İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1176 E. 2023/7756 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yola elverişlilik↗ sorumluluk sınırı↗ navlun alacağı↗ geç teslim↗ navlun bedeli↗ takas-mahsup↗ tavzih↗ aaüt↗ takas↗ avukatlık asgari ücret tarifesi↗ vekalet ücreti takdiri↗ navlun↗ temerrüt tarihi↗ maktu vekalet ücreti↗ hakkaniyet↗ kesinlik sınırı↗ taşıma sözleşmesi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ mahsup↗ işlemiş faiz↗ kâr kaybı↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ asıl alacak↗ harç↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ inkar tazminatı↗ maddi tazminat↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı davasının kısmen kabulüne, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih ve 2018/1908 E., 2019/1362 K. sayılı kararıyla asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. ve birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı davalarının reddine, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının ise 45.241,70 TL asıl alacak için kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 11.02.2022 tarih, 2020/1075 E. ve 2022/759 K. sayılı kararıyla; asıl dava bakımından davalı SDV ... Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, asıl davada davacı MKE vekilinin, taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan manevi tazminat talebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının kapsamında kalmadığından manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesinin doğru olmadığı, birleşen davalar yönünden ise 2014/1135 E. sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2014/565 E. ve 2014/460 E. sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiği, münazaalı bir alacağın takas ve mahsup talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden, birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğine ilişkin talebinin reddedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre birleşen davalarda taraf vekillerinin yukarda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce gerek denize ve gerekse yola elverişli olmadığının tereddütsüz şekilde ispatlandığı, dolayısıyla asıl davada davalı taşıyanın, 6102 sayılı Kanun'un 1141 ... maddesi uyarınca, asıl davada davacının gecikme nedeniyle uğradığı zararlardan sorumlu olduğu, davacı tarafından sözleşmede belirlenen tarihlere uygun olarak davalıya teslim edilen silah sistemlerinin taşınmasındaki gecikme nedeniyle Suudi Arabistan ... Kuvvetleri Kraliyet Topçu Birliği Komutanlığı tarafından 07-11.07.2012 tarihleri arasında yapılması planlanan Atışlı Demostrasyon tarihinin önce 14-18 Temmuz 2012, sonrasında da geminin Port ... Limanı açıklarında ... süre beklemesi nedeniyle ikince kez/25-29 Ağustos tarihlerine ertelendiği, hükumetler arasında imzalanan ve gizlilik içerisinde yürütülen sözleşme dahilinde MSB, Genel Kurmay Başkanlığı ve ... Kuvvetleri Komutanlığı yetkililerinin katılımı ile yapılan Atışlı Demostrasyon işinin, davalıdan kaynaklanan gecikme nedeniyle iki kez ertelenmesinden dolayı davacı Kurumun, gerek Milli Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık nezdinde, gerekse de Suudi Arabistan makamları nezdinde çok büyük bir prestij kaybına uğradığı ve itibarının sarsıldığı, sıradan bir olayın boyutlarını çok aşan işbu somut olayın özellikleri de dikkate alınarak, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının tümü üzerinden manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı, gecikmenin 31.07.2012 tarihinde meydana geldiği, hükmedilen manevi tazminata bu tarihten itibaren faiz işletilebileceği gerekçesiyle asıl davanın ksımen kabulüne, birleşen 2014/1135 E. sayılı dosyada takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle reddine, birleşen 2014/565 E. ve 2014/460 E. sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması karşısında her iki dosyaya konu icra takiplerine yapılan itirazların ayrı ayrı iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin istendiği ancak İlk Derece Mahkemesince birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı ve birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın birleşen davalarda davacı tarafça istinaf edilmediği bu nedenle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davalının itirazlarının işlemiş faiz alacakları yönünden İlk Derece Mahkemesi kararındaki miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne, asıl davada davacı vekili tarafından, müvekkili yararına takdir edilen vekalet ücretlerinin İlk Derece Mahkemesince, döviz cinsinden hükmedilen alacaklarda karar tarihindeki kur oranına göre hesaplanması gerektiği ileri sürülmüş ve bu konuda bir kısım Yargıtay kararları sunulmuşsa da Yargıtay'ın, döviz alacaklarında karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre, ancak dava tarihindeki kur oranları esas alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine dair kararları da bulunduğu, asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin Mahkemece birleşen davalarda davanın reddine karar verilmesi dolayısıyla müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin, karar tarihindeki kur oranları esas alınarak takdir edilmesi gerektiğine dair itirazlarının yerinde görülmediği, ayrıca kararın istinaf kararı olması nedeniyle Daire karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiğinden ve Daire karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunduğu, anılan itirazda artık hukuki yararın da kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 E., 2021/205 K. sayılı kararı uyarınca somut uyuşmazlıkta taraflar yararına ayrıca duruşma vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davalının zararın tümünden sorumlu olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, maddi tazminat açısından navlun bedeli ile sınırlı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 1187 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin yapılmadığını, davalının geminin tamiri ve yola çıkarılması sürecinde ... borcuna aykırı davrandığını, maddi zararın tamamından sorumlu olduğunu, Birleşen 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında davalının ...-Cidde ... taşıma sözleşmesindeki gecikme zararının tamamından sorumlu olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, karşı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yasal olmadığını, alacağın likit olup olmadığı hususunun yargılamada ortaya çıkacağını, Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasının reddine karar verilmesi gerektiğini yine bu dosyada da inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinden tavzih talebinde bulunduklarını, birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyalarında daha önce yatırılan harçların mahsup edilmeden hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davada davalı vekili-birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, kararın bu yönden bozulması gerektiğini, yine Birleşen 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında da davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira gemi arızası nedeniyle yaşanan gecikmenin navlun alacağını etkilemeyeceğini, yapılan mahsubun yasaya aykırı olduğunu, MKE'nin davalının her halükarda toplamda 113.000 USD ve 110.365,45 TL hak ve alacağını haksız olarak ve keyfi bir şekilde mahsup ettiğinin bilirkişi raporu ile de tevsik edildiğini, alacaklarının ... hale geldiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan maddi ve manevi zarar tazmini, birleşen davalar taraflar arasındaki taşıma sözleşmelerine istinaden navlun bedelinden kaynaklanan alacaklara yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davalarıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1141 ... maddesi, 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1075 E. 2022/759 K.
Ortak:yola elverişlilik · sorumluluk sınırı · navlun alacağı · geç teslim · takas-mahsup · takas · navlun · taşıma sözleşmesi · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, asıl davada davacı MKE vekilinin, «taşıma sözleşmesine» dayalı «geç teslimden» kaynaklanan manevi tazminat talebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı maddesinde öngörülen «sorumluluk sınırının» kapsamında kalmadığından manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesinin doğru olmadığı, birleşen davalar yönünden ise 2014/1135 E. sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün «takas» nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2014/565 E. ve 2014/460 E. sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına «icra inkar tazminatına» hükmedilmesinin gerektiği, münazaalı bir alacağın takas ve «mahsup» talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden, birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine «kötü niyet tazminatı» verilmesi gerektiğine ilişkin talebinin reddedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre birleşe …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava «taşıma sözleşmesine» dayalı «geç teslimden» kaynaklanan maddi ve manevi zarar tazmini, birleşen davalar taraflar arasındaki taşıma sözleşmelerine istinaden «navlun» bedelinden kaynaklanan alacaklara yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davalarıdır.
… emesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında da davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira gemi arızası nedeniyle yaşanan gecikmenin «navlun alacağını» etkilemeyeceğini, yapılan mahsubun yasaya aykırı olduğunu, MKE'nin davalının her halükarda toplamda 113.000 USD ve 110.365,45 TL hak ve alacağını haksız olarak ve keyfi bir şekilde «mahsup» ettiğinin bilirkişi raporu ile de tevsik edildiğini, alacaklarının ... hale geldiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar …
Benzer bu kararda… li istemi hakkında da 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerektiği, davalının asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce denize ve «yola elverişli» olmadığı, dolayısıyla asıl davada davalı «taşıyanın», 6102 sayılı TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğu, ancak davalının bu sorumluluğunun da 6102 sayılı TTK'nın 1186/6. maddesi uyarınca, «taşıma sözleşmesine» göre ödenecek toplam «navlun» miktarından fazla olamayacağı, davacı tarafça da navlun dışında kalan zarar kalemlerinin talep edildiği, TTK'nın 1187. maddesinin uygulanamayacağı, zira davalının kasten veya «pervasızca hareketi» ile böyle bir zarar meydana gelebileceği bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, olayda bir kasıt veya pervasızca hareketin olduğu kabul edilse bile, davalının taşıma işini ve dolayısıyla da karar alma «yetkisini» devrettiği «fiili taşıyanın», kasten veya «pervasızca davranışından» sorumlu tutulamayacağı, TTK'nın 1186/6. maddesindeki «sorumluluk sınırının» manevi tazminat talebini de kapsadığı; birleşen davada (Ankara Asliye 5.
Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasında istenen 22/06/2012 tarihli «navlun» ücretine konu 295.000,00 USD tutarındaki «fatura alacağının», asıl davada maddi zarar kalemi içerisinde «takas» olarak düşülen kısımda belirtildiği, «takas-mahsup» koşullarının oluştuğu da nazara alındığında, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteğinin yerinde görülmediği, birleşen Ankara Asliye 5.
2) Asıl davada davacı MKE vekilinin, «taşıma sözleşmesine» dayalı «geç teslimden» kaynaklanan manevi tazminat talebi 6102 sayılı TTK’nın 1186/6. maddesinde öngörülen «sorumluluk sınırının» manevi tazminat talebini de kapsadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, «taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandıran» hükümler sadece «maddi tazminat» istemlerine ilişkin olduğundan, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendiril-meksizin talebin reddi doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün bu se …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:pervasızca hareket · takas-mahsup def'i · pervasızca davranış · fiili taşıyan · fatura alacağı · sorumluluk sınırlaması · taşıyanın sorumluluğu · zamanaşımının kesilmesi
Benzer bu kararda… li istemi hakkında da 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerektiği, davalının asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce denize ve «yola elverişli» olmadığı, dolayısıyla asıl davada davalı «taşıyanın», 6102 sayılı TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğu, ancak davalının bu sorumluluğunun da 6102 sayılı TTK'nın 1186/6. maddesi uyarınca, «taşıma sözleşmesine» göre ödenecek toplam «navlun» miktarından fazla olamayacağı, davacı tarafça da navlun dışında kalan zarar kalemlerinin talep edildiği, TTK'nın 1187. maddesinin uygulanamayacağı, zira davalının kasten veya «pervasızca hareketi» ile böyle bir zarar meydana gelebileceği bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, olayda bir kasıt veya pervasızca hareketin olduğu kabul edilse bile, davalının taşıma işini ve dolayısıyla da karar alma «yetkisini» devrettiği «fiili taşıyanın», kasten veya «pervasızca davranışından» sorumlu tutulamayacağı, TTK'nın 1186/6. maddesindeki «sorumluluk sınırının» manevi tazminat talebini de kapsadığı; birleşen davada (Ankara Asliye 5.
… ne arızasının, ana makinenin periyodik bakımlarının düzenli ve zamanında yapılmamasından kaynaklanmış olacağı, bu durumda yolculuk başlamadan önce geminin denize ve «yola elverişli» olmadığı, buna göre sorumluluğun TTK'nın 1141. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı «taşıyanın sorumluluğunun» TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek «navlun» miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ili …
Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasında istenen 22/06/2012 tarihli «navlun» ücretine konu 295.000,00 USD tutarındaki «fatura alacağının», asıl davada maddi zarar kalemi içerisinde «takas» olarak düşülen kısımda belirtildiği, «takas-mahsup» koşullarının oluştuğu da nazara alındığında, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteğinin yerinde görülmediği, birleşen Ankara Asliye 5.
… creti alacağının olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalı vekilince, süresinde sunulan cevap dilekçesi ile hem zaman aşımı hem de «takas mahsup def»'inde bulunulduğu, birleşen davadaki 295.000,00 ABD Doları taşıma ücreti alacağının %30'u olan 88.500,00 ABD Doları kısmı «zamanaşımına» uğradığı, kalan 206.500,00 ABD Doları kısmı içinse, asıl davada davacı-birleşen davada davalının takas mahsup def'i sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, da …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/650 E. 2010/4568 K.
Ortak:hukuki yarar · dava şartı
İncelediğiniz kararda… e bu kararın birleşen davalarda davacı tarafça istinaf edilmediği bu nedenle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davalının itirazlarının «işlemiş faiz» alacakları yönünden İlk Derece Mahkemesi kararındaki miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne, asıl davada davacı vekili tarafından, müvekkili yararına takdir edilen «vekalet ücretlerinin» İlk Derece Mahkemesince, döviz cinsinden hükmedilen alacaklarda karar tarihindeki kur oranına göre hesaplanması gerektiği ileri sürülmüş ve bu konuda bir kısım Yargıtay kararları sunulmuşsa da Yargıtay'ın, döviz alacaklarında karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre, ancak dava tarihindeki kur oranları esas alınarak «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektiğine dair kararları da bulunduğu, asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin Mahkemece birleşen davalarda davanın reddine karar verilmesi dolayısıyla müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin, karar tarihindeki kur oranları esas alınarak takdir edilmesi gerektiğine dair itirazlarının yerinde görülmediği, ayrıca kararın istinaf kararı olması nedeniyle Daire karar tarihinde geçerli bulunan «harç» ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiğinden ve Daire karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, «maddi tazminat» istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunduğu, anılan itirazda artık «hukuki yararın» da kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 E., 2021/205 K. sayılı kararı uyarınca somut uyuşmazlıkta taraflar yararına ayrıca duru …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tüm davacılar hakkında «sorumluluk davası» açıldığı, bu davanın halen «derdest» olduğu, davacıların tüm iddialarını anılan davada savunma olarak ileri sürebilecekleri, birleştirilen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1135 esas sayılı dosyasından «feragat» edildiği gerekçesiyle bu davanın feragat nedeniyle, diğer davaların ise «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacılar..., ..., ..., ...ve... vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.10.2009 tarihli kararı ile mahkeme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · derdestlik · feragat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, tüm davacılar hakkında «sorumluluk davası» açıldığı, bu davanın halen «derdest» olduğu, davacıların tüm iddialarını anılan davada savunma olarak ileri sürebilecekleri, birleştirilen İstanbul 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2000/1135 esas sayılı dosyasından «feragat» edildiği gerekçesiyle bu davanın feragat nedeniyle, diğer davaların ise «hukuki yarar» yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacılar..., ..., ..., ...ve... vekilleri tarafından temyizi üzerine Dairemizin 05.10.2009 tarihli kararı ile mahkeme …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3085 E. 2020/193 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10188 E. 2012/13865 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yabancılık unsuru · kefalet · tüzel kişilik · uyuşmazlık konusu · taahhütname · husumet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaSuudi Arabistan devletinde, o devletin hukukuna göre kurulmuş ayrı bir «tüzel kişilik» olduğu, şirketin «kefaleti» ile Suidi Arbistan'da çalışma izni alan davacının, sözkonusu kefaletin kaldırılmasını veya kaldırılmaması nedeniyle oluşan hak ve alacaklarını yine o şirketi taraf göstererek istemesi gerektiği, davalıların, o şirketin ortakları olmalarının doğrudan kendilerinden hak talep edilmesine imkan vermeyeceği, davalıların, kefaletin kaldırılması konusunda ayrıca bir «taahhütleri» bulunduğu da iddia edilmediğine göre davalılara «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkide «yabancılık unsuru» bulunduğu, davalıların ortağı oldukları iddia olunan şirketin Türkiye sınırlarında olmadığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
1- Dava, davalıların ortak olduğu ve Suudi Arabistan’da Suudi Kanunlarına göre kurulduğu anlaşılan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin icra müdürü olarak atanan davacının görevinin şirketin faaliyetine «son» verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde kaldırılmadığı, bu nedenle davacının başka şirketler ile çalışamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/478 E. 2017/697 K.
Ortak:maddi tazminat
İncelediğiniz kararda… e bu kararın birleşen davalarda davacı tarafça istinaf edilmediği bu nedenle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davalının itirazlarının «işlemiş faiz» alacakları yönünden İlk Derece Mahkemesi kararındaki miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne, asıl davada davacı vekili tarafından, müvekkili yararına takdir edilen «vekalet ücretlerinin» İlk Derece Mahkemesince, döviz cinsinden hükmedilen alacaklarda karar tarihindeki kur oranına göre hesaplanması gerektiği ileri sürülmüş ve bu konuda bir kısım Yargıtay kararları sunulmuşsa da Yargıtay'ın, döviz alacaklarında karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre, ancak dava tarihindeki kur oranları esas alınarak «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerektiğine dair kararları da bulunduğu, asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin Mahkemece birleşen davalarda davanın reddine karar verilmesi dolayısıyla müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin, karar tarihindeki kur oranları esas alınarak takdir edilmesi gerektiğine dair itirazlarının yerinde görülmediği, ayrıca kararın istinaf kararı olması nedeniyle Daire karar tarihinde geçerli bulunan «harç» ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiğinden ve Daire karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, «maddi tazminat» istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunduğu, anılan itirazda artık «hukuki yararın» da kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 E., 2021/205 K. sayılı kararı uyarınca somut uyuşmazlıkta taraflar yararına ayrıca duru …
… davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davalının zararın tümünden sorumlu olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, «maddi tazminat» açısından «navlun bedeli» ile sınırlı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 1187 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin yapılmadığını, davalının geminin tamiri ve yola çıkarılması sürecinde ... borcuna aykırı davrandığını, maddi zararın tamamından sorumlu olduğunu, Birleşen 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında «kötü niyet tazminatına» hükmedilmemesinin hukuka ve «hakkaniyete» aykırı olduğunu, yine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, Birleşen Ankara 5.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davacı şirket ve davacı ... «mirasçıları» vekili ile ... dışında kalan davalı mirasçıları vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı şirket yönünden onanmış, davacı ... yönünden bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mirasçılık · ıslah · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulüne, 20.000 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden, 161.565 TL maddi tazminatın «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine dair verilen kararın davacı şirket ve davacı ... «mirasçıları» vekili ile ... dışında kalan davalı mirasçıları vekillerince temyizi üzerine karar dairemizce davacı şirket yönünden onanmış, davacı ... yönünden bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1176 E. , 2023/7756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/886 Esas, 2022/1085 Karar
ASIL DAVADA DAVACI
BİRLEŞEN DAVALARDA
ASIL DAVADA DAVALI
BİRLEŞEN DAVALARDA
DAVA TARİHİ
27.02.2013 (Asıl Dava)-04.08.2014 (Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyası)-25.07.2014 (Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyası)-11.06.2014 (Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyası)
HÜKÜM
Asıl davanın kısmen kabulüne-Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasının reddine-Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasının kısmen kabulüne-Birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasının kısmen kabulüne
BİRLEŞEN DAVALAR
Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyası-Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyası-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyası
MAHKEMESİ Ankara 8. Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2014/1275 E., 2018/273 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen asıl ve birleşen itirazın iptali davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında davanın reddine, birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre, Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında temyize konu edilen toplam miktar 98.753,41 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090,00 TL’nin altında kaldığından asıl davada davacı vekilinin temyiz isteminin miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davalı vekilinin ve asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanıtım faaliyetleri kapsamında Silah Sisteminin ... Limanı’ndan Suudi Arabistan Cidde Limanı’na taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, taşımada davalının kusuru ile gecikme yaşandığını ileri sürerek, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 587.380,45 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 15.01.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir.
2.Birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafından üstlenilen ... nakliyesi işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20'den ... olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili tarafından üstlenilen yurt içi ... nakliyesini işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve % 20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde, davalıya ait emtianın ... Kore/Busan-Türkiye/... Limanı denizyolu taşıması işininişinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; gemide meydana gelen arıza ve bundan mütevellit yaşanılan gecikme sebebiyle müvekkili şirkete atfı ... hiçbir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini reddini istemiştir.
2.Birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde, taşımada gecikme yaşandığını, bu nedenle oluşan 695.881,00 USD kurum zararından 364.477,00 USD mahsup edildiğinde kalan 331.404,00 USD kurum alacağı için Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyasında dava açıldığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
3.Birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde, ... taşımasında gecikmeler yaşandığını, gecikmeden kaynaklanan maddi zararların davacı firma alacağı ile takas - mahsup edildikten sonra kalan 331.404,00 USD alacağın 27.12.2012 tarihli yazı ile davacıdan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, Ankara Asliye 17. Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, dava konusu alacağın taraflarınca takas edilmemiş olsaydı icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının zamanaşımına uğrayacağını savunarak, davanın reddine ve % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
4.Birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde, ...- Cidde taşıma işinde meydana gelen gecikmeden kaynaklanan zararın tahsili için 27.02.2013 tarihinde Ankara 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyasında dava açılmak zorunda kalındığını, dava konusu alacağın takas edildiğinin Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan cevap dilekçesinde davacı firmaya bildirildiğini, davacının % 20 inkar tazminatının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, davacıdan olan alacağı için takas hakkını kullandığını ve bu hususu davacı firmaya bildirdiğini savunarak, davanın esastan reddini ve % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararıyla; asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı davasının kısmen kabulüne, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2019 tarih ve 2018/1908 E., 2019/1362 K. sayılı kararıyla asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. ve birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı davalarının reddine, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının ise 45.241,70 TL asıl alacak için kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 11.02.2022 tarih, 2020/1075 E. ve 2022/759 K. sayılı kararıyla; asıl dava bakımından davalı SDV ... Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, asıl davada davacı MKE vekilinin, taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan manevi tazminat talebinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının kapsamında kalmadığından manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesinin doğru olmadığı, birleşen davalar yönünden ise 2014/1135 E. sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2014/565 E.
ve 2014/460 E. sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiği, münazaalı bir alacağın takas ve mahsup talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötü niyetli olduğu söylenemeyeceğinden, birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine kötü niyet tazminatı verilmesi gerektiğine ilişkin talebinin reddedilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma sebep ve şekline göre birleşen davalarda taraf vekillerinin yukarda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce gerek denize ve gerekse yola elverişli olmadığının tereddütsüz şekilde ispatlandığı, dolayısıyla asıl davada davalı taşıyanın, 6102 sayılı Kanun'un 1141 ... maddesi uyarınca, asıl davada davacının gecikme nedeniyle uğradığı zararlardan sorumlu olduğu, davacı tarafından sözleşmede belirlenen tarihlere uygun olarak davalıya teslim edilen silah sistemlerinin taşınmasındaki gecikme nedeniyle Suudi Arabistan ... Kuvvetleri Kraliyet Topçu Birliği Komutanlığı tarafından 07-11.07.2012 tarihleri arasında yapılması planlanan Atışlı Demostrasyon tarihinin önce 14-18 Temmuz 2012, sonrasında da geminin Port ...
Limanı açıklarında ... süre beklemesi nedeniyle ikince kez/25-29 Ağustos tarihlerine ertelendiği, hükumetler arasında imzalanan ve gizlilik içerisinde yürütülen sözleşme dahilinde MSB, Genel Kurmay Başkanlığı ve ... Kuvvetleri Komutanlığı yetkililerinin katılımı ile yapılan Atışlı Demostrasyon işinin, davalıdan kaynaklanan gecikme nedeniyle iki kez ertelenmesinden dolayı davacı Kurumun, gerek Milli Savunma Bakanlığı ve Başbakanlık nezdinde, gerekse de Suudi Arabistan makamları nezdinde çok büyük bir prestij kaybına uğradığı ve itibarının sarsıldığı, sıradan bir olayın boyutlarını çok aşan işbu somut olayın özellikleri de dikkate alınarak, davacı tarafça talep edilen manevi tazminat miktarının tümü üzerinden manevi tazminat davasının kabulüne karar verilmesinin uygun olacağı, gecikmenin 31.07.2012 tarihinde meydana geldiği, hükmedilen manevi tazminata bu tarihten itibaren faiz işletilebileceği gerekçesiyle asıl davanın ksımen kabulüne, birleşen 2014/1135 E.
sayılı dosyada takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü gerektiği gerekçesiyle reddine, birleşen 2014/565 E. ve 2014/460 E. sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması karşısında her iki dosyaya konu icra takiplerine yapılan itirazların ayrı ayrı iptali ile davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin istendiği ancak İlk Derece Mahkemesince birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı ve birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı davasının kısmen kabulüne karar verildiği ve bu kararın birleşen davalarda davacı tarafça istinaf edilmediği bu nedenle taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davalının itirazlarının işlemiş faiz alacakları yönünden İlk Derece Mahkemesi kararındaki miktarlar üzerinden davanın kısmen kabulüne, asıl davada davacı vekili tarafından, müvekkili yararına takdir edilen vekalet ücretlerinin İlk Derece Mahkemesince, döviz cinsinden hükmedilen alacaklarda karar tarihindeki kur oranına göre hesaplanması gerektiği ileri sürülmüş ve bu konuda bir kısım Yargıtay kararları sunulmuşsa da Yargıtay'ın, döviz alacaklarında karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) hükümlerine göre, ancak dava tarihindeki kur oranları esas alınarak vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğine dair kararları da bulunduğu, asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekilinin Mahkemece birleşen davalarda davanın reddine karar verilmesi dolayısıyla müvekkili yararına hükmedilen vekalet ücretinin, karar tarihindeki kur oranları esas alınarak takdir edilmesi gerektiğine dair itirazlarının yerinde görülmediği, ayrıca kararın istinaf kararı olması nedeniyle Daire karar tarihinde geçerli bulunan harç ve vekalet ücretine göre hüküm kurulması gerektiğinden ve Daire karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunduğu, anılan itirazda artık hukuki yararın da kalmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 04.03.2021 tarih ve 2021/2-96 E., 2021/205 K.
sayılı kararı uyarınca somut uyuşmazlıkta taraflar yararına ayrıca duruşma vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada davalının zararın tümünden sorumlu olduğuna dair itirazlarının dikkate alınmadığını, maddi tazminat açısından navlun bedeli ile sınırlı karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının eyleminin 6102 sayılı Kanun'un 1187 nci maddesi kapsamında değerlendirilmesinin yapılmadığını, davalının geminin tamiri ve yola çıkarılması sürecinde ... borcuna aykırı davrandığını, maddi zararın tamamından sorumlu olduğunu, Birleşen 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yine maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, vekalet ücretinin karar tarihindeki kur esas alınarak belirlenmesi gerektiğini, Birleşen Ankara 5.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyasında davalının ...-Cidde ... taşıma sözleşmesindeki gecikme zararının tamamından sorumlu olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, karşı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de yasal olmadığını, alacağın likit olup olmadığı hususunun yargılamada ortaya çıkacağını, Birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E. sayılı dosyasının reddine karar verilmesi gerektiğini yine bu dosyada da inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal dayanaktan yoksun olduğunu, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesinden tavzih talebinde bulunduklarını, birleşen Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. ve birleşen Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/460 E.
sayılı dosyalarında daha önce yatırılan harçların mahsup edilmeden hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2.Asıl davada davalı vekili-birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, kararın bu yönden bozulması gerektiğini, yine Birleşen 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1135 E. sayılı dosyasında da davanın reddine karar verildiğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira gemi arızası nedeniyle yaşanan gecikmenin navlun alacağını etkilemeyeceğini, yapılan mahsubun yasaya aykırı olduğunu, MKE'nin davalının her halükarda toplamda 113.000 USD ve 110.365,45 TL hak ve alacağını haksız olarak ve keyfi bir şekilde mahsup ettiğinin bilirkişi raporu ile de tevsik edildiğini, alacaklarının ...
hale geldiğini ileri sürerek ve re'sen tespit edilecek sebeplerle kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan maddi ve manevi zarar tazmini, birleşen davalar taraflar arasındaki taşıma sözleşmelerine istinaden navlun bedelinden kaynaklanan alacaklara yönelik başlatılan icra takiplerine vaki itirazların iptali davalarıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 1141 ... maddesi, 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin Birleşen Ankara 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/565 E. sayılı dosyası yönünden,
Asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE,
2.Taraf vekillerinin diğer temyiz itirazları yönünden,
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde birleşen 2014/565 E. sayılı dava yönünden asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı MKE Kurumu Genel Müdürlüğüne iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1015674100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz