Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/5840 E. 2013/236 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bloke↗ kefil↗ istirdat↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın kefili olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının bankada bulunan hesaplarına bloke konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, istirdat istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan şekilde uygulanan bloke işlemleri ile tahsil edilen miktarların da alacak aslının belli bir kısmına tekabül etmesi ve uygulanan kesinti miktarını düzenleyici mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabilecek nitelikte bulunması karşısında talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle istirdat isteminin reddine, davacının maaşından yapılan kesintinin, maaşının 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir. Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/1130 E. 2017/3968 K.
Ortak:bloke · haciz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda İİK'nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısımın, maaşın ¼'ünden aşağı olamayacağı, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmaların da geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dava, kredi borcu nedeniyle davacının maaşından «bloke» ve icra yoluyla yapılan tahsilatın iadesi istemine ilişkindir.
Davacının maaşından icra müdürlüğünce yapılan kesinti ve bakiye maaş üzerine konulan, «bloke» sonucu, davalı bankanın tahsilatının 32.636,92 TL'ye ulaştığı, oysa davalı bankanın ancak bu miktarın 1/4'ü olan 8.159,97 TL'yi tahsil edebileceği, bu durum karşısında davacının iadesini isteyebileceği kısmın 24.479, 94 TL olması gerekirken fazla miktarın iadesine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15030 E. 2018/4558 K.
Ortak:bloke · istirdat · haciz · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki «bankacılık hizmet sözleşmesi» uyarınca davacı tarafça hesaba «bloke» konulmasına ve doğmuş olan borçlar için hesaptan kesinti yapılmasına «muvafakat» verildiği ve davalının yaptığı kesintinin kredi kartı alacağının tahsiline yönelik olması gerekçesiyle «istirdat» istemi reddedilmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan bireysel «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» ortak hükümler başlıklı 14/1 maddesi, bankacılık hizmetleri sözleşme öncesi bilgilendirme formunun 3. maddesi, «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» hapis, «takas» ve «rehin» başlıklı 15. maddesindeki düzenlemelere göre davalı bankanın işbu sözleşmelerden veya herhangi bir sebepten dolayı doğmuş ya da doğacak alacaklar için işbu hesaplar üzerinde «rehin, hapis hakkına» sahip olduğu, banka üzerinde «rehin hakkı» bulanan her türlü alacak ve değerlerin bir bölümünü veya tamamını «bloke» hesaba alıp almamakta serbest olduğu, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca borcun ödenmemesi halinde borcun banka nezdinde bulunan ve maaşının yatmakta olduğu hesabından tahsil edilmesine «muvafakat» ettiği, bankanın yaptığı işlemin «sözleşemeden doğan» hak ve yükümlülüklerin «dürüstlük kuralına» aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü davacının kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan bo …
Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın «istirdadı» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin ve hapis hakkı · kredi kartı üyelik sözleşmesi · bankacılık hizmetleri sözleşmesi · hapis hakkı · rehin hakkı · takas · sözleşmeden doğan dava · rehin
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan bireysel «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» ortak hükümler başlıklı 14/1 maddesi, bankacılık hizmetleri sözleşme öncesi bilgilendirme formunun 3. maddesi, «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» hapis, «takas» ve «rehin» başlıklı 15. maddesindeki düzenlemelere göre davalı bankanın işbu sözleşmelerden veya herhangi bir sebepten dolayı doğmuş ya da doğacak alacaklar için işbu hesaplar üzerinde «rehin, hapis hakkına» sahip olduğu, banka üzerinde «rehin hakkı» bulanan her türlü alacak ve değerlerin bir bölümünü veya tamamını «bloke» hesaba alıp almamakta serbest olduğu, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca borcun ödenmemesi halinde borcun banka nezdinde bulunan ve maaşının yatmakta olduğu hesabından tahsil edilmesine «muvafakat» ettiği, bankanın yaptığı işlemin «sözleşemeden doğan» hak ve yükümlülüklerin «dürüstlük kuralına» aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü davacının kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan bo …
Mahkemece, taraflar arasındaki «bankacılık hizmet sözleşmesi» uyarınca davacı tarafça hesaba «bloke» konulmasına ve doğmuş olan borçlar için hesaptan kesinti yapılmasına «muvafakat» verildiği ve davalının yaptığı kesintinin kredi kartı alacağının tahsiline yönelik olması gerekçesiyle «istirdat» istemi reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8675 E. 2017/6707 K.
Ortak:bloke · haciz
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu kararda… ile değişik 5510 sayılı SGK'nın 93/1 maddesinde yer alan "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun «muvafakati» yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" hükmünün İİK'nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği, borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve hakları ile ilgili olarak, bu hakkından vazgeçebilmesi sebebiyle sözleşme hukukuna göre İİK. madde 83'teki «yasağın» «kesin» olmadığının ve bu şekilde sözleşme ile borcun başka «teminatlara» başvurulmadan ödenmesine imkan sağlandığı, «takas» ve mahsuba ilişkin sözleşme hükmünün «haksız şart» olmadığı, yapılan işlemin «haciz» yoluyla maaş kesinti işlemi değil, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ile verilen hesaptan tahsilat işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · takas · oy yasağı · muvafakat · bilirkişi incelemesi · teminat · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ile değişik 5510 sayılı SGK'nın 93/1 maddesinde yer alan "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun «muvafakati» yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" hükmünün İİK'nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği, borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve hakları ile ilgili olarak, bu hakkından vazgeçebilmesi sebebiyle sözleşme hukukuna göre İİK. madde 83'teki «yasağın» «kesin» olmadığının ve bu şekilde sözleşme ile borcun başka «teminatlara» başvurulmadan ödenmesine imkan sağlandığı, «takas» ve mahsuba ilişkin sözleşme hükmünün «haksız şart» olmadığı, yapılan işlemin «haciz» yoluyla maaş kesinti işlemi değil, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ile verilen hesaptan tahsilat işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Bu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını «bloke» etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. (Bkz HGK 2013/11-1842 Esas, 2015/1101 Karar)
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7706 E. 2022/587 K.
Ortak:bloke · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu kararda… rini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin «haksız şart» iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek «kredi sözleşmesini» imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta «haciz» işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş «dürüstlük kuralı» ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:haksız şart · müktesep hak · direnme kararı · dürüstlük kuralı · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaBu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını «bloke» etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış..” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde eylemli «direnme» niteliğinde ve bozma ilamı ile davacı yararına oluşan «müktesep hak» ihlal edilecek şekilde bozma öncesi verilen kararla aynı yönde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
… rini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin «haksız şart» iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek «kredi sözleşmesini» imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta «haciz» işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş «dürüstlük kuralı» ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/5840 E. , 2013/236 K.
BANKA ALACAĞI SEBEBİYLE MAAŞ HESABINA BLOKE KONULMASI
KEFİLİN BORCU
KISMEN HACZİ CAİZ OLAN ŞEYLER
MAAŞ HESABINA KONULAN BLOKENİN KALDIRILMASI
İCRA VE İFLAS KANUNU (İİK) (2004) Madde 83
"İçtihat Metni"
Taraflar arasında görülen davada Trabzon 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 tarih ve 2010/330-2011/249 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın Trabzon Şubesi'nde maaş hesabının bulunduğunu, bu hesaba yatan maaşı üzerine, icra memurluğunca verilmiş herhangi bir karar olmamasına karşın davalı bankanın 2009 yılı Ocak ayından itibaren müvekkilinin kefil olduğu kredi borcunun ödenmemesi gerekçesiyle bloke koyduğunu, maaş hesabının tamamının üzerine bloke konulmasının İİK'nun 83/2. maddesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, müvekkilinin maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılmasına, 28.899 TL'nın faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde, davacının bankada bulunan mevduatları ve alacakları üzerinde bankanın rehin, hapis ve mahsup hakkının bulunduğuna ilişkin hüküm olduğunu, müvekkilinin bu hüküm uyarınca işlem yaptığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın kefili olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, kredi sözleşmesinde davacının bankada bulunan hesaplarına bloke konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, istirdat istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan şekilde uygulanan bloke işlemleri ile tahsil edilen miktarların da alacak aslının belli bir kısmına tekabül etmesi ve uygulanan kesinti miktarını düzenleyici mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabilecek nitelikte bulunması karşısında talebin yerinde olmadığı gerekçesiyle istirdat isteminin reddine, davacının maaşından yapılan kesintinin, maaşının 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, davacının maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması ve bu yolla tahsil edilen paranın isdirdadı istemine ilişkindir. İİK'nun 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Esasen bu hususlar mahkemenin de kabulünde bulunmaktadır. Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle istirdat istemi reddedilmiştir.
Yapılan bu değerlendirme dosya içeriği ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre davalının haksız biçimde tahsil ettiği parayı iade etmesi gerekmektedir. Bu itibarla, mahkemece, yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/98936400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz