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
uyuşmazlığın giderilmesi kararı hukuki ve fiili irtibat usul ekonomisi tefrik şirket merkezi mahkemesi hisse devri kamu düzeni istirdat ortaklık ilişkisi yetki yönetim kurulu kararı yetkisizlik kararı kesin hüküm husumet e-defter

Atıf yapılan mevzuat: HUMK — HUMK 17 · SPK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davacı ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile ödenen paranın istirdadı istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla HUMK 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Kombassan Holding A.Ş. yönünden HSYK.’nun 19/07/2007 tarihli kararı ile davanın yeni açılan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yetki alanında bulunduğundan dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine devrine, diğer davalılar yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, dosyanın tefriki ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin davalı Kombassan Holding A.Ş. hakkındaki dava dosyasının devrine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın onanması gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere usulsüz şekilde ortak kaydedildiğini, bu amaçla kendisinden para tahsil edildiğini, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi, davacının davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.

Mahkemece doğru olarak belirlendiği üzere, HUMK.’nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin olup, kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır. Ayrıca, anılan Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde açılabilecektir. Somut olayda dava tarihi itibariyle hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı Holding’in merkezinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, diğer davalıların ikametgahının bulunduğu yerin ise Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinde kaldığı hususu dosya kapsamıyla sabittir.

Öte yandan davacı vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, davalı gerçek kişinin de davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMK.’nun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi bakımından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir. O halde mahkemece tarafların iddiaları ve savunmaları birlikte gözetildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu, davalı şirketlerin defter ve belgelerinde davacının ortak olarak kayıtlı bulunduğu, davacının seçimlik hakkını kullanarak HUMK.nun 17/2 ve 9/3. maddeleri uyarınca davasını davalı Holding’in merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde açtığı, diğer davalılar bakımından davanın, kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amaçlı olarak açıldığının savunulup kanıtlanmadığı, yargılama sırasında da davalı Holding merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde Bakırköy Ticaret Mahkemesinin kurulduğu dikkate alınıp, tüm davalılar bakımından dava dosyasının devrine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekillerine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4822 E. 2011/3658 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6747 E. 2012/6885 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4721 E. 2011/3499 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14240 E. 2011/15611 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Uyuşmazlığın giderilmesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11524 E. 2012/2661 K.

    Ortak: · dava şartı · Uyuşmazlığın giderilmesi

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/9314 E. 2011/8274 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2080 E. 2011/445 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/12804 E. 2011/6329 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2009/4978 E.  ,  2011/4000 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.02.2008 tarih ve 2007/526-2008/40 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 05.04.2011 gününde davacı avukatı ..... geldi, davetiye tebliğine rağmen davalı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkillinden yüksek faiz getireceği ve istendiği an geri ödeneceği garantisi ile 30.03.2000 tarihinde (57.905) DM. tahsil edildiğini, müvekkiline yatırdığı para karşılığı verilen makbuzların daha sonra geri alınarak yerine “Ortaklık Durum Belgesi” ve “Ortaklık ve Hisse Senedi Takip Formu” adlı belgeler verildiğini, bir süre sonra da müvekkiline bu paranın geri ödenmesinin mümkün olmadığının bildirildiğini, davalıların Bankacılık Kanunu'na aykırı şekilde mevduat topladığını, SPK'na aykırı olarak aracılık faaliyetinde bulunup hisse senetlerini halka arz ettiklerini, davalı ... ve dava dışı diğer yöneticilerin cürüm işlemek amacıyla çete oluşturmak suçundan yargılandıklarını, şirket defterlerinin de usulüne uygun tutulmadığını ileri sürerek, müvekkilinin davalı şirketlerle ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitini, şimdilik (76.685) DM.

karşılığı (69.750) TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın davacı ile davalı şirketler arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespiti ile ödenen paranın istirdadı istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla HUMK 17. maddesi uyarınca şirketin sicil adresindeki yer mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle davalı Kombassan Holding A.Ş. yönünden HSYK.’nun 19/07/2007 tarihli kararı ile davanın yeni açılan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinin yargı yetki alanında bulunduğundan dosyanın Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesine devrine, diğer davalılar yönünden mahkemenin yetkisizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, dosyanın tefriki ile karar kesinleştiğinde ve talep halinde Konya Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin davalı Kombassan Holding A.Ş. hakkındaki dava dosyasının devrine yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın onanması gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı şirketlerin hisse devri yapamayacaklarının ve ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ile tahsil edilen paranın iadesine karar verilmesi istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, müvekkilinin davalı ...’ın yönetim kurulu başkanı olduğu diğer davalı şirketlere usulsüz şekilde ortak kaydedildiğini, bu amaçla kendisinden para tahsil edildiğini, davalı ve diğer yöneticiler hakkında ceza davaları açıldığını ileri sürerek, ödemiş olduğu paranın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar vekili, davacının müvekkili şirketlerin ortağı olduğunu, ortak olma amacıyla yapılan ödemenin iade edilemeyeceğini ve diğer müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunmuştur.

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi, davacının davalı şirketlere gerçekten ortak olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasına bağlıdır.

Mahkemece doğru olarak belirlendiği üzere, HUMK.’nun 17. maddesinin 2. cümlesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda şirketin merkezinin bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Bu yetki kuralı kesin olup, kamu düzenine ilişkindir ve mahkemece kendiliğinden dikkate alınacaktır. Ayrıca, anılan Kanun’un 9/3. maddesi uyarınca davalı birden fazla ise dava bunlardan birinin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde açılabilecektir. Somut olayda dava tarihi itibariyle hakkındaki davanın devrine karar verilen davalı Holding’in merkezinin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, diğer davalıların ikametgahının bulunduğu yerin ise Konya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yargı çevresinde kaldığı hususu dosya kapsamıyla sabittir.

Öte yandan davacı vekili, davalıların birlikte hareket ederek usulsüz şekilde müvekkilinden para tahsil ettiklerini, davalı gerçek kişinin de davalı şirketlerin yönetim kurulu başkanı olduğunu ileri sürmüştür. Gerçekten de HUMK.’nun 45/3. maddesi uyarınca davaların aynı sebepten doğması veya biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması halinde bağlantı var sayılır. Özellikle doğru sonuca çabuk ulaşmak ve usul ekonomisi bakımından bağlantılı davaların birlikte bakılması önem arz etmektedir. O halde mahkemece tarafların iddiaları ve savunmaları birlikte gözetildiğinde, davalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte olduğu, davalı şirketlerin defter ve belgelerinde davacının ortak olarak kayıtlı bulunduğu, davacının seçimlik hakkını kullanarak HUMK.nun 17/2 ve 9/3.

maddeleri uyarınca davasını davalı Holding’in merkezinin bulunduğu yer itibariyle yetkili İstanbul Ticaret Mahkemesi’nde açtığı, diğer davalılar bakımından davanın, kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amaçlı olarak açıldığının savunulup kanıtlanmadığı, yargılama sırasında da davalı Holding merkezinin bulunduğu yeri kapsar şekilde Bakırköy Ticaret Mahkemesinin kurulduğu dikkate alınıp, tüm davalılar bakımından dava dosyasının devrine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3- Bozma sebep ve şekillerine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davalı Kombassan Holding A.Ş. hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı hakkındaki kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararına davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek olmadığına, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılar Kombassan İnş.A.Ş. ile Haşim Bayramdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz davacıya edene iadesine, 07.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019152700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.