Tek taraflı fesih
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4081 E. 2012/10843 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek taraflı fesih↗ zeyilname↗ acentelik sözleşmesi↗ rücuen tahsil↗ ticari işletme↗ acente↗ basiretli tacir↗ acentelik↗ fesih↗ tacir↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının acentelik sözleşmesi feshedildiği için zeyilname düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,17 TL'lik kısmının ise 26.10.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı ... şirketinin acenteliğini yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği sigorta poliçelerinden doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 30. maddesinin gerek 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerekse değişiklikten önceki hükmüne göre, bu verginin mükellefi sigorta şirketleridir. Taraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının acente olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından tek taraflı fesih ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nun 20/II. maddesine göre, her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu belirtmektedir. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden davalı ... sorumlu olup sigortacılık işlemlerinde aracılık faaliyetinde bulunan davacının vergi aslından sorumluluğu olmasa da, basiretli bir tacir olarak vergi aslı dışında "vergi cezası" yönünden davacının da kusurunun bulunabileceği dikkate alınarak, vergi cezası yönünden kusur durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/409 E. 2013/4980 K.
Ortak:zeyilname · acentelik sözleşmesi · acentelik · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alac …
Taraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının «acente» olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından «tek taraflı fesih» ile «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır.
2-Dava, davalı ... şirketinin «acenteliğini» yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği «sigorta poliçelerinden» doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,...
… ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davaya konu miktarın vergi aslı ve gecikme faizinden oluşması karşısında bozma ilamında geçen “vergi cezası” ifadesinin «maddi hata» sonucu yazıldığı, bu ifadenin “«gecikme faizi»” şeklinde anlaşılması ve buna göre bozma ilamında değerlendirilmesi istenen «kusur» durumuna ilişkin incelemenin “gecikme faizi” yönünden yapılması gerekmekle, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeye …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gecikme faizi · maddi hata
Benzer bu kararda… ilamında benimsenen gerektirici sebepler ile davaya konu miktarın vergi aslı ve gecikme faizinden oluşması karşısında bozma ilamında geçen “vergi cezası” ifadesinin «maddi hata» sonucu yazıldığı, bu ifadenin “«gecikme faizi»” şeklinde anlaşılması ve buna göre bozma ilamında değerlendirilmesi istenen «kusur» durumuna ilişkin incelemenin “gecikme faizi” yönünden yapılması gerekmekle, taraf vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeye …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3562 E. 2012/9811 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yolu · şirketin feshi · şirket müdürü · ticaret sicili müdürlüğü · tebligat · ticaret sicili · geçersizlik · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; şirketin «ticaret sicil müdürlüğü» dosyasındaki belgelere göre davacının şirketi «temsile» yetkili olduğu, «şirketin feshi» yönünde açılmış herhangi bir dava olmadığı gibi kayıtlara göre de davacının 10 yıl için «şirket müdürü» olarak yetkilendirildiği, davacıya «tebligat» yapılmasında bir usulsüzlüğün bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, dava dışı şirkete ait vergi borcu nedeniyle davacıya gönderilen vergi ve ceza ihbarnamesinin «geçersizliğinin» tespitine ilişkin olarak açılmıştır.
Bu itibarla; mahkemece, dava dilekçesinin «yargı yolu» yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1977 E. 2016/161 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:istirdat
Benzer bu karardaDava, bankacılık işleminden kaynaklanan «istirdat» istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda anılan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4081 E. , 2012/10843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/12/2010 tarih ve 2007/551-2010/737 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalının acentesi olduğunu ve acentelik sözleşmesinin davalı tarafından feshedildiğini, müvekkilinin acentelik yaptığı döneme ilişkin düzenlenen sigorta poliçelerinden tahsil edilmeyen banka ve sigorta muameleleri vergisi olarak toplam 17.088,77 TL ödediğini, bu vergiden davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek bu miktarın 01.04.2007 tarihinden itibaren ticari faiziye tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, vergiden davacının sorumlu olduğunu, ayrıca davacının poliçelere göre sigortalılardan talepte bulunabileceğini, davacının ödeme yapmadan dava açtığını ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının acentelik sözleşmesi feshedildiği için zeyilname düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alacağın 1.947,76 TL'lik kısmının 31.08.2007, 14.910,17 TL'lik kısmının ise 26.10.2007 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı ... şirketinin acenteliğini yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği sigorta poliçelerinden doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin rücuen tahsili istemine ilişkindir. 6802 sayılı Gider Vergileri Kanunu'nun 30. maddesinin gerek 04.06.2008 tarih ve 5766 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik sonrası, gerekse değişiklikten önceki hükmüne göre, bu verginin mükellefi sigorta şirketleridir. Taraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının acente olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından tek taraflı fesih ile acentelik sözleşmesinin feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır.
TTK'nun 20/II. maddesine göre, her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu belirtmektedir. Yukarıda anılan kanun hükmü gereği davacı tarafından düzenlenen sigorta poliçeleri nedeniyle tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden davalı ... sorumlu olup sigortacılık işlemlerinde aracılık faaliyetinde bulunan davacının vergi aslından sorumluluğu olmasa da, basiretli bir tacir olarak vergi aslı dışında "vergi cezası" yönünden davacının da kusurunun bulunabileceği dikkate alınarak, vergi cezası yönünden kusur durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/06/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1061742100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz