Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7260 E. 2023/1728 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kovuşturmaya yer olmadığına dair karar↗ vekalet ücreti takdiri↗ vekâlet ücreti↗ şikayet↗ hakkaniyet↗ reeskont faizi↗ marka hakkına tecavüz↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ kusur↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/319 E., 2019/319 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin, her türlü gübre solüsyonları ile tarım ve bahçecilikte kullanılan verimi ve üretim miktarını arttırmaya yönelik kimyasal solüsyonların imalatı ve satışı ile iştigal eden, tanınmış bir şirket olduğunu, 99/013286, 2011/108974, 2013/108034 sayı ile Türkiye’de tescilli "KTS" ibareli markalarının bulunduğunu, KTS markalı ürünlerini 1994 yılından bu yana Tessenderlo Agrochem Tarım ve Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya iltibas yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "KTS" ibaresinin, Potasyum Tiyosülfatın kısaltılması olduğunu, marka vasfının bulunmadığını, bu sebeple artık tek başına "KTS" ibaresinin marka olarak tescil edilmediğini, müvekkilinin 05.05.2011 tarihinde 5 yıl geçerli olmak üzere Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünden Kimyevi Gübre Tescil Belgesi ile "VOLAGRO KTS" ibareli markanın tescilini yaptırdığını, müvekkili firmanın KTS ibaresini Potasyum Tiyosülfat gübresi içeriğini yazmak amacıyla kullandığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, kullanılan markanın davacı firmanın markasının aynısı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek kadar benzeri de olmadığını, müvekkili firmanın 5 yıldır bu ürünün ne üretimini ne de satışını yaptığını, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğunu, müvekkilinin bu ürünle ilgili bir ticari kazancı bulunmadığını, davacının maddi bir zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre "www.volertarim.com” adlı web sitesinde, "VOLAGRO KTS" ibarelerinin "potasyum tiyosülfat" ürünü üzerinde markasal nitelikte kullanıldığı, web sitesindeki kullanım şekli itibariyle "VOLAGRA" ibaresinin davalı şirketin çatı markası olduğu, web sitesindeki bu kullanımın, davacı adına aynı ürün için tescilli bulanan 99/013286 sayılı "KTS" ibareli markayla karışıklığa neden olabilecek düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle iltibas yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile kusurun ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, maddi tazminatın 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince beş yıldır söz konusu ürün, üretilip satışa sunulmadığından müvekkili aleyhine maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi incelemesi ile de bu durumun sübut bulduğunu, aynı iddia nedeniyle müvekkili hakkında şikayette bulunulduğunu, Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, üretimi ve satışı yapılmayan bir ürün nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, "KTS" ibaresinin bir kısaltma olarak kullanıldığını, bu nedenle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, bu ibarenin marka olma vasfının da bulunmadığını, bu durumda davacının marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, mahkemece müvekkili aleyhine fazla vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının "VOLAGRO KTS" ibaresinin gübre emtiası üzerindeki kullanımının, davacının 99/013286 sayılı “KTS” ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, içinde ziraat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, "KTS" ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı adı olmadığının açıklandığı, Yargıtay denetiminden geçen başka dava dosyalarında da söz konusu ibarenin tanımlayıcı olmadığının kabul edildiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/2165 E., 2018/7628 K. ve 2017/5140 E., 2019/1782 K. sayılı ilamları), dolayısıyla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça söz konusu ürünün beş yıldır üretilmediği ve satılmadığı, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunulmuş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin atfıyla somut olaya uygulanması gereken 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, davalının web sitesindeki kullanımının markaya tecavüz oluşturduğu, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunmasına da itibar edilemeyeceği, dolayısıyla bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, ürünün satışı yapılmasa dahi markaya tecavüz ve haksız rekabetin varlığı halinde, hak sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulünün gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.11.2019 tarih, 2019/264-7545 E.K. sayılı ilamı), Mahkemece tespit edilen maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkaniyete uygun bulunduğu, takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun görüldüğü, somut olayda objektif dava birleşmesinin olduğu ve bu itibarla üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin atfıyla somut olaya uygulanması gereken 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/373 E. 2019/3442 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz», «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… -KTS” şeklindeki ibare esas alınarak her iki markanın benzer mallar kapsadığı, karıştırılma ihtimallerinin bulunduğu, davalının bu yöndeki kullanımlarının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının “KTS” ibareli markası hakkındaki davalı yanca açılan hükümsüzlük davasının reddine dair verilen kararı kesinleştiği, kullanıcılar nezdinde “KTS” ibaresinin gübre solüsyonları için marka haline geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli 99/13286 sayılı “KTS” ibareli markaya vaki tecavüzün tespiti ile önlenmesine, men'ine, tecavüz teşkil eden her türkü ürünün, tanıtım gereçlerinin kaldırılarak toplatılmasına, imhasına, kararın «ilanına», davalının davacıya ait “KTS” markasını kullanması fiilinin haksız olduğunun tespitine, 876,39 TL maddi, 5000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işle …
Dava, «marka hakkına tecavüzün», «haksız rekabetin» tespiti, men’i, ref’i, tanıtım ve üretim araçlarının toplatılması, imhası, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Mahkemece, davalının kullanımının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilan
Benzer bu kararda… -KTS” şeklindeki ibare esas alınarak her iki markanın benzer mallar kapsadığı, karıştırılma ihtimallerinin bulunduğu, davalının bu yöndeki kullanımlarının davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının “KTS” ibareli markası hakkındaki davalı yanca açılan hükümsüzlük davasının reddine dair verilen kararı kesinleştiği, kullanıcılar nezdinde “KTS” ibaresinin gübre solüsyonları için marka haline geldiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli 99/13286 sayılı “KTS” ibareli markaya vaki tecavüzün tespiti ile önlenmesine, men'ine, tecavüz teşkil eden her türkü ürünün, tanıtım gereçlerinin kaldırılarak toplatılmasına, imhasına, kararın «ilanına», davalının davacıya ait “KTS” markasını kullanması fiilinin haksız olduğunun tespitine, 876,39 TL maddi, 5000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işle …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/16 E. 2018/5974 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz», «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları mal ve hizmetler) kapsayacak şekilde 13.08.1999 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin 25/11/2010 tarihinde sicile «kaydının» yapıldığı, faaliyet konularının "Her türlü tarımsal ve hayvansal ürünlerin alım-satımını ve bayiliğini, gıda ürünlerinin bayiliğini yapmak, toprak, çim, gübre gibi çeşitli zirai ürünlerin alım satımını, ithalat-ihracatını ve bu ürünlerin taşımacılığını ve nakliyeciliğini yapmak, bununla ilgili çimleme ve sulama sistemleri yapmak..." olduğu, bu anlamda davalı faaliyet alanının davacı şirkete ait markadaki 1. sınıftaki bir kısım emtiayı da kapsadığı, tanınmış marka sahibi davacının marka tescilinin davalı «ticaret unvanının» tescilinden önce olduğu, davalının yargılama sırasında ticaret sicilindeki unvanını "..." olarak 05 ve 31. sınıftaki emtiaları kapsayacak şekilde marka olarak tescil ettirmiş olmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eyleminin, davacı adına ... nezdinde 99/0132286 marka no'su tescilli "..." ibareli markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin «ticaret sicil» kaydından silinmesine, «haksız rekabetin» ve markaya tecavüzün men’ine, tecavüz oluşturan markayı «taşıyan» her türlü ticari evrak, tanıtma vasıtaları, tabela vb. gibi yerlerde ve davalının web sitesinde mevcut olan "..." ibaresinin çıkartılmasına, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının işbu dava açıldıktan sonra gerçekleşen marka tescilinin 31 sınıf emtiayı kapsamasına, «uyuşmazlık konusu» «marka hakkına tecavüz» eyleminin davacı adına tescilli 99/013286 nolu markanın kapsadığı 1. sınıftaki “potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları” ürünlerine yönelik olarak anlaşılacağının tabii bulunmasına ve davalının «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğünü anılan 1. sınıf ürünler bakımından markasal kullanımının 556 sayılı KHK 9. ve 61. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturmasına göre, da …
556 sayılı KHK 9. ve 61. maddeleri uyarınca markasal bir kullanım oluşturmamak kaydıyla, tescilli «ticaret unvanının» sicile tescil edildiği hali ile kullanılması «marka hakkına tecavüz» oluşturmaz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dürüstlük kuralı · ticaret unvanı · uyuşmazlık konusu · ticaret sicili · taşıyan · ilan · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları mal ve hizmetler) kapsayacak şekilde 13.08.1999 tarihinde tescil edildiği, davalı şirketin 25/11/2010 tarihinde sicile «kaydının» yapıldığı, faaliyet konularının "Her türlü tarımsal ve hayvansal ürünlerin alım-satımını ve bayiliğini, gıda ürünlerinin bayiliğini yapmak, toprak, çim, gübre gibi çeşitli zirai ürünlerin alım satımını, ithalat-ihracatını ve bu ürünlerin taşımacılığını ve nakliyeciliğini yapmak, bununla ilgili çimleme ve sulama sistemleri yapmak..." olduğu, bu anlamda davalı faaliyet alanının davacı şirkete ait markadaki 1. sınıftaki bir kısım emtiayı da kapsadığı, tanınmış marka sahibi davacının marka tescilinin davalı «ticaret unvanının» tescilinden önce olduğu, davalının yargılama sırasında ticaret sicilindeki unvanını "..." olarak 05 ve 31. sınıftaki emtiaları kapsayacak şekilde marka olarak tescil ettirmiş olmasının sonuca etkili bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalı eyleminin, davacı adına ... nezdinde 99/0132286 marka no'su tescilli "..." ibareli markasına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, davalının ticaret unvanındaki "..." ibaresinin «ticaret sicil» kaydından silinmesine, «haksız rekabetin» ve markaya tecavüzün men’ine, tecavüz oluşturan markayı «taşıyan» her türlü ticari evrak, tanıtma vasıtaları, tabela vb. gibi yerlerde ve davalının web sitesinde mevcut olan "..." ibaresinin çıkartılmasına, kararın «ilanına» karar verilmiştir.
… değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve davalının işbu dava açıldıktan sonra gerçekleşen marka tescilinin 31 sınıf emtiayı kapsamasına, «uyuşmazlık konusu» «marka hakkına tecavüz» eyleminin davacı adına tescilli 99/013286 nolu markanın kapsadığı 1. sınıftaki “potasyum tiyosülfat içeren gübre solüsyonları” ürünlerine yönelik olarak anlaşılacağının tabii bulunmasına ve davalının «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğünü anılan 1. sınıf ürünler bakımından markasal kullanımının 556 sayılı KHK 9. ve 61. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturmasına göre, da …
Bu bakımdan, davalı «ticaret unvanının» kılavuz sözcüğü olan ... ibaresinin kullanımının 6102 sayılı ...’nın 54. ve devamı maddeleri kapsamında «dürüstlük kurallarına» aykırı ve karışıklığa yol açmak suretiyle «haksız rekabet» oluşturacak bir ibare olup olmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekir.
556 sayılı KHK 9. ve 61. maddeleri uyarınca markasal bir kullanım oluşturmamak kaydıyla, tescilli «ticaret unvanının» sicile tescil edildiği hali ile kullanılması «marka hakkına tecavüz» oluşturmaz.
-
Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet | Men'i dava | Haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2849 E. 2024/5241 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz karardaŞti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «marka hakkına tecavüz», «haksız rekabetin» tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… ğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı taraf markasına "HBL" ibaresini eklemiş olsa da markadaki baskın unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, davalının bu eyleminin «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, «iltibas» yarattığını, müvekkilini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu ileri sürerek, davalı şirketin "KTS" markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında vb. yerlerde kullanmasının, haksız olduğunun hükmen tespitine ve davalının böylece vaki «haksız rekabetinin» men’ine, davalının, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzeri mallar ve hizmetler üzerinde "KTS" markalarını dava edilen şekliyle kullan …
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti, meni ve refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, «yenilenmediğini» ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan «delil tespitinde» de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, «iltibas» riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ist …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · yenileme · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtarname · dahili dava
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, «yenilenmediğini» ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan «delil tespitinde» de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, «iltibas» riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini ist …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… nin ortak olarak yer almasından kaynaklı yüksek derecede bir görsel ve işitsel benzerlik bulunmakta olup bu haliyle davalının kullanımı ilişkilendirilme ihtimali de «dahil» karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiği, "KTS" ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı ad olmadığı, hükme esas alınan Yargıtay 11.
… r kısaltma olduğunu, zayıf ve tamamlayıcı bir unsur olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, söz konusu ürünün satışta olmadığını, davadan önce müvekkiline «ihtarname» ile uyarı yapılmadığını, çiftçilerin kullandıkları ürünle ilgili bilgi sahibi olduğunu, bu sebeple «iltibas» riskinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddini istemiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5218 E. 2023/5220 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaŞti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya «iltibas» yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
… k düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle «iltibas» yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile «kusurun» ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, «maddi tazminatın» 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin «hakkaniyete» uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü «ibraz» olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli …
… TS ibaresinin müvekkil adına tescilli ve yasal korumaya haiz olup, işbu markanın müvekkilin izni ve onayı olmaksızın, bu marka ile ürün imalatı, satışa arzı ve/veya «iltibas» tehlikesi yaratacak şekilde tescile konu edilmesi 556 sayılı KHK hükümlerine aykırılık teşkil ettiği, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğ …
YİDK tarafından "gübreler ve topraklar " malları için taraf markaları arasında «iltibas» bulunduğu kabul edilmiş, kalan kısım yönünden itirazın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · ayırt edicilik · kesin hüküm
Benzer bu kararda2.Dava konusu ''KTS'' ibaresinin Latince kimyasal ürün isminin kısaltması olarak algılanmasına karşılık, tanımlayıcı işaret sayılması yönünde «kesin» bir görüş oluşmadığı, bununla birlikte, bu işaretin bir an için tanımlayıcı olduğu kabul edilmiş olsa bile, markanın başvuru tarihi olan 1999 ve tescil tarihi olan 2001 tarihinden bu yana kullanım yoluyla «ayırt edicilik» kazandığının kabulü gerekmektedir.
… sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirket marka başvurusu ile davacı markası arasında 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında «iltibas» tehlikesi bulunmadığı, davacının itiraz aşamasında dayandığı tanınmışlık iddiasını ispat edemediği, dava konusu başvuruda davacı markasının ürün içeriğini gösterir şekilde kullanımının olması nedeniyle başvurunun kötü niyetli bir başvuru olmadığı yalnızca benzer marka başvurusunda bulunmanın «kötüniyetli» bir başvuru olduğunu ispata yeterli olmadığı gibi davalı başvurusunun da davacı markasına benzer olmadığı ve davacı markasının davalı başvurusundaki kullanım şekli …
Mahkemece de markalar arasında «iltibas» bulunmadığı ve «kötüniyetin» ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7260 E. , 2023/1728 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1451 Esas, 2021/768 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/319 E., 2019/319 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz, haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin, her türlü gübre solüsyonları ile tarım ve bahçecilikte kullanılan verimi ve üretim miktarını arttırmaya yönelik kimyasal solüsyonların imalatı ve satışı ile iştigal eden, tanınmış bir şirket olduğunu, 99/013286, 2011/108974, 2013/108034 sayı ile Türkiye’de tescilli "KTS" ibareli markalarının bulunduğunu, KTS markalı ürünlerini 1994 yılından bu yana Tessenderlo Agrochem Tarım ve Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti. eliyle Türkiye pazarında sattığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu bilen davalının, müvekkiline ait KTS markalarının aynısını ve/veya iltibas yaratacak düzeyde çok yakın benzerlerini imal edip "www.volertarim.com" adlı internet sitesinde satışa arz ettiğini, bu durumun mahkeme eliyle tespit edildiğini, tespit dosyasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının, müvekkiline ait "KTS" markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunun ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespit edildiğini, davalı her ne kadar kanunu dolanmak gayesi ile KTS ibaresinin önüne "VOLAGRO " ibaresini eklemiş ise de büyük puntolarla ve baskın şekilde kullanılan "KTS" ibaresinin asli unsur olarak kullanıldığını, ayrıca davalının bu ürünleri satmasını sağlayan unsurun da ürün ambalajlarında yer alan "KTS" ibaresi olduğunu, davalı tarafın, KTS markasının davacıya ait olduğunu bile bile sırf davacının markasının tanınmışlığından istifade etmek gayesiyle kötü niyetle taklit markalı malları imal edip satışa sunduğunu, davalının bu eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, davalı eylemlerinin haksız olduğunun tespitine, haksız rekabetin ve markaya tecavüzün men ve refine, 1.000,00 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; "KTS" ibaresinin, Potasyum Tiyosülfatın kısaltılması olduğunu, marka vasfının bulunmadığını, bu sebeple artık tek başına "KTS" ibaresinin marka olarak tescil edilmediğini, müvekkilinin 05.05.2011 tarihinde 5 yıl geçerli olmak üzere Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğünden Kimyevi Gübre Tescil Belgesi ile "VOLAGRO KTS" ibareli markanın tescilini yaptırdığını, müvekkili firmanın KTS ibaresini Potasyum Tiyosülfat gübresi içeriğini yazmak amacıyla kullandığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olmadığını, kullanılan markanın davacı firmanın markasının aynısı olmadığı gibi ayırt edilemeyecek kadar benzeri de olmadığını, müvekkili firmanın 5 yıldır bu ürünün ne üretimini ne de satışını yaptığını, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğunu, müvekkilinin bu ürünle ilgili bir ticari kazancı bulunmadığını, davacının maddi bir zararının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre "www.volertarim.com” adlı web sitesinde, "VOLAGRO KTS" ibarelerinin "potasyum tiyosülfat" ürünü üzerinde markasal nitelikte kullanıldığı, web sitesindeki kullanım şekli itibariyle "VOLAGRA" ibaresinin davalı şirketin çatı markası olduğu, web sitesindeki bu kullanımın, davacı adına aynı ürün için tescilli bulanan 99/013286 sayılı "KTS" ibareli markayla karışıklığa neden olabilecek düzeyde benzer olduğu, "KTS" ibaresinin doğrudan belirli bir gübre ürününün tanımlayıcı adı veya kısaltması olmadığı, dolayısıyla davalının eylemlerinin davacının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, "VOLAGRO KTS" markası altında ticari amaçlı satış yapılıp yapılmadığı hususunun web sitesinin kapsam ve içeriğinden anlaşılmadığı, davalının "KTS" veya "VOLAGRO KTS" şeklinde faturalandırması mevcut olmadığı gibi "potasyum tiyosülfat" ürününün de satışa konu olduğunun tespit edilemediği, bu haliyle iltibas yaratan işaretin kullanımı nedeniyle davacının ne kadar zarara uğradığının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı, davalının eylemlerinin devam ettiği süre, elde ettiği gelir, markanın gelirin oluşumuna etkisi, markanın bilinirliği, gücü, ihlalin boyutu ve niteliği, tarafların hal ve durumu, ihlal eyleminin gerçekleşme şekli ile kusurun ağırlığı, markanın ekonomik önemi, marka hakkına tecavüz edildiği anda geçerlilik süresi, ürünlerin orijinal olması gibi unsurlar nazara alınarak bir bedel belirlenmesi gerektiği, davalının markayı davacıdan izin ve lisans alarak kullanması halinde yıllık ödemek zorunda kalacağı rakamın taleple bağlı kalınarak takdiren 1.000,00 TL'den aşağı olmayacağı, maddi tazminatın 1.000,00 TL olarak belirlenmesinin hakkaniyete uygun olacağı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) hükümleri gereğince, marka hakkı tecavüze uğrayan marka sahibinin tecavüz fiilleri nedeniyle manevi tazminat isteyebileceği, eylemi gerçekleştirmede davalının kusurlu olduğu, tarafların ekonomik durumları, ihlâl olunan hakkın mahiyeti, tecavüzün etkileri, tecavüzün ulaştığı kitle, fiilin ve kusurun ağırlığı, paranın satın alma gücü ibraz olunan belgeler ve eylemin gerçekleştirilme biçimi karşısında 2.500,00 TL manevî tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin, davacıya ait KTS markasını ürün ambalajlarında ve web sayfalarında kullanmasının davacının markadan doğan hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin men ve ref'i ile ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi, 2.500,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilince beş yıldır söz konusu ürün, üretilip satışa sunulmadığından müvekkili aleyhine maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi incelemesi ile de bu durumun sübut bulduğunu, aynı iddia nedeniyle müvekkili hakkında şikayette bulunulduğunu, Cumhuriyet Savcılığınca kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, üretimi ve satışı yapılmayan bir ürün nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesinin de mümkün olmadığını, "KTS" ibaresinin bir kısaltma olarak kullanıldığını, bu nedenle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, bu ibarenin marka olma vasfının da bulunmadığını, bu durumda davacının marka hakkına tecavüzden söz edilemeyeceğini, mahkemece müvekkili aleyhine fazla vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalının "VOLAGRO KTS" ibaresinin gübre emtiası üzerindeki kullanımının, davacının 99/013286 sayılı “KTS” ibareli markasına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, içinde ziraat mühendisi bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi heyetince hazırlanan raporda, "KTS" ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı adı olmadığının açıklandığı, Yargıtay denetiminden geçen başka dava dosyalarında da söz konusu ibarenin tanımlayıcı olmadığının kabul edildiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/2165 E., 2018/7628 K. ve 2017/5140 E., 2019/1782 K. sayılı ilamları), dolayısıyla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, her ne kadar davalı tarafça söz konusu ürünün beş yıldır üretilmediği ve satılmadığı, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunulmuş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin atfıyla somut olaya uygulanması gereken 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, davalının web sitesindeki kullanımının markaya tecavüz oluşturduğu, ürünün internet sitesinden kaldırılmasının unutulduğu savunmasına da itibar edilemeyeceği, dolayısıyla bu yöndeki istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı, ürünün satışı yapılmasa dahi markaya tecavüz ve haksız rekabetin varlığı halinde, hak sahibinin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle maddi zarara uğradığının kabulünün gerektiği (Yargıtay 11.
Hukuk Dairesi'nin 27.11.2019 tarih, 2019/264-7545 E.K. sayılı ilamı), Mahkemece tespit edilen maddi tazminatın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakkaniyete uygun bulunduğu, takdir edilen manevi tazminatın da somut olayın özelliklerine ve hakkaniyete uygun görüldüğü, somut olayda objektif dava birleşmesinin olduğu ve bu itibarla üç ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesinin atfıyla somut olaya uygulanması gereken 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931200400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz