Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2889 E. 2023/6800 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': 'beş yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar usulü↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ infisah↗ ihtar tebliği↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ hukuki menfaat↗ tebligat kanunu m.35↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ tüzel kişilik↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/550 E., 2021/1124 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Demir San. ve Tic. Ltd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, re'sen terkin işleminin ilanı ile şirket tüzel kişiliği sona erdiğinden tasfiye işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı malvarlığı bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortağı olduğu sicilden re'sen terkin edilen ... Demir San. ve Tic. Ltd Şti. adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesinin ve kamu borçlarının yapılandırılması ile tasfiyesini sağlayabilmesi için şirketin ihyasını talep ettiği, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, ancak ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tasfiyesiz olarak 18.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, davanın 11.08.2021 tarihinde beş yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ... Demir Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci uyarınca ek tasfiyeye usulü ile tasfiye edilmesine ilişkin olduğu, anılan maddede herhangi bir hak düşürücü süreye yer verilmediğini, şirket ticaret sicilinden re'sen terkin edilmişse de şirketin vergi borçları, ticari borçlarının ödenmediğini ve üzerine kayıtlı mal varlığı tasfiye edilmediğini, şirketin üzerine kayıtlı 2 adet taşınmaz bulunduğunu, şirketin re'sen terkin olduğu tarihte ödenmemiş kamu borcu bulunduğunu, bu borçların yapılandırılarak ödenebilmesi için şirketin tasfiye edilmesi gerektiğini, ayrıca şirkete ait yukarıda bilgileri verilen taşınmazlar üzerinde kamu haczi de bulunduğunu, borçların yapılandırılarak veya yapılandırılmaksızın ödenebilmesi için şirketin ek tasfiye usulüne göre tasfiyesi gerektiğini, aksi halde şirketin, kamu ve diğer borçlarını ödeme ya da yapılandırma hakkı da bertaraf olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin münfesih durumda olduğu, infisah sebebinin ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin ibrazı için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı ihtarın tebliğe çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen ticaret sicil kaydının silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İhyası talep olunan şirketin 18.05.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, infisah sebebi olarak adresinin tespit edilememesi gösterilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden resen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11 inci bendinde ise dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapılamadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır.
Diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirket üzerine kayıtlı 2 adet taşınmaz olduğu gözetilmeksizin sicilden resen terkin edildiği 18.05.2015 tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açıldığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır
2. Ayrıca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 15 inci fıkrasında yer alan "...silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde..." ibaresinin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararıyla iptal edildiği gözetildiğinde de 5 yıllık dava açma süresi uygulanamayacaktır.
3.Tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4796 E. 2023/5369 K.
Ortak:ihtar usulü · infisah · resen terkin · hukuki menfaat · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, re'sen terkin işleminin «ilanı» ile şirket «tüzel kişiliği» sona erdiğinden «tasfiye» işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı «malvarlığı» bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıdem tazminatı · ihya davası · ticaret sicilinden terkin · rücuen tahsil · dava şartı yokluğu · eksik inceleme
Benzer bu karardaÇorum Müdürlüğü'nde çalışan işçinin emekli olması nedeniyle ödenen «kıdem tazminatının» davalı şirketten «rücuen tahsili» için açılan davada davalı şirketin ticaret sicilindeki «kaydının» «terkin» edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece «ihya davası» açmak için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek davalı Cansu Temizlik İşleri İnş.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.06.2014 tarihinde resen «ticaret sicilinden terkin» edildiği, aynı Kanun hükmü gereğince ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerektiği, somut olayda davalı şirketin terkin tarihinden 5 yıl sonra işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının «eksik inceleme» ile hatalı bir şekilde verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının «eksik incelemeye» dayalı olarak verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1434 E. 2017/2666 K.
Ortak:ihtar usulü · münfesihlik · re'sen terkin · şirketin ihyası · ihya · ihtar · tebligat · ticaret sicili · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin «münfesih» durumda olduğu, «infisah» «sebebinin» ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin «ibrazı» için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı «ihtarın tebliğe» çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» «kaydının» silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü sürenin» geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilm …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd Şti. adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesinin ve kamu borçlarının yapılandırılması ile tasfiyesini sağlayabilmesi için şirketin ihyasını talep ettiği, dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ancak «ticaret sicil» kayıtlarına göre davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tasfiyesiz olarak 18.02.2015 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 11.08.2021 tarihinde beş yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta, şirketin 5174 sayılı gereğince «münfesih» sayıldığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı Sicil Müdürlüğü'nce «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · yargılama giderleri · limited şirket · yargılama gideri
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamasına karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve «limited şirketlerin» re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1127 E. 2022/2222 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin «münfesih» durumda olduğu, «infisah» «sebebinin» ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin «ibrazı» için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı «ihtarın tebliğe» çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» «kaydının» silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü sürenin» geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilm …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Eldeki dava «ihyası» istenen şirket üzerine kayıtlı 2 adet taşınmaz olduğu gözetilmeksizin sicilden «resen terkin» edildiği 18.05.2015 tarihinden itibaren 10 yıllık «hak düşürücü süre» dolmadan açıldığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır 2.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ihtarat · ihya davası · ticaret sicili tescili · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama gideri
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 25.03.2021 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabu …
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Mahkemece «ihyası» istenilen şirketin 18.02.2015 tarihinde TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «sicilden terkin» edildiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10290 E. 2016/7954 K.
Ortak:ihtar usulü · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · şirketin ihyası · ihya · ihtar · tebligat
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin «münfesih» durumda olduğu, «infisah» «sebebinin» ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin «ibrazı» için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı «ihtarın tebliğe» çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» «kaydının» silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü sürenin» geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilm …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, «ilanın», «ihtarın» ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre «terkin» sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11.bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ticaret sicilinden terkin · olağanüstü genel kurul · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · limited şirket
Benzer bu kararda… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Aynı maddenin 1. fıkrasının d bendi uyarınca aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarının yapılamaması «terkin» «sebebi» olarak sayılmış olup, anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2387 E. 2021/6034 K.
Ortak:resen terkin · hukuki menfaat · malvarlığına ilişkin dava · ihya · hukuki yarar · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaLtd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, re'sen terkin işleminin «ilanı» ile şirket «tüzel kişiliği» sona erdiğinden «tasfiye» işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı «malvarlığı» bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Benzer bu karardaDava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı taşınmaz «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta sicil «kaydı» silinen şirket eski müdürü tarafından, şirkete ait taşınmazların tasfiyesi talep edildiğine ve şirketin terkininden itibaren 10 yıllık süre dolmadığına göre, yasal sürede dava açmış olan davacının şirket «malvarlığının» tasfiyesi amacıyla sınırlı olarak «ihya» istemekte «hukuki yararının» bulunduğu gözetilmeksizin yazılı gerekçeyle davanın reddi yerinde görülmediğinden kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicilinden terkin» edilen sermaye şirketleri ile kooperatiflerin üzerinde herhangi bir mal varlığının olduğunun sonradan anlaşılması veya ilgili şirket veya kooperatifin faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmek istemesi durumlarında ya da şirketten veya kooperatiften kişinin alacağının bulunması halinde ticaret sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya» yoluna gidilmesi gerektiğini, ihyası istenilen şirketin «kaydının» 10/03/2014 tarihinde sicilden resen silindiği ve huzurdaki davanın beş yıllık sürenin bitiminde 04/11/2019 tarihinde açılmış olduğu, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · ticaret sicilinden terkin
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicilinden terkin» edilen sermaye şirketleri ile kooperatiflerin üzerinde herhangi bir mal varlığının olduğunun sonradan anlaşılması veya ilgili şirket veya kooperatifin faaliyetlerine kaldığı yerden devam etmek istemesi durumlarında ya da şirketten veya kooperatiften kişinin alacağının bulunması halinde ticaret sicilden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya» yoluna gidilmesi gerektiğini, ihyası istenilen şirketin «kaydının» 10/03/2014 tarihinde sicilden resen silindiği ve huzurdaki davanın beş yıllık sürenin bitiminde 04/11/2019 tarihinde açılmış olduğu, davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Dava, 6102 sayılı TTK’nın geçici 7. maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen şirketin adına kayıtlı taşınmaz «malvarlığının» tasfiyesinin sağlanması amacıyla «ihyası» istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2889 E. , 2023/6800 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/156 Esas, 2022/178 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/550 E., 2021/1124 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... Demir San. ve Tic. Ltd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'sen terkin edildiğini, re'sen terkin işleminin ilanı ile şirket tüzel kişiliği sona erdiğinden tasfiye işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı malvarlığı bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, tasfiye memuru olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortağı olduğu sicilden re'sen terkin edilen ... Demir San. ve Tic. Ltd Şti. adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesinin ve kamu borçlarının yapılandırılması ile tasfiyesini sağlayabilmesi için şirketin ihyasını talep ettiği, dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, ancak ticaret sicil kayıtlarına göre davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tasfiyesiz olarak 18.02.2015 tarihinde re'sen terkin edildiği, davanın 11.08.2021 tarihinde beş yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın ... Demir Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci uyarınca ek tasfiyeye usulü ile tasfiye edilmesine ilişkin olduğu, anılan maddede herhangi bir hak düşürücü süreye yer verilmediğini, şirket ticaret sicilinden re'sen terkin edilmişse de şirketin vergi borçları, ticari borçlarının ödenmediğini ve üzerine kayıtlı mal varlığı tasfiye edilmediğini, şirketin üzerine kayıtlı 2 adet taşınmaz bulunduğunu, şirketin re'sen terkin olduğu tarihte ödenmemiş kamu borcu bulunduğunu, bu borçların yapılandırılarak ödenebilmesi için şirketin tasfiye edilmesi gerektiğini, ayrıca şirkete ait yukarıda bilgileri verilen taşınmazlar üzerinde kamu haczi de bulunduğunu, borçların yapılandırılarak veya yapılandırılmaksızın ödenebilmesi için şirketin ek tasfiye usulüne göre tasfiyesi gerektiğini, aksi halde şirketin, kamu ve diğer borçlarını ödeme ya da yapılandırma hakkı da bertaraf olacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin münfesih durumda olduğu, infisah sebebinin ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin ibrazı için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı ihtarın tebliğe çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen ticaret sicil kaydının silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İhyası talep olunan şirketin 18.05.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, infisah sebebi olarak adresinin tespit edilememesi gösterilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden resen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11 inci bendinde ise dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı sicil müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapılamadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır.
Diğer taraftan 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirket üzerine kayıtlı 2 adet taşınmaz olduğu gözetilmeksizin sicilden resen terkin edildiği 18.05.2015 tarihinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre dolmadan açıldığı dikkate alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır
2. Ayrıca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 15 inci fıkrasında yer alan "...silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde..." ibaresinin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararıyla iptal edildiği gözetildiğinde de 5 yıllık dava açma süresi uygulanamayacaktır.
3.Tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü sürede açılmamış olması nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/993608800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz