Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14529 E. 2012/5091 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hmk 297↗ olumsuz oy↗ ıslah↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının yatak ve yorgan çarşafları, yastık yüzüne ilişkin tescilinin nevresimleri kapsadığı, nevresim sınıfı yönünden öncelikli kullanım hakkı bulunduğu, davalı markalarında pike sınıfının bulunmadığı, 2004/35897 numaralı markanın başvuru aşamasında olması, 89886 numaralı marka yönünden davanın sehven açıldığının belirtilmesi karşısında anılan markalara ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle, davalının 2000/17291, 2001/1108 numaralı markalarla ilgili olarak nevresim sınıfı yönünden kısmen, 2003/16160 numaralı markanın ise sadece nevresim sınıfında tescili bulunduğundan tümden hükümsüzlüğüne, davalı markalarında pike sınıfı bulunmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece hükümsüzlüğü talep edilen 89886 numaralı marka hakkında davanın zuhulen açıldığının ıslah dilekçesinde belirtildiği, yine 2004/35897 numaralı marka yönünden ise yargılama sırasında henüz başvuru aşamasında olduğu gerekçeleriyle, anılan markalar yönünden hüküm tesis edilmemiştir. Oysa, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 388/son ve temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nun 297/2. maddeleri uyarınca, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir. Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Bu itibarla mahkemece, HUMK'nun 388/son ve HMK'nun 297/2. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü talep edilen 89886 ve 2004/35897 sayılı markalarla ilgili olarak, hüküm kısmında açık şekilde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında yapılan açıklamalarla yetinilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2219 E. 2024/5059 K.
Ortak:Marka hükümsüzlüğü
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · yeniden tescil · kesinleşen ilam · teamül · tahkikat · usuli kazanılmış hak · mükerrerlik · şikayet
Benzer bu kararda… tirildiği, davalı tarafça, davacının markasının esas unsurunu aynen içeren ve daha önce kullanmama nedeniyle iptallerine karar verilen markalar ile aynı esas unsuru «taşıyan» markaların, üstelik de davacının seri markası olduğu izlenimini uyandıracak kadar benzerini, kendi adına iptal kararına konu olan emtialar için «yeniden tescil» ettirmesinin, iyi niyetli bir davranış olarak kabulünün mümkün olmadığı, bir markanın kötü niyetle tescili halinde tescil ettirenin, tescil kapsamındaki bir kısım emtialar için iyi niyetli, bir kısım emtialar için ise kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceğine göre, markaların tescilli oldukları tüm emtialar için hükümsüzlük talebinde bulunulabileceği, ancak dava dilekçesinde hükümsüzlük talep edilen emtialar her bir marka için tahdidi olarak ayrı ayrı belirtilmekle, taleple bağlı kalınarak yalnızca bu emtialar için hükümsüzlük kararı verilebileceği, davalının markalarını "yatak örtüleri, nevresimler, banyo keseleri ve sabunlama bezleri, el ve yüz havluları, banyo havluları" emtiaları için davacıdan daha önce kullandığına dair delil bulunmadığı, bu nedenle davacının bu emtialarla ilgili "ALTINBAŞAK" markası için öncelik hakkı bulunduğu, 2010/69761 no.lu markanın hükümsüzlük talep edilen emtialar için tescilli olmadığı, markanın tescilli olduğu "Dokunmuş-dokunmamış kumaşlar" emtiasının davacı tarafça hükümsüzlük talep edilen ev tekstil ürünleri ile benzer ve bağlantılı bir emtia olmadığı, ayrıca dava dilekçesinde bu emtia için hükümsüzlük talebinin de bulunmadığı, yine hükümsüzlüğü talep edilen 2004/ 35897 no.lu "ALTINBAŞAK WAVE" markasının dava açılmadan önce müddet olduğu, bu nedenle davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığı, her ne kadar davacı ayrıca manevi tazminat talep etmişse de, davacının markalarına benzer markaların tescil ettirilmiş olmasının veya davacının marka tescil başvurularına itiraz edilmesinin markadan kaynaklanan manevi haklara tecavüz teşkil etmediği, yine davalının marka haklarına dayanarak davacı aleyhine «şikayette» bulunmasının ve dava açmasının da «hak arama özgürlüğü» kapsamında olduğu, bu nedenle davacının manevi tazminat talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2006/51257 no.lu "ALTINBAŞAK SOFT" markasının "yatak örtüleri, nevresimler, banyo keseleri ve sabunlama bezleri, el ve yüz havluları, banyo havluları", 2007/37487 no.lu "ALTINBAŞAK LINE" markasının "yatak örtüleri, banyo keseleri ve sabunlama bezleri, el ve yüz havluları, banyo havluları", 2006/51256 no.lu "ALTINBAŞAK HOME" markasının "yatak örtüleri, nevresimler, banyo keseleri ve sabunlama bezleri, el ve yüz havluları, banyo havluları" emtiaları için kısmen hükümsüzlüklerine ve sicilden terkinlerine, 2010/69761 no.lu "1945'DEN GÜNÜMÜZE ALTINBAŞAK" markası ile ilgili davanın reddine, 2004/35897 no.lu "ALTINBAŞAK WAVE" markası ile ilgili açılan davanın «usulden reddine», davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… e bağlı olmadığının 556 sayılı KHK'nın 42/a maddesinde düzenlendiğini, İlk Derece Mahkemesinin bu markanın dava açılmadan önce müddet olması nedeniyle, dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığından davanın reddine karar vermişse de bu gerekçenin, bilirkişi raporları mevzuata, uygulamaya ve yerleşik «teamüle» açık aykırı olduğunu, davalıya ait "2016/69761 numaralı 45TEN GÜNÜMÜZE ALTINBAŞAK" markasının ihtiva ettiği ürün listesinde "dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar ve ev tekstilleri" gibi genel ürünlerin yer aldığını, havlu, çarşaf iplik, hamam takımları, nevresimlerin tereddütsüz birer kumaş olduğunu, ev tekstillerinin sınıflandırılmasında, banyo tekstil ürünlerinin havluları da içerdiğini, davalı markasının tescil sınıflarının, daha önce davalıya ait markaların hükümsüz kılındığı "havlu, el havlusu, bornoz, hamam takımı ve nevresim" ürünlerine de kapsar nitelikte bulunduğundan 2010/69761 no.lu markanın 24 üncü sınıftaki "Dokunmuş veya dokunmamış kumaşlar" emtiası bulunmasında kötü niyetli tekrarlama markası olduğunun değerlendirilmediğini, bu markanın "dokunmuş ve dokunmamış kumaşlar ve ev tekstili" emtiaları yönünden kısmi hükümsüzlüğüne karar verilmemesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin aleyhine anılan hükümsüzlük kararlarına rağmen kanunları dolanmak suretiyle kötü niyetli «mükerrer» marka tescilleri yaptığı sabit olmakla, müvekkili şirketin uğradığı manevi zararların giderilmemesinin hak ve adaletle bağdaşmadığını belirterek İlk Derece Mahkeme …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 07.05.2015 tarih, 2008/230 E., 2015/375 K. sayılı «kesinleşen ilamı» ile davacıya ait bu davaya dayanak 2003/16942 tescil numaralı '''ALTINBAŞAK JEST'' markasının hükümsüz kılındığını beyan etmişse de, gerekçeli kararın incelenmesinde, davacı adına hükümsüz kılınan markanın tescil sınıflarının, dava konusu olup hükümsüzlüğü istenen davalı markalarının tescil sınıflarından farklı olduğu, davalı lehine «usuli kazanılmış hak» teşkil etmeyeceği, davacının 24 üncü sınıfta "yatak ve yorgan çarşafları, yastık yüzü ve pike, nevresim takımı" emtiaları yönünden öncelik hakkı bulunduğunun kesinleşen mahkeme kararı ile tespit edildiği, "havlu, el havlusu, bornoz ve hamam takımları" emtiaları yönünden ise davalı tarafça ALTINBAŞAK ibareli markalarının kullanılmadığının 01.03.2001 tarihinde açılan davada mahkeme kararıyla tespit edildiği, kullanmamadan dolayı marka «iptal davası» devam ederken aynı sınıflarda marka tescil başvurusunda bulunulmasının, ciddi kullanım yükümlülüğünden kaçınmak ve markanın kullanılmasına ilişkin 556 Sayılı KHK'n …
… ak sahibi olmadığını, müvekkili şirket "ALTINBAŞAK" markasının 1973 yılından bu yana tescilli olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka statüsüne sahip olduğunu, «ticaret unvanının» işletme sahibi «taciri» diğer tacirlerden ayırt etmeye yararken, markanın işletme sahibinin mal veya hizmetlerini başkalarına ait mal veya hizmetlerden ayırt etmeye yarayacağını, dolayısıyla "Altınbaşak" ticaret unvanının davalı tarafından 1971 yılından bu yana kullanılıyor olmasının davalıya herhangi bir öncelik hakkı tanımayacağını, davacı şirketin "Altınbaşak" markası ile bahsettiği ürünler üzerinde mutlak hak sahibi olmadığını, müvekkili şirketin dava konusu markaları kullanıp kullanmadığının işbu davada yapılacak «tahkikat» sonucunda ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin kötü niyetli olduğu yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, manevi tazminat talebinin kabulünün mümkün olmadığın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13912 E. 2014/20093 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para borcu · tasdik kararı · fatura · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının «fatura» karşılığı taşıma işi yaptığı, buna ilişkin faturaları «defterine» kaydettiği, ancak defterlerin kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, kendi lehine delil teşkil etmeyeceği, davacı kooperatifin amacının taşıma olması, üyeleri aracılığı ile nakliye işi yapması gerekirken davalı şirketle iş yapmasının hukuka aykırı olduğu, birleşen davada ise bankadan kooperatife gönderilen «paranın borcun» tasfiyesine ilişkin olduğu, davalının bu paranın ne amaçla gönderildiğini ispatlayamadığı, asıl ve birleşen davanın reddi gerektiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen …
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10474 E. 2014/15252 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:icra inkar tazminatı · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, taraflar arasında taşımadan kaynaklanan ticari ilişki bulunduğu, takip tarihi itibariyle 93.796,10 TL davacının alacağı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, itirazın kısmen iptaline, takibin 93.796,10 TL üzerinden iptaline, «icra inkar tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1322 E. 2015/2172 K.
Ortak:ıslah
İncelediğiniz kararda2-Ancak; dava markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece hükümsüzlüğü talep edilen 89886 numaralı marka hakkında davanın zuhulen açıldığının «ıslah» dilekçesinde belirtildiği, yine 2004/35897 numaralı marka yönünden ise yargılama sırasında henüz başvuru aşamasında olduğu gerekçeleriyle, anılan markalar yönünden hüküm tesis edilmemiştir.
Benzer bu karardaAyrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:eş rızası · hisse devir sözleşmesi · infaz · dahili dava · husumet
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; ...'nin taraf değişikliği ile davaya «dahili» davalı olarak devamı gerektiği, ...'nin «hisse devir sözleşmesi» ile sözleşmesel borç yükümlülüğünü üstlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı .... yönünden «husumet» nedeni ile davanın reddine; dahili davalı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ayrıca dava tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'a göre dc «ıslah» yoluyla da olsa taraf değiştirilemeyeceği dikkate alındığında, davada taraf sıfatı bulunmayan ve davalı ... vekilinin talebi ile mahkemece «dahili» davalı olarak kabul edilen ... aleyhine hüküm kurulması ve yazılı gerekçeyle davacı tarafından dava edilen ... yönünden davanın «husumet» nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı ve ... yararına bozulması gerekmiştir.
Kararı, davacılar vekili, davalı .... vekili ve «dahili» davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, dava dilekçesinde ....ne karşı açılmış olup, yargılama sırasında davalı vekilince sunulan dilekçelerle ...'nin de davaya davalı olarak «dahil» edilmesi gerektiği şeklinde talepte bulunulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2894 E. 2013/19758 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infaz · istirdat · menfi tespit
Benzer bu karardaDava «menfi tespit» ve «istirdat» istemine ilişkindir.
… olduğu konusunda herhangi bir açıklama yapılmamış, dosya kapsamı dikkate alınarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakkın sıra numarası altında belirtildiği açık, «infazda» şüphe ve tereddüt uyandırmayacak biçimde, usulün aradığı nitelikleri haiz kısa karar ve buna uygun gerekçeli karar oluşturulmamış, açıklanan hususlar doğrultusunda …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/8224 E. 2016/4029 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pay devrinin tescili · pay devri · hisse devri · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · yargılama gideri · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu karardaSomut olayda, davacı taraf «hisse devrine» konu 17 payın davacı adına tescilini, olmazsa 170.000 TL hisse devir bedelinin tahsilini isteyerek, davalı ... ve şirkete karşı «husumet» yöneltmiş, sonradan davalı ...'ın hisselerini «üçüncü kişiye» devretmesi nedeniyle «pay devrinin tescili» talebinden vazgeçilerek, anılan miktarın ödenmesi talep edilmiş, mahkemece yargılama sonunda davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, «yargılama giderinin» davalıdan tahsiline, «vekalet ücretinin» davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline şeklinde hüküm kurulmuştur.
Oysa, yukarıda açıklandığı üzere 170.000 TL tahsil hükmünün hangi davalıdan tahsil edildiği yönünde açıklık bulunmadığı gibi, «yargılama gideri» ve «vekalet ücreti» yönünden de bir yandan davalıdan tahsiline, diğer yandan davalılardan tahsiline denilmek suretiyle hükmün infazında tereddüt oluşturacak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki «hisse devir sözleşmesinde» devir bedelinin nakden ve tamamen alındığının belirtildiği, davalının paranın kendisine ödenmediği hususunu ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 170.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1192 E. 2012/17778 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:infazda tereddüt · kötüniyet tazminatı · infaz · asıl alacak · kötüniyet · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi
Benzer bu kararda… , davalı tarafın icra takibine geçilmesine ve dava açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, 1.062,08 TL %40 «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline, davalı tarafın «kötüniyet tazminat» talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, hükmün “Davanın kısmen kabulü-kısmen reddi ile, «asıl alacak» davadan sonra ödendiğinden takip tarihinden itibaren yürütülen reeskont «avans faizine» itirazın iptaline, takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine,...” karar verilmiş ise de, hükmün bu haliyle ret ve kabul edilen kısımlarının açıkça anlaşılmadığı ve «infazda tereddüt» oluşturacak şekilde iki farklı faiz oranı belirtildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, tarafların hak ve yükümlülüklerini tam olarak belirten ve «infazda tereddüt» oluşturmayacak şekilde açıklanan yasa hükümlerine uygun olarak bir karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/14529 E. , 2012/5091 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.05.2010 tarih ve 2006/466 - 2010/78 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkil şirketin 1971 yılından itibaren ‘...’ ibaresini kullandığını, aynı ibareyi 01.03.1974 yılında ise yatak ve yorgan çarşafları, yastık yüzü ve pike sınıfında marka olarak tescil ettirdiklerini, davalının ise ‘...’ ibareli 89886, 2000/1108, 2001/17291, 2003/161160, 2004/ 35897 numaralı nevresim sınıfı da dahil markaları olduğunu, ancak davacının yatak ve yorgan çarşafı, nevresim, yastık yüzü, pike sınıfında önceliğe dayalı tescili bulunduğunu, yine 89886 ve 2001/17291 numaralı markaların uzun yıllardır kullanılmadığını ileri sürerek, markaların anılan sınıflar yönünden 42. madde gereğince, ayrıca 89886 ve 2001/17291 numaralı markalar yönünden 556 KHK’nin 14. maddesi gereğince hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle 89886 numaralı marka yönünden sehven talepte bulunduklarını belirtmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin ‘...’ ibaresini 1973 tarihinden itibaren marka olarak kullandığını, tanınmış marka olduklarını, talep edilen sınıflar yönünden tescilleri bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının yatak ve yorgan çarşafları, yastık yüzüne ilişkin tescilinin nevresimleri kapsadığı, nevresim sınıfı yönünden öncelikli kullanım hakkı bulunduğu, davalı markalarında pike sınıfının bulunmadığı, 2004/35897 numaralı markanın başvuru aşamasında olması, 89886 numaralı marka yönünden davanın sehven açıldığının belirtilmesi karşısında anılan markalara ilişkin hüküm kurulmadığı gerekçesiyle, davalının 2000/17291, 2001/1108 numaralı markalarla ilgili olarak nevresim sınıfı yönünden kısmen, 2003/16160 numaralı markanın ise sadece nevresim sınıfında tescili bulunduğundan tümden hükümsüzlüğüne, davalı markalarında pike sınıfı bulunmadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak; dava markaların hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, mahkemece hükümsüzlüğü talep edilen 89886 numaralı marka hakkında davanın zuhulen açıldığının ıslah dilekçesinde belirtildiği, yine 2004/35897 numaralı marka yönünden ise yargılama sırasında henüz başvuru aşamasında olduğu gerekçeleriyle, anılan markalar yönünden hüküm tesis edilmemiştir. Oysa, karar tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 388/son ve temyiz aşamasında yürürlüğe giren HMK’nun 297/2. maddeleri uyarınca, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin isteklerin her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.
Bu yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereğidir.
Bu itibarla mahkemece, HUMK'nun 388/son ve HMK'nun 297/2. maddeleri uyarınca hükümsüzlüğü talep edilen 89886 ve 2004/35897 sayılı markalarla ilgili olarak, hüküm kısmında açık şekilde olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, kararın gerekçe kısmında yapılan açıklamalarla yetinilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1012429400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz