Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12292 E. 2010/3724 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
gecikme cezası↗ icra takibine itiraz↗ asıl alacak↗ inkar tazminatı↗ yasal faiz↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı
olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın gecikme cezası ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 1.674.44 YTL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı-birleşen davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, haksız yere elde edildiği iddia edilen faiz gelirinin tahsili, birleşen dava ise, talimat olmaksızın hesaptan çekilen paranın tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın davacısı lehine inkar tazminatına hükmedilmiştir. Ancak, birleşen davada tarafların kusur durumları da dikkate alınarak alacağın tayin edildiği, likit olmadığı, miktarının tayinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6104 E. 2011/5338 K.
Ortak:gecikme cezası · kusur · Alacak
İncelediğiniz kararda… , davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın «gecikme cezası» ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL «asıl alacak» üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 1.674.44 YTL «inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, birleşen davada tarafların «kusur» durumları da dikkate alınarak alacağın tayin edildiği, likit olmadığı, miktarının tayinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak «inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… aldığı stopaj ve vergi cezasından davalının sorumlu olduğu iddiasıyla bu davayı açtığı, davalının bu durumun davacı hatasından kaynaklandığını savunduğu, tarafların «kusur» durumlarının araştırılması gerekçesiyle önceki kararın bozulduğu, bilirkişi kurulunun tarafların eşit oranda kusurlu olduğu yönünde görüş bildirdiği, stopaj olarak …
Davacı, ödediği vergi aslı ile «gecikme cezası» tutarının davalı kusuruna isabet eden kısmının toplamı kadar «rücu» edebilecektir.
Bu durum karşısında, vergi aslının zamanında ödenmemesi nedeniyle davacının ödediği «gecikme cezası» tutarının ne kadar olduğu açıklanmadan ve davalının sorumlu olduğu miktarın nasıl hesaplandığı tartışılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da kabul şekli bakımından yanlış olmuş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · rücu · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaDavalının, davacı nezdinde «mevduat hesabı» olduğu, faiz geliri elde ettiği, bu gelirin vergiden muaf olduğu zannedilip tahakkuk eden verginin uzun süre ödenmediği, daha sonra davacının vergi aslı ve gecikme tutarını idareye ödediği, rucuan tahsili için eldeki bu davayı açtığı hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Davacı, ödediği vergi aslı ile «gecikme cezası» tutarının davalı kusuruna isabet eden kısmının toplamı kadar «rücu» edebilecektir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11704 E. 2014/2862 K.
Ortak:yasal faiz
İncelediğiniz kararda… , davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın «gecikme cezası» ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL «asıl alacak» üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 1.674.44 YTL «inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek «reeskont faizi» ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:doğrudan zarar · gecikme faizi · şirket müdürü · şirket zararı · reeskont faizi · taraf ehliyeti · husumet · e-defter
Benzer bu kararda… alacaktan dolayı asgari faiz tutarının vergi dairesine beyan edilmemesi üzerine uygulanan vergi cezasından kaynaklandığı, davalının şirket yöneticisi olarak şirket «defterleri» ve şirketin gelirleri ile ilgili muhasebe işlemlerini düzenli bir şekilde yaptırmaması nedeniyle şirkete uygulanan vergi cezasından dolayı müdür olarak sorumlu olduğu, davacı gerçek kişilerin vergi cezasından «doğrudan zarar» görmemeleri nedeniyle aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 35.930,53 TL tazminatın dava tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, davacı gerçek kişiler yönünden «husumetten» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı şirketin eski müdürü olan davalının «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf dava dilekçesinde tazminatın en yüksek «reeskont faizi» ile tahsilini talep ettiği halde mahkemece «yasal faize» hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı şirket yararına bozulması gerekmiştir.
Ancak, verilen borç para nedeniyle şirketin elde etmesi gereken faiz geliri nedeniyle ödenmesi gereken verginin «gecikme faizi» ve bildirimde bulunulmamasından dolayı tahakkuk eden cezadan «şirket müdürü» olarak davalı sorumlu ise de, elde edilen gelir nedeniyle ödenmesi gereken vergiden davacı şirket sorumludur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/4081 E. 2012/10843 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz kararda… , davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın «gecikme cezası» ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan «kusuru» oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL «asıl alacak» üzerinden takip tarihinden itibaren «yasal faiz» yürütülmesine, 1.674.44 YTL «inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, birleşen davada tarafların «kusur» durumları da dikkate alınarak alacağın tayin edildiği, likit olmadığı, miktarının tayinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak «inkar tazminatı» isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYukarıda anılan kanun hükmü gereği davacı tarafından düzenlenen «sigorta poliçeleri» nedeniyle tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinden davalı ... sorumlu olup sigortacılık işlemlerinde aracılık faaliyetinde bulunan davacının vergi aslından sorumluluğu olmasa da, basiretli bir «tacir» olarak vergi aslı dışında "vergi cezası" yönünden davacının da kusurunun bulunabileceği dikkate alınarak, vergi cezası yönünden «kusur» durumunun değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken belirtilen şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tek taraflı fesih · zeyilname · acentelik sözleşmesi · rücuen tahsil · ticari işletme · acente · acentelik · fesih
Benzer bu karardaTaraflar arasında 14.07.1999 tarihinde yapılan sözleşme ile davacının «acente» olarak faaliyete başladığı, 30.06.2003 tarihinde davalı tarafından «tek taraflı fesih» ile «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacı adına tahakkuk eden Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin 2002 yılına ait olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, poliçelere göre vergiden sigortalıların sorumlu olduğu, ancak davacının «acentelik sözleşmesi» feshedildiği için «zeyilname» düzenleyerek sigortalılardan vergiyi tahsil etmesinin mümkün olmadığı, bu vergiden davalının sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 16.857,93 TL alac …
2-Dava, davalı ... şirketinin «acenteliğini» yapan davacının acentelik faaliyeti sırasında düzenlediği «sigorta poliçelerinden» doğan ve davacı tarafından ödenen Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisinin «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Basiretli bir iş adamı gibi davranma yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve «tacirin» «ticari işletmesiyle» ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu belirtmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12292 E. , 2010/3724 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.06.2008 tarih ve 2005/126-2008/316 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı ve birleşen dava davalısı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalının müvekkili nezdinde hesaplarının bulunduğunu, tahakkuk eden faizler dolayısıyla gelir elde ettiğini, gelir vergisi doğduğunu, bunu zamanında yatırmayarak anaparaya eklenmesi sonucu müvekkili kaynaklarından haksız kazanç elde ettiğini, ayrıca verginin yatırılmasında müvekkilinin de sorumluluğunun bulunduğunu, bu nedenle gecikme zammı da ödediğini, davalının hakkını kötüye kullandığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 111.299.19 YTL’nın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, elde edilen faiz geliri vergisinin yatırılmasının davacı sorumluluğunda olduğunu, dört yıl boyunca bu sorumluluğunu yerine getirmediğini, buna rağmen müvekkilinin vergi borcunun para aslından yatırılmasına rıza gösterdiğini, ayrıca gecikme cezasından sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin hesabından para çekmek istediğini, gelir vergisi cezası ödendiği gerekçesiyle bir kısım ödeme talebinin karşılanmadığını, gelir vergisi kesip vergi dairesine yatırmanın davalı sorumluluğunda olduğunu, kendi kusuruyla doğan zararın müvekkilinden tahsil edilemeyeceğini, ödenmeyen paranın tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 inkar tazminatı hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı-birleşen davacının, davacı-birleşen davalı bankada faiz geliri getiren hesabı
olduğu, elde edilen gelir vergisinin vergi dairesine bildirilmediği, bankanın gecikme cezası ve vergi aslını ödediği, vergi mükellefi davalı-birleşen davanın davacısı hesabından ödenen vergi aslının tahsil edildiği, esasen davalı-birleşen davanın davacısının bunu kabul ettiği, asıl davada vergi cezasının talep edilmediği, zamanında vergi ödenmemesi nedeniyle davalının fazladan tahsil ettiği iddia edilen faiz gelirinin talep edildiği, oysa vergi aslını davalının sonradan ödediği, sonradan ödediği vergi cezasının yarısını tahsil ettiği, bu halde davacının ödediği faiz gelirini talep hakkı bulunmadığı, birleşen davaya gelince VUK’nun 94 ncü maddesi uyarınca vergi sorumlusunun davalı banka, vergi mükellefinin ise davacı hesap sahibi olduğu, dört yıl faiz gelirinden vergi kesilerek yatırılmamasının sorumluğunun asıl olarak davalı bankada olduğu, ancak davacı hesap sahibinin vergiden muaf olduğunu bildirmesi, uzun süre suskun kalması ve davalı bankayı ikaz etmemesi nedeniyle %25 oranında müterafik kusurunun bulunduğu, davacı bankanın ödemiş olduğu vergi cezasından davacının süresinde ödenmeyen stopaj nedeniyle elde ettiği menfaatin mahsubunun gerektiği, buna göre zararın 5.500.80 YTL olduğu, davalının bundan kusuru oranında sorumlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın 4.186.11 YTL üzerinden iptaline, 4.125.60 YTL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, 1.674.44 YTL inkar tazminatının tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı-birleşen davanın davalısı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Asıl dava, haksız yere elde edildiği iddia edilen faiz gelirinin tahsili, birleşen dava ise, talimat olmaksızın hesaptan çekilen paranın tahsiline yönelik yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile birleşen davanın davacısı lehine inkar tazminatına hükmedilmiştir. Ancak, birleşen davada tarafların kusur durumları da dikkate alınarak alacağın tayin edildiği, likit olmadığı, miktarının tayinin yargılamayı gerektirdiği dikkate alınarak inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-birleşen davanın davalısı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı-birleşen davanın davalısı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016780200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz