Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/12729 E. 2010/4484 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
reasürans sözleşmesi↗ brokerlik↗ prim alacağı↗ tacir sıfatı↗ ticari işletme↗ münhasırlık↗ sigorta sözleşmesi↗ ek prim↗ tacir↗ eksik inceleme↗ teminat↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde brokerlik sözleşmesinin kurulduğu, davacının prim alacağının doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile sigorta sözleşmesi kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta brokeri 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında ve tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi “ olarak tanımlanmıştır. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliğinin 3/b maddesinde ise, broker anılan yasada tanımlanan gerçek veye tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu olayda mahkemece, taraflar arasında davalı yanın talımatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle brokerlik sözleşmesinin kurulduğu ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle sigorta sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında brokerlik sözleşmesinin kurulduğu mahkemenin kabulünde olup, uyuşmazlık, bulduğu teklifle ve sigorta şirketiyle sigorta akdinin yapılmaması halinde brokerin ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliğinin 17. maddesine göre, broker, brokerlik dışında başka bir ticari faaliyetle uğraşamaz. Belirtilen yasal olgular karşısında, broker, münhasıran brokerlik işleriyle uğraşın tacir sıfatını haiz kişidir. TTK’nun 22. maddesine göre, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Hatta, aralarında ücret karalaştırılmasa bile tacir, ticari işletmesiyle ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep etme hakkına sahiptir.
Bu itibarla, mahemece, yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki brokerlik sözleşmesine tellalıkla ilgili hükümlerin uygulanarak eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10616 E. 2013/11164 K.
Ortak:brokerlik
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, davacının «prim alacağının» doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile «sigorta sözleşmesi» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta «brokeri» 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya «reasürans sözleşmesi» yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve «teminat» almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında …
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Ancak, davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için davacının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, gerekçesi açıklanmaksızın davalı lehine «kötüniyet tazminatınan» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacının «kötüniyetli» olarak icra takibi yaptığı davalı tarafça kanıtlanamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5987 E. 2013/5239 K.
Ortak:brokerlik · ticari işletme · münhasırlık · tacir · Alacak
İncelediğiniz karardaBelirtilen yasal olgular karşısında, «broker», «münhasıran» brokerlik işleriyle uğraşın «tacir sıfatını» haiz kişidir.
TTK’nun 22. maddesine göre, «tacir» olan veya olmayan bir kimseye, «ticari işletmesiyle» ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir.
Hatta, aralarında ücret karalaştırılmasa bile «tacir», «ticari işletmesiyle» ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep etme hakkına sahiptir.
Benzer bu karardaAncak, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bulduğu teklifle sigorta şirketi ile sigorta akdinin yapılmaması halinde «brokerin» ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında olduğu, «münhasıran» brokerlik işleri ile uğraşan «tacirin» .... nun 22. maddesi gereğince, «ticari işletmesi» ile ilgili bir iş veya hizmet gördüğü takdirde münasip bir ücret isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu ve mahkemece bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği belirtildiği halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlemeden ve uyuşmazlığın ne şekilde çözümlendiği de kararda irdelenmeksizin, salt davacı «defterlerine» göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · kesin delil · yemin · bilirkişi incelemesi · ticari defter · fatura · avans faizi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/18605 E. 2015/808 K.
Ortak:brokerlik · sigorta sözleşmesi · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, davacının «prim alacağının» doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile «sigorta sözleşmesi» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta «brokeri» 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya «reasürans sözleşmesi» yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve «teminat» almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında …
… talımatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle «sigorta sözleşmesinin» kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBrokerliği hakkında asli kusuruyla «hasara» sebebiyet verdiği aracın sigortacısı olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, buna ilişkin olarak «sigorta poliçesi» «ibraz» edilemediği gibi, bu şirketin sigorta ve reasürans «brokeri» olduğu, sigorta ve reasürans brokerlerinin sigorta ve reüsürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek «sigorta sözleşmelerinin» akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürüten ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi olup, «sigorta tazminatı» ödemesinin yasak olduğu gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, davalılardan ... hakkındaki davanın ise, olayın meydana gelmesindeki tarafların ayrı ayrı tespit edilen «kusur oranlarına» göre asli kusurlu olup, kusur oranına karşılık gelen hasar miktarının 13.407,77 Euro olarak tespit edildiği gerekçesiyle, kabulü ile, 31.618,20 TL'nin (13.407,77 Euro karşılığı ) ödeme nedeniyle «rücu hakkının» doğduğu tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sınırlı sorumluluk · sigorta tazminatı · rücu hakkı · kusur oranı · rücu · bilirkişi incelemesi · sigorta poliçesi · kusur
Benzer bu karardaBrokerliği hakkında asli kusuruyla «hasara» sebebiyet verdiği aracın sigortacısı olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, buna ilişkin olarak «sigorta poliçesi» «ibraz» edilemediği gibi, bu şirketin sigorta ve reasürans «brokeri» olduğu, sigorta ve reasürans brokerlerinin sigorta ve reüsürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek «sigorta sözleşmelerinin» akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürüten ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında veya tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi olup, «sigorta tazminatı» ödemesinin yasak olduğu gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın «husumetten» reddine, davalılardan ... hakkındaki davanın ise, olayın meydana gelmesindeki tarafların ayrı ayrı tespit edilen «kusur oranlarına» göre asli kusurlu olup, kusur oranına karşılık gelen hasar miktarının 13.407,77 Euro olarak tespit edildiği gerekçesiyle, kabulü ile, 31.618,20 TL'nin (13.407,77 Euro karşılığı ) ödeme nedeniyle «rücu hakkının» doğduğu tarihten itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, yapılan yargılama sırasında zararın belirlenmesi bakımından «bilirkişi incelemeleri» yaptırılarak kök ve ek raporlar alınması yoluna gidilmesine rağmen, ilk bilirkişi raporuna dönülerek, hem de anılan hususta uzman olmayan nakliyeci bilirkişi görüşüne itibar edilip, esas alınan bilirkişi raporları birbirini doğrulamadığı halde, raporların birbirini doğruladığı da kabul edilerek karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece, taşınan emtia konusunda uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla yükteki «hasar» tutarının belirlenmesi ve ...'nin 23. maddesinde hükme bağlanan «sınırlı sorumluluk» esas ve kuralları da gözetilerek bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2005/1159 E. 2006/795 K.
Ortak:brokerlik · sigorta sözleşmesi · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, davacının «prim alacağının» doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile «sigorta sözleşmesi» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta «brokeri» 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya «reasürans sözleşmesi» yaptırmak isteyenleri «temsil» ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve «teminat» almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında …
… talımatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle «sigorta sözleşmesinin» kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMevzuatımızda ilk kez 539 sayılı KHK ile değiştirilen Sigorta Murakabe Kanunu'nun 37. maddesinde diğer sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta «brokeri», "Sigorta sözleşmelerinde sigortalıyı «temsil» ederek ve sigorta şirketinin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davranarak, tehlikenin sigorta edilmesi için «sigorta sözleşmesi» yapmak isteyenlerle, sigorta şirketini bir araya getiren, sigorta sözleşmesinin akdinden önceki gerekli hazırlık çalışmalarını yapan ve gerektiğinde bu anlaşmaları …
Başka bir değişle, sigorta «brokeri», «sigorta ettireni» «temsil» etmektedir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin 16.04.2003 tarihli «fesih» «ihbar» mektubu ile daha ehven şartlar oluşturulması nedeniyle «protokolü» feshettiğini davacı şirkete bildirdiği, taraflar arasındaki sözleşmede fesih halinde ücret veya tazminat istemine ilişkin hüküm bulunmadığı, doktrinde sigorta «brokerlerinin» hukuki açıdan ticari işler tellalı olarak belirtildiği, bunun neticesinde de TTK'nun ticari işler tellallığına ilişkini00. madde ile BK'nun 404-409. madde hükümler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tellallık sözleşmesi · sigorta ettiren · tanıma · fesih · protokol · ihbar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin 16.04.2003 tarihli «fesih» «ihbar» mektubu ile daha ehven şartlar oluşturulması nedeniyle «protokolü» feshettiğini davacı şirkete bildirdiği, taraflar arasındaki sözleşmede fesih halinde ücret veya tazminat istemine ilişkin hüküm bulunmadığı, doktrinde sigorta «brokerlerinin» hukuki açıdan ticari işler tellalı olarak belirtildiği, bunun neticesinde de TTK'nun ticari işler tellallığına ilişkini00. madde ile BK'nun 404-409. madde hükümler …
Aynı «tanıma», Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği'nin 4. maddesinde de yer verilmiştir.
Sigorta «brokerliğinin» görevi, «sigorta ettirenin» gereksinmelerini değerlendirerek hangi sigortacının bunları en iyi bir şekilde karşılayabileceğini saptayıp, bunu sigorta ettirene bildirmektir.
Başka bir değişle, sigorta «brokeri», «sigorta ettireni» «temsil» etmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16458 E. 2014/6960 K.
Ortak:brokerlik · eksik inceleme · Alacak
İncelediğiniz karardaBu itibarla, mahemece, yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki «brokerlik» sözleşmesine tellalıkla ilgili hükümlerin uygulanarak «eksik inceleme» ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, davacının «prim alacağının» doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile «sigorta sözleşmesi» kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:protokol · bilirkişi incelemesi · ticari defter · cy/cy kaydı · e-defter
Benzer bu karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/12729 E. , 2010/4484 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.03.2008 tarih ve 2006/504-2008/116 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 22.07.2005 tarihli yazı ile belirtilen şartlarda kurulan brokerlik sözleşmesine göre, davalının sigorta poliçeleri üzerinde yapılacak çalışma sonucu sağlanacak tasarrufun %20’sinin danışmanlık ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilince yapılan hizmet bedelinin düzenlenen faturayla davalıdan talep edildiğini, davalının aralarında sözleşme bulunmadığından bahisle ödemeden kaçındığını ileri sürerek, 5.616,08 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiliyle davacı arasında bağlayıcı sözleşme bulunmadığını, taraflar arasında bir kereye mahsus sözleşme kurulduğunu, ayrıca ileride muhtemel sigorta poliçelerinin temditlerinde davacıdan fiyat istenebileceğinin bildirildiğini, yapılan hizmetin bedelinin davacıya ödendiğini, bunun dışında davacının alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu ve mübrez belgelere göre, taraflar arasında ticari işler tellallığı niteliğinde brokerlik sözleşmesinin kurulduğu, davacının prim alacağının doğması için davalının, davacının aracılığı ile düşük primle sözleşme yapma avantajının sağlaması gerektiği, davacının temin ettiği firma ile sigorta sözleşmesi kurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta ve reasürans aracıları arasında sayılan sigorta brokeri 5684 sayılı Kanunun 2/1-d maddesinde “Sigorta veya reasürans sözleşmesi yaptırmak isteyenleri temsil ederek, bu sözleşmelerin yaptırılacağı şirketlerin seçiminde tamamen tarafsız ve bağımsız davaranarak ve teminat almak isteyen kişilerin hak ve menfaatlerini gözeterek sözleşmelerin akdinden önceki hazırlık çalışmalarını yürütmeyi ve gerektiğinde sözleşmelerin uygulanmasında ve tazminatın tahsilinde yardımcı olmayı meslek edinen kişi “ olarak tanımlanmıştır. Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliğinin 3/b maddesinde ise, broker anılan yasada tanımlanan gerçek veye tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.
Dava konusu olayda mahkemece, taraflar arasında davalı yanın talımatıyla Banka Özel Sigortası (Bankers Blanket Bond) için fiyat değerlendirilmesi için davacı tarafından fiyat çalışması yapılarak, davalıya sunulması nedeniyle brokerlik sözleşmesinin kurulduğu ancak davacının hazırladığı teklifle ve bulduğu sigorta şirketiyle sigorta sözleşmesinin kurulmaması nedeniyle davacı yanın ücrete hak kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasında brokerlik sözleşmesinin kurulduğu mahkemenin kabulünde olup, uyuşmazlık, bulduğu teklifle ve sigorta şirketiyle sigorta akdinin yapılmaması halinde brokerin ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında toplanmaktadır.
Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmeliğinin 17. maddesine göre, broker, brokerlik dışında başka bir ticari faaliyetle uğraşamaz. Belirtilen yasal olgular karşısında, broker, münhasıran brokerlik işleriyle uğraşın tacir sıfatını haiz kişidir. TTK’nun 22. maddesine göre, tacir olan veya olmayan bir kimseye, ticari işletmesiyle ilgili bir iş veya hizmet görmüş olan tacir, münasip bir ücret isteyebilir. Hatta, aralarında ücret karalaştırılmasa bile tacir, ticari işletmesiyle ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep etme hakkına sahiptir.
Bu itibarla, mahemece, yukarıda belirtilen hükümler çerçevesinde uyuşmazlık değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi yerine yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasındaki brokerlik sözleşmesine tellalıkla ilgili hükümlerin uygulanarak eksik inceleme ve yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016721400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz