YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5218 E. 2023/5220 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
husumet yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ hukuki yarar↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli ve markada konumlandırılış şekli göz önünde bulundurulduğunda 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kalan bir kullanım olduğu ve bunun da kötüniyetli başvuru olduğunu göstermediği ve kötüniyetin gerekçesi olarak gösterilen Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava gerekçe gösterilmiş ise de Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/7 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulmuş olduğu ve raporda davalının KTS ibaresini kullanımının 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kullanım olduğu kullanımın kötü niyetten kaynaklanmadığı davalının KTS ibaresini potasyum tiyosülfat için bir kısaltma olacak şekilde kullandığı, iyi niyetli bir kullanım olduğunun bilirkişilerce tespit edilmiş olduğu, bu nedenle taraflar arasında görülen bu davaya dayanılarak davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; KTS markasının kimyasal kısaltma olduğu ve hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesi ile 2 ayrı firma tarafından ayrı ayrı tarihte ve ayrı ayrı mahkemelerde açılan davalar neticesinde müvekkile ait KTS ibaresinin, marka olma niteliği taşıdığı hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığının Yargıtay incelemesinden de geçen, iki ayrı mahkeme kararı ile sabit olduğunu, KTS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya iltibas tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, taraf markaları gerek ihtiva ettikleri KTS ibaresi ve gerekse emtia listesinin benzer olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Davacının adına tescilli markası KTS, davalının dava konusu marka başvurusu AGROFOL 420-KTS ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu AGROFOL 420-KTS ibareli markanın 01. sınfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.” ürün ve hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu, davacıya ait itiraza mesnet KTS ibareli markanın 01. sınıfta yer alan “Potasyum tiyosülfat içeren gübre solusyonları” ürün ve hizmetleri yönünden tescilli olduğu anlaşılmaktadır. YİDK tarafından "gübreler ve topraklar " malları için taraf markaları arasında iltibas bulunduğu kabul edilmiş, kalan kısım yönünden itirazın reddine karar verilmiştir. Mahkemece de markalar arasında iltibas bulunmadığı ve kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Dava konusu ''KTS'' ibaresinin Latince kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının kabulü gerekmektedir. Tüketici gözünde KTS ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen KTS ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası yönünden davacı markası ile iltibas oluşturduğunun kabulü gerekirken mahkemece iltibas oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/373 E. 2019/3442 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:marka hakkına tecavüz · ilan · haksız rekabet
Benzer bu kararda… -KTS” şeklindeki ibare esas alınarak her iki markanın benzer mallar kapsadığı, karıştırılma ihtimallerinin bulunduğu, davalının bu yöndeki kullanımlarının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının “KTS” ibareli markası hakkındaki davalı yanca açılan hükümsüzlük davasının reddine dair verilen kararı kesinleştiği, kullanıcılar nezdinde “KTS” ibaresinin gübre solüsyonları için marka haline geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli 99/13286 sayılı “KTS” ibareli markaya vaki tecavüzün tespiti ile önlenmesine, men'ine, tecavüz teşkil eden her türkü ürünün, tanıtım gereçlerinin kaldırılarak toplatılmasına, imhasına, kararın «ilanına», davalının davacıya ait “KTS” markasını kullanması fiilinin haksız olduğunun tespitine, 876,39 TL maddi, 5000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işle …
Dava, «marka hakkına tecavüzün», «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ref’i, tanıtım ve üretim araçlarının toplatılması, imhası, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkemece, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7260 E. 2023/1728 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli …
… TS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğ …
YİDK tarafından "gübreler ve topraklar " malları için taraf markaları arasında «iltibas» bulunduğu kabul edilmiş, kalan kısım yönünden itirazın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · vekalet ücreti takdiri · şikayet · hakkaniyet · reeskont faizi · marka hakkına tecavüz · bilirkişi incelemesi · maddi tazminat
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince beş yıldır söz konusu ürün, üretilip satışa sunulmadığından müvekkili aleyhine «maddi tazminata» hükmedilmesinin doğru olmadığını, «bilirkişi incelemesi» ile de bu durumun sübut bulduğunu, aynı iddia nedeniyle müvekkili hakkında «şikayette» bulunulduğunu, Cumhuriyet Savcılığınca «kovuşturmaya yer olmadığına» karar verildiğini, üretimi ve satışı yapılmayan bir ürün nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, "KTS" ibaresinin bir kısaltma olarak kullanıldığını, bu nedenle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, bu ibarenin marka olma vasfının da bulunmadığını, bu durumda davacının «marka hakkına tecavüzden» söz edilemeyeceğini, mahkemece müvekkili aleyhine fazla «vekalet ücreti takdir» edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Şti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Hukuk Dairesi'nin 27.11.2019 tarih, 2019/264-7545 E.K. sayılı ilamı), Mahkemece tespit edilen «maddi tazminatın» 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «hakkaniyete» uygun bulunduğu, takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun görüldüğü, somut olayda objektif dava birleşmesinin olduğu ve b …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/16 E. 2018/5974 K.
Ortak:taşıyan
Benzer bu kararda… potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları mal ve hizmetler) kapsayacak şekilde 13.08.1999 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin 25/11/2010 tarihinde sicile «kaydının» yapıldığı, faaliyet konularının "Her türlü tarımsal ve hayvansal ürünlerin alım-satımını ve bayiliğini, gıda ürünlerinin bayiliğini yapmak, toprak, çim, gübre gibi çeşitli zirai ürünlerin alım satımını, ithalat-ihracatını ve bu ürünlerin taşımacılığını ve nakliyeciliğini yapmak, bununla ilgili çimleme ve sulama sistemleri yapmak..." olduğu, bu anlamda davalı faaliyet alanının davacı şirkete ait markadaki 1. sınıftaki bir kısım emtiayı da kapsadığı, tanınmış marka sahibi davacının marka tescilinin davalı «ticaret unvanının» tescilinden önce olduğu, davalının yargılama sırasında ticaret sicilindeki unvanını "..." olarak 05 ve 31. sınıftaki emtiaları kapsayacak şekilde marka olarak tescil ettirmiş olmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eyleminin, davacı adına ... nezdinde 99/0132286 marka no'su tescilli "..." ibareli markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin «ticaret sicil» kaydından silinmesine, «haksız rekabetin» ve markaya tecavüzün men’ine, tecavüz oluşturan markayı «taşıyan» her türlü ticari evrak, tanıtma vasıtaları, tabela vb. gibi yerlerde ve davalının web sitesinde mevcut olan "..." ibaresinin çıkartılmasına, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · marka hakkına tecavüz · uyuşmazlık konusu · ticaret sicili · ilan · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu kararda… potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları mal ve hizmetler) kapsayacak şekilde 13.08.1999 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin 25/11/2010 tarihinde sicile «kaydının» yapıldığı, faaliyet konularının "Her türlü tarımsal ve hayvansal ürünlerin alım-satımını ve bayiliğini, gıda ürünlerinin bayiliğini yapmak, toprak, çim, gübre gibi çeşitli zirai ürünlerin alım satımını, ithalat-ihracatını ve bu ürünlerin taşımacılığını ve nakliyeciliğini yapmak, bununla ilgili çimleme ve sulama sistemleri yapmak..." olduğu, bu anlamda davalı faaliyet alanının davacı şirkete ait markadaki 1. sınıftaki bir kısım emtiayı da kapsadığı, tanınmış marka sahibi davacının marka tescilinin davalı «ticaret unvanının» tescilinden önce olduğu, davalının yargılama sırasında ticaret sicilindeki unvanını "..." olarak 05 ve 31. sınıftaki emtiaları kapsayacak şekilde marka olarak tescil ettirmiş olmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eyleminin, davacı adına ... nezdinde 99/0132286 marka no'su tescilli "..." ibareli markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin «ticaret sicil» kaydından silinmesine, «haksız rekabetin» ve markaya tecavüzün men’ine, tecavüz oluşturan markayı «taşıyan» her türlü ticari evrak, tanıtma vasıtaları, tabela vb. gibi yerlerde ve davalının web sitesinde mevcut olan "..." ibaresinin çıkartılmasına, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının işbu dava açıldıktan sonra gerçekleşen marka tescilinin 31 sınıf emtiayı kapsamasına, «uyuşmazlık konusu» «marka hakkına tecavüz» eyleminin davacı adına tescilli 99/013286 nolu markanın kapsadığı 1. sınıftaki “potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları” ürünlerine yönelik olarak anlaşılacağının tabii bulunmasına ve davalının «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğünü anılan 1. sınıf ürünler bakımından markasal kullanımının 556 sayılı KHK 9. ve 61. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturmasına göre, da …
Bu bakımdan, davalı «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğü olan ... ibaresinin kullanımının 6102 sayılı ...’nın 54. ve devamı maddeleri kapsamında «dürüstlük kurallarına» aykırı ve karışıklığa yol açmak suretiyle «haksız rekabet» oluşturacak bir ibare olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
556 sayılı KHK 9. ve 61. maddeleri uyarınca markasal bir kullanım oluşturmamak kaydıyla, tescilli «ticaret unvanının» sicile tescil edildiği hali ile kullanılması «marka hakkına tecavüz» oluşturmaz.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7226 E. 2024/3373 K.
Ortak:kötüniyet · iltibas
İncelediğiniz kararda… sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli …
Mahkemece de markalar arasında «iltibas» bulunmadığı ve «kötüniyetin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… TS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğ …
Benzer bu kararda… zer/ilişkili olduğu ve markalar arasında işbu mallar bakımından 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «iltibas» ihtimali ve 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümsüzlük nedeni bulunduğu, «kötüniyetin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı adına tescilli 2012/97882 sayılı "..." ibareli markanın tescilli olduğu "01. sınıfta tarım, bahçecil …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihbar şartı · kâr kaybı · ihbar · zamanaşımı
Benzer bu kararda… da söz konusu ibarenin tanımlayıcı olmadığının kabul edildiği, davalının bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davacının sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradı ileri sürülmüş ise de 6769 sayılı Kanun'un 25 inci maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen koşulların oluşmadığı, davalı vekilince yargılama aşamasında davanın TÜRKPATENT'e «ihbarını» talep etmiş olup marka hükümsüzlüğü talebiyle açılan bu dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 61 inci maddesinde düzenlenen davanın «ihbarı şartlarının» gerçekleşmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kötü niyetle 5 yıllık «zamanaşımı» süresi geçtikten sonra açıldığını, davacının yıllarca davalıya ait markaya sessiz kaldığını, markalarında yer alan "..." ibaresinin ürünün içeriğinde bulunan potasyom tiyo sülfatın kimyasal sembolü olduğunu, bu nedenle kimsenin tekeline verilemeyeceğini, tarafların ürünlerinin özellikleri ve renklerinin farklı olduğunu ve üretici çiftçiler tarafından bu özelliklere göre tercih yapıldığını, müvekkilinin kötü niyetle davacının markasını kullanma gayreti bulunmadığını, davanın Türk Patent ve Marka Kurumuna (TÜRKPATENT) «ihbar» edilmesi talepleri hakkında da bir karar verilmediğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
-
Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet | Men'i dava | Haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2849 E. 2024/5241 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz kararda… sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli …
… TS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğ …
YİDK tarafından "gübreler ve topraklar " malları için taraf markaları arasında «iltibas» bulunduğu kabul edilmiş, kalan kısım yönünden itirazın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı taraf markasına "HBL" ibaresini eklemiş olsa da markadaki baskın unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, davalının bu eyleminin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, «iltibas» yarattığını, müvekkilini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu ileri sürerek, davalı şirketin "KTS" markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında vb. yerlerde kullanmasının, haksız olduğunun hükmen tespitine ve davalının böylece vaki «haksız rekabetinin» men’ine, davalının, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzeri mallar ve hizmetler üzerinde "KTS" markalarını dava edilen şekliyle kullan …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, «yenilenmediğini» ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan «delil tespitinde» de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, «iltibas» riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ist …
… r kısaltma olduğunu, zayıf ve tamamlayıcı bir unsur olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, söz konusu ürünün satışta olmadığını, davadan önce müvekkiline «ihtarname» ile uyarı yapılmadığını, çiftçilerin kullandıkları ürünle ilgili bilgi sahibi olduğunu, bu sebeple «iltibas» riskinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · yenileme · marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtarname · haksız rekabet · dahili dava
Benzer bu kararda… ğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı taraf markasına "HBL" ibaresini eklemiş olsa da markadaki baskın unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, davalının bu eyleminin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, «iltibas» yarattığını, müvekkilini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu ileri sürerek, davalı şirketin "KTS" markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında vb. yerlerde kullanmasının, haksız olduğunun hükmen tespitine ve davalının böylece vaki «haksız rekabetinin» men’ine, davalının, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzeri mallar ve hizmetler üzerinde "KTS" markalarını dava edilen şekliyle kullan …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, «yenilenmediğini» ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan «delil tespitinde» de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, «iltibas» riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ist …
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti, meni ve refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5218 E. , 2023/5220 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2013/143 Esas, 2016/105 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili adına KTS markasının tescilli olduğunu, KTS markasına ilişkin olarak Türkiye dışında 8 ayrı ülkede tescillerinin bulunduğunu, davalı şirketin 01. sınıfta kullanılmak üzere AGROFOL 420-KTS ibareli markanın tescili için yaptığı müracaatın TPMK tarafından kabul edildiğini, başvuruya yaptıkları itiraz üzerine davalı şirketin marka başvurusunun “gübreler ve topraklar” dışında kalan hizmetler için tesciline karar verildiğini, davalı şirket başvurusunun kısmen reddine ilişkin kararın yerinde olduğunu, YİDK kararının “gübreler ve topraklar” dışında kalan emtianın tescili yolundaki kararının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve emsal yargı kararlarına aykırı olduğunu, müvekkili adına tescilli KTS esas unsurlu markaların her türlü gübre solüsyonları ile tarım ve bahçecilikte kullanılan verimi ve üretim miktarını arttırmaya yönelik kimyasal solüsyonlar emtiasında kullanılmakta olduğunu ve bu nevi ürünleri Türkiye pazarına ilk defa sunan firma olması nedeniyle sektördeki pek çok işletme ve tüketici tarafından bilinen bir kuruluş olması nedeniyle davalı adına işlem gören markanın müvekkilinin markalarının türevi gibi algılanacağını, müvekkilinin markaları ile dava konusu markanın benzer olduğunu, ihtilafın;
davacı adına tescilli KTS markasının emtia listesini oluşturan “gübreler, topraklar” malları ile TPMK'nın davalı şirket adına tesciline karar verdiği emtiadan “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiasının benzer mal olup olmadığı olduğunu, müvekkili adına tescilli KTS markasının emtia listesini oluşturan gübrelerin esas itibariyle sıvı gübre solüsyonları olduğunu, bilinen anlamda katı gübre olmadığını, dolayısıyla sıvı gübre solüsyonlarının tarım ve bahçecilikte kullanılan kimyasallardan olduğunu, aynı tüketici kitlesine hitap eden, aynı tür marketlerde satılan, aynı raflarda yer alan, birbirini tamamlayan, benzer ihtiyaçları gidermede kullanılan, dağıtım ve sunum kanalları ortak olan ürünlerin söz konusu olduğunu, açılan ceza davası ile Tektar Tarım’ın müvekkiline ait KTS markasını kullanmasının 556 sayılı KHK’ya aykırı olduğu, bu sebeple Tektar Tarım firması yetkilisinin cezalandırılmasına karar verildiğini, davalı şirketin haklarında açtıkları davadan sonra AGROFOL 420 – KTS markasının tescili için başvuruda bulunmasının kötü niyetli olduğunu, TPMK’nın usule ve yasaya aykırı kararının iptalinin gerektiğini, huzurdaki davanın açıldığı tarihte davalı şirketin noksan evrak ikmal süresi içinde bulunduğunu, davanın açılmasına sebep veren eylemin davalı şirketin eylemi olduğunu, KTS ibaresinin kimyasal kısaltma olmadığını, marka olma niteliğini taşıyan bir ibare olduğunu iddia ederek davalı TPMK'nın 2013-M-387 karar numaralı YİDK kararının davalı şirket markasının “gübreler ve topraklar” dışında kalan emtialar için tescilin devamına dair olan kısmının iptaline, davalı şirket markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası için tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, YİDK kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, tescil işlemlerinin devamına karar verilen mal ve hizmetler yönünden markanın tescil edilmediğini bu nedenle davalı şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, tescil edilmeyen bir markanın hükümsüzlüğünün talep edilmesinin mümkün olmadığını, marka tescil edilmediğinden YİDK kararının da bir hükmünün kalmadığını, bu nedenle husumet yokluğu, hukuki yarar yokluğu ve davanın konusuz olması nedeni ile reddi gerektiğini, KTS ibaresinin K2S2O3 formülünün kısaltılmış şekli olduğunu, KTS ibaresinin Potasyum Tiyosülfat’ın kısaltması olarak tüm dünyada bilinip kullanıldığını, ticaret alanında kullanımı herkese açık olan bu ibarenin tek başına marka olarak tescil edilmesinin 556 sayılı KHK kapsamında mümkün olmadığını, ürün içeriğini belirtmek adına KTS ibaresinin bu içerikli tüm ürünlerin ambalajı üzerine yazılmasının ve kullanılmasının aynı zamanda yasal zorunluluk olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını ve markaların bir bütün olarak ele alınması gerektiğini, taraf markaları arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, bir markanın birden fazla ülkede tescilli olmasının tanınmışlık anlamına gelmeyeceğini ve davacı markasının tanınmış marka kriterlerini taşımadığını, YİDK kararı ile itirazlarının kısmen kabul edilip benzer olmayan sınıflar yönünden başvurunun devamına karar verildiğini, tesciline karar verilen mal ve hizmetlerin davacının mal ve hizmetlerinden farklı olduğunu savunarak davanın hukuki yarar yokluğu ve konusuz olması nedeniyle reddine, YİDK kararının yerinde olması nedeniyle davanın ayrıca reddine, markaların benzer olmaması ve iltibas şartlarının oluşmaması nedeniyle davanın ayrıca reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibas tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın kötüniyetli bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli ve markada konumlandırılış şekli göz önünde bulundurulduğunda 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kalan bir kullanım olduğu ve bunun da kötüniyetli başvuru olduğunu göstermediği ve kötüniyetin gerekçesi olarak gösterilen Antalya 3.
Asliye Hukuk Mahkemesine açılan dava gerekçe gösterilmiş ise de Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/7 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunun dosyaya sunulmuş olduğu ve raporda davalının KTS ibaresini kullanımının 556 sayılı KHK'nın 12 nci maddesi kapsamında kullanım olduğu kullanımın kötü niyetten kaynaklanmadığı davalının KTS ibaresini potasyum tiyosülfat için bir kısaltma olacak şekilde kullandığı, iyi niyetli bir kullanım olduğunun bilirkişilerce tespit edilmiş olduğu, bu nedenle taraflar arasında görülen bu davaya dayanılarak davalı başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; KTS markasının kimyasal kısaltma olduğu ve hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesi ile 2 ayrı firma tarafından ayrı ayrı tarihte ve ayrı ayrı mahkemelerde açılan davalar neticesinde müvekkile ait KTS ibaresinin, marka olma niteliği taşıdığı hükümsüz kılınmasının mümkün olmadığının Yargıtay incelemesinden de geçen, iki ayrı mahkeme kararı ile sabit olduğunu, KTS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya iltibas tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu, taraf markaları gerek ihtiva ettikleri KTS ibaresi ve gerekse emtia listesinin benzer olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
556 sayılı KHK 8 inci maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Davacının adına tescilli markası KTS, davalının dava konusu marka başvurusu AGROFOL 420-KTS ibaresinden oluşmaktadır. Dava konusu AGROFOL 420-KTS ibareli markanın 01. sınfta yer alan “Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. İşlenmemiş suni reçineler ve işlenmemiş plastikler. Gübreler ve topraklar. Yangın söndürücü maddeler. Ev ve kırtasiye amaçlı olmayan yapıştırıcılar.” ürün ve hizmetler yönünden tescil başvurusunda bulunulduğu, davacıya ait itiraza mesnet KTS ibareli markanın 01. sınıfta yer alan “Potasyum tiyosülfat içeren gübre solusyonları” ürün ve hizmetleri yönünden tescilli olduğu anlaşılmaktadır. YİDK tarafından "gübreler ve topraklar " malları için taraf markaları arasında iltibas bulunduğu kabul edilmiş, kalan kısım yönünden itirazın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece de markalar arasında iltibas bulunmadığı ve kötüniyetin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2.Dava konusu ''KTS'' ibaresinin Latince kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde kesin bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandığının kabulü gerekmektedir. Tüketici gözünde KTS ibaresinin piyasada bulunan gübre solüsyonları için marka haline geldiği, davalının her şeye rağmen KTS ibaresini ürünün özü hakkında bilgi veren teknik bir ibare olarak kullanabilmesi olasılığı var ise de, bu kullanımın dava konusu edilen ölçekte ve biçimde olmayıp ancak, tüketicilere, alıcılara, ambalaj üzerinde markasal olmayan tarzda ve bilgi verici metin içinde gerçekleşebileceği, bu itibarla, davalının dava konusu edilen markasının “tarım, bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar” emtiası yönünden davacı markası ile iltibas oluşturduğunun kabulü gerekirken mahkemece iltibas oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
21.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1003475200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz