Imza yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3120 E. 2023/7146 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imza yetkisi↗ bildirim yükümlülüğü↗ ortaklık sıfatı↗ yönetim kurulu üyeliği↗ ödeme emri↗ istifa↗ ticaret sicili tescili↗ tasdik kararı↗ pasif husumet yokluğu↗ hisse devri↗ ek prim↗ üçüncü kişi↗ pasif husumet↗ sebepsiz zenginleşme↗ husumet yokluğu↗ haksız fiil↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ yönetim kurulu kararı↗ ilan↗ cy/cy kaydı↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/670 E., 2019/445 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski yönetim kurulu ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de istifa ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket temsilcisi tarafından elden teslim alınmasına ve tescil ve ilan yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve prim borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin ödeme emri gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde, davadan haricen haberdar olduğunu, davacının 26.06.2013 tarihi itibariyle Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş'.deki hisselerini noter huzurunda devredip, ortaklık sıfatını kaybettiğini ve yine aynı tarihte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemleri tamamlayamadığını, davacının taleplerine dair hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, davadan haricen haberdar olduğunu, davacının 26.06.2013 tarihi itibariyle Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerini noter huzuurunda devredip, ortaklık sıfatını kaybettiğini ve yine aynı tarihte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemlerin tamamlanamadığını, davacının taleplerine hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
3. Davalı şirket cevap vermedi.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicile kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacının, davalı şirketteki 20 adet hissesinin tamamının davalı ...'ya devrettiğini ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespit ve ticaret siciline tesciline, keyfiyetin ticaret sicil gazetesinde ilanına, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, davanın ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak tüm noter tasdikli belgelerin ve davalı beyanlarının örtüşmesi nedeniyle taleplerinin reddinin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin istifa ve hisse devrine rağmen, ticaret sicil nezdinde gereğinin şirket tarafından yapılmaması üzerine arada geçen dönem içinde müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi için devir ve istifa tarihlerinin de tespiti şeklinde talepte bulunduklarını, sicilin olumlu etkisinin sadece hukuki işlemlerden ... borçlar için geçerli olduğunu, doğumunda sicilin rol oynamadığı haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya kanundan ... borçlarda ise istifa hükümlerinin şirkete ulaştığı andan itibaren sonuç doğuracağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istifanın istifa edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuracağı, yönetim kurulu üyesi istifa etmekle yönetim kurulu üyeliğinin düşeceği, ortaklığın, istifayı kabulünün de söz konusu olmadığı, ancak istifanın üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde ilan edilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2009 tarih ve 2008/7904 E. 2009/12513 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere sicile kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sicile bildirim yükümlülüğünün yetkili yöneticilerde olduğunu belirtmiş ve istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 373 üncü maddesi.
3. Değerlendirme ve Sonuç
1. ... taraflı irade beyanı olan istifa, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurur. Somut olayda yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden davacının istifasının yönetim kurulu başkanına tebellüğ edilmesi üzerine, bu istifanın işlem yapmayan şirketin kendi iç ilişkisi çerçevesinde sonuçları doğmuştur. Bu durumda istifanın, şirket açısından da bağlayıcılığı gözetildiğinde mahkemece davacının istifa tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken davacının istifa beyanının davalı şirkete ulaşma anından itibaren yöneticilik vasfının sona erdiğine ilişkin talebinin reddi doğru olmamıştır.
2. İşbu davada davalı şirket dışındaki tarafların taraf sıfatı bulunmadığı ve davalı ... bakımından da pasif husumet yokluğundan davanın reddi kararı verilmesi gerektiği anlaşılmışsa da temyiz edenin sıfatı gereği yazılı husus bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1095 E. 2011/12434 K.
Ortak:istifa · yönetim kurulu kararı · ilan · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaTeksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski «yönetim kurulu» ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de «istifa» ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket «temsilcisi» tarafından elden «teslim» alınmasına ve tescil ve «ilan» yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve «prim» borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin «ödeme emri» gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin «yönetim kurulu üyeliğinin» ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve «imza yetkilerinin» istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istifanın «istifa» edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuracağı, «yönetim kurulu» üyesi istifa etmekle «yönetim kurulu üyeliğinin» düşeceği, ortaklığın, istifayı kabulünün de söz konusu olmadığı, ancak istifanın «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde «ilan» edilmesi gerektiği, Yargıtay 11.
Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş'.deki hisselerini noter huzurunda devredip, «ortaklık sıfatını» kaybettiğini ve yine aynı tarihte «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemleri tamamlayamadığını, davacının taleplerine dair hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının «istifa» iradesini davalıya bildirdiği, istifanın bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuran tek taraflı hukuki bir işlem olduğu, TTK'da ve ana sözleşmede istifanın «yönetim kurulu» veya genel kurulun kabulü ile tahakkuk edeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının tespit davasını açmakta «hukuki yararının» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği davalı taraf «temsilcisi» beyanından da anlaşılmakla, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının «ilan» yapılmasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hukuki menfaat · hukuki yarar
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının «istifa» iradesini davalıya bildirdiği, istifanın bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuran tek taraflı hukuki bir işlem olduğu, TTK'da ve ana sözleşmede istifanın «yönetim kurulu» veya genel kurulun kabulü ile tahakkuk edeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının tespit davasını açmakta «hukuki yararının» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği davalı taraf «temsilcisi» beyanından da anlaşılmakla, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının «ilan» yapılmasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Ortaklıktan çıkarma kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6221 E. 2010/6885 K.
Ortak:istifa
İncelediğiniz karardaTeksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski «yönetim kurulu» ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de «istifa» ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket «temsilcisi» tarafından elden «teslim» alınmasına ve tescil ve «ilan» yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve «prim» borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin «ödeme emri» gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin «yönetim kurulu üyeliğinin» ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve «imza yetkilerinin» istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş'.deki hisselerini noter huzurunda devredip, «ortaklık sıfatını» kaybettiğini ve yine aynı tarihte «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemleri tamamlayamadığını, davacının taleplerine dair hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerini noter huzuurunda devredip, «ortaklık sıfatını» kaybettiğini ve yine aynı tarihte «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemlerin tamamlanamadığını, davacının taleplerine hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece,iddia,savunma,bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,davacının dava devam ederken 29.08.2008 tarihinde ortaklıktan «istifa» ettiği,aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderleri · iptal davası · taraf ehliyeti · dosya masrafı
Benzer bu kararda2-Davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince; davacının kooperatif ortaklığından istifası nedeniyle ihraç kararının «iptali davası» red edildiğine göre ,davalı yararına ücreti vekalete ve davacı «masraflarının» kendi üzerinde bırakılmasına karar vermek gerekirken,anılan husus nazara alınmadan «yargılama giderleri» ve ücreti vekaletin davalıdan tahsiline karar verilmesi doğru olmamış,bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece,iddia,savunma,bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre,davacının dava devam ederken 29.08.2008 tarihinde ortaklıktan «istifa» ettiği,aktif dava «ehliyeti» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4697 E. 2011/15450 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · istifa · ticaret sicili tescili · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · ilan · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicile «kaydı» gereken hususların ancak tescil ve «ilan» ile «üçüncü kişiler» bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, «hisse devrinin» ve «yönetim kurulu üyeliğinin» geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacının, davalı şirketteki 20 adet hissesinin tamamının davalı ...'ya devrettiğini ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespit ve «ticaret siciline tesciline», keyfiyetin ticaret sicil gazetesinde ilanına, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, davanın ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski «yönetim kurulu» ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de «istifa» ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket «temsilcisi» tarafından elden «teslim» alınmasına ve tescil ve «ilan» yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve «prim» borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin «ödeme emri» gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin «yönetim kurulu üyeliğinin» ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve «imza yetkilerinin» istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istifanın «istifa» edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuracağı, «yönetim kurulu» üyesi istifa etmekle «yönetim kurulu üyeliğinin» düşeceği, ortaklığın, istifayı kabulünün de söz konusu olmadığı, ancak istifanın «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde «ilan» edilmesi gerektiği, Yargıtay 11.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre,davacının 08.02.2007 tarihinde tescil edilen şirket ana sözleşmesi hükümlerine göre kurucu ortak ve «yönetim kurulu» üyesi olduğu, ancak davacının 28.05.2007 tarihinde «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiği, 17.01.2008 tarihli şirket karar «defterinin» 10 nolu kararı ile şirket hisselerini devrettiği, buna rağmen dava tarihi olan 22.09.2008 tarihine kadar davalı tarafça «ticaret siciline tescil» ve «ilan» yaptırılmadığı, davacının «iyiniyetli» 3. kişiler ve vergi hukuku yönünden dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Keza, davacının «yönetim kurulu üyeliğinin» de sona erdiği şirket tarafından benimsenmiş ancak bu hususun «ticaret sicil» gazetesinde «ilanı» gerekirken ilan edilmemiştir.
Dava, «anonim şirket» hissedarı ve «yönetim kurulu» üyesi olan davacının devir nedeniyle ortaklığının ve «istifa» nedeniyle «yönetim kurulu üyeliğinin» sona erdiğinin tespiti amacıyla açılmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iyiniyet · pay defteri · anonim şirket · hukuki yarar · karar verilmesine yer olmadığına · e-defter
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre,davacının 08.02.2007 tarihinde tescil edilen şirket ana sözleşmesi hükümlerine göre kurucu ortak ve «yönetim kurulu» üyesi olduğu, ancak davacının 28.05.2007 tarihinde «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» ettiği, 17.01.2008 tarihli şirket karar «defterinin» 10 nolu kararı ile şirket hisselerini devrettiği, buna rağmen dava tarihi olan 22.09.2008 tarihine kadar davalı tarafça «ticaret siciline tescil» ve «ilan» yaptırılmadığı, davacının «iyiniyetli» 3. kişiler ve vergi hukuku yönünden dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı şirket davacının ortaklığını devri hususunda herhangi bir muaraza çıkarmamış ve devir, «pay defterine» işlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece ortak olmadığının tespiti yönünden «hukuki yarar» yokluğu nedeniyle davanın reddine, «yönetim kurulu üyeliğinin» sona erdiğinin tespiti talebi yönünden ise, davadan sonra «ilan» nedeniyle konusu kalmadığından bahisle karar «verilmesine yer olmadığına» şeklinde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «anonim şirket» hissedarı ve «yönetim kurulu» üyesi olan davacının devir nedeniyle ortaklığının ve «istifa» nedeniyle «yönetim kurulu üyeliğinin» sona erdiğinin tespiti amacıyla açılmıştır.
1 benzer karar daha
-
Ticaret sicil memurluğu kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/9547 E. 2013/9910 K.
Ortak:yönetim kurulu üyeliği · istifa · üçüncü kişi · ticaret sicili · yönetim kurulu kararı · ilan · temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaTeksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski «yönetim kurulu» ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de «istifa» ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket «temsilcisi» tarafından elden «teslim» alınmasına ve tescil ve «ilan» yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve «prim» borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin «ödeme emri» gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin «yönetim kurulu üyeliğinin» ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve «imza yetkilerinin» istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicile «kaydı» gereken hususların ancak tescil ve «ilan» ile «üçüncü kişiler» bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, «hisse devrinin» ve «yönetim kurulu üyeliğinin» geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacının, davalı şirketteki 20 adet hissesinin tamamının davalı ...'ya devrettiğini ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespit ve «ticaret siciline tesciline», keyfiyetin ticaret sicil gazetesinde ilanına, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, davanın ... yönünden «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istifanın «istifa» edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuracağı, «yönetim kurulu» üyesi istifa etmekle «yönetim kurulu üyeliğinin» düşeceği, ortaklığın, istifayı kabulünün de söz konusu olmadığı, ancak istifanın «üçüncü kişiler» yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde «ilan» edilmesi gerektiği, Yargıtay 11.
Benzer bu karardaYönetim kurulu üyesi «istifa» etmekle «yönetim kurulu üyeliği» düşer ve ortaklığın, istifayı kabulü de söz konusu değildir.
Somut olayda, davacı, 09.09.2011 tarihli noter «ihtarnamesiyle» dava dışı Birim Bilgi Teknolojileri Ticaret A.Ş'deki «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» etmiş, 26.09.2011 tarih 6 sayılı şirket yönetim kurulu kararıyla da davacının istifası belirtilerek, istifa nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine toplanacak ilk genel kurul toplantısının onayına sunulmak üzere başka bir kişinin atanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğinin» boşalması halinde, yapılacak ilk genel kurulun onayına sunulmak koşulu ile boşalan üyelik için yönetim kurulu üyesi atanabileceği düzenlenmiş olup, davacının tesci …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket yönetim kurulu · anonim şirket · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, «anonim şirketlerde yönetim kurulu üyeliğinin» boşalması halinde, yapılacak ilk genel kurulun onayına sunulmak koşulu ile boşalan üyelik için yönetim kurulu üyesi atanabileceği düzenlenmiş olup, davacının tesci …
Somut olayda, davacı, 09.09.2011 tarihli noter «ihtarnamesiyle» dava dışı Birim Bilgi Teknolojileri Ticaret A.Ş'deki «yönetim kurulu üyeliğinden» «istifa» etmiş, 26.09.2011 tarih 6 sayılı şirket yönetim kurulu kararıyla da davacının istifası belirtilerek, istifa nedeniyle boşalan yönetim kurulu üyeliğine toplanacak ilk genel kurul toplantısının onayına sunulmak üzere başka bir kişinin atanmasına karar verilmiştir.
Davacının, ilgili «yönetim kurulu» kararının tescil edilmesinde «hukuki yararı» olduğu hususu ise tartışmasızdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3120 E. , 2023/7146 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2173 Esas, 2021/1121 Karar
HÜKÜM/KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/670 E., 2019/445 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin eski hissedarı ve eski yönetim kurulu ... yardımcısı olduğunu, 26.06.2013 tarihinde noter huzurunda şirketteki hisselerini devredip, yönetim kurulundaki görevinden de istifa ettiğini, bu duruma ilişkin belge ve evrakların ilgili şirket temsilcisi tarafından elden teslim alınmasına ve tescil ve ilan yükümlülüğünün hatırlatılmasına rağmen kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirilmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve prim borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu, nitekim Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından müvekkiline istifadan sonraki döneme ilişkin ödeme emri gönderildiğini ileri sürerek müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin istifa tarihi olan 26.06.2013 tarihi itibariyle sona erdiğinin tespitini ve bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde, davadan haricen haberdar olduğunu, davacının 26.06.2013 tarihi itibariyle Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş'.deki hisselerini noter huzurunda devredip, ortaklık sıfatını kaybettiğini ve yine aynı tarihte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemleri tamamlayamadığını, davacının taleplerine dair hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
2.Davalı ... cevap dilekçesinde, davadan haricen haberdar olduğunu, davacının 26.06.2013 tarihi itibariyle Aypet Mobilya Dekorosyan Çini Tur. Teksitil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'deki hisselerini noter huzuurunda devredip, ortaklık sıfatını kaybettiğini ve yine aynı tarihte yönetim kurulu üyeliğinden istifa ..., bu durumu yönetim kuruluna bildirdiğinin doğru olduğunu, o dönemdeki ticari imkânsızlıklar nedeniyle ticaret sicildeki işlemlerin tamamlanamadığını, davacının taleplerine hiçbir itirazları olmadığını beyan etmiştir.
3. Davalı şirket cevap vermedi.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sicile kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacının, davalı şirketteki 20 adet hissesinin tamamının davalı ...'ya devrettiğini ve yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespit ve ticaret siciline tesciline, keyfiyetin ticaret sicil gazetesinde ilanına, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine, davanın ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya dayanak tüm noter tasdikli belgelerin ve davalı beyanlarının örtüşmesi nedeniyle taleplerinin reddinin hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin istifa ve hisse devrine rağmen, ticaret sicil nezdinde gereğinin şirket tarafından yapılmaması üzerine arada geçen dönem içinde müvekkilinin mağduriyetinin önlenmesi için devir ve istifa tarihlerinin de tespiti şeklinde talepte bulunduklarını, sicilin olumlu etkisinin sadece hukuki işlemlerden ... borçlar için geçerli olduğunu, doğumunda sicilin rol oynamadığı haksız fiil, sebepsiz zenginleşme veya kanundan ... borçlarda ise istifa hükümlerinin şirkete ulaştığı andan itibaren sonuç doğuracağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istifanın istifa edenin bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuracağı, yönetim kurulu üyesi istifa etmekle yönetim kurulu üyeliğinin düşeceği, ortaklığın, istifayı kabulünün de söz konusu olmadığı, ancak istifanın üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurabilmesi için ticaret sicilinde ilan edilmesi gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 07.12.2009 tarih ve 2008/7904 E. 2009/12513 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere sicile kaydı gereken hususların ancak tescil ve ilan ile üçüncü kişiler bakımından hüküm ve sonuç doğuracağı, hisse devrinin ve yönetim kurulu üyeliğinin geçmişe etkili olacak şekilde sona erdiğinin tespitine karar verilemeyeceği, yönetim kurulu üyeliğinin 26.06.2013 tarih itibariyle sona erdiğinin tespitine ilişkin talebin reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sicile bildirim yükümlülüğünün yetkili yöneticilerde olduğunu belirtmiş ve istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri.
2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 373 üncü maddesi.
3. Değerlendirme ve Sonuç
1. ... taraflı irade beyanı olan istifa, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurur. Somut olayda yönetim kurulu üyeliğinden istifa eden davacının istifasının yönetim kurulu başkanına tebellüğ edilmesi üzerine, bu istifanın işlem yapmayan şirketin kendi iç ilişkisi çerçevesinde sonuçları doğmuştur. Bu durumda istifanın, şirket açısından da bağlayıcılığı gözetildiğinde mahkemece davacının istifa tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğinin tespitine karar verilmesi gerekirken davacının istifa beyanının davalı şirkete ulaşma anından itibaren yöneticilik vasfının sona erdiğine ilişkin talebinin reddi doğru olmamıştır.
2. İşbu davada davalı şirket dışındaki tarafların taraf sıfatı bulunmadığı ve davalı ... bakımından da pasif husumet yokluğundan davanın reddi kararı verilmesi gerektiği anlaşılmışsa da temyiz edenin sıfatı gereği yazılı husus bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/989783100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz