Akdi faiz oranı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/9382 E. 2014/2113 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
akdi faiz oranı↗ iyiniyet kuralı↗ akdi faiz↗ zamanaşımı defi↗ ceza zamanaşımı↗ borcun üstlenilmesi↗ 3095 sayılı kanun↗ iyiniyet↗ tmsf↗ vade↗ temerrüt faizi↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından […] Şubesi'ne 300.000 DM yatırıldığı, bu paranın off-shore bankasına gönderilmeyip Egebank'ın Merkez Şubesi nezdinde açılan bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek ceza zamanaşımı süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki akdi faizi, bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının sorumluluğunun BK’nın 41,55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı taraf asıl davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiş, birleşen davada ise alacağın yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. O halde, mahkemece davacının, alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2979 E. 2015/1203 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
Kararı, davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu kararda… delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41., 55. ve 6762 sayılı TTK'nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
Kararı, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · açık muvafakat · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6773 E. 2016/3329 K.
Ortak:vade
İncelediğiniz karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · mevduat hesabı · ihbar · hukuki yarar · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaO halde, «ihbar olunan».... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan».... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl dava ve birleşen ek davanın ayrı ayrı kabulüne, 51.150,00 Euro nun hesabın açıldığı tarih olan 29/11/1999 tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranında döviz faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13721 E. 2017/2338 K.
Ortak:vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu kararda… öre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın «kusursuz sorumluluğu» olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında «kesin» hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuz sorumluluk · kesin hüküm
Benzer bu kararda… öre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın «kusursuz sorumluluğu» olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında «kesin» hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/18358 E. 2014/6671 K.
Ortak:ceza zamanaşımı · borcun üstlenilmesi · vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaŞirketine yönlendirdiği, «uyuşmazlık konusu» olayın «havale» görünümlü mevduat toplama niteliği arz ettiği, alacağın off-shore bankasından tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, «uzamış ceza zamanaşımı» süresi ile mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 15.471,19 USD'nin, 23.11.1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte «borcu üstlenen» T..
… ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının, parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten başlayacak olmasına, karar başlığında davalı İng Bank'ın yazılmamasının mahallinde her zaman giderilebilecek «maddi hata» niteliğinde bulunmasına göre «borcu üstlenen» T..
Kararı, «borcu üstlenen» sıfatıyla T..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:inançlı işlem · uzamış ceza zamanaşımı · güven kurumu · feri müdahil · maddi hata · uyuşmazlık konusu · havale
Benzer bu karardaA.Ş'nin «inançlı işlem» nedeniyle görünüşte «havale» yaptıran mevduat sahibine karşı sanki mevduatı kabul etmiş gibi sorumlu tutulması gerektiği, zira bir «güven kurumu» olan bankanın davacıyı E.
Şirketine yönlendirdiği, «uyuşmazlık konusu» olayın «havale» görünümlü mevduat toplama niteliği arz ettiği, alacağın off-shore bankasından tahsil edilmesinin mümkün olmadığı, «uzamış ceza zamanaşımı» süresi ile mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalı tarafın zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile 15.471,19 USD'nin, 23.11.1999 tarihinden itibaren 3095 SK'nın 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyle birlikte «borcu üstlenen» T..
… ncı maddelerinden kaynaklanmasına, davacı zararının, parasını off shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten başlayacak olmasına, karar başlığında davalı İng Bank'ın yazılmamasının mahallinde her zaman giderilebilecek «maddi hata» niteliğinde bulunmasına göre «borcu üstlenen» T..
T.. vekili ile «feri müdahil» vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13271 E. 2015/2300 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade
İncelediğiniz karardaKararı, davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekili temyiz etmiştir.
… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ile «borcu üstlenen» vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/15263 E,2014/6373 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15112 E. 2016/7431 K.
Ortak:3095 sayılı kanun · vade
İncelediğiniz karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · ihbar olunan · mükerrerlik · ihbar · hukuki yarar · cy/cy kaydı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
O halde, «ihbar olunan» ... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan» ... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13246 E. 2014/961 K.
Ortak:akdi faiz oranı · akdi faiz · borcun üstlenilmesi · vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaAyrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç üstlenimi · husumet itirazı · feri müdahil · hak düşürücü süre · havale · husumet
Benzer bu karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Off-Shore Ltd'e ait hesaplara vadeli olarak 8.000 USD ve 23.000 DM «havale» ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra S.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre «feri müdahil» vekili ile davalı-«borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12490 E. 2012/17693 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade · avans faizi · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı def»'inin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunması nedeniyle BK’nun 125 ve 60/2.maddeleri gereğince yerinde görülmediği, davacının alacağının Egebank Off Shore Ltd.'den tahsilinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Egebank A.Ş.’nin Egebank Off Shore Ltd. adlı Banka'nın paravan bir banka olduğunu bildiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 57.701,50 TL’nın 29.11.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %80, bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalı «borcu üstlenen» TMSF’dan alınmasına, menfi zararlara ilişkin davanın ise «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece hüküm altına miktarın off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, off shore hesabın «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu yönden bozulması gerekirse de yapılan yanl …
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile taraflar arasında akdi ilişki olmadığından BK’nun 125. maddesine dayalı olarak «zamanaşımı def»’inin reddine karar verilmesi yerinde değilse de davalının sorumluluğunun BK’nun 41, 55 ve TTK’nun 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımı def'i · açılmamış sayılma · def'i · havale
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, «zamanaşımı def»'inin taraflar arasında sözleşmesel ilişki bulunması nedeniyle BK’nun 125 ve 60/2.maddeleri gereğince yerinde görülmediği, davacının alacağının Egebank Off Shore Ltd.'den tahsilinin mümkün olmadığı, uyuşmazlığın «havale» görünümlü mevduat toplamak olarak değerlendirilmesi gerektiği, Egebank A.Ş.’nin Egebank Off Shore Ltd. adlı Banka'nın paravan bir banka olduğunu bildiği, buna rağmen bu banka adına mevduat toplamak suretiyle davacının zararına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, 57.701,50 TL’nın 29.11.1999 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar %80, bu tarihten itibaren değişen oranlarda «avans faizi» işletilerek davalı «borcu üstlenen» TMSF’dan alınmasına, menfi zararlara ilişkin davanın ise «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
… llerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile taraflar arasında akdi ilişki olmadığından BK’nun 125. maddesine dayalı olarak «zamanaşımı def»’inin reddine karar verilmesi yerinde değilse de davalının sorumluluğunun BK’nun 41, 55 ve TTK’nun 336. maddelerinden kaynaklanması ve davacının zararının parasını …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/9382 E. , 2014/2113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 21/03/2012
NUMARASI 2011/99-2012/44
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.03.2012 tarih ve 2011/99 - 2012/44 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı ve borcu üstlenen TMSF vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.02.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı TMSF vekili Av. C. K., davalı Ing Bank A.Ş. vekili Av. E. I. ve davacı mirasçıları vekili Av. B. S. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi Erol Kaplan tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin Egebank Ç.Şubesi'ne 300.000 DM yatırdığını, parayı yatırdıktan bir süre sonra Egebank'ın zor durumda olduğu duyumunu alan müvekkilinin bankaya müracaat ederek parasını çekmek istediğini, ancak banka görevlilerinin, bankanın kötü durumda olmadığını, paranın devlet garantisi altında bulunduğu söyleyerek müvekkilini ikna ettiklerini ve kendisine ödeme yapmadıklarını, müvekkilinin bundan sonraki başvurularının da sonuçsuz kaldığını, Egebank Off-Shore Ltd.'nin hayali ve paravan bir banka olduğunu, bu nedenle lisansının da iptal edildiğini ileri sürerek, asıl davada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.000 TL'nin avans faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise 298.000 DM karşılığı EURO'nun avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka ve borcu üstlenen TMSF vekili, müvekkillerine husumet yöneltilemeyeceğini, aynı konuda taraflar arasında görülerek kesinleşen bir davanın bulunduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun aciz vesikasının alınmadığını, davacının serbest iradesiyle daha fazla faiz getirisi sağlayan kıyı bankacılığını tercih ettiğini, müvekkili bankanın davacının talebi doğrultusunda havale işlemini yerine getirdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından […] Şubesi'ne 300.000 DM yatırıldığı, bu paranın off-shore bankasına gönderilmeyip Egebank'ın Merkez Şubesi nezdinde açılan bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek ceza zamanaşımı süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının zamanaşımı definin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki akdi faizi, bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı ve borcu üstlenen TMSF vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalının sorumluluğunun BK’nın 41,55 ve TTK’nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı taraf asıl davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiş, birleşen davada ise alacağın yabancı para üzerinden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
O halde, mahkemece davacının, alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı ve borcu üstlenen TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı-borcu üstlenen TMSF yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 07.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101616100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz