Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4796 E. 2023/5369 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtar usulü↗ infisah↗ kıdem tazminatı↗ resen terkin↗ ihya davası↗ hukuki menfaat↗ ticaret sicilinden terkin↗ tebligat kanunu m.35↗ rücuen tahsil↗ malvarlığına ilişkin dava↗ şirketin ihyası↗ dava şartı yokluğu↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ ihtar↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/754 E., 2021/612 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin elemanı olarak ... Çorum Müdürlüğü'nde çalışan işçinin emekli olması nedeniyle ödenen kıdem tazminatının davalı şirketten rücuen tahsili için açılan davada davalı şirketin ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece ihya davası açmak için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek davalı Cansu Temizlik İşleri İnş. Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.06.2014 tarihinde resen ticaret sicilinden terkin edildiği, aynı Kanun hükmü gereğince ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerektiği, somut olayda davalı şirketin terkin tarihinden 5 yıl sonra işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının eksik inceleme ile hatalı bir şekilde verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İhyası talep olunan şirketin 13.06.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, infisah sebebi olarak 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde uyarınca asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediği belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden resen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11 inci bendinde ise dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 13.06.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmış ise de, terkin işlemi usule uygun olmadığından yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmayacaktır.
2. Ayrıca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 15 inci fıkrasında yer alan "...silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde..." ibaresinin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararıyla iptal edildiği gözetildiğinde de 5 yıllık dava açma süresi uygulanamayacaktır.
3.Tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2889 E. 2023/6800 K.
Ortak:ihtar usulü · infisah · resen terkin · hukuki menfaat · malvarlığına ilişkin dava · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait «tasfiye» edilmemiş «malvarlığının» bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler.
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Ltd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, re'sen terkin işleminin «ilanı» ile şirket «tüzel kişiliği» sona erdiğinden «tasfiye» işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı «malvarlığı» bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · münfesihlik · re'sen terkin · tüzel kişilik · hukuki yarar · ibraz
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirket hakkında ... tarafından şirket adresinin tesbit edilememesi nedeniyle şirketin «münfesih» durumda olduğu, «infisah» «sebebinin» ortadan kaldırılarak buna dair belgelerin «ibrazı» için ihyası istenilen şirket ve şirket yetkilisi davacı ...'a 160927 sayılı «ihtarın tebliğe» çıkartıldığı, tebliğe ilişkin posta barkodlarının gönderildiği, ihtarın Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı ve 18.02.2015 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca re'sen «ticaret sicil» «kaydının» silindiği, ihyası istenilen şirket yetkilisi davacı tarafından 11.08.2021 tarihinde ise davanın açıldığı, davanın 5 yıllık süre içerisinde açılmadığı, İlk Derece Mahkemesince «hak düşürücü sürenin» geçtiği gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilm …
Ltd Şti.'nin hissedarı olduğunu, anılan şirketin 24.02.2016 tarihinde ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiğini, re'sen terkin işleminin «ilanı» ile şirket «tüzel kişiliği» sona erdiğinden «tasfiye» işlemlerinin yapılamadığını, şirketin vergi borçları, ticari borçları ve adına kayıtlı «malvarlığı» bulunduğunu ileri sürerek anılan şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye tabi tutulmasını, «tasfiye memuru» olarak davacının atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Ltd Şti. adına kayıtlı taşınmazın tasfiyesinin ve kamu borçlarının yapılandırılması ile tasfiyesini sağlayabilmesi için şirketin ihyasını talep ettiği, dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, ancak «ticaret sicil» kayıtlarına göre davalı şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca tasfiyesiz olarak 18.02.2015 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 11.08.2021 tarihinde beş yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ortağı olduğu sicilden re'«sen terkin» edilen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1127 E. 2022/2222 K.
Ortak:resen terkin · ihya davası · hukuki menfaat · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · hak düşürücü süre · ihtar · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Eldeki dava «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 13.06.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açılmış ise de, terkin işlemi usule uygun olmadığından yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmayacaktır.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Bu hüküm uyarınca «sicilden terkin» tarihinden itibaren beş yıllık «hak düşürücü süre» içerisinde dava açılması gerekirken hak düşürücü süre aşılarak 25.03.2021 tarihinde «ihya davası» açılmış olup yasanın amir hükmü uyarınca davacının hak düşürücü süre içerisinde ihya davası açılmadığı hususunun tartışılmaksızın yanılgılı gerekçeyle davanın kabu …
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · ihtarat · münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicili tescili · tasfiye memuru atanması · sicilden terkin · yargılama gideri
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; davalının TTK'nın geçici 7. maddesine göre Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlanan genel «ilan» dışında, şirket yöneticilerine «ihtarat» çıkarttığına ilişkin herhangi bir belge sunulmamış, «ihyası» istenen şirket yöneticileri adına çıkartılan bir «tebligatın» bulunduğu kanıtlanmamış, davalının yukarıda bahsi geçen mevzuata ilişkin yasal yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemiş olması, «terkin» işleminin geçici 7. maddeye uygun yapılmamış olması sebebiyle davanın kabulüne; terkin edilmiş olan Art Yapı Metal Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına, «tasfiye memuru atanmasına» yer olmadığına, kararın «ticaret siciline tescil» ve ilanına, «yargılama giderlerinin» ve bu kapsamda avukatlık ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; TTK'nın geçici 7. maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerle sicilden re'«sen terkin» edileceğinin düzenlendiği, aynı maddenin 4. fıkrasının (a) bendi ile Ticaret Sicili Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11.02.1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre terkin sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği, aynı maddenin 15. bendinde ticaret sicilden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketi veya kooperatifin ihyasını isteyebileceği düzenlemelerine göre «ihyası» istenen şirketin 18/02/2015 tarihinde resen terkinine karar verilmişse de davalı ...
Sicil Müdürlüğü'nce TTK'nın geçici 7. maddesine göre «resen terkin» işlemi yapılırken, aynı maddenin 4. fıkrasında belirtildiği şekilde şirket yetkilisine «usulüne uygun tebligat» yapıldığı ispatlanamadığından terkin işleminin yasaya aykırı şekilde yapıldığının kabulüyle «ihya» davasının açılmasına davalı ...
Sicil Müdürlüğü yasaya aykırı yaptığı re'«sen terkin» işlemi ile sebebiyet verdiğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/1434 E. 2017/2666 K.
Ortak:ihtar usulü · şirketin ihyası · ihya · ihtar · tebligat · terkin · ihtarname · ilan · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin «yetkisine» tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtar usule» aykırıdır.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden resen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı, yapılacak ihtarın, «ilan» edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, aynı maddenin 11 inci bendinde ise dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya «tasfiye memuru» bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicili …
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece şirkete veya şirket yetkililerine tebliğ edilmeksizin doğrudan «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu bu nedenle, dava konusu «terkin» işleminin hukuka uygun olmadığı ve davanın açılmasına davalı ...
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Anılan maddenin 4. fıkrasının a bendi ile Ticaret Sicil Müdürlüklerince; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı «son» adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi «temsil» ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir «ihtar» yollanacağı yapılacak ihtarın «ilan» edilmek üzere Türkiye aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/02/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, aynı maddenin 11. bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden re'sen silineceği düzenlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · re'sen terkin · yasal hasım · yargılama giderleri · limited şirket · yargılama gideri
Benzer bu karardaMahkemece, tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin TTK’nın geçici 7. maddesi gereğince 23/01/2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, «terkin» işleminin yasal düzenlemeye uygun gerçekleştirildiği, ihyası istenen şirket aleyhine davacı tarafından ortaklıktan ayrılma talepli dava açıldığı ve yargılamanın devam ettiği, işbu davanın taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi amacıyla açıldığı, bu nedenle şirketin ihyasının gerektiği, davalı ... «yasal hasım» olduğundan ve bu davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden «yargılama giderlerinden sorumlu» olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulü ile sayılı dava dosyasıyla sınırlı olmak üzere ihyasına karar verilmiştir. ./..
Aynı maddenin 1. fıkrasının (c) bendi uyarınca 01/07/2015 tarihine kadar «münfesih» olan anonim ve «limited şirketlerin» re'«sen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Sicil Müdürlüğü'nün davanın açılmasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmamasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, «ihyası» istenen şirketin, 5174 sayılı Kanunu gereğince «münfesih» sayıldığından bahisle 23/01/2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/10290 E. 2016/7954 K.
Ortak:ihtar usulü · resen terkin · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · ihya · ihtar · tebligat · ticaret sicili
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.06.2014 tarihinde resen «ticaret sicilinden terkin» edildiği, aynı Kanun hükmü gereğince ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde «ihya davası» açılması gerektiği, somut olayda davalı şirketin terkin tarihinden 5 yıl sonra işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Müdürlüğü'ne aynı gün gönderileceği, «ilanın», «ihtarın» ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış «tebligat» yerine geçeceği, 4/c bendine göre «terkin» sebepleri bulunan şirketlerin faaliyetlerini devam ettirme isteğinde bulunmaları halinde, «münfesih» olma nedenini verilen süre içinde ortadan kaldırıp «ticaret siciline» bildirmelerinin ihtar edileceği, aynı maddenin 11.bendi uyarınca, ihtara rağmen süresinde işlem yapmayan şirketin unvanının ticaret sicilden resen silineceği düzen …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulüne uygun tebligat · münfesihlik · re'sen terkin · olağanüstü genel kurul · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · limited şirket
Benzer bu karardaMüdürlüğü'nce re'«sen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, davacı, pay sahibi ve «temsilcisi» olduğu şirketin «sicilden terkin» işleminin usulüne uygun olmadığını ileri sürerek ihya isteminde bulunmuş; mahkemece, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından ihyası istenen şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılmasına rağmen terkin «sebebi» işlemin süresinde gerçekleştirilmediğinden terkin işleminin hukuka uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
… iddia, savunma toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; her ne kadar dava TTK 34. maddesine göre açılmış olsa dahi; TTK 'nın geçici 7. madde hükmü gereğince; «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» olarak değerlendirilmesi gerektiği, «ticaret sicil müdürlüğü» tarafından «son» beş yıl içersinde Genel Kurul toplantılarını yapmamış olmasından dolayı davacının ortağı bulunduğu şirkete «usulüne uygun tebligat» yapılıp, verilen süre içersinde de bir işlem yapılmamış olmasından dolayı «ticaret sicilinden terkin» kararı verildiği, verilen kararın yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta; şirketin aralıksız «son» beş yıla ait «olağan genel kurul» toplantılarını yapmadığı ve TTK'nın geçici 7. maddesi kapsamında kaldığının tespiti üzerine, davalı sicil müdürlüğünce 2 aylık süre içinde «münfesih» olma «sebebinin» ortadan kaldırılması, yani şirket genel kurul toplantısının yapılması için «ihtarname» hazırlandığı ve ihtarnamenin ... yayınlandığı ancak, «ihyası» istenen şirkete ya da şirket «temsilcilerine» «tebligat» yapılmadığı anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinde «limited şirketlerin» hangi şartlarda ve usullerle sicilden «resen terkin» edileceği düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4796 E. , 2023/5369 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/728 Esas, 2022/772 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Boyabat Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/754 E., 2021/612 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin elemanı olarak ... Çorum Müdürlüğü'nde çalışan işçinin emekli olması nedeniyle ödenen kıdem tazminatının davalı şirketten rücuen tahsili için açılan davada davalı şirketin ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiğinin öğrenildiğini, Mahkemece ihya davası açmak için taraflarına süre verildiğini ileri sürerek davalı Cansu Temizlik İşleri İnş. Tur. Gıda İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca 13.06.2014 tarihinde resen ticaret sicilinden terkin edildiği, aynı Kanun hükmü gereğince ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde ihya davası açılması gerektiği, somut olayda davalı şirketin terkin tarihinden 5 yıl sonra işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının eksik inceleme ile hatalı bir şekilde verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının eksik incelemeye dayalı olarak verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İhyası talep olunan şirketin 13.06.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen silindiği, infisah sebebi olarak 559 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname (559 sayılı KHK) ile eklenen geçici 10 uncu madde uyarınca asgari sermaye şartını süresinde yerine getirmediği belirtilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde tasfiye ve ticaret sicilinden resen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, aynı maddenin 4 üncü fıkrasının (a) bendinde; kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanacağı, yapılacak ihtarın, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderileceği, ilanın, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceği, aynı maddenin 11 inci bendinde ise dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen süresi içerisinde cevap vermeyen veya tasfiye memuru bildirmeyen veyahut durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtları ile birlikte bildirmeyen şirketin unvanının ticaret sicilinden resen silineceği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı ... müdürlüğünce ihtarname hazırlandığı ve ihtarnamenin Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı, ancak ihyası istenen şirket yetkilisine tebligat yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirkete ya da şirketin yetkisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilan suretiyle yapılan ihtar usule aykırıdır. Bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı açıktır.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin 15 nci fıkrası son cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve hukuki menfaati bulunanlar haklı sebeplerle dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde, şirkete ait tasfiye edilmemiş malvarlığının bulunması halinde ise 10 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilirler. Eldeki dava ihyası istenen şirketin sicilden resen terkin edildiği 13.06.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra açılmış ise de, terkin işlemi usule uygun olmadığından yasada öngörülen hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanması mümkün olmayacaktır.
2. Ayrıca, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesinin 15 inci fıkrasında yer alan "...silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde..." ibaresinin 15.09.2023 tarihli, 32310 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 22.06.2023 tarihli, 2023/33 E., 2023/117 K. sayılı kararıyla iptal edildiği gözetildiğinde de 5 yıllık dava açma süresi uygulanamayacaktır.
3.Tüm bu nedenlerle davanın hak düşürücü süreye ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabet görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/978666900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz