Tazminat | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/11704 E. 2014/2862 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ gecikme faizi↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket müdürü↗ şirket zararı↗ reeskont faizi↗ taraf ehliyeti↗ yasal faiz↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iddia edilen zararın davacı şirketin o dönemde ortağı ve müdürü olan davalının, şirketten almış olduğu borç nedeniyle şirketin muhasebe kayıtlarında bu alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket defterleri ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafça ileri sürülen hususların hukuki vasıflandırılmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı gerçek kişilerin tüm, davalı vekilinin ve davacı şirket vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek reeskont faizi ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirket tarafından borç verilen paranın elde edilmesi gereken faiz gelirinin vergi dairesine bildirilmemesinden dolayı vergi, ceza ve faizinden davalı sorumlu tutulmuştur.
Ancak, verilen borç para nedeniyle şirketin elde etmesi gereken faiz geliri nedeniyle ödenmesi gereken verginin gecikme faizi ve bildirimde bulunulmamasından dolayı tahakkuk eden cezadan şirket müdürü olarak davalı sorumlu ise de, elde edilen gelir nedeniyle ödenmesi gereken vergiden davacı şirket sorumludur.
Bu itibarla, mahkemece, şirket eski müdürü olan davalının görev yaptığı süre içinde gelir vergisini eksik bildirmesi nedeniyle şirketin ödemek zorunda kaldığı vergi cezası ve faizinden sorumlu tutulması gerekirken, şirketin ödemesi gereken gelir vergisinden de davalının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tahsil 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5257 E. 2015/12697 K.
Ortak:doğrudan zarar · taraf ehliyeti · yasal faiz · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek «reeskont faizi» ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar Karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 18.02.2014 tarihli kararıyla bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile; davacılar ... ve ... yönünden davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, 20.136,89 TL tazminatın ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:aktif husumet yokluğu · aktif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar Karar, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 18.02.2014 tarihli kararıyla bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak davanın kısmen kabulü ile; davacılar ... ve ... yönünden davanın «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, 20.136,89 TL tazminatın ticari reeskont faiziyle davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/409 E. 2013/4980 K.
Ortak:gecikme faizi
İncelediğiniz karardaAncak, verilen borç para nedeniyle şirketin elde etmesi gereken faiz geliri nedeniyle ödenmesi gereken verginin «gecikme faizi» ve bildirimde bulunulmamasından dolayı tahakkuk eden cezadan «şirket müdürü» olarak davalı sorumlu ise de, elde edilen gelir nedeniyle ödenmesi gereken vergiden davacı şirket sorumludur.
Benzer bu kararda… ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davaya konu miktarın vergi aslı ve gecikme faizinden oluşması karşısında bozma ilamında geçen “vergi cezası” ifadesinin «maddi hata» sonucu yazıldığı, bu ifadenin “«gecikme faizi»” şeklinde anlaşılması ve buna göre bozma ilamında değerlendirilmesi istenen «kusur» durumuna ilişkin incelemenin “gecikme faizi” yönünden yapılması gerekmekle, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeye …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zeyilname · acentelik sözleşmesi · maddi hata · acentelik · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,...
… ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davaya konu miktarın vergi aslı ve gecikme faizinden oluşması karşısında bozma ilamında geçen “vergi cezası” ifadesinin «maddi hata» sonucu yazıldığı, bu ifadenin “«gecikme faizi»” şeklinde anlaşılması ve buna göre bozma ilamında değerlendirilmesi istenen «kusur» durumuna ilişkin incelemenin “gecikme faizi” yönünden yapılması gerekmekle, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeye …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12292 E. 2010/3724 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek «reeskont faizi» ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… , davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın «gecikme cezası» ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL «asıl alacak» üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 1.674.44 YTL «inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme cezası · icra takibine itiraz · asıl alacak · inkar tazminatı · kusur
Benzer bu kararda… , davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın «gecikme cezası» ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL «asıl alacak» üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 1.674.44 YTL «inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, birleşen davada tarafların «kusur» durumları da dikkate alınarak alacağın tayin edildiği, likit olmadığı, miktarının tayinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak «inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Asıl dava, haksız yere elde edildiği iddia edilen faiz gelirinin tahsili, birleşen dava ise, talimat olmaksızın hesaptan çekilen paranın tahsiline yönelik yapılan «icra takibine itirazın» iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın davacısı lehine «inkar tazminatına» hükmedilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4845 E. 2012/11577 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · sözleşmelerin nispiliği ilkesi · sözleşmenin nispiliği · hisse devri sözleşmesi · anonim şirket yönetim kurulu · toplantı tutanağı · pay devri · sorumluluk davası
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «hisse devrinin sözleşmenin nispiliği ilkesi» uyarınca tarafları bağlayacağı, davalının «yönetim kurulu» üyesi olarak vergi ve cezasından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1-Davacı taraf, davalının «yönetim kurulu» üyesi olduğu 2000 yılı dönemi için yapılan vergi denetimi sırasında, bir kısım satışların kayıt dışı bırakılması sonucu vergi cezası ödediklerini, «pay devrine» ilişkin sözleşme uyarınca davalının vergi cezasından sorumlu olduğunu ileri sürerek işbu davayı açmış, sonradan dava «ıslah» edilerek TTK’nun 341. maddesi uyarınca «anonim şirket yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» dayanılmış olup, TTK'nun 341. maddesi uyarınca, böyle bir davanın şirket adına açılabilmesi için genel kurulda dava açılması yönünde karar alınması ve davanın dene …
Dava dosyası içerisinde davalı hakkında «sorumluluk davası» açılmasına veya davaya «muvafakat» verilmesine ilişkin bir genel kurul «toplantı tutanağı» da bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1627 E. 2013/4117 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, «munzam zararın» «temerrüt» faizinden fazla olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4081 E. 2012/10843 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · zeyilname · acentelik sözleşmesi · rücuen tahsil · ticari işletme · acente · acentelik · fesih
Benzer bu karardaTaraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının «acente» olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından «tek taraflı fesih» ile «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alac …
2-Dava, davalı ... şirketinin «acenteliğini» yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği «sigorta poliçelerinden» doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve «tacirin» «ticari işletmesiyle» ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu belirtmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/11704 E. , 2014/2862 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 20/03/2012
NUMARASI 2011/222-2012/67
Taraflar arasında görülen davada Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/03/2012 tarih ve 2011/222-2012/67 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18/02/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av.H. C. A. ile davalı vekili Av.A. A. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı iken hisselerini müvekkillerinden Şenay’a devrederek ortaklıktan ayrıldığını, taraflar arasında düzenlenen 16.10.2008 tarihli protokole göre tarafların beyan ve kabul ettikleri borç dışında gizlenip de sonradan ortaya çıkacak borçlardan dolayı davalının sorumlu olacağının kararlaştırıldığını, hisse devrinden sonra vergi dairesi tarafından şirketin gelirinin eksik gösterilmesi nedeniyle 70.146,04 TL vergi cezası uygulandığını ileri sürerek, anılan bedelin temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında bir kısım talebinden feragat ederek 35.930,33 TL’nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, iddia edilen alacağın protokol hükümlerine aykırılık olmadığını, gizlenen bir borcun mevcut olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, iddia edilen zararın davacı şirketin o dönemde ortağı ve müdürü olan davalının, şirketten almış olduğu borç nedeniyle şirketin muhasebe kayıtlarında bu alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket defterleri ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından doğrudan zarar görmemeleri nedeniyle aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı tarafça ileri sürülen hususların hukuki vasıflandırılmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davacı gerçek kişilerin tüm, davalı vekilinin ve davacı şirket vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek reeskont faizi ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece yasal faize hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece davalının müdür olarak görev yaptığı süre içinde şirket tarafından borç verilen paranın elde edilmesi gereken faiz gelirinin vergi dairesine bildirilmemesinden dolayı vergi, ceza ve faizinden davalı sorumlu tutulmuştur.
Ancak, verilen borç para nedeniyle şirketin elde etmesi gereken faiz geliri nedeniyle ödenmesi gereken verginin gecikme faizi ve bildirimde bulunulmamasından dolayı tahakkuk eden cezadan şirket müdürü olarak davalı sorumlu ise de, elde edilen gelir nedeniyle ödenmesi gereken vergiden davacı şirket sorumludur.
Bu itibarla, mahkemece, şirket eski müdürü olan davalının görev yaptığı süre içinde gelir vergisini eksik bildirmesi nedeniyle şirketin ödemek zorunda kaldığı vergi cezası ve faizinden sorumlu tutulması gerekirken, şirketin ödemesi gereken gelir vergisinden de davalının sorumlu tutulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişilerin tüm, davalı vekili ile davacı şirket vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı şirket yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma tebligat ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 25,20 TL temyiz ilam harcının davacı Ş.. K.. ve Ö.. K..'tan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı A.
Çelik Kont. Çelik Ürt. Müh. Tic. Ltd. Şti'ye iadesine, 18/02/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101760400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz