Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/3927 E. 2023/4755 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiyenin kapanması↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ münfesihlik↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ yasal hasım↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ vekâlet ücreti↗ rücuen tazminat↗ tazminat davası↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı İzmir ... aleyhine Cerka Mühendislik İnşaat Tesisat San. ve Tic. Limited Şirketinin ihyasına yönelik olarak işbu davayı açtığı, adı geçen şirketin 12.03.1998 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, esas sermayesinin 1000,00 TL olduğu 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ gereğince münfesih sayılarak tescilli adresine 04.04.2014 tarihinde ihtarda bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, yasal süre içerisinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen silinerek 18.08.2014 tarihli 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı İzmir ... tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasalara aykırılığın söz konusu olmadığı, davacı tarafından Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 2019/126 sayılı dosyasında ihyası talep edilen şirket aleyhine açılmış ve devam eden dava olduğu ve davacı tarafa adı geçen şirketin ihyası yönünde yetki verildiği, söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı taraf yasal hasım konumunda bulunduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tayin edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul kararı usul ve yasaya uygun olup lehlerine olmasına rağmen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın kaldırılarak lehlerine vekâlet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde rücuen tazminat davası açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı ihtar tebligatının çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine reddine karar verilmesi gerektiğini, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirildiğini, müdürlüleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/4156 E. 2024/6246 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde «rücuen tazminat davası» açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı «ihtar» «tebligatının» çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2019/126 sayılı dosyasında «ihyası» talep edilen şirket aleyhine açılmış ve devam eden dava olduğu ve davacı tarafa adı geçen «şirketin ihyası» yönünde «yetki» verildiği, söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, davalı taraf «yasal hasım» konumunda bulunduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin tayin edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİş Mahkemesi nezdinde 2022/533 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, şirketin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, taraf teşkilinin sağlanması açısından Mahkemece bu davayı açmak için «mehil» verildiğini, «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmeden önceki merkez adresinin İzmir olup şirketin ticaret sicilinden 12.08.2014 tarihinde re'sen silindiğini, ihyası istenen şirket ticaret sicilinde re'«sen terkin» edildiğinden «husumetin», sadece «ticaret sicil müdürlüğüne» yöneltildiğini, davada kabul kararı verilmesi halinde şirketin «tasfiye»/ek «tasfiye işlemleri» için yeni bir veya birkaç kişiyi «tasfiye memuru atanması» gerektiğini ileri sürerek Öz-El Deri San.Tic.Ltd.Şti. unvanlı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihyası» istenen şirketin sermayesinin 500 TL olduğunu, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan tebliğ gereği 04.04.2014 tarihinde «münfesih» sayılarak tescilli adresine «ihtarda» bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, yasal süresi içerisinde ihtara yanıt verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil «kaydının» re'sen silindiği, bu hususun da 18.08.2014 tarih 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin tebliğde belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde uygulandığını, Müdürlüğün davada zorunlu «yasal hasım» olduğunu, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerde herhangi bir hukuka aykırı husus ve «kusur» bulunmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermeyen Müdürlük aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, 12.08.2014 tarihinde sicil «kaydı» re'sen silinen «ihyası» istenen şirketin, devam eden davası bulunması dolayısıyla davacının ihya talep etmekte «hukuki yararının» olduğu, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasaya aykırılığın söz konusu olmadığı ve davalı «ticaret sicil» memurluğunun davanın niteliği gereği «yasal hasım» konumunda olduğu, bu sebeple ticaret sicil memurluğu aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama gideri» yükletilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü' nün Merkez-108070 sicil numarasında kayıtlı iken 12.08.2014 tarihinde sicil kaydı r …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet tespiti davası · ek tasfiye işlemleri · ek mehil · ticaret sicilinden terkin · ticaret sicili müdürlüğü · tespit davası · ipotek · tüzel kişilik
Benzer bu karardaİş Mahkemesi nezdinde 2022/533 E. sayılı dosya ile «hizmet tespit davası» açtığını, şirketin «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğinin yapılan yargılamada öğrenildiğini, taraf teşkilinin sağlanması açısından Mahkemece bu davayı açmak için «mehil» verildiğini, «ihyası» istenen şirketin «ticaret sicilinden terkin» edilmeden önceki merkez adresinin İzmir olup şirketin ticaret sicilinden 12.08.2014 tarihinde re'sen silindiğini, ihyası istenen şirket ticaret sicilinde re'«sen terkin» edildiğinden «husumetin», sadece «ticaret sicil müdürlüğüne» yöneltildiğini, davada kabul kararı verilmesi halinde şirketin «tasfiye»/ek «tasfiye işlemleri» için yeni bir veya birkaç kişiyi «tasfiye memuru atanması» gerektiğini ileri sürerek Öz-El Deri San.Tic.Ltd.Şti. unvanlı şirketin «tüzel kişiliğinin» ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve dosyaya yansıyan bilgi, belge ve deliller dikkate alındığında davalı lehine tesis edilen «ipotekle» ilgili olarak borcun ödenmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine göre «ticaret sicilinden terkin» olmuş olan şirketin tarafı olduğu dava özelinde sınırlı ihyasının gerekip gerekmediği ve «tasfiye memuru» «görevlendirilmesinin» gerekliliği hususundadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1399 E. 2023/1506 K.
Ortak:münfesihlik · resen terkin · re'sen terkin · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde «rücuen tazminat davası» açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı «ihtar» «tebligatının» çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2019/126 sayılı dosyasında «ihyası» talep edilen şirket aleyhine açılmış ve devam eden dava olduğu ve davacı tarafa adı geçen «şirketin ihyası» yönünde «yetki» verildiği, söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının işbu davayı açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, davalı taraf «yasal hasım» konumunda bulunduğundan aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinin tayin edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Temyiz Sebepleri 1.Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, yine aynı yasanın 7 nci maddesinin on ikinci fıkrasına göre sicil kayıtları silinen şirket borçlarının şirket unvanlarının silinmesine engel olmayacağının belirtildiğini, buna göre davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunmadığını, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek bu sebeplerle ve resen gözetilecek sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini ist …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca sicilden «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ek tasfiye işlemleri · rücuen alacak · ticaret sicilinden terkin · sicilden terkin · hak düşürücü süre · vekalet ücreti
Benzer bu karardaŞti.'nin «ticaret sicilinden terkin» edildiğini, yapılan terkin işlemi sebebiyle açılan davada müdürlüğün dava açılmasına sebebiyet vermediğini, kabul anlamına gelmemek şartıyla verilecek «ihya» kararında «tasfiye» memurunun atanmasının zorunlu olduğunu, «yasal hasım» olduklarından dolayı aleyhe «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmemesi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İstinaf Sebepleri Davalı «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasına göre ticaret sicilinden silinen şirketin ihyasının silinme işleminden itibaren 5 yıl içerisinde talep edilebileceğini, dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğunu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, «ihtar» ve «tebligat» işleminin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının a bendi uyarınca yapıldığını, bu hususta Yargıtay kararlarının bulunduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, re'sen kapatıldığı için yapılamayan tasfiye işlemlerini tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, söz konusu şirketin «münfesih» sayılması gerektiğini, «terkin» işlemlerinin mevzuata uygun yapıldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, 5 yıllık sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti»-«yargılama giderlerine» hükmedilmemesini talep etmiştir.
Şti. aleyhine açılan «rücuen alacak» davasında verilen kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4.
Hukuk Dairesinin 2019/3230 E. ve 2021/1312 K. sayılı ilamı ile davalı şirketin ihyasının gerektiği gerekçesiyle kaldırılarak ilk derece mahkemesine gönderildiğini belirterek, 23.01.2014 tarihinde «sicilden terkin» edilen ...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9608 E. 2015/9685 K.
Ortak:münfesihlik · şirketin ihyası · ihya · tasfiye memuru · ihtar · ticaret sicili · ek tasfiye · terkin · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde «rücuen tazminat davası» açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı «ihtar» «tebligatının» çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited Şirketinin ihyasına yönelik olarak işbu davayı açtığı, adı geçen şirketin 12.03.1998 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, esas sermayesinin 1000,00 TL olduğu 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ gereğince münfesih sayılarak tescilli adresine 04.04.2014 tarihinde «ihtarda» bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, yasal süre içerisinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil «kaydının» resen silinerek 18.08.2014 tarihli 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı İzmir ... tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasalara aykı …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
Maddesine dayalı «terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup; Yasa'nın 7.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar tebliği · sicilden terkin · husumet
Benzer bu kararda01.01.1999 tarihinde «münfesih» duruma geldiği anlaşılmış ise de; dosya kapsamından şirkete bir «tasfiye memuru» atanmış olduğuna ilişkin bilgi belge bulunmadığı gibi, re'sen «sicilden terkin» edilmiş şirketler bakımından «ihya» kararı verilmesi halinde tasfiye haline gireceğine ilişkin bir yasal düzenleme de bulunmadığından, somut olayda yalnız «ticaret sicil» memurluğuna «husumet» yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca tasfiye memurunun da hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın eksik husumet nedeniyle reddi doğru olmamış, bo …
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; «ihyası» istenen şirketin-«tasfiye» memurunun da ihya davasında hasım gösterilmesi gerektiği gerekçesiyle eksik «husumet» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Maddesi 4-b bendi uyarınca 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye arttırımında bulunmayarak «münfesih» olan şirketlere yapılacak «ihtarın tebliği» tarihinden itibaren iki ay içinde «tasfiye» memurunun bildirilmemesi halinde şirketin «ticaret sicili» kayıtlarından unvanı re'sen silinecektir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4049 E. 2023/5068 K.
Ortak:münfesihlik · re'sen terkin · ticaret sicili tescili · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · limited şirket · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'«sen terkin» olunan «limited şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Limited Şirketinin ihyasına yönelik olarak işbu davayı açtığı, adı geçen şirketin 12.03.1998 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, esas sermayesinin 1000,00 TL olduğu 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş anonim ve «limited şirketler» ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ gereğince münfesih sayılarak tescilli adresine 04.04.2014 tarihinde «ihtarda» bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, yasal süre içerisinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil «kaydının» resen silinerek 18.08.2014 tarihli 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı İzmir ... tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasalara aykı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde «rücuen tazminat davası» açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı «ihtar» «tebligatının» çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün «yargılama gideri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre «tasfiyenin kapanmasından» sonra ek «tasfiye» işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, «tasfiye memuru atanmasına» gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinde öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesi'nin 2018/698 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına, kararın tescil ve «ilanına», 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin «son» «yönetim kurulu» başkanı Saim Anıçok'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münfesih şirket · sermaye artırımı · sicilden terkin · tespit davası · yargılama giderleri · derdestlik · infaz · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaİş Mahkemesi'nin 2018/698 E. sayılı dava dosyasının görülmesi ve mahkemece verilecek kararın «infazı» işlemleriyle sınırlı olarak iptali ile aynı unvanla «ticaret siciline tescili» sureti ile ihyasına, kararın tescil ve «ilanına», 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şirketin «son» «yönetim kurulu» başkanı Saim Anıçok'un «tasfiye memuru» olarak atanmasına, davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinde öngörülen sürede «sermaye artırımını» gerçekleştirmeyerek «münfesih» hale geldiği, asgari sermaye şartını süresinde arttırmadığından münfesihlik durumu ortadan kalkmadığından «tasfiye» ile sınırlı olmak üzere ihya kararı verilebileceği, «münfesih şirkete ihya» kararı ile birlikte «tasfiye memuru atanması» gerektiğinden şirketin ihyası ile birlikte tasfiye memuru atanmasına ve usulüne uygun «terkin» işlemi yapmadığı belirlenen davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İş Mahkemesinin 2018/698 E. sayılı dosyasıyla iş kazası «tespiti davası» açıldığı, bu davada şirket hakkında verilecek karar doğrultusunda yapılacak işlemlerin ek «tasfiye» niteliğinde olması nedeniyle söz konusu şirket hakkında «ihya» koşulları oluştuğundan davanın kabulüne, Mintaş Müh.
A.Ş.'nin «sicildeki terkin» «kaydının» Bursa 1.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/3927 E. , 2023/4755 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki şirket ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Cerka Mühendislik San. ve Tic. Ltd. Şti. sicil kaydının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi uyarınca resen ticaret sicilinden terkin edildiğini, 04.04.2014 tarihi itibari ile şirketin münfesih olduğunu, ticaret sicil kaydı resen terkin edilen Cerka Mühendislik San ve Tic. Ltd. Şti.'den müvekkili kurumun alacağına kavuşmasını teminen Cerka Mühendislik İnşaat Tesisat San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı temsilcisi cevap dilekçesinde; davanın türü itibariyle yasal hasım konumunda olduklarını ve davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, bu nedenlerle müdürlükleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça davalı İzmir ... aleyhine Cerka Mühendislik İnşaat Tesisat San. ve Tic. Limited Şirketinin ihyasına yönelik olarak işbu davayı açtığı, adı geçen şirketin 12.03.1998 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, esas sermayesinin 1000,00 TL olduğu 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (6103 sayılı Kanun) 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermayesini zorunlu miktara yükseltmemesi sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca çıkarılan münfesih olmasına veya sayılmasına rağmen tasfiye edilmemiş anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyelerine ve ticaret sicili kayıtlarının silinmesine ilişkin tebliğ gereğince münfesih sayılarak tescilli adresine 04.04.2014 tarihinde ihtarda bulunulduğu, bu hususun 15.04.2014 tarih 8550 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, yasal süre içerisinde ihtara cevap verilmemesi nedeniyle 12.08.2014 tarihinde sicil kaydının resen silinerek 18.08.2014 tarihli 8633 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davalı İzmir ...
tarafından yapılan işlemlerde usul ve yasalara aykırılığın söz konusu olmadığı, davacı tarafından Karşıyaka 3. İş Mahkemesinin 2019/126 sayılı dosyasında ihyası talep edilen şirket aleyhine açılmış ve devam eden dava olduğu ve davacı tarafa adı geçen şirketin ihyası yönünde yetki verildiği, söz konusu dosyada taraf teşkilinin sağlanması açısından davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunduğu, davalı taraf yasal hasım konumunda bulunduğundan aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretinin tayin edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabul kararı usul ve yasaya uygun olup lehlerine olmasına rağmen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden verilen kararın kaldırılarak lehlerine vekâlet ücreti takdiri ve yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası istenilen şirketin 12.09.2014 tarihinde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edildiği, davacı kurumun ihyası istenilen şirketinde aralarında bulunduğu bir kısım kişiler aleyhine 22.04.2009 tarihinde rücuen tazminat davası açtığı, davalı yanca terkin tarihinden önce davalı yanca ihyası istenilen şirketin sicilde kayıtlı adresine ve şirket yetkilerine ayrı ayrı ihtar tebligatının çıkarıldığına ve buna ilişkin tebliğ evraklarının dosyaya sunulmadığı, bu durumda, terkin işleminde davalı Müdürlüğün kusurunun bulunduğu, terkinin usulsüz olduğu sonucunu doğurmakla, davalı müdürlüğün yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken, yazılı şekilde davacı kurum üzerinde bırakılmasının doğru görülmediği, davacı vekilinin istinaf itirazının bu nedenle, kabulü gerektiği, 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğunun anlaşılması halinde tasfiye memurunun atanması gerekeceği, ihyası istenen şirketin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasına dayanılarak resen terkin edildiği, hakkında açılmış dava varken terkin işlemi yapılması aynı Yasa'nın geçici 7 nci maddesine aykırı olup, esasen tasfiyesi de yapılmadığından ve yapılacak tasfiye işlemi de yasaya uygun olmayacağından yalnızca taraf teşkilinin sağlanması bakımından ihya kararı verilmesi ile yetinilerek, tasfiye memuru atanmasına gerek olmadığı halde mahkemece bu husus gözetilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; yasal süresinde açılmayan davanın süre yönünden reddine reddine karar verilmesi gerektiğini, müdürlükleri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin yasada öngörülen usul ve esaslar dahilinde yerine getirildiğini, müdürlüleri aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticaret sicilinden 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen terkin olunan limited şirketin ihyası istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilcisince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/988701600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz