Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/16458 E. 2014/6960 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter kaydı↗ brokerlik↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli protokole dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, bilirkişi incelemesinde dava konusu alacağa ilişkin davalının ticari defterlerinde bir kayda rastlanmamıştır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davalının savunması karşısında yeterli inceleme yapılmadan sonuca varılmıştır. Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak protokoldeki ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden brokerlik sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10616 E. 2013/11164 K.
Ortak:brokerlik
İncelediğiniz karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · kötüniyet
Benzer bu karardaDava sigorta «brokerlik» sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine ve davacının davalıya «kötüniyet tazminatı» ödemesine karar verilmiştir.
Ancak, davacı aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için davacının yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp, aynı zamanda bu icra takibinin kötüniyetli olarak yapıldığının da ispat edilmesi gerekir.
Bu itibarla, mahkemece, gerekçesi açıklanmaksızın davalı lehine «kötüniyet tazminatınan» karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Somut uyuşmazlıkta davacının «kötüniyetli» olarak icra takibi yaptığı davalı tarafça kanıtlanamamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10131 E. 2010/1287 K.
Ortak:brokerlik · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacının «brokerlik» hizmeti çerçevesinde ödediği sigorta ücretinin davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · nispi vekalet ücreti · rücuen tahsil · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · feragat · vekalet ücreti
Benzer bu karardaAncak, verilen kararda, davadan fergat edilmesine göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi hükmü dikkate alınarak, «nispi vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken, yazılı şekilde «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davanın «feragat» nedeniyle reddine, davalılar yararına 500,00 TL «maktu vekalet ücretinin» davacıdan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
Dava, davacının «brokerlik» hizmeti çerçevesinde ödediği sigorta ücretinin davalılardan «rücuen tahsili» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9855 E. 2016/4862 K.
Ortak:brokerlik · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'nin «sigorta acenteleri» levhasında «kaydının» bulunmadığı ve davalının sigorta «brokeri» olduğu, acentenin sorumlu olduğu hususlarda sigorta brokerine sorumluluk yüklenemeyeceği, davacının bu davasını «sigorta sözleşmesi» yaptığı yurtdışında bulunan şirkete yöneltmesi gerektiği, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi ...'ye «izafeten» «broker» hasım gösterilerek açılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta acenteliği · izafeten dava · sigorta sözleşmesi · acentelik · taraf ehliyeti · usulden reddi · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'nin «sigorta acenteleri» levhasında «kaydının» bulunmadığı ve davalının sigorta «brokeri» olduğu, acentenin sorumlu olduğu hususlarda sigorta brokerine sorumluluk yüklenemeyeceği, davacının bu davasını «sigorta sözleşmesi» yaptığı yurtdışında bulunan şirkete yöneltmesi gerektiği, bu haliyle davalının pasif dava «ehliyeti» olmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, davalı sigorta şirketi ...'ye «izafeten» «broker» hasım gösterilerek açılmıştır.
Bu durumda davanın reddi değil, asıl hasım sigorta şirketine «tebligat» yapılarak davaya devam edilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/12478 E. 2014/2911 K.
Ortak:brokerlik · protokol
İncelediğiniz karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen 08/03/2007 tarihli «protokol» hükümlerine göre davacının, davalıya «broker» olarak hizmet verdiği, anılan protokolün 3. maddesinde “«prim» borçlarının broker tarafından «taahhüt» edildiği anlamına gelmemek kaydıyla broker tarafından sigortalıdan tahsil edileceği” hükmüne yer verildiği, takibe konulan çeklerin davacının aracılık ettiği iş nedeniyle dava dışı sigortalıdan prim borcu nedeniyle alındığı, davacı brokerin «lehtar» olarak gösterilmesi nedeniyle «ciro» edilerek davalı sigorta şirketine verildiği, davacının bu çeki ciro etmekteki amacının dava dışı kişiden çekle tahsil edilen primi davalıya aktarmak olduğu, bu dur …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:meşru hamil · ciro silsilesi · lehtar · ciro · ek prim · kötü niyet tazminatı · hamil · istirdat
Benzer bu kararda2- Ancak, davalı icra takibinde haksız ise de «ciro silsilesi» ile «meşru hamil» olduğu çeki takibe koymakta kötü niyetli değildir.
Mahkemece, Dairemiz bozma ilamına uyularak, dosya kapsamına göre; taraflar arasında düzenlenen 08/03/2007 tarihli «protokol» hükümlerine göre davacının, davalıya «broker» olarak hizmet verdiği, anılan protokolün 3. maddesinde “«prim» borçlarının broker tarafından «taahhüt» edildiği anlamına gelmemek kaydıyla broker tarafından sigortalıdan tahsil edileceği” hükmüne yer verildiği, takibe konulan çeklerin davacının aracılık ettiği iş nedeniyle dava dışı sigortalıdan prim borcu nedeniyle alındığı, davacı brokerin «lehtar» olarak gösterilmesi nedeniyle «ciro» edilerek davalı sigorta şirketine verildiği, davacının bu çeki ciro etmekteki amacının dava dışı kişiden çekle tahsil edilen primi davalıya aktarmak olduğu, bu dur …
İcra Müdürlüğü'nün 2009/26093 Esas sayılı icra dosyasında davalıya borçlu olmadığını tespiti ile 54.234,00 TL'nin 28/08/2009 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan «istirdatı» ile davacıya verilmesine, hükmolunan miktarın %40'ı olan 21.693,60 TL oranında «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Boya A.Ş.'nin «sigorta poliçelerinden» doğan «prim» borcunu ödemek için tanzim ettiği çeklerin davacı şirketçe yapılan cirosunun amacını bildiği halde aleyhine takip yapması nedeniyle kötü niyetli kabul edileceği gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacının İstanbul 13.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5987 E. 2013/5239 K.
Ortak:brokerlik · bilirkişi incelemesi · ticari defter · e-defter · Alacak
İncelediğiniz karardaDava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli «protokole» dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, «bilirkişi incelemesinde» dava konusu alacağa ilişkin davalının «ticari defterlerinde» bir «kayda» rastlanmamıştır.
Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak «protokoldeki» ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden «brokerlik» sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bulduğu teklifle sigorta şirketi ile sigorta akdinin yapılmaması halinde «brokerin» ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında olduğu, «münhasıran» brokerlik işleri ile uğraşan «tacirin» .... nun 22. maddesi gereğince, «ticari işletmesi» ile ilgili bir iş veya hizmet gördüğü takdirde münasip bir ücret isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu ve mahkemece bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği belirtildiği halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlemeden ve uyuşmazlığın ne şekilde çözümlendiği de kararda irdelenmeksizin, salt davacı «defterlerine» göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari defter ibrazı · kesin delil · ticari işletme · yemin · münhasırlık · fatura · tacir · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada, taraflar arasında «brokerlik» sözleşmesinin kurulduğu, Yargıtay bozma ilamı kapsamında Sigorta ve Reasürans Brokerliği Yönetmenliği' nin .... maddesi ve ...' nun 22. maddesi gereği, «tacirin» işletmesi ile ilgili verdiği bir hizmet karşılığında uygun bir ücret talep edebileceği, davacı «ticari defterlerinde» «bilirkişi incelemesi» yaptırıldığı, davalı yanca «ticari defterler ibraz» edilmediği, davacının «kesin delil» vasfın haiz olan defterlerinde davaya konu teşkil eden faturanın muhasebe usul ve esaslara göre kaydedildiği, taraflar arasında 22/07/2005 tarihli yazı ile belirtilen brokerlik sözleşmesine göre Yargıtay ilamında bahsedilen şekil ve esaslara göre bir hizmet karşılığında düzenlendiği anlaşılan «fatura» bedelinden dolayı davacının kendi defterlerinde davalının 5.616,08.TL alacaklı olduğu, gerekçesiyle davanın kabülüne, 5.616,08.TL'nin 30/05/2006 «temerrüt» tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.
Ancak, uyulmasına karar verilen Dairemizin bozma ilamında, taraflar arasındaki uyuşmazlığın bulduğu teklifle sigorta şirketi ile sigorta akdinin yapılmaması halinde «brokerin» ücrete hak kazanıp kazanmayacağı noktasında olduğu, «münhasıran» brokerlik işleri ile uğraşan «tacirin» .... nun 22. maddesi gereğince, «ticari işletmesi» ile ilgili bir iş veya hizmet gördüğü takdirde münasip bir ücret isteyebileceğinin belirtilmiş olduğu ve mahkemece bu kapsamda inceleme yapılması gerektiği belirtildiği halde, taraflar arasındaki uyuşmazlığı çözümlemeden ve uyuşmazlığın ne şekilde çözümlendiği de kararda irdelenmeksizin, salt davacı «defterlerine» göre karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Dava, «brokerlik» sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyulduktan sonra salt davacının tanzim ettiği faturanın kendi «defterinde» kayıtlı olduğu ve tamamlayıcı «yeminini» de eda ettiği gerekçesi ile davanın kabülüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/16458 E. , 2014/6960 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/07/2013
NUMARASI 2011/514-2013/153
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/07/2013 tarih ve 2011/514-2013/153 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 18/06/2010 tarihli brokerlik sözleşmesi imzalandığını ve bu sözleşmenin 24/11/2011 tarihinde feshedildiğini, müvekkil şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda brokerin müvekkili şirkete 24.313,37 TL borcu bulunduğunun tespit edildiğini beyan ederek; tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya dair hakları mahfuz tutulmak kaydı ile şimdilik;
24. 313,37 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taraflar arasında imzalandığı iddia edilen 18/06/2010 tarihli brokerlik sözleşmesinden bahsedildiğini, ancak dava dilekçesinin aksine, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilmiş, usulüne uygun, yazılı brokerlik sözleşmesinin mevcut olmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan ve 2 sayfadan ibaret olduğu görülen 18/06/2010 tarihli "P." başlıklı yazının1/1 sayfasına bakıldığında; altında herhangi bir imzanın görülmediğini, altında imza olmayan bir belgenin geçerliğinin olamayacağını ve kabul etmediklerini, 2/2. sayfasında ise "B." yazılı kısmın altındaki, kaşe ve kaşe üzerindeki imzanın, müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, taraflar arasındaki brokerlik sözleşmesinin 24/11/2011 tarihinde feshedildiğinin bildirilmesine rağmen, bu fesihten müvekkili şirketin dava sonrası haberinin olduğunu, geçerliliği olmayan sözleşmenin feshinden söz edilemeyeceğini, yine dava dilekçesinde müvekkili şirketin 24.313,37 TL borcu olduğundan bahsedildiğini, bu borcun nereden kaynaklandığının belli olmadığını, müvekkili şirketin defter ve kayıtlarında böyle bir alış veriş veya borcun mevcut olmadığını, davacı tarafın bu borcu yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ile taraflar arasındaki 18/06/2010 tarihli "B. Sözleşmesi"nin feshinden sonra davalının davacı tarafa 22.082,24 TL borcu kaldığı ve dava tarihine kadar borcun ödenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 22.082,24 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, brokerlik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, davacı 18.06.2010 tarihli protokole dayanmış ve poliçeler sunmuş, davalı vekili bu belgelerdeki imzaların şirket yetkilisine ait olmadığını, protokolün ön sayfasında da imza bulunmadığını savunmuş, bilirkişi incelemesinde dava konusu alacağa ilişkin davalının ticari defterlerinde bir kayda rastlanmamıştır. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de; davalının savunması karşısında yeterli inceleme yapılmadan sonuca varılmıştır. Bu itibarla, mahkemece, davalının savunması üzerinde durularak protokoldeki ve gerektiğinde poliçelerdeki imzaların davalı yetkilisine ait olup olmadığı konusunda, uzman bilirkişi raporu alınarak taraflar arasında, dava konusu alacağın temelini teşkil eden brokerlik sözleşmesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve sigortacılıkta uzman ve sigorta muhasebecisi bilirkişinin de yer aldığı heyetten rapor alındıktan sonra diğer tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle bir kısım davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101756700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz