Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/13246 E. 2014/961 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç üstlenimi↗ akdi faiz oranı↗ organik bağ↗ husumet itirazı↗ akdi faiz↗ borcun üstlenilmesi↗ 3095 sayılı kanun↗ feri müdahil↗ tmsf↗ hak düşürücü süre↗ vade↗ havale↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 14.12.1999 tarihinde S. A.Ş. Çankaya Şubesi'nden, aynı bankanın Kadıköy Şubesi'nde mevcut E. Off-Shore Ltd'e ait hesaplara vadeli olarak 8.000 USD ve 23.000 DM havale ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra S. A.Ş.'nin fona devir edildiği, davacının yatırmış olduğu parayı bugüne kadar geri alamadığı, davalı bankanın yapılan işlemle hakkında mevduat sahibini aydınlatmadığı, S. A.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarında bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından borç üstlenildiğinden davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte borcu üstlenen TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili ve feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre feri müdahil vekili ile davalı-borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1432 E., 2008/419 K. sayılı dosyasında görülen kısmı davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiştir. O halde, mahkemece davacının alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4029 E. 2024/1724 K.
Ortak:borç üstlenimi · akdi faiz oranı · husumet itirazı · akdi faiz · borcun üstlenilmesi · feri müdahil · hak düşürücü süre · vade · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaÇankaya Şubesi'nden, aynı bankanın Kadıköy Şubesinde mevcut Efektifbank Off-Shore Ltd.'ye ait hesaplara vadeli olarak 8.000,00 USD ve 23.000 DM «havale» ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra Sümerbank A.Ş.'nin fona devir edildiği, davacının yatırmış olduğu parayı bugüne kadar geri alamadığı, davalı bankanın yapılan işlemle hakkında mevduat sahibini aydınlatmadığı, Sümerbank A.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 euronun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar %17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiş, karar, davalı vekili ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekilince temyiz edilmiştir.
… i olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmadığı gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın kısmi dava olduğu, huzurdaki davanın ek dava olduğu, gözetilerek «borcu üstlenen» davalı TMSF yönünden «zamanaşımı» nedeniyle davanın reddine, davalı ...Ş. yönünden ise; mahkememizin 03.04.2012 tarihli "TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı ...Ş. hakkında hüküm tesisine yer olmadığına " ilişkin kararının davacı yanca temyiz edilmediği, bu nedenle davalı ...Ş. bakımından usuli «müktesep hak» oluştuğu anlaşıldığından, davalı ...Ş. yönünden yeniden hüküm tesisine yer olmadığına dair karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:adil yargılanma hakkı · zamanaşımı başlangıcı · müktesep hak · hakkın kötüye kullanılması · içtihadı birleştirme kararı · protokol · haksız fiil · avans faizi
Benzer bu karardaHukuk Dairesi Başkanlığının 2021/7 E. sayılı «içtihatların birleştirilmesi» talebi üzerine İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulunca 22.04.2022 günü yapılan toplantıda: "Mudilerin off shore alacaklarının tahsiline yönelik açtıkları davalarda «zamanaşımının başlangıcının» tespitinde Off-Shore hesabına aktarma tarihinin esas alınması gerektiği" yönünde karar verildiği, anılan karar karşısında off shore hesabı bulunan davacı mudiye karşı «haksız fiilin» gerçekleşme tarihi olarak paranın off shore hesabına aktarılma tarihi olan 14.12.1999 tarihi zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak esas alınacağı, hal böyle olunc …
… ndığı kredileri nedeniyle oluşan borcu kabul ettiğini, ve TMSF'ye karşı üstlendiğini ve yapılan bu sözleşmeler kapsamında borcu ödediğini, yapılan bu sözleşmeler ve «protokoller» ile Garipoğlu şirketlerinden yapılan tahsilatların müvekkilin alacağının «zamanaşımına» uğramamasını gerektiren ve zamanaşımını kesen sebepler olduğunu, işbu davayı açmadan önce alacağı için kısmi dava açtığını, lehe sonuçlanması sonucu ger kalan alacağını işbu dosya ile dava ettiğini, ancak yerel mahkemeler tarafından yapılan hukuki hatalar nedeniyle kararların bugüne kadar bozulduğunu, müvekkilinin 2003 yılında dava açarak ortaya koyduğu alacağını talep konusundaki açık iradesi ve davadaki haklılığı dikkate alındığında bu günde kadar davanın sürüncemede kalması ve nihayetinde zamanaşımından reddine karar verilmesinin zamanaşımı kavramını amacı ile çeliştiğini, «adil yargılanma hakkının» ihlal edildiğini, gerekçeli karar incelendiğinde zamanaşımının «hakkın kötüye kullanılması» yasağında ileri sürülüp sürülmediği, zamanaşımını kesen ve durduran sebeplerin bulunup bulunmadığı gibi hususların tartışılmadan karar verildiğini, bu hali ile kar …
… ,00 TL'lik kısmı dışında kalan 10.600,95 TL'nin off shore hesabına yatırıldığı tarih olan 14.12.1999 tarihinden itibaren borç tamamen ödeneninceye kadar yürütülecek «avans faizi» ile birlikte, 23.000 DM=(11.759,71 euro) alacağın TL karşılığı olan 20.505,99 TL'nin off shore hesabına yatırıldığı tarih olan 14.12.1999 tarihinden itibaren borç tamamen ödeneninceye kadar yürütülecek avans faizi ile birlikte davalı ...Ş.'den tahsiline karar verilmiş, karar, davalı vekili, «feri müdahiller» vekilleri ve müdahale talebinde bulunan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
… airemizin 25.06.2019 tarih, 2019/2236 E. ve 2019/4826 K. sayılı kararıyla mahkemece, Dairenin bozma ilamı öncesi verilen 03.04.2012 tarihli kararda, TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» bahisle davalı İng Bank A.Ş. hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş, söz konusu karar, davacı yanca temyiz edilmemiş olup, ING Bank A.Ş. bakımından oluşan «müktesep hak» nazara alınmaksızın, bozma ilamı sonrası verilen kararda İng Bank AŞ. aleyhine tahsil hükmü kurulması doğru görülmediği, davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin temyi …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6773 E. 2016/3329 K.
Ortak:vade · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaZaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihbar olunan · mevduat hesabı · ihbar · hukuki yarar · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaO halde, «ihbar olunan».... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı banka vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan».... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl dava ve birleşen ek davanın ayrı ayrı kabulüne, 51.150,00 Euro nun hesabın açıldığı tarih olan 29/11/1999 tarihinden itibaren, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince Devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» ödediği en yüksek faiz oranında döviz faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13721 E. 2017/2338 K.
Ortak:vade · zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… öre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın «kusursuz sorumluluğu» olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında «kesin» hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusursuz sorumluluk · kesin hüküm
Benzer bu kararda… öre; davacı gerçek kişi davalı banka aleyhine sözleşmeye dayalı olarak tazminat isteminde bulunduğundan olaya 818 sayılı Borçlar Kanunun 125. maddesindeki 10 yıllık «zamanaşımı» süresinin uygulanması gerektiği, davacı tarafından bakiye kısmın tahsili için dava açılmasına engel bulunmadığı, davacının davalı banka nezdindeki Euro hesabının boşaltılması şeklindeki eylem nedeniyle, hesaptan çekilen ve harcanan paranın tamamından, davalı bankanın «kusursuz sorumluluğu» olduğuna ilişkin kesinleşen mahkeme kararının HMK’nın 303. maddesi anlamında «kesin» hüküm teşkil ettiği ve tarafları bağlayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2979 E. 2015/1203 K.
Ortak:borç üstlenimi · borcun üstlenilmesi · vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre «feri müdahil» vekili ile davalı-«borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
… delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalının sorumluluğunun 818 sayılı BK'nın 41., 55. ve 6762 sayılı TTK'nın 336. maddelerinden kaynaklanmasına, «zamanaşımı» süresinin davacının parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren başlayacak olmasına göre, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalıdan «borcu üstlenen» ... ve birleşen davada fer'i müdahil ... vekili temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açık muvafakat · muvafakat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı bankanın off shoreye yatırılan bedelden sorumlu olduğu, ... vekili tarafından «borç üstlenilerek», kendi adlarına hüküm kurulmasının talep edildiği, sonradan «borcu üstlenmekten» vazgeçilmiş ise de, davalı bankanın «açık muvafakati» olmadığı, bu nedenle paranın davalı banka ve ...'dan tahsiline karar verildiği gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 5.001 TL'nin faiziyle birlikte tahsiline …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13271 E. 2015/2300 K.
Ortak:borcun üstlenilmesi · vade · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre «feri müdahil» vekili ile davalı-«borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne dair verilen kararın davalı ile «borcu üstlenen» vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2012/15263 E,2014/6373 K sayılı ilamıyla onanmıştır.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15112 E. 2016/7431 K.
Ortak:3095 sayılı kanun · vade · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mükerrer tahsilat · ihbar olunan · mükerrerlik · ihbar · hukuki yarar · cy/cy kaydı · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, «mükerrer tahsile» yol açmamak «kaydı» ile 150.000 DM'nin 03/11/1999 tarihinden 14/04/2000 tarihine kadar «3095 sayılı kanun» gereğince DM cinsinden uygulanan faizi ile birlikte, bu tarihten itibaren ise 150.000 DM karşılığı olan 76.693,78 Euronun ilgili kanun hükmünce uygulanacak faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
O halde, «ihbar olunan» ... vekilinin kararı temyiz etmede «hukuki yararı» bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Kararı, davalı ... vekili ile fer'i müdahil ... ve «ihbar olunan» ... vekilleri temyiz etmiştir.
Temyiz isteminde bulunan ... talebe konu davada «ihbar olunan» konumundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9382 E. 2014/2113 K.
Ortak:akdi faiz oranı · akdi faiz · borcun üstlenilmesi · vade · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Kararı, davalı vekili ile «borcu üstlenen» sıfatıyla TMSF vekili ve «feri müdahil» vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
… addelerinden kaynaklanmasına ve davacının zararının, parasını off-shore bankasından tahsil etme olanağının kalmadığının anlaşıldığı andan itibaren doğması nedeniyle «zamanaşımı» süresinin bu tarihten itibaren başlayacak olmasına göre davalı ve «borcu üstlenen» TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet kuralı · zamanaşımı defi · ceza zamanaşımı · iyiniyet · temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt
Benzer bu kararda… an bir hesaba aktarıldığı, banka yetkililerince davacının daha fazla getiri sağlayacağı ve mevduatın devlet güvencesi altında olduğu yönünde telkinde bulunulmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğu, davalı bankanın davacının zararından sorumlu bulunduğu, gerek «ceza zamanaşımı» süresi gerekse mevduat zamanaşımı süresi gözetildiğinde davalının «zamanaşımı definin» yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın kabulü ile 2.000 TL'nin 26.11.1999 tarihinden itibaren altı ay süresinde % 26 oranındaki «akdi faizi», bu tarihten itibaren ise 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca işleyecek «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava yönünden 298.000 DM karşılığı 152.820,46 EURO'nun 26.11.1999 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi u …
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarın, off-shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren «avans faizi» ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, «vade» sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen «akdi faiz oranının» uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7411 E. 2014/14166 K.
Ortak:vade · havale · Alacak
İncelediğiniz karardaOff-Shore Ltd'e ait hesaplara vadeli olarak 8.000 USD ve 23.000 DM «havale» ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra S.
A.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili «zamanaşımı», «hak düşürücü süre» ve «husumet itirazlarında» bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından «borç üstlenildiğinden» davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren «vade» sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte «borcu üstlenen» TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Benzer bu kararda… hesaba ödendiğine dair bir belgenin bulunmadığı, bunun Off Shore hesabına alacak kaydedildiği ve banka bünyesinden çıkmadığı, yine bankada bir hesaba geçirildiği ve «geçersiz» «havale» talimatı ile Off Shore hesabına alacak kaydedildiği, davalı bankada kalan bu mevduattan bankanın yaptığı işlemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, 1.000 USD nin «vade» sonuna kadar %25 oranında, vade sonundan 06/06/2011 e kadar kamu bankalarının vadesiz USD hesabına uyguladıkları faiz ve dava tarihinden ödeninceye kadar kamu bankalarının 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek faizin uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, 22.200 USD nin vade sonuna kadar %25 …
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın davacıdan yazılı olarak aldığı «havale» talimatına dayalı olarak E.
1- Dava, davacıya ait mevduatın off shore hesabına aktarılarak tüketildiği iddiasından kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun «vade» veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mevduat hesabı · geçersizlik
Benzer bu kararda… hesaba ödendiğine dair bir belgenin bulunmadığı, bunun Off Shore hesabına alacak kaydedildiği ve banka bünyesinden çıkmadığı, yine bankada bir hesaba geçirildiği ve «geçersiz» «havale» talimatı ile Off Shore hesabına alacak kaydedildiği, davalı bankada kalan bu mevduattan bankanın yaptığı işlemlerden dolayı davalı bankanın sorumlu olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, 1.000 USD nin «vade» sonuna kadar %25 oranında, vade sonundan 06/06/2011 e kadar kamu bankalarının vadesiz USD hesabına uyguladıkları faiz ve dava tarihinden ödeninceye kadar kamu bankalarının 1 yıl vadeli USD «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek faizin uygulanmak suretiyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile, 22.200 USD nin vade sonuna kadar %25 …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/13246 E. , 2014/961 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 03.04.20012
NUMARASI 2003/1432 - 2008/419
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.04.2012 tarih ve 2003/1432-2008/419 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili ve fer'i müdahil vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17.01.2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı TMSF vekili Av. C. K. ve davacı vekili Av. M. Ç. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin S. AŞ Çankaya Şubesi’nin müdürünün ısrarı ile bu banka şubesine 8.000 USD ve 23.000 DM yatırdığını, banka yönetimine el konulmasından müvekkilinin parasının off shore hesabına aktarıldığını öğrendiğini, yapılan araştırmada söz konu paranın E. Off-Shore Ltd. adlı paravan bankaya yatırılması için müvekkilinin bankalara olan güveninin kötüye kullanıldığının, banka müdürünün sırf prim almak için paranın off-shore hesabına aktarılmasının sağlandığının anlaşıldığını, davalı bankaya karşı açılan kısmi davanın kabulüne karar verildiğini ve müvekkilinin hüküm altına alınan alacağını tahsil ettiğini, bakiye kısım için bu davanın açılmasının gerektiğini ileri sürerek, 7.316,01 USD'nin ve 11.759,71 EURO'nun, bankaya yatırıldığı tarihten vade sonuna kadar akdi faizi, vade sonundan fiili ödeme tarihine kadar ise 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davanın zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin off shore bankasından ayrı bir tüzel kişiliği olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, müvekkili banka tarafından yalnızca havale işleminin yapıldığını, aciz durumunun söz konusu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Feri müdahil İ. İplik Tekstil San. AŞ. vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 14.12.1999 tarihinde S. A.Ş. Çankaya Şubesi'nden, aynı bankanın Kadıköy Şubesi'nde mevcut E. Off-Shore Ltd'e ait hesaplara vadeli olarak 8.000 USD ve 23.000 DM havale ettiği, ayrıca davacının off-shore bankasında hesap açılması için talimat verdiği, daha sonra S. A.Ş.'nin fona devir edildiği, davacının yatırmış olduğu parayı bugüne kadar geri alamadığı, davalı bankanın yapılan işlemle hakkında mevduat sahibini aydınlatmadığı, S. A.Ş. ile Efektif Off-Shore arasında organik bir bağ bulunduğu, bu bağın mudilerin aleyhine olmak üzere kötüye kullanıldığı, her ne kadar davalı vekili zamanaşımı, hak düşürücü süre ve husumet itirazlarında bulunmuşsa da bu itirazların yerinde olmadığı gerekçesiyle TMSF tarafından borç üstlenildiğinden davalı banka hakkında hüküm tesisine yer olmadığına, 7.316,01 USD ile 11.759,71 EURO'nun 14.12.1999 tarihinden itibaren vade sonu olan 17.01.2000 tarihine kadar % 17 oranında faizi, 17.01.2000 tarihinden fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte borcu üstlenen TMSF'den tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ile borcu üstlenen sıfatıyla TMSF vekili ve feri müdahil vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre feri müdahil vekili ile davalı-borcu üstlenen TMSF vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2- Dava, davacı tarafından banka hesabına yatırılan paranın off-shore hesabına aktarıldığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. Zaman itibariyle dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bu şekilde talepte bulunan alacaklının artık bu tercihinden dönerek borcun yabancı para olarak aynen ifasını istemesi mümkün değildir. Somut olayda da, davacı İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1432 E., 2008/419 K. sayılı dosyasında görülen kısmı davada tercih hakkını kullanmış ve borcun Türk Lirası üzerinden ödenmesini istemiştir.
O halde, mahkemece davacının alacağın Türk Lirası üzerinden ödenmesi yönündeki tercihinden dönüp yabancı para üzerinden tahsil isteyemeyeceği gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Ayrıca, kabule göre de taraflar arasında akdi ilişki olmadığından mahkemece hüküm altına alınan miktarların off shore bank hesabına yatırıldığı andan itibaren faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken, vade sonuna kadar off shore hesap cüzdanında belirtilen akdi faiz oranının uygulanmasına karar verilmesi de doğru olmamış, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle feri müdahil vekili ile davalı-borcu üstlenen TMSF vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı borcu üstlenen TMSF yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı (borcu üstlenen) TMSF'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden fer'i müdahil İ. İplik Tekstil San. A.Ş.'den alınmasına, 17.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101974400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz