Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/18048 E. 2015/3486 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müracaat borçlusu↗ keşide tarihi↗ yetkili hamil↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ müteselsil kefil↗ kambiyo senedi↗ zayi↗ hamil↗ kefil↗ hukuki yarar↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ temsil↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine teslim edilen çek ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda temsil yetkisini verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından yetkili hamil davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri
kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacıların birlikte dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 136.180,00 TL‘nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, tahsil için bankaya verilen kambiyo senetlerinin bir kısmının tahsil edilmeksizin yetkisiz kişilere usulsüz olarak iade edildiği, bir kısmının ise iade edilmediği gibi tahsili için de herhangi bir girişimde bulunulmadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Vekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, hamilin zayi nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek kambiyo senedi borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir. Somut olayda, davacı tarafın müracaat borçlularına başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının eylemleri nedeniyle bir zarar meydana gelip gelmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç neticesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18254 E. 2014/7640 K.
Ortak:müracaat borçlusu · keşide tarihi · zayi · hamil · çek
İncelediğiniz karardaVekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Somut olayda, davacı tarafın «müracaat borçlularına» başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaVekil konumunda olan davalı Banka'nın çekin kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «çek» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Uyuşmazlık, davacının «çek» bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekil hamil · ticari temerrüt faizi · zayi belgesi · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · temerrüt · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre, davacı tarafın dava konusu çekin bedelinin tahsili için davalı Bankaya «ibraz» ettiği, Banka'nın ise çeki kaybettiğinden dolayı ödeme tarihinde ödeme yapamadığı, bu hususun davalı tarafında kabulünde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 11.000,00 TL' nin 30/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 11.000,00 TL bedelli çekin tahsil için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı Banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» almak için mahkemeye başvurduğu hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9414 E. 2010/506 K.
Ortak:müracaat borçlusu · zayi · hamil
İncelediğiniz karardaVekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Somut olayda, davacı tarafın «müracaat borçlularına» başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaVekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekil hamil · zayi belgesi · takibin kesinleşmesi · vade tarihi · keşideci · uyuşmazlık konusu · bono · vade
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 15.4.2001 «vade» tarihli, 3.500 Dolar bedelli «bononun» tahsil için davalıya verildikten sonra kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla davalı bankanın sorumluluğundan sözedilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Oysa, mahkemece bu hususlar nazara alınmadan ve «vade tarihi» itibariyle «bono» borçlusunun ödeme gücünün varlığı araştırılmadan yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5698 E. 2011/17644 K.
Ortak:müracaat borçlusu · zayi · hamil
İncelediğiniz karardaVekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Somut olayda, davacı tarafın «müracaat borçlularına» başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaVekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekil hamil · zayi nedeniyle iptal davası · takibin kesinleşmesi · zayi belgesi · aciz vesikası · zayi nedeniyle iptal · vade tarihi · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 4.000 USD bedelli 3 adet «bono» ile 40.000 USD bedelli bir bononun tahsil amacıyla davalı bankaya tevdi edildiği, 40.000 USD bedelli bononun davalı banka nezdinde kaybolduğu, kaybedilen bonoya ilişkin «zayi nedeniyle iptal davası» açıldığı ve söz konusu bononun iptal edildiği, davacının bono borçlusu aleyhine yaptığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı ve davacıya borç ödemeden «aciz vesikası» verildiği, bu aşamadan sonra bono bedelinden kusurlu davranışları ile bononun «kaybına» yol açan davalı bankanın sorumlu bulunduğu, ayrıca davacının alacağının tahsili için yaptığı «masrafların» da davalıdan istenebileceği, manevi tazminat istemi yönünden yasal koşulların oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 40.000 USD'nin ve 4.249,48 TL'nin fa …
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 5 adet «bononun» tahsil için davalıya verildiği, bunlardan dördünün işlemsiz olarak davacıya iade edildiği, 40.000 USD bedelli bononun ise kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınarak davacıya verildiği ve davacı tarafından bu zayi belgesine dayalı olarak «keşideci» hakkında başlatılan icra takibinin semeresiz kaldığı ve aciz belgesi alındığı «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, «müracaat borçlusu» olduğu da ileri sürülmediğine göre, davalı bankanın sorumluluğundan söz edilebilmesi için «bononun» «vade tarihi» ile «takibin kesinleştiği» tarih arasında bono borçlusunun mal varlığının elinden çıktığının ve bu nedenle bononun tahsil edilemediğinin ispat edilmesi gerekir.
Vekil konumunda olan davalı bankanın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16220 E. 2012/7565 K.
Ortak:müracaat borçlusu · zayi · hamil · Alacak
İncelediğiniz karardaVekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, «hamilin» «zayi» nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek «kambiyo senedi» borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin «keşide tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine «teslim» edilen «çek» ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda «temsil» «yetkisini» verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından «yetkili hamil» davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta «hukuki yararlarının» bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ... kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacı …
Somut olayda, davacı tarafın «müracaat borçlularına» başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
Benzer bu karardaVekil konumunda olan davalı Banka'nın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamaması veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi gerekir.
Taraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vekil hamil · zayi belgesi · vade tarihi · takas · ciranta · uyuşmazlık konusu · bono · vade
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının «hamili» bulunduğu 4.000,00 TL bedelli «bononun» «takas» için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından «vekil-hamil» sıfatıyla «zayi belgesi» alınması için mahkemeye başvurulduğu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın «bononun» kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, «hamilin» «zayi» nedeniyle alacağını ispatlayamaması veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun «vade tarihi» ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer «müracaat borçlularından» alacağını tahsil edememesi gerekir.
Dava, «takas» için bankaya verilen «bononun» davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Uyuşmazlık, davacının «bono» bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/18048 E. , 2015/3486 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul(Kapatılan) 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 05/05/2014 tarih ve 2011/125-2014/118 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankanın ... hesabının bulunduğunu ve bu bankadan kredi kullandığını, şirket yetkilisi olan diğer davacının da kefil sıfatıyla kredi sözleşmesini imzaladığını, kredi borcuna karşılık tahsil için bankaya teslim edilen çek ve bonoların bir kısmının sahte imzalı talimatlara dayalı olarak tahsil edilmeden şirket eski ortağına ve şirket çalışanlarına iade edildiğini, bir kısım kıymetli evrakın ise iade edilmedikleri gibi tahsili için de herhnagi bir işlem yapılmadığını, bu nedenlerle müvekkillerinin zarara uğradıklarını ileri sürerek, 145.023 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın davacı şirkete kredi kullandırdığını, diğer davacının da bu kredi ilişkisinde kefil olarak yer aldığını, kredi borcunun ödenmemesi nedeni ile davacı tarafa ihtarname gönderildiğini, ödeme yapılmayınca icra takibi başlatıldığını, işbu davanın söz konusu takibi sürüncemede bırakmak amacıyla açıldığını, davacı iddialarının ispata muhtaç olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın kendisine teslim edilen çek ve senetleri, tahsil edememesi halinde kendisine teslim eden kişiye ya da bu konularda temsil yetkisini verdiği şahsa iade etmesinin gerektiği, somut olayda davacı gerçek kişi tarafından davalı bankaya teslim edilen kıymetli evraktan bir kısmının davacı şirket çalışanlarına iade edildiği ancak bu kişilerin temsilci olduklarına dair davalı bankanın yazılı bir onay veya talimat belgesi sunamadığı, bu haliyle bankanın işlemlerinde özensiz davrandığı, bir kısım çek ve senetlerin ise iade edilmeyip bankada tutularak takip ve tahsil açısından yetkili hamil davacının tahsil imkanının ortadan kaldırdığı, bu nedenlerle oluşan zarardan davalının sorumlu bulunduğu her ne kadar davacıların birlikte dava açmakta hukuki yararlarının bulunmadığını savunulmuş ise de davacı ...
kredi ilişkisinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, davalı bankaya olan ödemeleri
kendi şahsi hesabından yaptığı, usulsüzlükler nedeniyle uğranılan zarardan davacı şirketin de etkilendiği, dolayısıyla davacıların birlikte dava açmakta hukuki yararlarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 136.180,00 TL‘nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, tahsil için bankaya verilen kambiyo senetlerinin bir kısmının tahsil edilmeksizin yetkisiz kişilere usulsüz olarak iade edildiği, bir kısmının ise iade edilmediği gibi tahsili için de herhangi bir girişimde bulunulmadığı iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Vekil konumunda olan davalı bankanın sorumluluğuna gidilebilmesi için, hamilin zayi nedeniyle kambiyo senedinden kaynaklanan alacağını ispatlayamamasından dolayı mal varlığı olduğu halde gerek kambiyo senedi borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi veya ispat zorluğu çekilmediği halde çekin keşide tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle alacağı tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı tarafın müracaat borçlularına başvurup başvurmadığı ve başvurmuşsa akıbetinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Bu itibarla, mahkemece yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde davalının eylemleri nedeniyle bir zarar meydana gelip gelmediğinin araştırılması ve oluşacak sonuç neticesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazları ile davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 13/03/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/171054400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz