Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10188 E. 2012/13865 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yabancılık unsuru↗ 5718 sayılı möhuk↗ möhuk 47↗ kefalet↗ tüzel kişilik↗ uyuşmazlık konusu↗ taahhütname↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının da kabul ettiği gibi davacıya onay veren Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. şti. Suudi Arabistan devletinde, o devletin hukukuna göre kurulmuş ayrı bir tüzel kişilik olduğu, şirketin kefaleti ile Suidi Arbistan'da çalışma izni alan davacının, sözkonusu kefaletin kaldırılmasını veya kaldırılmaması nedeniyle oluşan hak ve alacaklarını yine o şirketi taraf göstererek istemesi gerektiği, davalıların, o şirketin ortakları olmalarının doğrudan kendilerinden hak talep edilmesine imkan vermeyeceği, davalıların, kefaletin kaldırılması konusunda ayrıca bir taahhütleri bulunduğu da iddia edilmediğine göre davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların ortak olduğu ve Suudi Arabistan’da Suudi Kanunlarına göre kurulduğu anlaşılan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin icra müdürü olarak atanan davacının görevinin şirketin faaliyetine son verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde kaldırılmadığı, bu nedenle davacının başka şirketler ile çalışamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, davalıların ortağı oldukları iddia olunan şirketin Türkiye sınırlarında olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu itibarla mahkemece öncelikle 5718 sayılı MÖHUK hükümleri değerlendirilmek suretiyle mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uyuşmazlığa uygulayacağı hukuk belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10900 E. 2014/2466 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat · tacir · temsil
Benzer bu kararda… adığı, hac/umre taşımacılığının da kiralanan bu uçaklarla fakat Suudi Arabistan Havayolları tarafından yapıldığı, bununla ilgili olarak taraflar arasında bağıtlanan «mutabakat» anlaşmasında bir hüküm bulunmadığı gibi uçak kiralamasında davacının katkısı bulunduğunun da kanıtlanamadığı, sonuç olarak davacının 16.07.1998 tarihli mutabakat a …
Taraflar ve dava dışı A-L şirketi «temsilcileri» arasında 22.10.1999 tarihinde yapılan toplantıya ilişkin olarak düzenlenen Toplantı Tutanağında da aralarında yapılan 16.07.1998 tarihli anlaşmaların geçerli olduğu belirtilmiş olup, tutanakta A-L'nın O.
Ayrıca, «tacir» olan davacının yapılmasına aracılık ettiği veya yapılmasını sağladığı sözleşme ve hizmetlerin karşılığı olarak münasip bir ücreti talep etmesi yasal hakkı olup, sö …
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/7901 E. 2010/5323 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muavin defter · geç teslim · mücbir sebep · takas-mahsup · takas · müktesep hak · ön inceleme duruşması · tasdik kararı
Benzer bu karardaÖte yandan mahkemece verilen ilk kararda davalının «takas-mahsup» talebi süresinde olmadığından reddedilmiş ve davalı yararına «kötü niyet tazminatına» hükmedilmemiş söz konusu karar davalı tarafından temyiz edilmeyerek kesinleşmekle davacı yararına bu husus usulü «müktesep hak» oluşturduğu halde mahkemece bu defa davalı yararına kötü niyet tazminatına hükmedilmesi de doğru görülmemiştir.
Riyali zararın davacı tarafça tazmini gerektiği, davalının «mahsup» ettiği (9600) USD’nin ödemiş olduğu cezayı karşıladığı sonucuna varılarak davanın reddine, davalının «takas» ve mahsup talebi süresinde olmadığından reddine dair verilen kararın davacı vekilince temyizi üzerine karar Dairemizin 2005/8578 E, 2006/11758 sayılı ilamıyla görev yönünden bozulmuş, «görevsizlik» kararıyla dosya kendisine intikal eden 1.Asliye Hukuk Mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre,8 günde yapılması gereken taşımanın 20 günde tamamlandığı,alıcının gecikme nedeniyle 36.000 S.Arabistan Riyalini davalı satıcıya eksik ödediği, olayda «mücbir sebep» ve davalının müterafik kusurunun bulunmadığı, davacının ticari konumu ve donanımı alacağın varlığı konusunda «kesin» bilgi sahibi olmasını gerektirdiğinden icra takibinde kötü niyetli olduğunun kabulünün gerektiği gerekçeleriyle davanın reddi ile birlikte %40 oranında (5310,72)YTL «kötü niyet tazminatının» davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Mahkemece davalının dosyaya sunduğu noter «tasdikli» «muavin defteri» ve yevmiye defterinin ilgili sahifesi ve faturayla ödemenin gerçekleştiği kabul edilmiş ise de bu husus hakimin özel bilgisiyle halledebileceği bir durum değildir.Açıklanan nedenle mahkemece davalının «ticari defter» ve kayıtlarında bir muhasebe bilirkişisi aracılığıyla inceleme yapılarak davalının mal alıcısına 36.000 Suudi Arabistan Riyalini ödeyip, ödemediğinin belirlenmesi …
… liye 1.Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Balıkesir Asliye 1.Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.04.2008 tarih ve 2007/50-2008/75 sayılı kararın Yargıtayca «incelenmesi duruşmalı» olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.03.2010 gününde taraflar ve avukatları «tebligata» rağmen duruşmaya gelmediklerinden, tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalının S.Arabistan’a ihraç ettiği (3) adet trafoyu (63.700) USD. karşılığında taşımayı üstlendiğini, taşıma ücreti bakiyesi (9.600) USD.’nin ödenmemesi üzerine girişilen icra takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptalini ve «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3887 E. 2013/19582 K.
Ortak:Tazminat
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sigorta rücu davası · rücu davası · eksper raporu · rücu · hasar · avans faizi · temsil
Benzer bu karardaŞti. «temsilcisi» temyiz etmiştir. (1) Dava, 6762 sayılı Yasa'nın 1361. maddesi uyarınca açılmış bulunan «sigorta rücu davası» olup, taşıma Suudi Arabistan'dan İstanbul'a yapılmış olduğundan uyuşmazlığa Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavale Sözleşmesi (CMR) hükümlerinin uygulanması gerekir.
Mahkemece, söz konusu kimyevi madde emtiasının taşınması sırasında «hasar» meydana geldiği, bu hasarın «ekspertiz raporu» ve şoför tutanağı ile sabit olduğu, sigortalıya 4.312,00 TL ödeme yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 4.312,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10188 E. , 2012/13865 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21.04.2010 tarih ve 2009/546-2010/226 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.09.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılardan Mesa Mesken Sanayii A.Ş. vekili Av. ...... ve davalı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin, 1.2.2007 tarihinde davalılara ait işyerinde çalışmaya başladığını, ilerleyen günlerde Suudi Arabistan'a gönderildiğini, daha sonra ortakları davalılardan oluşan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin müvekkilinin katkılarıyla kurulduğunu, müvekkilinin de kurulan şirkete icra müdürü olarak atandığını, fakat kısa bir süre sonra bahsi geçen şirketin faaliyetine davalılar tarafından son verildiğini, davalıların Mayıs 2008 tarihinden itibaren müvekkiline ücret ödememeleri ve 26.06.2008 tarihinde de vekaletnamelerden müvekkilini azletmeleri nedeniyle müvekkilinin Ankara 15. İş Mahkemesi'nin 2008/817 esas sayılı dosyasında iş akdinden kaynaklanan hakları için davalılar aleyhine dava açtığını, ancak müvekkilinin Suudi Arabistan'da kurulan şirketteki icra müdürlüğünden kaynaklanan maddi ve manevi zararlarının o davanın kapsamı dışında bulunduğunu, müvekkilinin dava dışı şirketteki görevinin resmi ticaret sicili kayıtlarında sonlandırılmadığını, Suudi Arabistan hukuk sistemine göre bir yabancının Suudi Arabistan'da çalışabilmesi için çalışacak yabancıya bir Suudi'nin kefaletinin gerektiğini, şirket fiilen faaliyetine son verdiğinden ve müvekkiline olan kefaleti usulünce kaldırmadıklarından müvekkilinin Suudi Arabistan'da başka işlerde çalışabilmek için başka kişilerden yeni kefalet alabilmesinin imkansızlaştığını, 13.10.2008 tarihinden beri başta şirketlerle çalışamadığını ve gelir kaybına uğradığını, bu nedenle maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 30.000 Suudi Arabistan Riyali maddi tazminatın aynen veya tahsil anındaki kur üzerinden ve 50.000 TL tazminatın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın ve davacı iddialarının muhatabının Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. şti. olduğunu, müvekkillerinin o şirketin sadece ortaklarından biri olduğunu, Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. Şti’nin ayrı bir tüzel kişiliği olduğunu, davacının dava dışı ayrı bir tüzel kişilikle olan ilişkisinden doğan taleplerini müvekkillerine ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının da kabul ettiği gibi davacıya onay veren Mesa Saudi Arabıa Cortractıng Ltd. şti. Suudi Arabistan devletinde, o devletin hukukuna göre kurulmuş ayrı bir tüzel kişilik olduğu, şirketin kefaleti ile Suidi Arbistan'da çalışma izni alan davacının, sözkonusu kefaletin kaldırılmasını veya kaldırılmaması nedeniyle oluşan hak ve alacaklarını yine o şirketi taraf göstererek istemesi gerektiği, davalıların, o şirketin ortakları olmalarının doğrudan kendilerinden hak talep edilmesine imkan vermeyeceği, davalıların, kefaletin kaldırılması konusunda ayrıca bir taahhütleri bulunduğu da iddia edilmediğine göre davalılara husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davalıların ortak olduğu ve Suudi Arabistan’da Suudi Kanunlarına göre kurulduğu anlaşılan “MESA SAUDİ ARABIA CORTRACTING Ltd” şirketinin icra müdürü olarak atanan davacının görevinin şirketin faaliyetine son verilmesine rağmen resmi makamlar nezdinde kaldırılmadığı, bu nedenle davacının başka şirketler ile çalışamadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, davalıların ortağı oldukları iddia olunan şirketin Türkiye sınırlarında olmadığı uyuşmazlık konusu değildir. Bu itibarla mahkemece öncelikle 5718 sayılı MÖHUK hükümleri değerlendirilmek suretiyle mahkemenin milletlerarası yetkisi ve uyuşmazlığa uygulayacağı hukuk belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 20.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1062515000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz