Türk kararlarını bütünüyle yeniden incelenen ülkede tenfizde fiili mütekabiliyet ve revizyon yasağı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4640 E. 2023/6659 K. · · İlk derece: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Tenfizi istenen ülkede Türk mahkeme kararlarının bütünüyle yeniden esastan incelenmesi öngörülüyorsa, bu esastan inceleme (revizyon) yasağına aykırı ve yeniden yargılama niteliğinde olduğundan fiili mütekabiliyet gerçekleşmez ve MÖHUK 54/1-a şartı sağlanmadığından tenfiz talebi reddedilmelidir.
Ele alınan sorunlar
Tenfizde mütekabiliyet şartı ve esastan inceleme yasağı (revizyon yasağı) → kabul
İddia: Davalı, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı anlaşma, kanun hükmü ya da fiili uygulama bulunmadığını, mütekabiliyet şartının gerçekleşmediğini savunmuştur.
Gerekçe: Tenfiz davalarında esastan inceleme yasağı (revizyon yasağı) geçerli olup tenfiz hakimi, kanunda sayılan şartlar dışında ilamın içeriği üzerinde inceleme yapamaz; aksi kabul hakimi üst mahkeme konumuna sokar. Adalet Bakanlığı yazısına göre söz konusu ülkede, boşanma ve velayet dışındaki özel hukuk davalarında Türkiye'de karara bağlanmış dosyanın bütünüyle yeniden incelenip yerel mevzuata aykırılık bulunmaması hâlinde tenfiz mümkün olmaktadır. Dava dosyasının en baştan iddia, savunma ve tüm kapsamıyla yeniden değerlendirilmek suretiyle tenfize hükmedilebilecek olması esastan inceleme yasağına aykırı ve yeniden yargılama niteliğinde olduğundan, MÖHUK 54/1-a'ya aykırılık söz konusudur; iki ülke arasında fiili uygulama bulunmadığından tenfizde mütekabiliyet şartı sağlanmamıştır. Bu sebeplerle davanın reddi gerekirken kabulü doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yabancı ülkede Türk kararlarının bütünüyle yeniden esastan incelenmesinin fiili mütekabiliyeti dışladığına ve tenfizin reddi gerektiğine ilişkin bağlayıcı Yargıtay değerlendirmesidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tenfiz↗ mütekabiliyet↗ revizyon yasağı↗ esastan inceleme yasağı↗ kamu düzeni↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4852 E. 2019/698 K.
Ortak:tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «tenfiz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairesi'nin 21.02.2017 tarihli V.L.B-2000-15 sayılı kararı ile müvekkili lehine hüküm tesis edildiğini, verilen karar kesinleştiğini ileri sürerek kararın «tenfizine» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türkiye ile Danimarka arasında ikili anlaşma olmamakla birlikte fiili mütekabiliyetin bulunduğu ve bu hususun da dava konusu kararın «tenfizi» için yeterli olduğu gerekçesiyle kesinleşen Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDevleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında kararların «tenfizini» mümkün kılan «karşılıklılık esasını» düzenleyen bir anlaşma veya fiili bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davaya konu kararın tenfizi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, Hollanda yetkili mahkemesi tarafından verilmiş ilamın tanınması ve «tenfizine» ilişkindir.
5718 sayılı MÖHUK'un 54/1-a maddesi gereğince, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:karşılıklılık esası · tanıma
Benzer bu karardaDevleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında kararın «tenfizini» mümkün kılan ./.. «karşılılık esasını» düzenleyen bir anlaşma veya fiili bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, Bakanlıktan gelen cevabi yazıda yabancı mahkeme kararının bir antlaşma kapsamında olmadığı durumlarda, tenfiz davasının ... mahkemelerinin önünde taraf teşkili yapılarak serbestce değerlendirileceği belirtilmiş olup, «tanıma» ve tenfiz konusunda .. mevzuatı ile Türkiye mevzuatındaki paralellik gözetildiğinde karşılıklılığın gerçekleştiği kabul edilebilir. (HGK ....06.1990 T - 1990/...-. …
Devleti ile Türkiye Cumhuriyeti arasında kararların «tenfizini» mümkün kılan «karşılıklılık esasını» düzenleyen bir anlaşma veya fiili bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davaya konu kararın tenfizi mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
5718 sayılı MÖHUK'un 54/1-a maddesi gereğince, Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması gerekmektedir.
1990/347 K.) Bu durumda MÖHUK'un 54/1-a maddesi gereğince, Mahkemece, Türkiye Cumhuriyeti ile ... arasında Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün bulunup bulunmadığının Adalet Bakanlığından gönderilen cevapta gösterilen Hollanda mevzuatındaki «tanıma» ve tenfiz engelleri de dikkate alınarak değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddi doğru olmadığından, kararın davacı yarar …
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2361 E. 2022/5971 K.
Ortak:kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaGelen yazı içeriğinde, Danimarka'da yabancı mahkeme kararlarının «tenfiz» edilmesi konusunun Danimarka Adalet Uygulaması Kanunu'nda düzenlendiği, yabancı mahkemeler tarafından verilen ve açıkça Danimarka «kamu düzenine» aykırı bulunmayan kararların tenfizi için gerekli şartların Danimarka Adalet Bakanlığı'nca belirleneceği, uygulamada ise Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma ve ve …
Yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine «yetki» tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede «temsil» edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karş …
Türk «kamu düzenine» açıkça aykırılık teşkil eden yabancı mahkeme kararlarının «tenfizi» mümkün değildir.
Benzer bu karardaBuna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen yabancı mahkeme kararlarının «tenfizine» karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacak olup, Türk Mahkemelerinin «emredici» yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki kararlara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılması MÖHUK’un 54/1-c maddesinde düzenlenen ve yukarıda özetlendiği üzere Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edecektir.
… maddesi ve MÖHUK’un 54/1-c maddesi birlikte değerlendirilerek, ortak olmadığının tespiti ve alacak isteminin kabulüne ilişkin yabancı mahkeme kararının tanınması ve «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle dava hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» dair hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasna karar vermek gerekmiştir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · usulüne uygun tebliğ · tanıma · emredici hüküm · münhasırlık · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaAncak, 5718 sayılı MÖHUK 50-59 maddeleri «tanıma» ve «tenfiz» kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davaların …
Buna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmamalıdır.
Somut olayda, «tanıma» ve «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararı alacak hükmüne haiz olup aynı konuda Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Yasa gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar «verilmesine yer olmadığına»” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada «tenfize» konu yabancı mahkeme kararının «usulüne uygun tebliğ» işlemlerinin gerçekleştirilmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13540 E. 2014/5598 K.
Ortak:tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «tenfiz» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dairesi'nin 21.02.2017 tarihli V.L.B-2000-15 sayılı kararı ile müvekkili lehine hüküm tesis edildiğini, verilen karar kesinleştiğini ileri sürerek kararın «tenfizine» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türkiye ile Danimarka arasında ikili anlaşma olmamakla birlikte fiili mütekabiliyetin bulunduğu ve bu hususun da dava konusu kararın «tenfizi» için yeterli olduğu gerekçesiyle kesinleşen Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · ilamsız icra takibi · derdestlik · alacak davası · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · eksik inceleme · kesin hüküm
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı aleyhine Almanya Dortmund Asliye Mahkemesi'nde «alacak davası» açtığı ve bu davanın davacı lehine sonuçlanarak kesinleştiği, davacının bu ilama dayalı olarak davalı aleyhine «ilamsız icra takibi» başlattığı, yabancı mahkeme kararlarının ilamsız icra takibine konulması hususunda herhangi bir engel bulunmadığı, ayrıca davalının «derdestlik» itirazının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazın iptaline, %40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… n hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından «tenfiz» kararı verilmesine bağlı olduğu gibi yine aynı Kanun'un 58. maddesine göre de yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» olarak olarak kabul edilebilmesi, yabancı ilâmın mahkemece tanınmasına bağlı bulunmaktadır.
Somut olayda, icra takibine dayanak yabancı mahkeme ilamının tanınmasına ya da «tenfizine» karar verilmediğinden, bu ilamın «kesin delil» olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Dava, kesinleşmiş yabancı mahkeme ilamına konu alacağın tahsili için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup mahkemece, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği ve bu ilama dayalı olarak «ilamsız icra takibi» yapılabileceği gerekçesiyle başkaca hiçbir araştırma yapılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4561 E. 2022/6225 K.
Ortak:kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaGelen yazı içeriğinde, Danimarka'da yabancı mahkeme kararlarının «tenfiz» edilmesi konusunun Danimarka Adalet Uygulaması Kanunu'nda düzenlendiği, yabancı mahkemeler tarafından verilen ve açıkça Danimarka «kamu düzenine» aykırı bulunmayan kararların tenfizi için gerekli şartların Danimarka Adalet Bakanlığı'nca belirleneceği, uygulamada ise Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma ve ve …
Yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine «yetki» tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede «temsil» edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karş …
Türk «kamu düzenine» açıkça aykırılık teşkil eden yabancı mahkeme kararlarının «tenfizi» mümkün değildir.
Benzer bu karardaBuna karşın yabancı ülkede açılan ve karara bağlanan aynı tür davalarda verilen yabancı mahkeme kararlarının «tenfizine» karar verilmesi halinde Türkiye’de açılan davalar ile yabancı ülkede açılan davalarda tamamen zıt sonuçlara ulaşılacak olup, Türk Mahkemelerinin «emredici» yasal düzenleme sonucu verdikleri çok sayıdaki kararlara tezat teşkil edecek yabancı mahkeme kararlarına Türkiye’de icra kabiliyeti kazandırılması MÖHUK’un 54/1-c maddesinde düzenlenen ve yukarıda özetlendiği üzere Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edecektir.
Şu halde mahkemece 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesi ve MÖHUK’un 54/1-c maddesi birlikte değerlendirilerek yabancı mahkeme kararının tanınması ve «tenfizinin» Türk «kamu düzenine» açık aykırılık teşkil edeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ma sonucunda, dava konusu yabancı mahkeme kararında davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle 7194 sayılı Yasa’nın 41. maddesinin de yabancı mahkeme kararının «tenfizine» engel olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne Almanya Neukölln Eyalet Mahkemesi'nin 26.4.2012 tarihli 10 C 206/10 sayılı kararının ve Almanya Berlin Eyalet Mahke …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kesin delil · tanıma · emredici hüküm · münhasırlık · yetkisizlik kararı · karar verilmesine yer olmadığına · kesin hüküm
Benzer bu karardaAncak, 5718 sayılı MÖHUK 50-59 maddeleri «tanıma» ve «tenfiz» kurumlarını düzenlemekte olup buna göre yabancı mahkeme ilâmının «kesin delil» veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi yabancı ilâmın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespitine bağlı tutulmuş ve yabancı mahkemelerden hukuk davaların …
Buna göre, yabancı mahkeme kararının verildiği devlet ile Türkiye arasında mütekabiliyet bulunmalı, ilam Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuya ilişkin olmalı, davalının savunma haklarına uygun davranılarak verilen hüküm Türk «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmamalıdır.
Somut olayda, «tanıma» ve «tenfizi» istenen yabancı mahkeme kararı alacak talebine haiz olup aynı konuda Türkiye’de açılan bu tür davalarda dosya hangi aşamada olursa olsun 7194 sayılı Yasa gereğince davacıların, davalı şirkete ortak olduğu kabul edilerek “karar «verilmesine yer olmadığına»” kararı verilmekte ve kararlar bu şekilde kesinleşmektedir.
1-Dava; yabancı mahkeme kararının «tanıma» ve «tenfizi» talebine ilişkin olup mahkemesince uyulan bozma ilamı sonrasında davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3197 E. 2014/9314 K.
Ortak:kamu düzeni · tenfiz · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz karardaGelen yazı içeriğinde, Danimarka'da yabancı mahkeme kararlarının «tenfiz» edilmesi konusunun Danimarka Adalet Uygulaması Kanunu'nda düzenlendiği, yabancı mahkemeler tarafından verilen ve açıkça Danimarka «kamu düzenine» aykırı bulunmayan kararların tenfizi için gerekli şartların Danimarka Adalet Bakanlığı'nca belirleneceği, uygulamada ise Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma ve ve …
Yetkili mahkemenin «tenfiz» kararı verebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında «karşılıklılık esasına» dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine «yetki» tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması; hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede «temsil» edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karş …
Türk «kamu düzenine» açıkça aykırılık teşkil eden yabancı mahkeme kararlarının «tenfizi» mümkün değildir.
Benzer bu karardaBunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olmasıdır.
Davalının savunmasının doğru olması halinde, «savunma hakkının kısıtlanmış» olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk «kamu düzenine» aykırı bulunduğundan «tenfiz» engeli oluşturacağı tabiidir.
Mahkemece, toplanan kanıtlara dayanılarak, yabancı mahkeme kararlarının Türk «kamu düzenine» açıkça aykırılıklarının bulunmadığı, kaldı ki kararların "davalının davayı kabul etmesi üzerine kurulan hüküm" şeklinde açıklanarak gerekçelendirildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:savunma hakkının kısıtlanması · dava dilekçesinin tebliği · savunma hakkı · kısıtlılık · münhasırlık · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu kararda… şısında mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, bu konuda ispat yükümlülüğü kendisine düşen davacıya süre verilip tebliğ belgelerinin getirtilmesi ve «tenfizi» istenen kararlarda yabancı mahkemelerce, davalıya dava dilekçesinin ne şekilde tebliğ edildiğinin, dolayısıyla davalının «savunma hakkının kısıtlanmış» olup olmadığının araştırılması, tebliğin usulüne uygun olduğunun belirlenmesi halinde davanın kabulüne, aksi halde davanın reddine karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayanılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Bunlar, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında mütekabiliyet esasına dayanan bir anlaşma veya o devlette Türk Mahkemeleri’nden verilmiş ilamların «tenfizini» mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması, ilamın Türk Mahkemeleri’nin «münhasır» «yetkisine» girmeyen bir konuda verilmiş olması, hükmün «kamu düzenine» açıkça aykırı bulunmaması, kendisine karşı tenfiz istenen tarafın «savunma hakkına» ilişkin usulü işlemlere uyulmuş olmasıdır.
Davalının savunmasının doğru olması halinde, «savunma hakkının kısıtlanmış» olacağı ve bu durumun 5718 sayılı MÖHUK'nın 54/ç maddesi uyarınca Türk «kamu düzenine» aykırı bulunduğundan «tenfiz» engeli oluşturacağı tabiidir.
Somut uyuşmazlıkta ise davalı vekilince, yabancı mahkemelerce müvekkiline dava «dilekçesinin tebliğ» edilmediği ve müvekkilinin usulüne uygun şekilde davadan haberdar edilmediği savunulduğu halde, mahkemece davalı vekilinin bu savunması üzerinde durulmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2885 E. 2019/417 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminattan muafiyet · yabancılık teminatı · re'sen araştırma · karşılıklılık esası · muafiyet · dava şartı yokluğu · kesin süre · teminat
Benzer bu kararda… nde dava açan yabancının uyruğunda bulunduğu ülke ile Türkiye arasında karşılıklılık, çok taraflı veya ikili anlaşmalarla yahut fiili mütekabiliyet esasına göre bir «muafiyet» bulunup bulunmadığının re'«sen araştırılması» gerekir. (Dairenin 26.11.2015 tarih 2014/17582 – 2015/12605 sayılı ilamı) Mahkemece, aynı mahkemenin bir başka dosyasına gönderilen ve ekinde Dış İşleri Bakanlığı’nın 21/01/2014 tarihli yazısı bulunan Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü yazısından iki ülke arasında «teminattan muafiyete» ilişkin bir anlaşmanın bulunmadığı anlaşıldığından MÖHÜK 48/2 şartlarının bulunmadığı, verilen «kesin süreye» karşın teminat yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmişse de, dava tarihinden yaklaşık iki yıl öncesi duruma ilişkin olduğu görülen ve içeriğinden fiili mütekabiliyet esasına göre bir muaf …
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ...'da mukim olduğunu, MÖHUK 48/1 gereği dava değerinin %10'u tutarında «yabancılık teminatı» yatırması için davacı vekiline «kesin süre» verildiği ve ancak yatırılmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
5718 sayılı Yasa'nın 48/1 maddesinde, Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği «teminatı» göstermek zorunda oldukları, aynı maddenin 2. fıkrasında mahkemenin «karşılıklılık esasına» göre teminattan muaf tutabileceği düzenlenmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4640 E. , 2023/6659 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1706 Esas, 2022/231 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1004 E., 2019/754 K.
Taraflar arasındaki tenfiz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.11.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı arasında Danimarka'da görülen dava sonucunda Danimarka Yüksek Mahkemesi Batı 9. Dairesi'nin 21.02.2017 tarihli V.L.B-2000-15 sayılı kararı ile müvekkili lehine hüküm tesis edildiğini, verilen karar kesinleştiğini ileri sürerek kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yabancı mahkeme kararının kesinleşmediğini, ayrıca Türkiye ile Danimarka arasında mütekabiliyet koşulunun da bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Türkiye ile Danimarka arasında ikili anlaşma olmamakla birlikte fiili mütekabiliyetin bulunduğu ve bu hususun da dava konusu kararın tenfizi için yeterli olduğu gerekçesiyle kesinleşen Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından teminat gösterme zorunluluğunun sağlanmadığını, mütekabiliyet şartının bulunmadığını, Mahkemece resmi yazının aksine karar tesis edildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adalet Bakanlığı tarafından bildirilen yabancı mahkeme hükümlerinin tenfizini mümkün kılan yasal düzenleme ve bir kısım ilamların doğrudan tenfiz edildiğinin belirlenmesi nedeniyle karşılıklılık şartının mevcut olduğu sonucuna varıldığı, karşı ülkede bir kısım kararların içeriği incelenmeden tenfize hükmedildiği, davanın türüne göre bir ayrım yapılmasının karşılıklılık ilkesini zedeler nitelikte görülmediği, davalı vekilinin diğer istinaf nedenlerinin hükmün esasına yönelik olup, kararın içeriğinin yeniden gözden geçirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, Danimarka Yüksek Mahkemesi kararının tenfizi istemine ilişkin olup, uyuşmazlık, tenfiz şartlarının varlığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Kanunu'nun (5718 sayılı Kanun) 50 nci maddesi, 54 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, Danimarka Yüksek Mahkemesi tarafından verilen kararın tenfizi istemine ilişkindir. Davacı tarafın tenfiz istemi üzerine davalı taraf, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir anlaşma, kanun hükmü ve yahut fiili uygulama olmadığını savunmuştur. Nitekim mütekabiliyetin varlığına ilişkin dosya kapsamında emsal teşkil edecek nitelikte bir karar da bulunmamaktadır. Bu sebeple öncelikle taraf vekillerinin Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğünden bilgi talep edilmiş, ilgili Genel Müdürlük ikili bir anlaşmanın mevcut olmadığı, fiili mütekabiliyete ilişkin de istatistiki bilgi tutulmadığını bildirmiştir. Yargılama sırasında İlk Derece Mahkemesince de Adalet Bakanlığı'na müzekkere ile durum hakkında bilgi istendiği, Bakanlık tarafından Dış İşleri Bakanlığından temin edilen 19.03.201 tarihli yazının dosya kapsamına girdiği görülmüştür.
Gelen yazı içeriğinde, Danimarka'da yabancı mahkeme kararlarının tenfiz edilmesi konusunun Danimarka Adalet Uygulaması Kanunu'nda düzenlendiği, yabancı mahkemeler tarafından verilen ve açıkça Danimarka kamu düzenine aykırı bulunmayan kararların tenfizi için gerekli şartların Danimarka Adalet Bakanlığı'nca belirleneceği, uygulamada ise Türk Mahkemelerince verilmiş boşanma ve velayete ilişkin hüküm içeren kararların doğrudan tenfiz edilebildiği, bunun yanında diğer özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan davanın dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden inceleneceği ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmemesi halinde tenfizinin mümkün olabileceği Danimarka Adalet Bakanlığı tarafından bildirilmiştir.
2. Türk Hukuku'nda tenfize ilişkin düzenlemeler 5718 sayılı Kanun'un 50 inci maddesi ve devamı hükümlerinde yer almaktadır. Buna göre; yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yetkili mahkemenin tenfiz kararı verebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması; ilâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması;
hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması; o yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması şartlarının bir arada bulunması gerekir. Tenfiz davalarında esastan inceleme yasağı (revizyon yasağı) söz konusu olup, mahkemece yabancı unsurlu bir uyuşmazlığa ilişkin tenfiz davasında yalnızca kanunda belirtilen şartların varlığının incelenmesi yoluyla yapılacaktır. Türk kamu düzenine açıkça aykırılık teşkil eden yabancı mahkeme kararlarının tenfizi mümkün değildir.
Ancak yabancı mahkeme kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığının denetlenmesi sırasında da esastan inceleme yasağı devreye girmekte olup, bu yasağın takdir hakkı ile ortadan kaldırılamayacağı açıktır. Şu durumda tenfiz hakiminin, tenfiz şartları dışında ilamın içeriği üzerinde incelemede bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Aksi halin kabulü, tenfiz hâkimini, üst mahkeme görevini kendinde bulması şeklindeki bir sonuca götürür.
3. Somut vakada, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında doğmuş özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili Danimarka mahkemesince verilen kararın tenfizi istenmiştir. Uyuşmazlık konusu, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmün veya fiilî uygulamanın olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamında bulunan Adalet Bakanlığı'ndan gelen müzekkere cevabına göre, uygulamada, özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan dava dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden incelenecek ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmemesi halinde tenfizi mümkün olabilecektir.
Bu haliyle, dava dosyasının en baştan iddia, savunma ve tüm kapsamıyla Danimarka mevzuatına göre değerlendirme yapılarak tenfize hükmedilebilecek olması esastan inceleme yasağına aykırı olup yeniden yargılama olarak görülmekle, 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aykırılığın söz konusu olduğu, iki ülke arasında fiili uygulama bulunmadığı dolayısıyla tenfizde mütekabiliyet şartının sağlanmadığı anlaşıldığından mahkemece bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme neticesinde davanın kabulü ile tenfiz hükmü kurulması doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/987281000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz