6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hakkına tecavüz | Haksız rekabet | Men'i dava | Haksız rekabetin tespiti, men'i ve ref'i

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/2849 E. 2024/5241 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Haksız rekabet

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
delil tespiti yenileme marka hakkına tecavüz kaldırma ve yeniden hüküm ihtarname haksız rekabet fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) dahili dava iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 55 · SMK — SMK 7SMK 149

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2020/27 E. 2020/348 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni ve refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KTS” ibareli markasının 99/013286, 2011/108974, 2013/108034 sayı ile Türkiye’de ve ayrıca ABD, Arjantin, Mısır, Kanada, Meksika ve Suudi Arabistan’da tescilli olduğu, müvekkilinin ürünlerinin sahip oldukları ün ve kalite nedeniyle 3. kişilerin haksız fillerine maruz kaldığını, davalının "http://hbltarim.com.tr/" şeklindeki resmi web sayfalarında müvekkiline ait marka ile kimyasal gübre solüsyonları imal edip satışa arz ettiğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı taraf markasına "HBL" ibaresini eklemiş olsa da markadaki baskın unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, iltibas yarattığını, müvekkilini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu ileri sürerek, davalı şirketin "KTS" markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında vb. yerlerde kullanmasının, haksız olduğunun hükmen tespitine ve davalının böylece vaki haksız rekabetinin men’ine, davalının, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzeri mallar ve hizmetler üzerinde "KTS" markalarını dava edilen şekliyle kullanmak suretiyle; tescilli markalarına vaki tecavüzlerinin ref ve men’ine; davalı tarafın, davacı müvekkili ile yaptığı haksız rekabetinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, yenilenmediğini ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan delil tespitinde de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, iltibas riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 99/013286, 2011/108974 ve 2013/108034 sayılı "KTS" ibareli markalarının bulunduğu, davalının internet sitesinde "HBL KTS" ibareli ürünün tanıtımının yapıldığı, davalının ihtilafa konu web sitesi içeriğinde reklam ve tanıtımı yapılan ürünler ile üretilen ürün etiketleri üzerinde yer alan “HBL KTS potasyum tiyo sülfat” markasında

“KTS” ibaresinin “HBL” ibaresinin yanında tanımlayıcı unsurlardan biri olarak konumlandırılması hususu da dikkate alındığında, karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/373 E., 2019/3442 K. sayılı bozma ilamının da ticaret hayatındaki dürüstçe kullanımların engellenemeyeceği yönünde olduğu, somut olaydaki kullanımın dürüst bir kullanım olduğu, ayrıca tanımlayıcı ibarelerin kullanımı kimsenin tekeline bırakılamayacağından herhangi bir tecavüz eyleminden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kullanımlarında öne çıkan unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, dürüstçe kullanımdan bahsedilemeyeceğini, ayrıca, “KTS” ibaresinin “Potasyum TioSülfat"ın genel adı ya da kısaltması olmadığını, "Potasyum TioSülfat"ın kimyasal simgesinin K2S2O3 şeklinde olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın internet sitesinde "HBL KTS" adıyla ürün tanıtımının yapıldığı ve "KTS" ibaresinin altında "Potasyum TiyoSülfat" ibaresinin bulunduğu, davacının "KTS" ibareli markası ile davalının "HBL KTS" ibareli işareti aynı/benzer ürünler üzerinde kullanılmakta olup, davalının ürün etiketleri üzerinde kullandığı işaretin davacının tescilli markasını aynen içerdiği, bu ibarenin davalının kullanımında asli unsurlardan biri olarak konumlandırıldığı, davacı markası ile davalının kullanımı arasında "KTS" ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı yüksek derecede bir görsel ve işitsel benzerlik bulunmakta olup bu haliyle davalının kullanımı ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiği, "KTS" ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı ad olmadığı, hükme esas alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/373 E., 2019/3442 K. sayılı ilamının da karar düzeltme aşamasında kaldırıldığı ve markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğunu tespit eden İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı, somut uyuşmazlık bakımından markaya hakkına tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ürün üzerindeki marka kullanımlarının dürüst ticari kullanım niteliğinde olduğunu, KTS ibaresinin kimyasal bir kısaltma olduğunu, zayıf ve tamamlayıcı bir unsur olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, söz konusu ürünün satışta olmadığını, davadan önce müvekkiline ihtarname ile uyarı yapılmadığını, çiftçilerin kullandıkları ürünle ilgili bilgi sahibi olduğunu, bu sebeple iltibas riskinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 7, 29 ve 149 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi ve devamı hükümleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Haksız Rekabetin Tespiti, Durdurulması, Önlenmesi ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7260 E. 2023/1728 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/373 E. 2019/3442 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5218 E. 2023/5220 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Haksız Rekabetin Tespiti ve Men'i

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/16 E. 2018/5974 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/2849 E.  ,  2024/5241 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/176 Esas, 2023/123 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2020/27 E. 2020/348 K.

Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni ve refi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin “KTS” ibareli markasının 99/013286, 2011/108974, 2013/108034 sayı ile Türkiye’de ve ayrıca ABD, Arjantin, Mısır, Kanada, Meksika ve Suudi Arabistan’da tescilli olduğu, müvekkilinin ürünlerinin sahip oldukları ün ve kalite nedeniyle 3. kişilerin haksız fillerine maruz kaldığını, davalının "http://hbltarim.com.tr/" şeklindeki resmi web sayfalarında müvekkiline ait marka ile kimyasal gübre solüsyonları imal edip satışa arz ettiğinin taraflarınca tespit edildiğini, davalı taraf markasına "HBL" ibaresini eklemiş olsa da markadaki baskın unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, davalının bu eyleminin marka hakkına tecavüz oluşturduğunu, iltibas yarattığını, müvekkilini ciddi maddi ve manevi zarara soktuğunu ileri sürerek, davalı şirketin "KTS" markasını ürün ambalajlarında, sair tanıtma vasıtalarında, web sayfalarında vb.

yerlerde kullanmasının, haksız olduğunun hükmen tespitine ve davalının böylece vaki haksız rekabetinin men’ine, davalının, müvekkilinin markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerle benzeri mallar ve hizmetler üzerinde "KTS" markalarını dava edilen şekliyle kullanmak suretiyle; tescilli markalarına vaki tecavüzlerinin ref ve men’ine; davalı tarafın, davacı müvekkili ile yaptığı haksız rekabetinin neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait "HBL KTS" isimli ürünün tescil geçerlilik süresinin dolduğunu, yenilenmediğini ve satışta olmadığını, internet sitesi üzerinden yapılan delil tespitinde de fiiliyatta satış yapıldığına ve ürünün hâlâ üretildiğine dair bir tespitin bulunmadığını, tescil tarihi esas alındığında davanın 5 yıllık süreden sonra açıldığını, davacı tarafından dava tarihinden önce müvekkiline yapılmış bir uyarı bulunmadığını, piyasada "KTS" markasını kullanan pek çok firma bulunduğunu,, "KTS" ibaresinin bitkiler için kullanılan Potasyum Tiyosulfat kimyasal bileşiminin kısaltması olduğunu, müvekkilinin kullanımının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin beşinci fırkasına göre dürüst ticari kullanım kapsamında olduğunu, iltibas riskinin bulunmadığını, çiftçinin geçim kaynağı için etkin madde olan bir üründe yanılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 99/013286, 2011/108974 ve 2013/108034 sayılı "KTS" ibareli markalarının bulunduğu, davalının internet sitesinde "HBL KTS" ibareli ürünün tanıtımının yapıldığı, davalının ihtilafa konu web sitesi içeriğinde reklam ve tanıtımı yapılan ürünler ile üretilen ürün etiketleri üzerinde yer alan “HBL KTS potasyum tiyo sülfat” markasında

“KTS” ibaresinin “HBL” ibaresinin yanında tanımlayıcı unsurlardan biri olarak konumlandırılması hususu da dikkate alındığında, karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/373 E., 2019/3442 K. sayılı bozma ilamının da ticaret hayatındaki dürüstçe kullanımların engellenemeyeceği yönünde olduğu, somut olaydaki kullanımın dürüst bir kullanım olduğu, ayrıca tanımlayıcı ibarelerin kullanımı kimsenin tekeline bırakılamayacağından herhangi bir tecavüz eyleminden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kullanımlarında öne çıkan unsurun "KTS" ibaresi olduğunu, dürüstçe kullanımdan bahsedilemeyeceğini, ayrıca, “KTS” ibaresinin “Potasyum TioSülfat"ın genel adı ya da kısaltması olmadığını, "Potasyum TioSülfat"ın kimyasal simgesinin K2S2O3 şeklinde olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafın internet sitesinde "HBL KTS" adıyla ürün tanıtımının yapıldığı ve "KTS" ibaresinin altında "Potasyum TiyoSülfat" ibaresinin bulunduğu, davacının "KTS" ibareli markası ile davalının "HBL KTS" ibareli işareti aynı/benzer ürünler üzerinde kullanılmakta olup, davalının ürün etiketleri üzerinde kullandığı işaretin davacının tescilli markasını aynen içerdiği, bu ibarenin davalının kullanımında asli unsurlardan biri olarak konumlandırıldığı, davacı markası ile davalının kullanımı arasında "KTS" ibaresinin ortak olarak yer almasından kaynaklı yüksek derecede bir görsel ve işitsel benzerlik bulunmakta olup bu haliyle davalının kullanımı ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiği, "KTS" ibaresinin bir kimyevi ürünün kısaltması ya da tanımlayıcı ad olmadığı, hükme esas alınan Yargıtay 11.

Hukuk Dairesinin 2018/373 E., 2019/3442 K. sayılı ilamının da karar düzeltme aşamasında kaldırıldığı ve markaya tecavüz ve haksız rekabetin oluştuğunu tespit eden İlk Derece Mahkemesi kararının onandığı, somut uyuşmazlık bakımından markaya hakkına tecavüz ve haksız rekabet şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin ürün üzerindeki marka kullanımlarının dürüst ticari kullanım niteliğinde olduğunu, KTS ibaresinin kimyasal bir kısaltma olduğunu, zayıf ve tamamlayıcı bir unsur olduğunu ve kimsenin tekeline bırakılamayacağını, söz konusu ürünün satışta olmadığını, davadan önce müvekkiline ihtarname ile uyarı yapılmadığını, çiftçilerin kullandıkları ürünle ilgili bilgi sahibi olduğunu, bu sebeple iltibas riskinin de bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını ve davanın reddini istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men ve ref'i istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 7, 29 ve 149 uncu maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 55 inci maddesi ve devamı hükümleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1060082400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.