6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hukuki menfaat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/1095 E. 2011/12434 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki menfaat istifa hukuki yarar yönetim kurulu kararı ilan temsil

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının istifa iradesini davalıya bildirdiği, istifanın bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuran tek taraflı hukuki bir işlem olduğu, TTK'da ve ana sözleşmede istifanın yönetim kurulu veya genel kurulun kabulü ile tahakkuk edeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere kamu kurum ve kuruluşlarının istifaya rağmen kendisini sorumlu tuttuklarını iddia etmiştir. Davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği davalı taraf temsilcisi beyanından da anlaşılmakla, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının ilan yapılmasını talep etmekte hukuki menfaatinin kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Yönetim Kurulu Kararının Batıl Olduğunun Tespiti

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1655 E. 2021/560 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/1095 E.  ,  2011/12434 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2011 tarih ve 2009/243-2009/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı anonim şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olup, diğer bir üyeyle birlikte olmak koşuluyla imza yetkilisi olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinden istifa ettiğini diğer yönetim kurulu üyelerine 22/08/2008 tarihli ihtarname ile bildirdiğini ve istifanın sonucunun TTK’nun 315. maddesinden kaynaklanan tescil ve ilan yükümlülüğünün muhataplara hatırlatıldığını, ancak davalının istifayı kötü niyetli olarak tescil ve ilan ettirmediğini, bu durumun şirkete ait vergi ve prim borçlarından müvekkilinin ilgili idareler nezdinde haksız olarak sorumlu tutulmaya devam edilmesi sonucunu doğurduğunu ileri sürerek, müvekkilinin yönetim kurulu üyeliğinin ve buna bağlı olarak şirketi temsil, ilzam ve imza yetkilerinin 23/08/2008 tarihi itibarıyla sona erdiğinin tespitini, bu hususun hükmen tescil ve ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı şirket yetkilisi, davacının yönetim kurulu üyesi iken hesaplarla ilgili hiçbir ibra işlemi yapılmaksızın tek taraflı olarak istifa ettiğini, o günden beri şirkete uğramadığını ve hesaplarla ilgili görevini yerine getirmediğini, davacının istifasını tescil ettirmeme nedeninin bu olduğunu savunmuştur.

Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak, davacının istifa iradesini davalıya bildirdiği, istifanın bu yoldaki irade açıklamasının ortaklığa ulaşması ile sonuç doğuran tek taraflı hukuki bir işlem olduğu, TTK'da ve ana sözleşmede istifanın yönetim kurulu veya genel kurulun kabulü ile tahakkuk edeceğine dair bir hüküm bulunmadığı, davacının tespit davasını açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere kamu kurum ve kuruluşlarının istifaya rağmen kendisini sorumlu tuttuklarını iddia etmiştir. Davacının şirkete ulaştırdığı istifasının şirket tarafından ilgili yerlere bildirilmediği davalı taraf temsilcisi beyanından da anlaşılmakla, özellikle kamu kurum ve kuruluşlarında mali yükümlülüğünün sona erdirilmesi bakımından davacının ilan yapılmasını talep etmekte hukuki menfaatinin kabulü ile uyuşmazlığın esası hakkında bir karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/10/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1032830500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.