İhtiyati haciz kaldırılması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7706 E. 2022/587 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
rehin sözleşmesi↗ haksız şart↗ tüketici kredisi↗ müktesep hak↗ bloke↗ direnme kararı↗ rehin↗ dürüstlük kuralı↗ bilirkişi incelemesi↗ haciz↗ kredi sözleşmesi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, dava tarihi itibariyle davacının aktif çalışan olarak davalı bankanın maaş müşterisi olduğu, taraflar arasındaki 24/11/2014 tarihinde Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi'nin davacı tarafından aylık ödeyeceği taksit tutarını bilerek, kredi geri ödemelerini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin haksız şart iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek kredi sözleşmesini imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta haciz işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş dürüstlük kuralı ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin, 29/11/2017 tarihli ve 2016/8675-2017/6707 sayılı ilamında, “Dava, davacının kredi borcundan dolayı maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. İİK'nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım, maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Bu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış..” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde eylemli direnme niteliğinde ve bozma ilamı ile davacı yararına oluşan müktesep hak ihlal edilecek şekilde bozma öncesi verilen kararla aynı yönde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/8675 E. 2017/6707 K.
Ortak:haksız şart · bloke · bilirkişi incelemesi · haciz
İncelediğiniz kararda… rini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin «haksız şart» iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek «kredi sözleşmesini» imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta «haciz» işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş «dürüstlük kuralı» ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını «bloke» etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış..” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde eylemli «direnme» niteliğinde ve bozma ilamı ile davacı yararına oluşan «müktesep hak» ihlal edilecek şekilde bozma öncesi verilen kararla aynı yönde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
Benzer bu kararda… ile değişik 5510 sayılı SGK'nın 93/1 maddesinde yer alan "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun «muvafakati» yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" hükmünün İİK'nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği, borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve hakları ile ilgili olarak, bu hakkından vazgeçebilmesi sebebiyle sözleşme hukukuna göre İİK. madde 83'teki «yasağın» «kesin» olmadığının ve bu şekilde sözleşme ile borcun başka «teminatlara» başvurulmadan ödenmesine imkan sağlandığı, «takas» ve mahsuba ilişkin sözleşme hükmünün «haksız şart» olmadığı, yapılan işlemin «haciz» yoluyla maaş kesinti işlemi değil, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ile verilen hesaptan tahsilat işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
Bu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını «bloke» etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. (Bkz HGK 2013/11-1842 Esas, 2015/1101 Karar)
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:takas · oy yasağı · muvafakat · teminat · kesin hüküm
Benzer bu kararda… ile değişik 5510 sayılı SGK'nın 93/1 maddesinde yer alan "bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin taleplerin, borçlunun «muvafakati» yok ise, icra müdürü tarafından reddedileceği" hükmünün İİK'nın 83/a maddesine göre daha özel düzenleme içerdiği, borçlunun haczedilmesi mümkün olmayan mal ve hakları ile ilgili olarak, bu hakkından vazgeçebilmesi sebebiyle sözleşme hukukuna göre İİK. madde 83'teki «yasağın» «kesin» olmadığının ve bu şekilde sözleşme ile borcun başka «teminatlara» başvurulmadan ödenmesine imkan sağlandığı, «takas» ve mahsuba ilişkin sözleşme hükmünün «haksız şart» olmadığı, yapılan işlemin «haciz» yoluyla maaş kesinti işlemi değil, taraflar arasında akdedilen bir sözleşme ile verilen hesaptan tahsilat işlemi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5840 E. 2013/236 K.
Ortak:bloke · haciz · kredi sözleşmesi
İncelediğiniz kararda… rini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin «haksız şart» iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek «kredi sözleşmesini» imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta «haciz» işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş «dürüstlük kuralı» ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefil · istirdat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın «kefili» olduğu kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle davalı bankanın davacıya yönelme hakkının bulunduğu, «kredi sözleşmesinde» davacının bankada bulunan hesaplarına «bloke» konulmasına ilişkin hüküm bulunmakta ise de bu hükme dayalı olarak davacının tek geçim kaynağı olan maaşının tamamının bloke edilerek geçim kaynağının yok edilmesinin kabul edilemeyeceği, İİK hükümleri uyarınca maaşların ancak kısmen haczedilebileceği ve bu kısmın da 1/4 den az olamayacağı, davacının gelir durumu ve sosyo ekonomik durumu dikkate alındığında yapılan bloke işleminin maaşın 1/4'ünü geçmeyecek şekilde uygulanmasının uygun görüldüğü, fazlaya ilişkin bloke işleminin yerinde olmadığı, «istirdat» istemi yönünden ise yapılan kesinti işlemlerinin icraya yönelik bir işlem olmaları, kredi alacağının halen tamamının tahsil edilmemiş olması, hukuka uygun olmayan …
Ancak, mahkemece davalının yaptığı kesintinin icraya yönelik olması, kredi alacağının tamamının tahsil edilmemiş bulunması, kesinti miktarını düzenleyen mahkeme kararının ancak karar tarihinden sonra uygulanabileceği gerekçesiyle «istirdat» istemi reddedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/15030 E. 2018/4558 K.
Ortak:bloke · rehin · dürüstlük kuralı · haciz
İncelediğiniz kararda… rini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin «haksız şart» iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek «kredi sözleşmesini» imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta «haciz» işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2. maddesinde düzenlenmiş «dürüstlük kuralı» ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan bireysel «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» ortak hükümler başlıklı 14/1 maddesi, bankacılık hizmetleri sözleşme öncesi bilgilendirme formunun 3. maddesi, «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» hapis, «takas» ve «rehin» başlıklı 15. maddesindeki düzenlemelere göre davalı bankanın işbu sözleşmelerden veya herhangi bir sebepten dolayı doğmuş ya da doğacak alacaklar için işbu hesaplar üzerinde «rehin, hapis hakkına» sahip olduğu, banka üzerinde «rehin hakkı» bulanan her türlü alacak ve değerlerin bir bölümünü veya tamamını «bloke» hesaba alıp almamakta serbest olduğu, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca borcun ödenmemesi halinde borcun banka nezdinde bulunan ve maaşının yatmakta olduğu hesabından tahsil edilmesine «muvafakat» ettiği, bankanın yaptığı işlemin «sözleşemeden doğan» hak ve yükümlülüklerin «dürüstlük kuralına» aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü davacının kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan bo …
Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların «haciz» olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir.
O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını «bloke» etmesi hukuki dayanaktan yoksundur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rehin ve hapis hakkı · kredi kartı üyelik sözleşmesi · bankacılık hizmetleri sözleşmesi · hapis hakkı · rehin hakkı · takas · sözleşmeden doğan dava · hizmet sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında imzalanan bireysel «bankacılık hizmetleri sözleşmesinin» ortak hükümler başlıklı 14/1 maddesi, bankacılık hizmetleri sözleşme öncesi bilgilendirme formunun 3. maddesi, «kredi kartı üyelik sözleşmesinin» hapis, «takas» ve «rehin» başlıklı 15. maddesindeki düzenlemelere göre davalı bankanın işbu sözleşmelerden veya herhangi bir sebepten dolayı doğmuş ya da doğacak alacaklar için işbu hesaplar üzerinde «rehin, hapis hakkına» sahip olduğu, banka üzerinde «rehin hakkı» bulanan her türlü alacak ve değerlerin bir bölümünü veya tamamını «bloke» hesaba alıp almamakta serbest olduğu, davacının davalı ile yapmış olduğu sözleşmeler uyarınca borcun ödenmemesi halinde borcun banka nezdinde bulunan ve maaşının yatmakta olduğu hesabından tahsil edilmesine «muvafakat» ettiği, bankanın yaptığı işlemin «sözleşemeden doğan» hak ve yükümlülüklerin «dürüstlük kuralına» aykırı düşecek şekilde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olduğunun kabul edilemeyeceği, çünkü davacının kredi kartı ve kredili mevduat hesabından kaynaklanan bo …
Mahkemece, taraflar arasındaki «bankacılık hizmet sözleşmesi» uyarınca davacı tarafça hesaba «bloke» konulmasına ve doğmuş olan borçlar için hesaptan kesinti yapılmasına «muvafakat» verildiği ve davalının yaptığı kesintinin kredi kartı alacağının tahsiline yönelik olması gerekçesiyle «istirdat» istemi reddedilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7706 E. , 2022/587 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TÜKETİCİ MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 13. Tüketici Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 16.07.2020 tarih ve 2019/507 E. - 2020/379 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının davalı banka şubesinden 2014 yılında 69.000,00 TL bedelli, 36 ay vadeli ihtiyaç kredisi kullandığını, maaşının kredinin kullanıldığı dönemde 2.150,00 TL ve kredi aylık ödeme tutarının ise 2.408,00 TL olduğunu, maaş hesabının yanında, 10.000,00 TL bedelli KMH hesabı ile 750,00 TL tutarında kredi kartı bulunduğunu, yapılandırma ile aylık ödeme tutarının 2.908,66 TL’ye çıktığını, maaşına hukuka aykırı olarak bloke konduğunu, davacı hakkında başlatılmış bir icra takibi olmadığını, 2014 yılı Kasım ayından itibaren maaşını alamadığını belirterek davacının maaş hesabına konulan blokenin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kredi kullanımına yönelik talebe istinaden şubece kredi verilmeden önce gelirin belgelerle teyit ve tespit edildiğini, maaşını banka aracılığıyla alan davacının aylık 3.500.- TL gelir elde ettiğinin belirlendiğini, davacının gelir tablosu dikkate alınarak aylık ödemesinin belirlendiğini, sözleşme hükmü gereği, müşterinin banka nezdinde bulunan veya ileride bulunabilecek olan vadeleri dolmuş veya dolmamış tüm hak ve alacaklarının bankaya rehin verilmiş olduğunu, bankanın herhangi bir bildirime gerek olmaksızın virman, hapis hakkı, mahsup etme yetkisine sahip olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre, dava tarihi itibariyle davacının aktif çalışan olarak davalı bankanın maaş müşterisi olduğu, taraflar arasındaki 24/11/2014 tarihinde Tüketici Kredisi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi'nin davacı tarafından aylık ödeyeceği taksit tutarını bilerek, kredi geri ödemelerini davalı banka nezdinde bulunan maaşının da yattığı hesaptan tahsil edilmesini, kesinti yapılmasını kabul ederek imzalandığı, ilgili sözleşme maddelerine ilişkin haksız şart iddiasının dinlenemeyeceği, davalı banka tarafından davacıya yapılmış icra takibinin olmadığı, bilirkişi raporunda yapılan hesap incelemelerine göre davacının kredi geri ödeme kesintilerinden kalan parayı hesabından çekebildiği, davacının taksit tutarını bilerek kredi sözleşmesini imzalamış olması, davacı aleyhine icra takibi veya maaşta haciz işlemi bulunmaması nedeniyle İİK'nın 83.maddesindeki düzenlemenin işbu uyuşmazlığa uygulanamayacağı, davacının emekli değil aktif çalışan olması nedeniyle de 5510 sayılı Kanun'un 93/1 maddesinin değerlendirilemeyeceği, serbest irade ile imzalanmış hukuken geçerli sözleşmeye rağmen davanın TMK'nın 2.
maddesinde düzenlenmiş dürüstlük kuralı ilkelerine de aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin, 29/11/2017 tarihli ve 2016/8675-2017/6707 sayılı ilamında, “Dava, davacının kredi borcundan dolayı maaş hesabı üzerine konulan blokenin kaldırılması istemine ilişkindir. İİK'nın 83. maddesi uyarınca maaşların kısmen haczi mümkün olup haczedilecek kısım, maaşın ¼'ünden aşağı olamaz. Öte yandan, anılan maddede sayılan mal ve hakların haciz olunabileceğine dair önceden yapılan anlaşmalar da geçerli değildir. O halde, açıklanan hükümler gözetildiğinde davacının maaşının yalnız ¼'ü oranında kesinti yapılabileceği halde, davalının davacıya ait maaş hesabının tamamını bloke etmesi hukuki dayanaktan yoksundur. Bu durumda, davalı tarafın davacının maaşının tamamını bloke etmesinin yasal dayanağı olmadığına göre mahkemece yapılan açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılarak, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış..” gerekçesiyle hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiş olup mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde eylemli direnme niteliğinde ve bozma ilamı ile davacı yararına oluşan müktesep hak ihlal edilecek şekilde bozma öncesi verilen kararla aynı yönde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/01/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/742106000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz