Kusur karinesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/482 E. 2017/4067 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi↗ kasa açığı↗ tereke↗ munzam zarar↗ kusur sorumluluğu↗ ticari işletme↗ müteselsil sorumluluk↗ münhasırlık↗ şirket zararı↗ mirasçılık↗ denetime elverişlilik↗ tasfiye memuru↗ ispat yükü↗ pasif husumet↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kusur↗ eksik inceleme↗ avans faizi↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin munzam zarar tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket yönetim kurulu başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden münhasır ve müteselsilen sorumlu olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... tereke alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... mirasçıları yönünden pasif husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... Terekesi Tasfiye Memuru, davalı ... vekili (katılma yoluyla) temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin kasa açığına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı ... Terekesi tasfiye memuru vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasıdır. Davacı vekili, şirketin sermaye arttırımı nedeniyle ödenmesi gereken sermaye borcunun 1/4'ünün zamanında ödenmediğini, yönetim kurulunun da apel çağrısında bulunmadığını, yine şirket kasasından grup şirketlere fon aktarımı sağlandığı ve geri alınamadığını, ayrıca şirkete el konulduğu tarihte şirket kasasında bulunması gereken tutarın kasa mevcudunda görülmediğini, bu nedenle şirketin doğmuş olan zararından davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece, ...'ın yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olarak zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların ise zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 122.500 TL alacağın işleyecek faizi ile birlikte ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece yalnızca davalı ... yönünden hüküm kurulmuş, ancak şirketin zararına yol açan eylemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan diğer davalıların da sorumlu olup olmadıkları yönünde denetime elverişli değerlendirmeler yapılmamış olup, davalıların hangi hukuki gerekçelerle işbu davaya konuya zarardan sorumlu olmadıkları kararın gerekçesinde açıklanmamıştır. Bu durumda, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olacaklarının kabulü ile bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak bir kısım davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, yönetim kurulu başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden münhasıran ve müteselsilen sorumlu olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle şirketi zarara uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri denetime elverişli şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2880 E. 2016/6868 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · kusur tespiti · sermaye taahhüdü · resen terkin · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · ihya
Benzer bu karardaMahkemece, ... tarafından ticaret sicilinden 22/02/2007 tarihinde sicil «kaydı» «resen terkin» («fesih») edilen davacı şirket «tüzel kişiliğini» yitirmiş olmakla, Bankacılık Kanunu yönünden sicilden resen terkin sebebiyle «ihya» kabiliyetinin de ortadan kalktığı, davalıların zararlandırıcı işlem ve eylemlerinden dolayı ortaya çıktığı ileri sürülen «şirket zararının» kanıtlanamadığı, davalıların şirket zararına sebebiyet verdiği ileri sürülen işlem ve eylemlerden dolayı herhangi bir «kusurlarının tespit» edilemediği, dolayısıyla herhangi bir sorumluluklarından da bahsedilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı «temlik» alan ... vekili temyiz etmiştir. (1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 11/11/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... ve ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
Ayrıca, «şirket zararının» oluşması için, öncelikle «sermaye taahhüt» eden ortaklar aleyhine takipte bulunulmasına veya dava açılmasına da gerek yoktur.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5313 E. 2013/4188 K.
Ortak:kusur karinesi · kasa açığı · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, ...’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · teamül · kâr payı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaDavacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan» söz edilebilmesi için hisselerin değerinden fazlaya satın alındığının ve hissesi satın alınan şirketlerin finansal durumlarının bilinmesinin gerektiği, bu hususların davacı tarafça kanıtlanamadığı ayrıca salt grup şirketlerinin hisselerinin alınmasının kusurlu davranış olarak nitelenemeyeceği, «kasa açığına» ilişkin tutanağın iki ay sonra tutulması nedeniyle eski yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye «payı» bedelinin, ödeme gücü olmayan ...
Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. ...- Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin mahkemece hükmedilen «vekalet ücretine» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7187 E. 2016/6792 K.
Ortak:kusur karinesi · kasa açığı · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaKanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
… hasebeleştirildiği, ne 13.02.2004 tarihinde ne de 31.08.2004 tarihinde fiilen kasa sayımı yapıldığına ilişkin bir belgenin de dava dosyasına sunulmadığı, bu durumda «kasa açığının» doğmasına davalıların sebebiyet verdiği yolundaki davacı şirket iddialarının ispat edilemediği, davacının sermaye payını ödeme yükümüne uygun davranmayan şirket ortaklarına karşı giriştiği icra takiplerinin semeresiz kaldığına dair "«aciz vesikalarını»" «ibraz» etmesi, buna bağlı olarak ve ancak bu hususun ikmali kaydıyla, TTK'nın 340. ve 307 hükümleri de gözetilerek; şirket «yönetim kurulu» üyelerinin "gerek kanun gerek esas mukavelenin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması" gerekçesine dayalı olarak ve diğer maddi ve usulü koşullar da araştırılmak suretiyle davalılardan talepte bulunabileceği gerekçesi ile asıl davada davalılar ..., ... ve ...’a karşı açılan davanın reddine, davalı ...’a karşı açılan davada, davalı ...’ın «sermaye taahhüt» borcu nedeni ile birleşen davada karar verildiği, yeniden sermaye taahhüdü nedeni ile bir karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ...'ın yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile herhangi bir sorumluluğu olmaması nedeni ile bu konudaki talebin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile aynı zamanda şirket ortağı olması sebebiyle 3.300,00 TL sermaye taahhüt borcu ve 19.04.2005 tarihine kadar «işlemiş faiz» olan 5.993,72 TL olmak üzere toplam 9.293,72 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı ...’dan tahsiline, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile aynı zamanda şirket ortağı olması sebebiyle 300,00 TL serm …
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragate yetki · kimlik tespiti · sermaye taahhüdü · tazmin talebi · aciz vesikası · tahsilde tekerrür olmaması · tahsilde tekerrür · reeskont faizi
Benzer bu kararda… hasebeleştirildiği, ne 13.02.2004 tarihinde ne de 31.08.2004 tarihinde fiilen kasa sayımı yapıldığına ilişkin bir belgenin de dava dosyasına sunulmadığı, bu durumda «kasa açığının» doğmasına davalıların sebebiyet verdiği yolundaki davacı şirket iddialarının ispat edilemediği, davacının sermaye payını ödeme yükümüne uygun davranmayan şirket ortaklarına karşı giriştiği icra takiplerinin semeresiz kaldığına dair "«aciz vesikalarını»" «ibraz» etmesi, buna bağlı olarak ve ancak bu hususun ikmali kaydıyla, TTK'nın 340. ve 307 hükümleri de gözetilerek; şirket «yönetim kurulu» üyelerinin "gerek kanun gerek esas mukavelenin kendilerine yüklediği sair vazifelerin kasten veya ihmal neticesi olarak yapılmaması" gerekçesine dayalı olarak ve diğer maddi ve usulü koşullar da araştırılmak suretiyle davalılardan talepte bulunabileceği gerekçesi ile asıl davada davalılar ..., ... ve ...’a karşı açılan davanın reddine, davalı ...’a karşı açılan davada, davalı ...’ın «sermaye taahhüt» borcu nedeni ile birleşen davada karar verildiği, yeniden sermaye taahhüdü nedeni ile bir karar «verilmesine yer olmadığına», davalı ...'ın yönetim kurulu üyesi olması nedeni ile herhangi bir sorumluluğu olmaması nedeni ile bu konudaki talebin reddine, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile aynı zamanda şirket ortağı olması sebebiyle 3.300,00 TL sermaye taahhüt borcu ve 19.04.2005 tarihine kadar «işlemiş faiz» olan 5.993,72 TL olmak üzere toplam 9.293,72 TL'nin asıl alacağa dava tarihinden itibaren değişen oranlarda «reeskont faizi» ile birlikte davalı ...’dan tahsiline, davalı ... hakkında açılan davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile aynı zamanda şirket ortağı olması sebebiyle 300,00 TL serm …
1) Mahkemece verilen karar davacı tarafça temyiz edilmiş ise de, 10/07/2015 «havale» tarihli dilekçe ile davalılardan ... hakkındaki temyiz isteminden «feragat» edildiği ve dilekçe ekinde bulunan «kimlik tespiti» uyarınca dilekçenin kararı temyiz eden davacı vekili tarafından verildiği, davacı vekilinin vekaletnamesinde HMK'nın 74. maddesine uygun şekilde temyizden «feragata yetki» verildiği anlaşılmıştır.
Zamanında tahsil edilmeyen apel borcu, şirket için zarar oluşturduğundan «tahsilde tekerrür olmamak» üzere şirket, kusursuzluklarını kanıtlayamaması halinde, bunu davalılardan isteyebilir.
2) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin şirket «kasa açığı» sebebiyle oluşan zarar «tazmini talebinin» reddine yönelik temyiz itirazları yerinde değildir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13543 E. 2012/12935 K.
Ortak:kusur karinesi · kasa açığı · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Diğer davalı vekilleri, 2007 tarihli denetim kurulu raporunun kabul edilemeyeceğini, görev yaptıkları 10.07.2002-13.02.2004 tarihleri arasında «şirket zarara» sokacak kusurlu bir işlem yapmadıklarını, «kasa açığı» olmadığını, müvekkillerinin 2002 yılına ait genel kurulda «ibra» edildiğini, hukuki sorumlulukları olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · sorumluluk davası · sermaye artırımı · illiyet bağı · olağanüstü genel kurul · ibra · kâr payı
Benzer bu kararda… e, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 21.02.2007 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında «şirketi zarara» uğratan davalılar hakkında mali «sorumluluk davası» açılmasına dair denetim kuruluna «yetki» verildiğini, davalıların ilk sermaye apel ödemesi 541.221,72 TL’yi ... grubuna «dahil» olan Park Medya Film ve Rek.
Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri içi kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır.
Diğer davalı vekilleri, 2007 tarihli denetim kurulu raporunun kabul edilemeyeceğini, görev yaptıkları 10.07.2002-13.02.2004 tarihleri arasında «şirket zarara» sokacak kusurlu bir işlem yapmadıklarını, «kasa açığı» olmadığını, müvekkillerinin 2002 yılına ait genel kurulda «ibra» edildiğini, hukuki sorumlulukları olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, şirket genel kurul kararıyla «sermaye artırımına» gidildiği, 541.221,72 TL meblağın 2.apel ödemeleri devrinde davacı şirketin hissedarı olduğu Park Medya Film Rek.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6307 E. 2013/9893 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · şirket zararı · ispat yükü · ek tasfiye · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden «münhasıran» ve «müteselsilen sorumlu» olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle «şirketi zarara» uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri «denetime elverişli» şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir. (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · hisse senedi · temlik · kâr payı · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu zarar iddiasının soyut olduğu, davacı şirketin «defterlerinde» duran varlıklar içinde iştirak hisselerinin kayıtlı olduğu, davacının zararından bahsedilebilmek için hissesi alınan dava dışı şirketlerden hisse bedelinden daha düşük temettü gelirinin elde edilmesi veya bu şirketlerin «tasfiye» sürecine girip davacı hissesine isabet eden tasfiye «payının» tahsil edilememesinin gerektiği, oysa böyle bir durumun mevcut olmadığı belirtilmiş ise de, davacı şirketin borç alarak yatırım yapmasının ticari olup olmadığı, ne …
… lüne uygun bir şekilde borçlanmak suretiyle ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri içinde yatırım yaparak kazanç getirici işler yapması gerekirken, «ticari teamüllere» uygun olmayarak basiretsiz bir şekilde her hangi bir dayanağı olmaksızın netice itibariyle yüksek bir kar elde edilmeksizin dava dışı şirketlerin hisselerini devra …
… hisse alımının tek başına zarar oluşturmadığı, buna ilişkin zararın ne olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, grup şirketlere verilen borç paranın da davacı «defterlerinde» alacak olarak göründüğü, verilen borçların tahsil edilemediğine veya borçlu şirketlerin aciz içinde olduğuna ilişkin bir delilin mevcut olmadığı, dolayısı ile buna …
Kararı, «temlik» alan TMSF vekili ve davalılardan ..., ... ve ... vekili temyiz etmiştir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7091 E. 2013/11241 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
… sa mevcudunda görülmediğini, bu nedenle şirketin doğmuş olan zararından davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece, ...'ın «yönetim kurulu» başkanı ve imza yetkilisi olarak zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların ise zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul …
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaMahkemece, yönetim kurulunun apel çağrısında bulunmaması neticesinde uğranılmış olan zararın ispatlanamadığı, bu nedenle «yönetim kurulu» ve denetim kurulunun sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 19.12.2012 günlü ilamında açıklanan nedenlerle davacı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4053 E. 2012/13203 K.
Ortak:kusur karinesi · müteselsil sorumluluk · ispat yükü · yönetim kurulu kararı · kusur · eksik inceleme
İncelediğiniz karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin «munzam zarar» tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden «münhasır» ve «müteselsilen sorumlu» olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek «avans faizi» ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ... ,...,..., ... «tereke» alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... «mirasçıları» yönünden «pasif husumet» nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Benzer bu karardaBaşka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu «yönetim kurulu» üyeleri için «ispat yükü» ters çevrilmiş «kusur» esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine «kusur karinesi» kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Kural olarak, «yönetim kurulu» üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan «müteselsilen sorumlu» olurlar.
Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, «yönetim kurulu» üyelerinin «kusur» ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · nispi vekalet ücreti · teamül · şirketin tasfiyesi · maktu vekalet ücreti · fatura · vekalet ücreti
Benzer bu kararda3- Kabul şekline göre de 5411 SK.’nun 134/3. maddesi uyarınca, davacı TMSF. tarafından kanuni halef sıfatıyla takip edilen davalarda, davanın reddi halinde davacı Fon aleyhine «maktu vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «nispi vekalet ücretinin» tahsiline karar verilmesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Oysa davacı şirketin ana sözleşmesinde hukuki danışmanlık vermek gibi bir amaç olmadığı halde, şirket parasının, kendi ticari amaçları doğrultusunda, kendi ihtiyaçları ve ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, «ticari teamüllere» aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka şirketlerin avukatlık ücreti borçlarının ödenmesi için kullanılmasının, şirket açısından bir zarar oluşturacağı kuşkusuzdur.
… gerçekleştiğine dair somut kayıt veya belgenin bulunmadığı kaldı ki böyle bir sorumluluğun doğabilmesi için Berke A.Ş.'den sağlanan fonlarla hisseleri satın alınan «şirketlerin tasfiyesi» sonucunda kalan mal varlıklarından davacı şirket hisselerine isabet eden sermaye paylarının tahsil edilmesinin olanaksız hale geldiğinin belgelenmesi, yine hukuki …
Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen bir diğer kusurlu eylem ise davacı şirketçe Uzan Grubu şirketleri için vekalet görevi yapan iki avukata toplam (1.316.162,80) TL ödenerek, bu paranın anılan şirketlere «fatura» edilmesidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/482 E. , 2017/4067 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...(Kapatılan) 21. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/06/2014 tarih ve 2011/41-2014/150 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, davalı ... Terekesi Tasfiye Memuru, davalı ... vekili (katılma yoluyla) tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, şirketin önceki yönetim kurulu üyesi ile denetim kurulu üyesi olan davalıların görev sürelerinde şirketin doğmuş zararındna sorumlu olduklarını, düzenlenen denetim raporuna göre şirket kasa hesabında muhasebe kayıtlarında görülmekle birlikle fiilen mevcut olmayan nakit paranın ( 1.029,13 YTL) gerekli takip yapılmayarak zarara dönüştüğünü, tedbir kararlarına aykırı olarak firma kasasından çok sayıda tahsilat ve ödemelerin yapıldığını, bir kısım ödemelerin (58.540,00 YTL) ticari dayanaktan yoksun bazı grup firmalarına fon aktarımı amacı ile yapıldığının tespit edildiğini ve bu şekilde ... Elektrik'in kendi kaynaklarını yersiz olarak kaybetmiş olduğu, yine ... Elektriğin 10.000,00 YTL olan sermayesini 13.06.2003 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantısında 490.000,00 YTL arttırarak 500.000,00 YTL'ye çıkartığını, ilgili Genel Kurul kararı ile değiştirilen "Şirketin Sermayesi" başlıklı 6.
maddeye göre arttırılan 490.000,00 YTL hissedarlar tarafından muvazaadan ari olarak tamamen ve nakden taahhüt edildiğini, arttırılan sermayenin 1/4'ü tescil tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde ödenmesi gerekirken ödenmediğini, Yönelim Kurulu Üyelerinin sermaye apel ödemesi için ortaklara gerekli çağrıları zamanında yapmayarak ve TTK 406 ve 407'nci maddelerinde belirtilen temerrüt durumuna karşın ortaklardan gecikme faizi ve cezai şart talep etmeyerek bu şekilde şirketin bilerek ve isteyerek zarara uğratılmasına neden olmakla sorumlu olduğunu, denetim kurulu üyelerinin de onları uyarmayarak görevlerinin gereğini yapmadıklarını, şirketin zararından davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 YTL'lik zararın, TC.
Merkez Bankası tarafından ilan edilen avans faiz oranı ile birlikte davalılardan sorumlulukları oranında müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili ve davalı ... vekili; müvekkillerinin şirkette işçi olduklarını, görünürde ortak yapıldıklarını, asıl sorumluların Uzan ailesi mensupları olduğunu savunmuştur.
Davalı ... mirasçıları vekili, müvekkillerinin muristen kalan mirası TMK 605. maddesi gereği kayıtsız şartsız red ettiklerini, müvekkilleri hakkında açılan davanın pasif husumet yojluğundna reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; kasa alacağı ve buna ilişkin munzam zarar tespit edilmediği, şirketin ödenmemiş sermayesi ve dolayısıyla apel borcunun bulunduğu, şirket yönetim kurulu başkanı sıfatı ile her tür işlem ve eylemden münhasır ve müteselsilen sorumlu olan yönetim kurulu başkanı Kemal Uzan'ın apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer şirkete aktarımı sureti ile oluşan zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı ... yönünden davanın kabulü ile, 122.500,00.-TL alacağın zararın meydana geldiği tarihten itibaren işliyecek avans faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, davalı ...
,...,..., ... tereke alacağına yönelik olarak davanın reddine, ... mirasçıları yönünden pasif husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili, davalı ... Terekesi Tasfiye Memuru, davalı ... vekili (katılma yoluyla) temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davacı vekilinin kasa açığına ilişkin temyiz itirazlarının yerinde görülmemesine göre, davalı ... Terekesi tasfiye memuru vekilinin ve davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Dava, davacı şirketin eski yönetim ve denetim kurulu üyeleri hakkında açılan sorumluluk davasıdır. Davacı vekili, şirketin sermaye arttırımı nedeniyle ödenmesi gereken sermaye borcunun 1/4'ünün zamanında ödenmediğini, yönetim kurulunun da apel çağrısında bulunmadığını, yine şirket kasasından grup şirketlere fon aktarımı sağlandığı ve geri alınamadığını, ayrıca şirkete el konulduğu tarihte şirket kasasında bulunması gereken tutarın kasa mevcudunda görülmediğini, bu nedenle şirketin doğmuş olan zararından davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumlu olduğunu ileri sürmüş, mahkemece, ...'ın yönetim kurulu başkanı ve imza yetkilisi olarak zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların ise zarardan dolayı sorumluluğunun tespit edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 122.500 TL alacağın işleyecek faizi ile birlikte ...'dan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, öğretideki baskın görüşe göre, TTK’nın 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999).
Nitekim TTK’nın 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nın 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nın 359. maddesinde düzenlenmiştir.
Somut olayda, mahkemece yalnızca davalı ... yönünden hüküm kurulmuş, ancak şirketin zararına yol açan eylemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan diğer davalıların da sorumlu olup olmadıkları yönünde denetime elverişli değerlendirmeler yapılmamış olup, davalıların hangi hukuki gerekçelerle işbu davaya konuya zarardan sorumlu olmadıkları kararın gerekçesinde açıklanmamıştır. Bu durumda, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu olacaklarının kabulü ile bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak bir kısım davalılar yönünden davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
3- Öte yandan, mahkemece, aleyhine hüküm kurulan ... yönünden kararın gerekçesinde, yönetim kurulu başkanı sıfatı ile her türlü işlem ve eylemden münhasıran ve müteselsilen sorumlu olan davalının apel borcunun ödenmemesi ve şirket kaynağının diğer grup şirketine aktarılması suretiyle şirketi zarara uğratmış olduğunun tespit edildiği açıklandıktan sonra hakkında yalnızca 122.500 TL apel borcu miktarınca hüküm kurulması da doğru olmamış, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında doğan çelişkinin giderilmesi ve ...'ın sorumlu olduğu zarar kalemleri ve gerekçeleri denetime elverişli şekilde açıklanarak karar verilmesi gerektiğinden, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalılar vekillerinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... Terekesi Tasfiye Memurundan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 3,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ... 'den alınmasına, 04/07/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/355329900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz